$ DOLAR → Alış: 5,46 / Satış: 5,48
€ EURO → Alış: 6,16 / Satış: 6,18

SON DAKİKA:

BEYAZ SARAYIN SOYTARILARI-1

Cebrail Küçükkoçkaya
Cebrail Küçükkoçkaya
  • 29.10.2018
  • 93 kez okundu

1980 askeri darbesi. ABD tezgahı olduğu için faiileri asla yakalayamayan Hilton oteli üstünden işçilerin üzerine açılan ateş ile fiili başlangıç startı verildi. Bu saldırınn ardından darbe yapacağı söylentileri üzerine dönemin Kara kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun dönemin başbakanı Süleyman Demirel tarafından 200 asker ile birlikte resen emekliye sevkedilmesiyle Kenan Evren‘e Genelkurmay Başkanlığı yolu açıldı.Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki dengelerin ve kıdem geleneğinin bir anda alt üst olmasına neden olan günümüz Mısır’ında Abdülfettah es-Sisi benzeri oyun ile darbe kadroları  oluşturuldu. Bu oyunun kandırılan aktörü konumunda ki Süleyman Demirel Amerikan Üsleri’nin kapatılması konusuna rağmen kullanılabilir siyasetçi olarak 9. Cumhurbankanlığı’na kadar olan yolunu açmış oldu.

Darbenin yapılmasının ardından CIA Ankara Bürosu Şefi Paul Henze, Washington’daki Beyaz Saray’dan bir telefon alacak ve “Paul, senin çocuklar başardı” denecektir. Bu başarının sonunda darbeyi gerçekleştiren komutanlar yüklenen misyon için çalışmalara başladı.

ABD ona rağmen yapılan Kıbrıs harekatını ve Ortadoğu’da el ayağı olan üslerinin kapatılmasını içine sindirememişti. Bu durum sona ermeli ve bir daha tekrar etmemeli idi. Bunun o günün şartlarında siyasete dizayn vermekle olmayacağnın farkında olan ABD talimatını netçe vermişti. Bana karşı tüm sağ ve sol milliyetçilik yıkılacak.

Cumhuriyet döneminin en karanlık ve kanlı dönemlerinden ilki başladı. Bütün özgürlükler kaldırıldı. Anadolu insanının yapısı sebebi ile Şili’de Pinoche tarzı bir yapılanma yapılamayacağı için darbe yanlısı karoların komutanları işkence ve katliamlara komuta etti. Polislerin sağ ve sol yapılanmaları kullanıldı. Korkunç vahşet her yönü ile uygulanarak Türk Sağ ve sol milliyetçiliği bir daha ayağa kalkamaz hale getirilmek istendi. Darbeciler ABD’nin Büyük Ortadoğu projesi gereğince bir kesime dokunmadılar. Fetö gibi yapılanmalara ve ABD ile ilişiği olmyanlarda dahil cemaatlere dokunulmadı.

ABD farkında idi Türkiye bir Güney Amerika ülkesi değildi ve 30-40 yıl sürecek bir askeri darbe yönetimi olamazdı. Planın ikinci aşaması için düğmeye basıldı. Nerede ise milletin kafasına silah dayarcasına kabul ettirilen bir anayasa ile Kenan Evren Cumhurbaşkanı oldu. Anasaya ile çıkarılan kanunlarla kurulan kurum ve kuruluşlar ABD yönetiminin çıkarlarına uygun hizmet edecek yönetim anlayışı için oluşturuldu. Topluma genel korku salan yönetim Fetö ve cemaatlerde dokunmaz iken toplumun içine nifak olarak başörtüsü yasağı gibi dini kullanan uygulamalara gitti.

Amerika şu gerçeğin farkında idi ki, Türkiye karma ekonomisi sayesinde gelişmekte olan bir ülke olarak fabrikaları, yüksek potansiyeli olan tarım ve hayvancılık sahibi bir ülke idi. Avrupa’da olmayan genç nüfusa sahipti. Modernizasyon devamında güçlü bir ekonomi ile bölgesinde önemli güce sahip olabilirdi. Üretim toplumu tüketim toplumuna dönüştürülmeliydi.

