$ DOLAR → Alış: 6,13 / Satış: 6,16
€ EURO → Alış: 6,95 / Satış: 6,97

AŞK TAMAMLANMAKTIR, HAYATINDAKİ HER ŞEYİ ONUNLA TAMAMLAMAKTIR.

Hem başarılı bir şarkıcı hem sporcu hem yakışıklı hem de hayvan dostu olan Sinan Güleryüz ile birlikteyiz. Pazar günü Özge Özder ile mutluluğa ‘Evet’ diyen Sinan Güleryüz ile Özge Özder ile ilişkisi hakkında, evlilik hakkında tabi ki meslek aşkı olan müzik hakkında bolca sohbet ettik. Hayatındaki müziği sadece tanım olarak değil, bütün derinliğiyle birlikte yaşamayı tercih etmiş bir sanatçı.  Birçok enstrümanla bir bütün olmuş, elindeki mikrofonun hakkını veriyor. Herkes gibi ben de müziğinin, sesinin bir hayranıyım; ama kendisini tanıyınca anladım ki, Sinan Güleryüz ismini çok daha sık duyup, başarılını çok daha fazla alkışlama şansı bulacağız.

Gizem YILDIZ
Gizem YILDIZ
  • 28.07.2018
  • 247 kez okundu

1) Merhaba Sinan, profesyonel müzik hayatın nasıl başladı?

– Aslında 16 yaşlarında başladı. Hacettepe konservatuarı şan hocalarından özel derslerle başladı; ama profesyonel olarak ilk adımım İstanbul’a geldikten sonra, İstanbul Devlet Opera ve Şan bölümü müdürü Şamil Gökberk ile şan eğitimime devam ettim. Sonra Bt Müzik Akademisinde devam ettikten sonra en son Sezen Aksu’nun Müzik Okulu Stüdyo Lonca’da eğitimime full gaz devam ediyorum.

2) Senin için küçük yaşlardan beri müzik tutkunudur diyebilir miyiz? Babanın müzik geçmişinden etkilenmiş olabilir misin?

Kesinlikle diyebiliriz. Ben müzisyen bir aileden geldim, bizde herkes bir şeyler çalar ve söylerdi. Hafta sonları toplanıp, kalabalık yemekler verip hep birlikte şarkılar söyler eğlenirdik. Babam zamanında Altın Mikrofonu kazanmış; fakat hayalinin peşinden o zamanın koşulları ve imkanları yüzünden gidememiş; ama ben sonuna kadar ilerlemeyi düşünüyorum. 

3) Her şarkıcının hayalini kurduğu bir albüm veya bir single vardır; senin de mikrofonu eline aldığında en büyük hayalini yaşayacağın bir düşün var mı? 

Olmaz mı, tabii ki var. İtalya’da veya İspanya’da çok büyük amfi tiyatrolar var. Oralarda dev bir orkestra ile müziğimi yapmak isterdim. Dahası Harbiye Açık Havada vermek sanıyorum…

4) 90’lı yılların şarkılarına aşırı bir düşkünlüğün var. Severek dinlediğin tarz 90’lar…

– 90’lar kuşağı olmak sanırım ki, böyle bir şey; çünkü o kadar kaliteli müziği bir arada dinledik ki, şuan bana herşey sahte ve fazla elektronik geliyor. Neyse ki Eser Taşkıran aranjeleri yine bizi o yıllara götürüyor. Elimden geldiğince bende kaliteli müzik yaparak eski havayı yakalamak istiyorum.

5)  Sezen Aksu’nun stüdyosunda hala çalışmaların devam ediyor mu?

Stüdyo Lonca bir okul gibi, orada eğitim hiç bitmiyor; çünkü olmuş meyve dalından düşer. Hiçbir zaman ben oldum dememek lazım. Bu işle uğraştığım süre boyunca da inşallah eğitimim hep benimle birlikte gelişmeye devam edecek ve bende bunun için elimden gelen herşeyi yapacağım. Çünkü gelişemediğim, kendimi geliştiremediğim yerde duramıyorum.

6) Gitar ve piyano çaldığını biliyorum. Başka enstrümanlara da merakın var mı?

Aslında birçok enstrüman çalıyorum ve hepsini kendim öğrendim. En çok üstüne düştüğüm şey piyano. Bence o herşeyin başı. Her gün 1 saat piyano beni çok rahatlatıyor. Bu aralar kanuna merak saldım. Çala çala hepsini öğreniyorum.

