ANKARA

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türk Polis Teşkilatının 171'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Polis Akademisi Başkanlığında düzenlenen törene katıldı.

Diyarbakır'a geçen hafta bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Bizi kimse korkutamaz. Kamu düzeni için yola çıkmış, bu ülkenin bekası için polisimiz, askerimiz gece gündüz orada canını ortaya koymuşken, eğer ben bir gün can kaygısıyla böyle bir ziyareti yapmakta tereddüt edersem, işte o zaman bu makam bize haram olur. Bir an bile tereddüt etmedik, gittik. Ne terör örgütünden ne de herhangi bir başka yapıdan korkmadık, korkmuyoruz, kormayacağız."

"Mutlak zaferle neticelendireceğiz"
Bölücü terör örgütüne yönelik operasyonların kararlılıkla sürdüğünü vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bütün bu kampanyalara, saptırma çabalarına karşı biliniz ki terörü bu topraklardan son santimetrekaresine kadar temizleme iradesine sahip bir Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti var. Bu temizleme iradesini hayata geçirecek Silahlı Kuvvetlerimiz, Emniyet Teşkilatımız var. Bu zor, çetin kararları alırken güvendiğim tek şey milletimiz ve milletimizin bağrından çıkmış Silahlı Kuvvetlerimiz ve Emniyet Teşkilatımızdı. Sizlere güvenerek bu kararları aldık, sizlere güvenerek yolumuza devam ediyoruz, sizlere güvenerek bu mücadeleyi inşallah bir gün mutlak bir zaferle neticelendireceğiz."

"Üç asrı hesap ederek talimat verdim"
Terörle mücadele konusundaki kararlılığın sorgulanmak istendiğine dikkati çeken Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terörle mücadele konusunda bizim hükümet olarak şahsen ve bütün bir Emniyet Teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak üstlendiğimiz risklerin binde birini dahi üstlenmemişler, ahkam kesmeye kalktılar. Terörle mücadele konusundaki kararlılığımızı sorgulamaya kalktılar. Ben bunların hepsini takip ediyorum. Kimin ne düşündüğünü biliyorum. Bu sorgulama yapmaya çalışanların arkalarında kimlerin olduğunu da biliyorum. Ama onlar da bilsin ki, ben 23 Temmuz'da Silahlı Kuvvetleri'ne, Emniyet Teşkilatı'na yaptığımız güvenlik zirvesinde talimat verirken yaşadığımız üç günü değil, gelecekteki üç asrı hesap ederek talimat verdim.

Ceylanpınar'da polisimizin şehit edilmesi, Adıyaman'da askerimizin şehit edilmesi, Suruç'ta vatandaşlarımızın ve sınırda bir askerimizin DEAŞ tarafından şehit edilmesi sonrasında açık ve net bir talimat verdim; 'Türkiye Cumhuriyeti topraklarının her bir şehri, her bir ilçesi, her bir dağı, her bir vadisi, her bir santimetrekaresi terörden temizleninceye kadar mücadele edeceksiniz. Bir adım dahi geri dönmek, geri adım atmak yok'. O gün ne kadar kararlıysak bugün de aynı ölçüde kararlıyız. Kimse bu kararlılığımızı sorgulayamaz."

"İhanetin ta kendisidir"
Davutoğlu, usulsüz dinlemelere ilişkin, "Başbakanın odasına böcek koymak... O zaman ben Dışişleri Bakanıydım, Dışişleri Bakanının odasına böcek koyarak, Dışişleri Bakanı, MİT Müsteşarı ve Genelkurmay İkinci Başkanının son derece mahrem toplantısını dinlemeye çalışmak ihanetin, casusluğun ta kendisidir, vatana, devlete, millete, demokrasiye, mesleğe ihanettir." dedi.

"Eğer birileri memuriyet görevini ifa ederken, 'Dışarıda bir başka otoriteden de emir alabilirim, hatta bu emri uygularken İçişleri Bakanına, Başbakana bile hesap vermeden uygularım derse' kendisini kapının dışında bulur" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Eğer biri derse ki 'Amirini değil de, dini gerekçeler kullanarak şu zatı dinleyeceksin'. Ya da seküler gerekçeler kullanarak 'Şu devletin menfaatini daha iyi bilen şu yapıyı, şu vesayet odağını dinleyeceksin' derse, dönüp ona diyeceksiniz ki 'Eğer bana talimat vermek istiyorsan, çıkar o cübbeni veya başka makamlarda sembolize eden şeyleri. Gir seçime, halktan destek al, oy al. Gel, ondan sonra bana talimat ver. Bana talimat verecek yegane merci meşruiyetini halktan alan, hesabını da halka veren meşru Türkiye Cumhuriyeti Hükümetidir' diyeceksiniz."

"Bu yapılar tasfiye edilmelidir"
Bundan sonra "Paralel Devlet Yapılanması" benzeri yapıların doğmaya başladığı anda mutlaka tasfiye edilmesinin önemine işaret eden Davutoğlu, "Aksi takdirde devleti yaşatamayız. Aksi takdirde kimse modern, çağdaş, bürokratik sistem içinde görevini ifa edemez hale gelir. Bu anlamda devlet, şerik kabul etmez. Devlet otoritesi, kamu otoritesi kullanılırken ortak olunmaz. Hesap vermeyecek, vermesi mümkün olmayan kişilerin talimat vermesi de söz konusu olamaz." diye konuştu.

Hükümetten gelen talimatları uygularken, hesap verilecek mercinin milletin ta kendisi olduğunu vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu siyaset beğenilmezse, bir sonraki seçimde başka arkadaşlar gelir, bizim yerimize görev yaparlar. O zaman da onları dinleyeceksiniz. Meşruiyetini milletten almayan hiçbir gücün karşısında boynunuzu eğmeyeceksiniz, talimat almayacaksınız, onların istekleri doğrultusundan bir santim dahi adım atmayacaksınız. Sizden net olarak beklentimiz budur."
Editör: TE Bilisim