SON DAKİKA:

Yalta

Kurtuluş BAŞTİMAR
Kurtuluş BAŞTİMAR
  • 11.11.2017
  • 103 kez okundu

O kadar çok şeyi ifade ediyor ki Yalta…
Kırım ın güneyinde yer alan, tarihin en önemli toplantılarından biri olan Yalta konferansına ev sahipliği yapmış, dönemin Sovyet liderlerine tatil yeri olarak hizmet etmiş bir yer Yalta. Hem en güzel zamanların hem de en zifiri karanlık acıların yaşandığı, “bir gün döneceğiz” isyanının dağlarında yankılandığı yerin adıdır Yalta aslında.
Takvim yaprakları 18 Mayıs 1944 yılını gösterdiğinde ve henüz şafak sökmemişken, insanlar Kırım` in o huzur veren havası içerisinde, yıllarca vatan sahibi olarak uyudukları evlerinde o gece misafirlerdi… yıllar yılı anlatılacak sürgün hikayelerine, bir vatana hasret ve umudun konuk olduğu gözlerle nasıl yıllarca uzaktan bakılır ın öyküsünü yazacaklardı o karanlık gecenin ardından.
Kızıl ordu askerleri 18 Mayıs gecesi sabaha karşı Kırım ın genelinde geniş çaplı bir sürgün başlattı. Askerler silah dipçikleri ile kapıları kırarcasına dövüyor, içerde uyuyan insanlara ardı ardına hakaretler yağdırarak kapıyı açmalarını emrediyorlardı. Neye uğradığını anlayamayan Tatar halkı, apar topar evlerinden dışarı atılıyor ve beş “dakikanız var yanınıza ne alıyorsanız alın ve tren istasyonuna doğu yola çıkacaksınız” emir Kırım halkının kalbi gibi tertemiz, bembeyaz evlerinin duvarlarında yankılanıyordu. Halk yanına seccadesini, kuranını ve bir kaç parça eşyasını alarak tren istasyonuna doğru askerlerin kontrolünde yola koyuldular.
Uykudan yeni uyanmış gözlerde korku ve endişe hakimdi. Nereye gittiklerini, ne olduğunu anlamamışlardı bile. Onları yerlerinden, yurtlarından edecek hangi suçu işlemişlerdi? Oysaki cesur ve hünerli olan bu halk, Sovyetlerin Almanya` ya karşı verdiği savaşta kızıl orduya katılarak savaşmış ve birçok şehit vermişti. Yürüyorlardı, onlar önde askerler ellerinde silahlar arkalarında. Ve evleri, ocakları, köyleri, şehirleri, sevdiğini gurbete yollayan, tepeden tırnağa iffetin ve edebin temsili olan genç bir kız gibi arkalarında kalmıştı. Önlerinde ki zifiri karanlık gece gibi bilinmezliklerle doluydu hepsinin akılları.
İstasyona yaklaştıklarında kendilerini bekleyen hayvan taşımak için kullanılan vagonlardan oluşan tireni gördüler. Tüm insanlar vagonlara tıklım tıklım olacak bir şekilde doldurulmaya başlandı. Öylesine dolduruyorlardı ki insanları, vagonda herkes ayakta ve oturacak kadar dahi yer yok… insanlar bir birinin nefesini enselerinde hissediyordu. Ve son kişiyide zorla sıkıştırdıktan sonar, vagonların kapakları çakılıyor sağlam çivilerle. Ve sonra… sonrası günlerce hiç durmadan, mola vermeden süren yolculuk. Her vagonda küçücük birer havalndirma boşluğu var. ancak içerde çok fazla insan olduğundan uzayan yolculukla birlikte vagon içerisindeki hava tükenmeye başlar. Yaşlı kadınlar ve yaşlı erkekler bu ölüm yolculuğuna daha fazla dayanamazlar, ve tıklım tıklım olan hayvan taşıma vagonlarında insanlar ölmeye başlar. Ölüye bile saygı yoktur, tiren durmaksızın yoluna devam eder ve ölen insanları içerdekiler havalandırma boşluğundan tiren yolunun kenarına atmaya başlarlar. Kimi insan hava yetmezliğinden, kimisi ise tuvalet ihtiyacını gideremediği için olur. Kırım ın bu masu halkına yapılan zulüm bununla da bitmez tabi ki. Sibirya` ya kadar sürülen bu halk, kendi soydaşlarına karşı da sovyet yönetimi tarafından kötülenir. Bir kısmı orta asya ülkelerine sürülür bu tiren yolculuğunda ve daha tiren o ülkelere ulaşmadan, haklarında ülkelerini satanlar geliyor diye kara bir propaganda başlatılır. Sovyetler birliği` nin uydurduğu gerekçeye göre, Kırım halkı Almanlarla iş birliği yapmış ve Sovyetlere ihanet etmiştir.
Sürgün edilen Kırım tatar halkının yerine ise Rusya nın değişik yerlerinden getirilen insanlar yerleştirilmişti. Yıllar sonra bu yaşanılan acılar, özlemler ve çalınan hayatlar, Cengiz dağcı’nın o muhteşem eserlerinde yerini alacaktı.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Suudi Arabistan’da neler oluyor?

Arap Baharı’nın farklı bir türü Suudi Arabistan’a sıçramış durumda. Suud ailesi içinde etkili konumdaki üç farklı grup perde arkasında birbirlerine...

Kapat