 7) Lise defterlerinden sakladığın yazıları ne zaman müziğinle birleştirip sevenlerinle kavuşturacaksın?

Aslında o zamanlar çok fazla şiir yazıyordum; fakat bunu müziğe dönüştürmek zor oluyordu. Şimdilerde bunu besteleyip, güzel bir müzikle birleştirip, dinleyicinin karşısına çıkmaya hazırlanıyorum. Gelecek çalışmalarım bunları kapsıyor olacak.

8) 20 küsur yılı geçkindir bir spor geçmişin var. Müzikten önce en çok spor mu vardı?

Aslında müzik hep vardı; ama spor benim için bir vazgeçilmezdi. İki farklı branşta spor yaptım ben; ama müziğe olan ilgimi ve şevkimi hiç kırmadım. Evde, işte, yolda, antrenmanda, hatta uyurken bile müzik benim için hiç susmaz.

9) Hala spor hayatın devam ediyor mu? Eğitim veriyor musun?

Spor hayatım tabii ki devam ediyor; daha az olsa da… Yani, eskiden haftada 7 gün iken şimdi haftada 4 gün Özge’yle (Özder) çok keyifli bir şekilde çalışıyoruz. Allahtan beni bu konularda yalnız bırakmıyor; çünkü sporsuz yapamam. Spor benim için bir hayat tarzı, hayat felsefesi olmuş. Eğitim verme durumum çok nadir, verdiğim kişi sayısı az oluyor; çünkü geçimimi şuan bununla sağlıyorum. 

10) Bir röportajında kadınların arasında büyüdüğünü söylemişsin. Kadın ruhuna hitap eden bir erkeksin o zaman…

Aslında, kadın ruhundan anladığım kendimce ve her erkek kadar. Avantajlarım hep oldu; çünkü annemin güzellik salonu vardı ve çok uzun yıllar -büyüme ve ergenlik döneminde- annemi görmek için oraya çıkmam gerekiyordu. Evet, kadınların arasında büyüdüm ve bu beni onların ruh halinden ve isteklerinden anlayan erkek olarak bir adım önde biri haline getirdi.

11) Özge Özder ile uzun süredir birliktesin. İlişkiniz nasıl gidiyor?

İlişkimiz oldukça eğlenceli, saygılı ve huzurlu geçiyor. Hepsini bir arada tutuyoruz; çünkü birbirimize çok fazla güvenip destek veriyoruz. Birimizden birisi herhangi bir konuda başarılı olduğunda, ikimizde sanki kendimize olmuş gibi seviniyoruz. Bu duygu ilişkimizi de, hissimizi de, başarımızı da yukarı taşıyan bir durum; çünkü “Biz” kavramı böyle bir şey değil mi?

12) Evlilikten korkan erkeklerden oldun mu?

Özge’yle asla! Çünkü daha önce de dediğim gibi birbirimize o kadar çok kenetlendik ki, bu süreçlerin tamamını birlikte, güçlü şekilde atlattık. Evlilik korkulacak bir şey değil, eğer karşınızdaki doğru insansa; çünkü alacağınız her karar ya da yapacağınız her eylemi sonuna kadar güvendiğiniz ve istediğiniz biriyle yapmak paha biçilemez bir duygu.

13) Senin için aşkın tanımı nedir? Hislerini nasıl tercüman edersin?

Aslında Aşk tamamlanmaktır, hayatındaki her şeyi onunla tamamlamaktır,. Onsuz hiçbir şey yapmak istememek, herşeyin sadece onunla güzelleştiğini görmek ve canı yandığında canının yanmasıdır. Bu konuyu Ömer Hayyam’ın bir sözüyle bağlayayım. 

Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam ? 

Ben haramı helali karıştırmam. 

Seninle içilen şarap helal,

Sensiz içtiğim su bile haram

14) Mutlu bir ilişkin olduğuna göre sence, kadın erkek ilişkilerindeki sorunlu birlikteliklerdeki anlaşmazlıkların temel nedeni nedir?

