$ DOLAR → Alış: 6,12 / Satış: 6,14
€ EURO → Alış: 7,20 / Satış: 7,23

SAĞLIKLI GÜNLER

Dinçer KARACALAR
Dinçer KARACALAR
  • 03.08.2017
  • 1.294 kez okundu

 

TATİL KİLOLARININ SUÇLUSU: AÇIK BÜFE

HER ŞEY DAHİL”EGZERSİZİ DE EKLEYİN

Yaz aylarında fit olabilmek için bütün günü spor ve diyet ile geçirenler, tatilde açık büfe tuzağına dikkat! Birbirinden güzel yiyeceklerin, tatlıların yer aldığı her şey dahil sofralar, kısa sürede kilo almanıza neden olabilir. Hem tatil yapıp dinlenmek hem de kilo almadan geri dönmek istiyorsanız gün içerisinde yapacağınız egzersizler, ara öğünler ve dengeli beslenme ile ideal kilonuzu tatil sonrasında da koruyabilirsiniz.

Tatilde soslu ve ağır yemekler yerine bol yeşillikli ve dörde bölünmüş tabaklar hazırlayın diyen Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır İçerenköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Korkmaz; tatili fit ve sağlıklı geçirmek isteyenler için beslenme tüyoları verdi:

  1. TATİLDEN ÖNCE TARTIYA ÇIKIN: Tatile gitmeden önceki kilonuzu not olarak yazın. Tatil dönüşünde de tartılıp kilonuzu not edin. K

  2. KAHVALTISIZ GÜNE BAŞLAMAYIN: Günlük hayatınızda olduğu gibi tatilde de mutlaka iyi bir kahvaltı yapın. Kahvaltı, günün en önemli öğünü. Açık büfede kahvaltıda bol yeşillik, domates, salatalık almayı unutmayın. Tabağınıza alacağınız birkaç çeşit peynir ile birlikte yağsız omlet ya da haşlama yumurtayı tercih etmek size tokluk hissi verecek besinlerin başında yer alıyor. Tatlı olmadan kahvaltı yapamam derseniz açık büfede yer alan kuru meyveler ya da 1 yemek kaşığı bal veya reçel tatlı ihtiyacınızı karşılayacaktır. Masum görünen kahvaltıdaki en büyük tehlike ise hamur işi yiyecekler. Bu noktada tercih hakkınızı bir çeşit veya yarım porsiyon olarak kullanmaya çalışın.

  3. ARA ÖĞÜNLERİ TATİLDE ATLAMAYIN: Kahvaltıda verilen kuruyemişlerden bir avuç ya da kuru meyvelerden 4-6 adet ya da bir orta boy taze meyve ara öğün için ideal olacaktır.

  4. TATLININ CAZİBESİ SİZİ KANDIRMASIN: Tatillerde tatlı büfeleri insanı içine çeken bir görsellik içerisinde. Bu nedenle de tatlı büfesine dikkat edin. Tercih ve porsiyon miktarı çok önemli. Sütlü tatlı ya da dondurma tüketmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Hamur işi ya da kızartma şeklinde yapılan bir tatlı tüketmek istediğinizde ise yarım porsiyon ve öğle yemeğinde tüketmek daha doğru olacaktır.

  5. İÇECEK KİLO YAPMAZ DEMEYİN: Sıcak havalarda yediklerimiz kadar hatta bazen daha fazla kaloriyi içeceklerimizden alıyoruz. Bu noktada önemli olan, tercih edilecek içeceklerin ne olacağı. Tabi ki öncelikle ilk tercihimiz su olmalı. Onun dışında maden suyu, soda, diyet içecekleri çok abartmamak şartı ile tercih edebiliriz.

