$ DOLAR → Alış: 5,55 / Satış: 5,57
€ EURO → Alış: 6,39 / Satış: 6,41

SON DAKİKA:

Beşiktaş Karakolu

Dr. Muhammet Veysel ZORTUL
Dr. Muhammet Veysel ZORTUL
  • 02.06.2018
  • 576 kez okundu

Ekim/1908

    Murat, kumandan bulunduğu karakola gittiğinde karakolun etrafında epeyce bir kalabalığın olduğunu görür. İçeri girer ve vaziyeti öğrenir. Müslüman olan Bedriye’nin Rum Todori’ye kaçması üzerine Bedriye’nin babası şikâyetçi olunca ikili alınıp karakola getirilmiştir.

    Dışarı çıkıp olayın adli bir vaka olduğunu söyleyerek kalabalığın dağılmasını ister ancak başarılı olamaz. Kalabalık, içeridekilerin teslimini isterken bazılarının da ‘Lanet olsun böyle hürriyete!’ diye sloganlar atıp meşrutiyeti eleştirmeye başlaması, olayı daha da hassas bir hale getirir. Devlete sığınmış olan kişileri, kesinlikle vermeyeceğini yüksek sesle dile getiren kumandan, yeniden içeri girer ve zaptiyelerden tertibat almalarını ister.

       Yedek tabancasını almak için odasına yönelirken Bedriye sindiği köşeden adeta sürünerek gelir ve ayaklarına kapanır. Bedeninde hissettiği sopsoğuk elleri, bir insan elinden ziyade kuduz mikrobuyla malul iki güçlü pençeyi andıran Bedriye’yi usulca kaldırır ve teselli etmeye çalışır. Kızcağız, yuvalarından fırlayacakmış gibi endişeyle bakan gözlerini Murat’ın ela gözlerinde sabitleyip daha çok mora çalan bir kalemle çizilmiş hissini veren ve karanfili andıran titrek dudaklarını güçlükle aralayıp çok korktuğunu söyler.

   Aslında Murat da korkmaktadır. Kızcağız ne kadar toplanan kalabalıktan korkuyorsa o da aynı oranda onları koruyamamaktan korkmaktadır. Yine de gülümsemeye çalışıp merak etmemesini ve içeride güvende olduklarını söyleyerek kapıya çıkar. Bu arada Yıldız’dan Binbaşı Osman Efendi komutasında 40 kadar jandarma gelmiş ve kalabalığa yakın bir mesafede tertibat almıştır.

      Hem jandarmanın gelişi hem de eşrafın kalabalığa nasihat etmesi etkili olur ve kalabalık sakinleşmeye başlar. Murat, hemen Binbaşının yanına gider ve kuvvetlerini biraz daha karakola yaklaştırmasını ister. Fakat binbaşı kabul etmez. Mevzunun hassaslığından bahis açan Murat, kalabalığa istedikleri kişilerin teslim edilmesinin, hürriyete, yürürlükte olan Kanun-i Esasiye hatta millete ihanet olacağını, bu olayla birlikte kadim hoşgörü geleneğinin ve birlikte yaşama kültürünün büyük bir yara alacağını ve en nihayetinde insanların hükümete ve onun memurlarına itimadının kalmayacağını söyleyerek iknaya çalışır.

    Osman Binbaşı, lakayt tavırlarını sürdürünce geçmişte yaşanan ‘Selanik Vakası’ndan bahisle bir Rum kızın, Müslüman bir erkekle evlenmek istemesinin iki halkı karşı karşıya getirdiğini ve hatta araya giren Fransız ve Alman konsolosların ölmesiyle büyük devletlerin birleşip Osmanlı Devleti’ne nota verdiklerini hatırlatır. Binbaşı sırıtarak, gençliğinin verdiği gereksiz bir heyecanla olayı ziyadesiyle abarttığını, kalabalığın birkaç slogan attıktan sonra zaten dağılacağını söyler. Binbaşıya göre, İstanbul Halkının meraklı bir tarafı vardır ve onlar ayı bile oynatılsa olağanüstü bir şeymiş gibi çabucak toplanır ve büyük bir merakla izlerlerdi.

   Kumandan ve Binbaşının tartışmasını meraklı gözlerle izleyen ve uzlaşamadıklarını gören kalabalık, bir anda karakolun kapısına yüklenir. Güç bela kalabalığı yarıp içeri giren Murat, Todori’nin cansız bedeni ile karşılaşır. O anda, emanete sahip çıkamamış olmanın teessürü, felç edici bir zehre dönüşür ve o zehir boğazından başlamak üzere tüm bedenine yayılıyormuş gibi dizlerinin bağı çözülür. Kendinden geçen kalabalık Bedriye’yi de linç edecekken güçlükle kendisini kızcağızın üzerine atar. Derken öldüklerine hükmeden kalabalık, karakoldan ayrılır.

    Murat kendine gelir gelmez kızın nabzına bakar. Bedriye yaşıyordur. Hemen bir araba çağırtıp hastaneye götürür. Bedriye iki gün boyunca gözlerini hiç açmaz. Doktorlar Murat’ın da istirahatini isterler ancak dinlenmek için gerekli olan ruhi ve bedeni melekelerini tamamen kaybetmiştir. Ha bire yatağından kalkıp Bedriye’nin kapısına gider ve sanki o korkunç kalabalık yeniden gelecekmiş gibi sımsıkı kapı koluna yapışıp uzun uzun bekler. İki günün sonunda Bedriye kendine gelir ve iyileşme emareleri göstermeye başlar.

   Yeniden karakola dönen Murat, Binbaşı Osman’ın yanı sıra emrinde bulunan tüm zaptiyelerden şikâyetçi olur. Yapılan tahkikat neticesinde, askerler Fatih’teki bölükle değiştirilirken karakoldaki tüm zaptiyelerin de yeri değişir. Ayrıca olayda tahrikçi olduğu gerekçesiyle 21 kişi yakalanıp adalete teslim edilir.

    Baba evine dönmek istemeyen Bedriye ise Nisa Tevkifhanesine yatırılır…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Piyasalarda Domino Etkisi

Özellikle son bir haftadır Türk Lirası’nın değerinde yaşanan kayıp finans tarihimize geçecek olumsuz bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. Daha bir...

Kapat