Sevgili gençler, tahsiliniz bittikten sonra meslek hayatınızda, aile içinde, insanlar arası münasebetlerde velhasıl ömür boyu başarılı olmak isteyeceksiniz. Bu ve bundan sonraki haftalarda okuyacağınız yazılarımda, üniversiteyi bitirmiş ve çalışma hayatına atılmış kardeşlerimize veya hem okuyup hem de çalışan üniversite öğrencilerine hayatta başarılı olabilmeleri için gerekli olan temel kaideleri vermeye çalışacağım.
Başarılı olmak ne demektir? Başarılı insan olmak için nasıl bir kişiliğe sahip olmalıdır? Bunların cevaplarını vermeye çalışacağım. Başarılı olmak deyince biz şunu anlıyoruz; yaptığı işi önce kendisi beğenen ve bu işten haz duyan, bu işi istekle yapan, yaptığı iş ve davranışları başkaları tarafından da beğenilen, yaptığı iş ile kendisine ve başkalarına faydalı olan ve ekmek su gibi ihtiyaç duyulan hem kazanan ve hem de kazandıran bir insan olmaktır. Bugüne kadar edindiğim bilgileri şu başlıklar altında sizlerle paylaşacağım.
1. BAŞARININ DÜŞMANLARI
a. İçimizdeki düşman ve en büyük hastalık tembellik
b. Dışımızdaki düşman: Kötü arkadaş
c. Çevremizdeki düşman: Kötü örnekler
2. BAŞARILI OLMANIN ŞARTLARI
a. Sağlam bir karakter
b. Değişime ayak uydurabilmek
c. Kuvvetli bir irade
d. Fikir üretebilmek
e. Durum değerlendirmesi yapmak
f. Problem çözücü olmak
g. Proaktif (aksiyoner) olmak ve daima inisiyatifi elde tutmak
3. BAŞARININ FORMÜLÜ
BAŞARININ DÜŞMANLARI
İster öğrenimde ister iş dünyasında olsun herkes başarılı olmak ister. Fakat aşağıda açıklayacağımız düşmanlara mağlup olarak başarı fırsatını elinden kaçırır. Bu düşmanlar yol keser ve bilhassa tecrübesiz masumlara musallat olurlar. Bunlara karşı elinizde irade denilen bir silahınız var. Bu silahı kullanabilirseniz kurtulursunuz. Fakat iradenizi bu yolda kullanamayıp bir defa alt olursanız bir daha belinizi kolay kolay doğrultamazsınız. Mademki başarılı olmak istiyorsunuz o hâlde önce başarıya giden yoldaki düşmanlarınızı çok iyi tanıyıp zararlarından korunmalısınız.
İÇİMİZDEKİ DÜŞMAN VE EN BÜYÜK HASTALIK TEMBELLİK
Başarılı olma yolunda ilk ve büyük düşmanınız, kendi nefsinizden doğan tembelliktir. Tembellik, bin bir hile ile sizi aldatmaya çalışır. Tehlikenin büyüklüğü de buradan gelmektedir. Tembelliğin, yerine, adamına ve çağına göre girmediği kalıp yoktur. Herkesin mizacına göre tavır alır ve konuşur.
Sizi tembelliğe iten sebeplerden kaçmalısınız. Eğer tembelseniz tedavi olmaya çalışmalısınız. Tembellik ilim öğrenmeye en büyük engeldir. Tembelliği tercih eden arı, bal toplayamaz. Tembelliği kendinizden uzaklaştırmalısınız. Hanefî fıkıh âlimi ve eğitimci Burhâneddîn Zernûcî, “Talebe tembellik edip hocadan aldıklarını anlama hususunda bir iki defa çalışmadığı zaman tembelliğe alışır.” demiştir. Yani dersleri günü gününe çalışmayıp biriktirmek talebeyi tembel yapar. Talebe ilimde gayret sahibi olmalıdır. Nice acizlik ve pişmanlık vardır ki, insanda tembellikten ötürü meydana gelir.
Tembelliğinin sebebi fizyolojik değilse bunu ancak iradeni kullanmak suretiyle yenebilirsin.
a. Tembelliğin İsimleri
Tembelliğin çeşitli isimleri vardır bunlardan birkaçını yazalım ki onu tanımanız kolay olsun. Havailik, gevşeklik, hoppalık, züppelik, uyuşukluk, üşengeçlik, keyfine düşkünlük, ten severlik. O gayesiz bir aktör gibi devamlı rol değiştirerek sizi aldatmaya çalışır. Bazen samimi ve iyilik sever, bazen en meşru bir mazeret kılığına girer. Bazen hasta, bazen yorgun düşer ve herkesi hâline acındırır. Bazen iş yapar görünür; hakikatte hiçbir şey yapmaz.
b. Tembelliğin Kitabı
Tembelliğin bir de kitabı vardır ki tamamen safsata ilmeklerinden örülmüş ve vesvese dolu bir edebiyata sahiptir.