  6. ALKOL YAĞLI YEMEK KADAR KALORİLİ: Alkol tüketiminize dikkat edin. Alkollü içecekler, her şey dahil tatil anlayışında yemeklerden daha tehlikeli olabilir. Unutulmamalıdır ki, alkol tüketildiğinde metabolizma yağlı bir besin alıyormuşsunuz gibi davranıyor. Bu noktada önemli olan sıklık ve alınan içeceğin alkol oranının ne olduğu. Alkollü içecek tüketildiğinde, o öğün yemek porsiyonlarını azaltmak kilo kontrolü açısından iyi olacaktır.

  7. HER ŞEY DAHİL SİSTEME EGZERSİZİ DE EKLEYİN: Her şey dahil tatil anlayışında bir önemli noktada da hareketin az olmasıdır. Tabi ki tatil demek dinlenmek demektir ama yine de günde yapılacak 30 dakika yürüyüş, alınan kalorilerin bir kısmının enerjiye dönüşmesi açısından iyi olacaktır.

Her zaman söylediğimniz gibi az ve sık aralıklarla beslenme planı prensibini unutmamak gerekir.

 

 

 

AYAKKABI SEÇİMİNE DİKKAT!


Mutlu bir yaşam sürebilmemiz için ilk koşul sağlıklı olmaktır. Bütün ömrümüzü üzerinde geçirdiğimiz ayaklarımız sağlığını korumamız gereken organlarımızdan biridir. Ayaklarımız vücudun dengede kalmasında çok önemli rol oynar. Ayak problemlerinin tek nedeni ayakkabılar değildir. Kas- kemik yapısındaki sorunlar, genetik faktörlerde rol oynar. Fakat ayak sağlığının korunmasında en önemli faktörlerden biri doğru ayakkabı seçimidir. Ayakkabı seçimi kişilere göre farklılık gösterir. Kış geldi, kalın ayakkabılar, botlar hayatımıza girmeye başladı…Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi, Ortopedi bölümünden, Op. Dr. Eyüp Bakmaz ayakkabı seçiminin önemine dikkat çekiyor;

1- Ayakkabınız ayak şeklinize uygun mu? Ayakkabıların kişinin ayak yapısı ve fonksiyonuna uygun olması gerekir. Kullanılan ayakkabının ayak ile uyumlu olmasının yanında zeminle de uyumlu olması gerekmektedir.

2-İlk kural rahatlık! Rahatlık ön planda olmalı, doğal malzemelerin bulunması ve aşırı terlemeyi engelleyen yapıda olması lazımdır.

3-Dar ve sivri burunlulara dikkat! Uzun süre giyilen, dar, sivri burunlu, yüksek topuklu ayakkabılar hem ayak şeklini bozar hem ayağın dolaşımını olumsuz etkiler. Ayağın ön kısmına binen yükün artması sonucu parmaklarda kalıcı şekil bozuklukları, nasırlaşma, topuk dikeni, yürümede güçlük, erken yorulma, bacak ağrıları hatta bel- sırt ağrıları oluşmaktadır.

4-Ayakta oluşan enfeksiyonları tedavi edilmeli: Ayakta tırnak batmaları, mantar enfeksiyonu oluşabilir. Tüm bunları engellemede ayakkabı seçimi oldukça önemlidir.

5-En büyük hata sadece estetik kaygılarla seçim yapmak: Yapılan en önemli yanlışlardan biri estetiği ön planda tutarak (özellikle kadınlarda) ayağa ve zemine uygun ayakkabı seçiminin yapılmamasıdır

6- Dolaşımı bozmayacak, dar, sivri burunlu, yüksek topuklu olmayan ayakkabı tercih edin.

7- Doğal malzemelerden yapılan ayakkabılar seçin.

8- Ayağın hava alması sağlayan malzemelerden üretilip üretilmediğine önem verin.

9- Terlemeyi engelleyen çoraplar kullanın. Bakteri ve mantar üremesi böylece engellenebilir.

10- Fonksiyona uygun ayakkabı seçin: Örneğin, spor yaparken günlük ayakkabı kullanılmaz spor ayakkabı kullanılmalıdır.