1983′ te siyasi faaliyetlere izin verildi. Ancak darbe ile engellenen siyasilere ve partiere izin verilmezdi. Halkın kendi içinden çıkaracağ liderlere de meydan bırakılamazdı. Devlet kurumu odalarında kararlaştırılan siyasi partiler ile darbe hükümetinde ekonomiden sorumlu bakan yardımcılığı yapmakta olan biri öne çıkarıldı. Turgut Özal ve Anavatan Partisi. Öyle ki seçimlere iki gün kala TRT’de yaptığı konuşma ile Anavatan partisini üstü kapalı eleştiren Kenan Evren aslında bu partinin oylarını arttırmayı amaçlamıştı ve bunu başarmıştı. Çünkü halk darbecilere tepki ile sivil bir lidere koşacaktı ve koştu. Muhalefette ise Milli Güvenlik Kurulu tarafında adayları engellenen ama siyasi faaliyetine el altından destek verilen Erdal İnönü vardı. SODEP genelbaşkanı siyasi kişilik ve tecrübeden yoksundu halk ve ordu tarafından babasının anısına sevilip sayılıyordu. İstemeden de olsa siyas hayatı boyunca Türk solunun pasif siyasetinin temellerini atacaktı.

Özal’a iki misyon verilmişti. Birincisi ülkenin kara ekonomi modelinden çıkılarak serbest ekonomi modeline dönülmesi. Böylelikle özellikle Tansu Çiller dönemi ile özelleştirme adı altınd yapılan talanın ilk adımı atılmış oldu. İkincisi ise “Üç, beş çapulcunun marifeti!” sözü ile kendini belli eden terör politikası.80 darbesi ile iyice bilenen Kürt vatandaşlarımızın kullanılmasını amaçlayan PKK hakkındaki 1982’den beri istihbarat birimleri raporuna rağmen yılanın başının küçükken ezilmesi gerçekleştirilmedi. Evet terör örgütü istenirse bitirilebilirdi ama askeri ve siyasi olarak terörden nemalanan bir politika ortaya konuldu. ABD HDP’yi bugüne getirecek hamleler istiyordu.

Özal darbe yönetiminin Yunanistan’ın NATO asker kanadı’na alınmasına kolaylıklar göstermiş olmasına rağmen Yunanistan ile savaşın eşiğine gelen halde kaldı. Amerika her iki tarafa da siah satıyordu. Yunanistan’ın bir taarrzunda tahliye için kaç uçağımız olduğunu sorduğunda aldığı cevap herşeyi anlamasına yetmişti. Özal bu bunalıma rağmen ABD ile iyi ilişkileri ve Ortadoğu ülkeleri ile kurduğu sıcak temaslarla ülkede ihracatı geliştirdi. Ekonomiyi büyüttü, kişi başı geliri arttırdı. Hatta ” Benim memurun işini bilir” sözü ile rüşvetin önünü açan siyasetçi olarak siyasi tarihimize girdi. Unutturulan toprak reformu nedeni ile tam olarak ekonomik başarıya ulaşmasa da GAP projesini savunma amaçlı olarak da gerçekleştirdi. Özal İlk körfez savaşında sanki Kuveyt’e saldırmazsa IRAK Türkiye’ye saldıracakmış gibi yapılan ABD propogandasını destekledi. Ama bu esnada hiç beklenmedik bir açıklama yaptı. Bu açıklamasının altında bölgenin coğrafi şartarında Musul ve Kerkük’ e girmeden terörün bitirilemeceği gerçeğini anlamış olmasının payıda vardı. Özal ABD’nin bölgede Kürt devleti amacını anlamıştı. Hemen Hatay’ dan yola çıkarak zengin petrol yatakları olan Musul ve Kerkük Irak bölünürse bizimdir dedi. Dönemin genelkurmaybaşkanı Torumtay ABD bizi savaş bataklığına çekmek istiyor dedi. Bunun yanı sıra ordunun teçhizat durumu askeri harekaat için yeterli değil dedi ve istifa etti. Ama Özal vazgeçmedi. ABD tarafından zehirlenelerek öldürüldü.

Günün Sözü : Bırakın onlar öldüğümüzü sanıp sıcak yataklarında uyusunlar. Biz uyumuyoruz ve yaşıyoruz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı 2 Ekim 2018 Salı günü, Türk nişanlısı Hatice Cengiz ile birlikte bir taksiye binerek Suudi Arabistan...

Kapat