“Adam sende... Çalışanlar ne olmuş sanki?... Üzme kendini, şu ölümlü dünyada çalışmak yıpranmaktır. Hayat dediğin bir şanstır. Şansın varsa her şeyin var demektir. Şansın yoksa kendini parçalasan da bir şey olamazsın. Zaten testiyi getiren de kıran da bir. Sen testiyi kır, suyu başkaları getirsin, afiyetle iç. Bir işin olacağı varsa, sırt üstü yatsan da olur. Hele dursun bakalım, şimdi şöyle yaslan da yarın yaparsın. Huy bu ya ben bütün sene kitap ve defterle boğuşup kütüphane köşelerinde pineklemekten hoşlanmıyorum. İmtihanlara şöyle yirmi gün veya bir ay kala kafayı vurur, dersleri çalışır ve imtihanlarda da mis gibi geçerim. Nedense benim yalnız imtihan zamanı zihnime bir açıklık geliyor, sene içinde sanki bir uykudayım. Ne gereği var bu kadar çalışmaya, nasıl olsa başarılı olanın da olmayanın da gideceği yer mezarlık değil mi? İnsan dünyaya bir defa gelir, bırak şu işi, hayatını yaşa.”
c. Tembelliğin Sebepleri
(1) Fiziki sebepler: Sindirim bozukluğu, iç salgı bezleri düzensizliği, gözlerin zayıf olması ve muhtelif hastalıklar sizi tembelliğe sürükler.
(2) Ruhî sebepler: Muhtelif psikolojik rahatsızlıklar, sonuçta fiziki rahatsızlıklara yol açmaktadır. Böylece dimağın herhangi bir şekilde zedelenmesi de sizi anormal davranışlara sürükler ve tembel olmanıza yol açar.
(3) Sosyal sebepler: Ailenin ve okul ortamının menfi yönlerinin çok olması, tembelliğe iten faktörlerdir. Evde pasif hayatı seven, her işi başkasına yaptıran aileler, öğrenciler için kötü bir örnektir. Buna karşılık her işini kendi yapan ve yeri geldiğinde çocuklara da görev veren aileler, onlara aktif olma yolunda iyi örnek olurlar.
(4) Okul değişikliği: Sık sık okul değiştirilmesi, genel sınıf seviyesinin altında olduğu hâlde hatır için bir üst sınıfa geçirilmek, öğrenciyi bir üst sınıfta başarılı olamadığı gibi tembelliğe de sürükler.
Seçtiğiniz arkadaşlarınızın tembel olmaları da sizi tembelliğe sürükleyecek en önemli faktördür.
d. Tembelliği Giderici Çareler
(1) Bedeni arıza yüzünden başarısız oluyorsanız derhal doktora gitmelisiniz.
(2) Ruhî bunalımlarınızda aile büyüklerinize ve sınıf öğretmeninize baş vurun ve onlardan yardım isteyin. Ancak size bu konuda sizi objektif olarak değerlendirebilecek bir psikoloğun veya bir yetişkin kişinin daha faydalı olacağını da unutmayın.
(3) Sık sık okul değiştirmemelisiniz.
(4) Tatillerde kitap okuyarak derslerle alâkanızı devam ettiriniz.
(5) Derslerinize kısa sürelerle de olsa her gün devamlı çalışınız.
(6) Kendinize, sizi yönlendirebilecek bir rehber bulunuz.
(7) İslâm âlimleri de aşağıdaki reçeteyi tembellik hastalığına ilaç olarak vermişlerdir:
(a) Çalışkanlarla konuşmak,
(b) Tembel ve uyuşuk kimselerden kaçınmak,
(c) Allahü teâlâdan hayâ etmek lâzım geldiğini ve azabının şiddetli olduğunu düşünmektir.
(d) Dinini iyi bilen ve her hareketi, bilgisine uygun olan kimselerle görüşmeli, günah işleyen, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uymayıp yalnız söz ile Müslümanları okşayan, avutan yalancılardan, doğru ve zaruri din bilgilerini öğrenmemiş cahillerden uzak olmalıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.