11- Doğru ayakkabı seçimiyle ayakta şekil ve basma bozuklukları, nasır oluşumu, tırnak batması çok büyük oranda engelleyebilirsiniz.

Türkiye’ de ayakkabı seçiminin bu kriterlere göre doğru şekilde yapıldığını pek söyleyemeyiz. Daha çok estetik ön planda tutulup diğer önemli faktörler göz ardı edilmektedir. Ofis ortamında da yukarıdaki kriterler göz önüne alınmalıdır. Böylece hem yaşam kalitesini hem iş verimliliğini arttırmak mümkün olur.

OP. DR. SEVAL TASDEMIR (RECAI KOMUR 01.12.2014)

 

Yaz sıcaklarında anne adaylarına uyku tüyoları

Hamilelik dönemi bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Özellikle de yaz sıcaklarında yaşanan uyku problemleri bu zorlukların başında geliyor. Anne adaylarının yaz sıcaklarında nelere dikkat etmesi gerektiğini Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir anlattı…

  • Hamilelik döneminde sağlıklı ve uzun bir uyku için diyetinizden kola, kahve ve çay gibi içecekleri çıkarın.
  • Gündüz saatlerinde bol bol sağlıklı sıvılar alın, uyumadan iki saat önce sıvı tüketmeyin ve ağır yemeklerden kaçının.
  • Bulantılar için yatmadan önce kraker yemek faydalı olacaktır.
  • Düzenli egzersiz yapın. Ancak yatmaya yakın zamanlarda egzersiz yapmayı bırakın.
  • Yatağa gitmeden önce ılık duş almak sizi çok rahatlatacaktır.
  • Aynı zamanda süt içmek de iyi bir uyku için yardımcı olur.
  • Yaz sıcaklarında ferahlamak için eğer bulantınız yoksa dondurmadan da yararlanabilirsiniz.
  • Geceleri sık sık bacak krampları ile uyanıyorsanız, doktorunuz ile kalsiyum ilaçları alıp alamayacağınızı konuşun.
  • Sinek ilaçlarını odanızda başucunuzdaki prize değil, ayak ucuna veya uzak bir yere takmaya özen gösterin.
  • Yatak odanızda internet modemi bulunmasın, telefonu yatmadan yarım saat önce bırakın, telefon baş ucunuzda uyumayın.
  • Gebelik döneminde yatağınız sert olmalıdır.
  • Gebeliğin ilerleyen haftalarında sırt üstü ve yüz üstü yatmakta zorlanabilirsiniz. Sol tarafa yatarak dizleri kıvırmak ve bacakların arasına yastık koymak size ve bebeğinize en iyi yatış pozisyonunu verecektir. Bu yatış şekli plasentaya en uygun şekilde beslenme imkanı sağlamaktadır ve böbreğin rahat çalışmasını sağlar ve vücutta özellikle eller ve dizlerde oluşabilecek ödemi azaltır.
  • Sırtüstü yatmak gebelikte uygun bir pozisyon değildir. Rahimin sırtınıza yapacağı ağırlık ağrılara sebep olabilir, bağırsakların damarlara uygulayacağı baskı kan akımında sıkıntılara ve hemoroide sebep olabilmektedir.
  • Aynı zamanda yüzüstü yatmak da rahime ve bebeğe baskı uygulayacağı için uygun değildir. Ayrıca erken doğum tehdidi veya plasenta yetmezliğinin olduğu durumlarda, anne adayının gündüzleri de istirahat etmesi gerekebilir. Bu tip istirahatlerde anne adayının sol tarafının üzerine yatması önerilir.
  • Rahat bir uyku için gebelik yastığı kullanmak faydalı olabilir. Bu yatış şekline zamanla alışabilirsiniz ve uyku sırasında pozisyonunuzu değiştirseniz bile endişelenmeden sol tarafınıza dönerek uygun şekilde uyumaya devam edebilirsiniz.
  • Evdeki sizi rahat ettiren yastıkları her yerde kullanın. İsterseniz dizlerinizin arasına, isterseniz belinize, isterseniz de başınızın altına koyun.