Aslında sorunun cevabı soru da var; anlaşmazlıklar. Karşılıklı anlayış her şeydir. Birbirine üstünlük taslamak, haklı haksız kavgası yapmak o kadar saçma ve anlamsız ki… Boştan yere bir zaman kaybı; çünkü hayat bol keseden harcayacak kadar maalesef uzun değil. Az zamanda kaliteli, keyifli ve mutlu bir birliktelik yaşayıp, karşındakini kırmamaya çalışmak yeterli olacaktır zannediyorum.

15) Yakışıklı, yetenekli, sanatçı bir insansın. Müzik dışında ekranlarda yer almayı, dizilerde veya sinema filmlerinde rol almayı hiç düşündün mü? Bununla ilgili teklifler geldi mi?

Aslında evet, Türkiye’nin en iyi ödüllü kadın oyuncularından biri beni özel olarak çalıştırıyor. Bundan daha şanslı nasıl olabilir ki insan. Sadece şunu düşündük, müzik kariyerimle insanlar beni tanısın ve sevsin istedim. Yani, benim ekranla tanışmam öncelikle müzikle olmalı. İleride her iki tarafında anlaştığı keyifli işler olursa neden olmasın. Seve seve 

16) Son yıllarda hayvan haklarına yapılan saldırılarda, onların sesi olmak için birçok etkinliğe katıldın ve Bana Göz Kulak Ol derneğinin üyelerindensin. Bu şiddet biraz da cezasız kalındığı için artıyor…

Maalesef! Yasamızda bu güzel canlar hala mal olarak nitelendirilip; sanki kişinin, defterine, kitabına, kalemine bir zarar vermişsiniz gibi muamele görüyor suçlular. Caydırıcı bir yasa olmadığı içinde yeteri kadar sonuç alınamıyor. Evet, son yıllarda Özge’nin çok ciddi katkılarıyla bende işin bir ucundan kendimce tuttum ve şimdi birlikte burada da omuz omuza yürüyoruz. Bir yerlerde bir cana katkımız olabiliyorsa ne ala.

17) Sence hayvanlara yapılan bu şiddeti engellemek için neler yapılmalı?

Öncelikle bizim onların yaşam alanlarını işgal ettiğimizi görüp, insan olduğumuzu hatırlamalıyız. Okullarda yeni ve genç nesillere eğitimler verilmeli, aileler çocuklarına hayvan sevgisini aşılamalı. Bilinçli ve eğitimli toplum çok daha az hata yapar. Suçlular cezasız kalmamalı, bu suçu işleyenler caydırıcı cezalar almalı. 

18) Bu durumda herkesin üstüne düşen bir pay var; ama ne yazık ki bunu algılayabilen az bir topluluğuz…

Her işin başı eğitim diye boşuna konuşmuyoruz. Öncelikle devletimiz kendi üstüne düşen görevi eksiksiz yapmalı, sonra toplum bilinçlendirilmeli, en son olarakta yasalarla bu sistem korunmalı. 

19) Bu güzel sohbet için teşekkür ederim. Son yıllardaki müzik piyasasının gelişimini nasıl yorumluyorsun?

Teknoloji çağı insanlara faydalı ve verimli kullanımı sunuyor; fakat artıları olduğu kadar eksileri de var. Örneğin; eskiden bi aranje yapıldığında enstrümanların tamamı canlı çalınırdı. Ses süper bir akustikte duyulur, şarkının içinde kaybolurduk. O yüzden benimde tarzım 90’lar zaten; fakat teknoloji bunu maalesef bitirdi. Şimdilerde Türkiye’nin en iyi isimleri bile orkestranın arkasına alt yapı koyuyor. Half playback yapıyor ve o eski aranjedeki samimiyetten uzaklaşıp, tamamen elektronik bir müzik kalitesi ortaya çıkmaya başlıyor. Bu benim için hem bir üretici hem ifadeci hem de dinleyici olarak çok rahatsız edici bir durum. İnşallah bu algıyı kırarak insanların içindeki o 90’lar ruhunu tekrar geri getireceğim. Zaten çıkış amacım ve müziğim de buna hizmet ediyor. 

Ben çok teşekkür ederim. Sevgiyle kalın ve 

“Müzik Hep Işığınız Olsun… “

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
LOZAN ZAFERİ

I.nci Dünya Savaşını yenilen ve 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes anlaşmasıyla teslimiyeti kabul eden Osmanlı 1699’dan beri devam eden geri...

Kapat