 

 

Amasyalı Çocuklar Bilimle Buluştu

Bayer’in Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ile birlikte yürüttüğü Bayer Genç Bilim Elçileri Projesi’nin gezici birimi olan Bilim Tohumları Ekibi, Amasya’da çocuklarla buluştu.

Proje için özel olarak tasarlanan araçları ve ekipmanıyla Amasya Merkez Abdurrahman Kamil İlkokulu ve Amasya Aydınlık Köyü Aydınlık İlkokulu’nda 2 gün boyunca toplamda 90 çocukla bir araya gelen ekip, özellikle 9-12 yaş grubu çocuklarla eğlenceli bilim etkinlikleri gerçekleştirdi. Çocukların başta doğa olayları olmak üzere etraflarında olup bitenleri sorgulaması ve araştırması hedeflenen etkinliklerde, Bayer Genç Bilim Elçileri Projesi Bilim Tohumları Ekibi’nde gönüllülük yapan üniversite öğrencisi Toplum Gönüllüsü gençler yer aldı.

Kırsal alanlarda yaşayan çocuklara bilimi sevdirmek üzere yola çıkan Bilim Tohumları Ekibi, Mayıs – Kasım 2017 dönemi boyunca Amasya’nın ardından Kayseri, Karaman ve Burdur’da çocuklarla buluşacak.

“Bayer Genç Bilim Elçileri”, 2017 yılında 5000 çocuğa daha ulaşarak sorgulamanın ve merakın önemi konusunda daha fazla öğrenciyi bilinçlendirmeyi hedefliyor.

İngiltere’nin en saygın ödüllerinden Best Business Awards’da “En İyi Kurumsal Sosyal Sorumluluk” ve The International CSR Excellence Awards ödüllerine layık görülen Bayer Genç Bilim Elçileri Projesi kapsamında, son beş yılda 1.750 gönüllü bilim elçisi ile 22.860 öğrenciyle bir araya gelindi.

###

Türkiye’nin gezen laboratuvarı: Bilim Tohumları Ekibi

Bayer’in TOG işbirliği ile 2011 yılından bu yana yürüttüğü Bayer Genç Bilim Elçileri projesinin gezici birimi olan Bilim Tohumları Ekibi, dördüncü yılında da Türkiye turuna devam ediyor.

Türkiye’yi köy köy gezen ekip, gittikleri yerlerde köy kahvesi, okul bahçesi gibi alanlarda çocuklarla buluşuyor. Gezici araçlarında taşıdıkları portatif masa, sandalye ve çadırları ile renkli ve bir o kadar eğlenceli bir etkinlik alanı hazırlayan ekip, çocukların da dâhil olduğu yedi eğlenceli deney yapıyor. Uzman danışmanların hazırladığı eğitim programına katılarak “Bilim Elçisi” olan gönüllü gençler, çocukları soru sorma konusunda yüreklendirerek, bilim üzerine düşünmek için laboratuvar koşullarının mecburi olmadığını vurguluyor

 

 

 

 

 

PÖRTLEK GÖZ ARTIK ÇARESİZ DEĞİL !

Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr.Ümit Beden konu ile ilgili bilgiler verdi.

Bazı hastalarımızda yapısal olarak doğuştan gelen veya sonradan gelişen pörtlek (iri) göz yapısı mevcuttur. Bu hastalarda gözün fonksiyonlarını korumak veya kozmetik olarak daha iyi bir görünüme sahip olabilmek için orbital dekompresyon ameliyatı uygulanabilmektedir. Orbital dekompresyon ameliyatı, göz çukurunu (orbitayı) genişletmek için uygulanan bir ameliyattır. Göz çukuru (orbita), göz küresi ve çevresindeki kaslar ile sinirleri içerisinde barındıran kemik yapıdır. Kemik duvarların sert olması nedeni ile bu duvarlar esneyemezler. Göz ve çevresinde hacim artışına neden olan tümör veya tiroide bağlı oftalmopati (Graves) gibi durumlarda, kemik duvarlar esneyemediği için, göz küresi ve göz siniri basınç altında kalacaktır. Bu tür olgularda, orbitanın kemik duvarları açılarak orbita hacmi genişletilebilir, bu orbital dekompresyon ameliyatıdır. Bu sayede, göz siniri ve göz küresi üzerindeki basınç artışı da tedavi edilmiş olur.

 

Panik atak ve çözüm yöntemi

Panik atak sorununun nedenleri ve çözüm yöntemi konusunda Uzman Psikolog Yasemin Aydoğdu’nun görüşlerini aldık;

Panik atak; ani olarak ortaya çıkan endişe, kaygı, yoğun korku ya da rahatsızlık duyma dönemidir. Genellikle 20-30 dakika sürer, nadir olarak 1 saatten uzun sürer. 

Yineleyen beklenmedik panik atakları da panik bozukluğunu oluşturur. 

Panik atak sırasında çarpıntı, kalbin küt küt atması ya da kalp hızının artması, terleme, titreme ya da sarsılma, soluğun daraldığı ya da boğuluyor gibi olma duyumu, soluğun tıkandığı duyumu, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma, bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacak gibi olma duyumu, titreme, üşüme, ürperme ya da ateş basması duyumu, uyuşmalar, gerçek dışılık ya da kendine yabancılaşma, denetimini yitirme ya da çıldırma korkusu, ölüm korkusu belirtilerinden dördü ya da daha fazlası ortaya çıkar. 

Atak sırasında konuşmakta zorluk çekilebilir. 

Panik atak, bireyin kaygılarını ve ölüm korkusunu arttırdığı için, kalplerinde, beyinlerinde ya da bedenlerinin başka yerinde sorun olduğunu düşünebilirler.

Bedensel duyumlarına yönelirler. Yoğun korku içinde olan birey, rahatlayabilmek için ortamdan kaçmak ve uzaklaşmak ister, hastaneye gidebilir. Kontrol edilerek hiçbir sorunlarının olmadığı söylenen bireyler bunlara inanmayarak, farklı farklı uzmanlara giderler. 

Atakları tekrar yaşamaya yönelik, korku ve beklenti kaygısı halinde olurlar ve tetikte olmaya başlarlar. 

Panik bozukluğunun çözümü mümkündür. Erken dönemde çözülmediğinde depresyona sebep olabilir. 

Panik ataklara sebep olan etkenler genellikle korku kaygı gibi duygulardır, bunların kaynağı ise yaşanan olaylar, öğrenilmiş yanlış ve olumsuz düşünce kalıpları olabilir.

Hipnoterapi ile bireyin çocukluğunda ya da sonraki dönemlerinde panik atak sorununa sebep olan durumlar, bilinçaltı düzeyde ortaya çıkarılarak anlamlandırılır ve çözümlenir. Bireyin olumsuz düşünceleri ve bakış açısı değiştirilir. Korku ve kaygının ortadan kaldırılması, gevşeme, stres kontrolü, davranış kontrolü sağlanır. Bireyin geçmişine dair herhangi bir durum bulunmuyorsa, panik atak sorunu telkinlerle çözümlenir. 

 

 

 

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
VİCDANIMIZA KAZINAN GERÇEKLER..!

‘’Nefis çoğu zaman yalanların, yalancıların; vicdan ise gerçeklerin, doğruları savunanların sesidir?’’ Gerçekten de öyle midir?  Nefis yalanların, yalancıların; vicdan ise...

Kapat