$ DOLAR → Alış: 5,28 / Satış: 5,30
€ EURO → Alış: 6,02 / Satış: 6,05

SON DAKİKA:

BEYAZ SARAYIN SOYTARILARI-2

Cebrail Küçükkoçkaya
Cebrail Küçükkoçkaya
  • 12.11.2018
  • 124 kez okundu

Özal döneminde tırmanan PKK terörü ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde kurulan OHAL valiliğinin yanı sıra iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan biri 80 darbesi ile yasaklı olan siyasilerin yasakları referandum ile kaldırıldı. Diğeri ise darbe ile darmadağın edilen sol örgütler yeniden toparlanmaya başladığı gibi Sabancı suikasti gibi olaylarda kullanılmak üzere kullanılacak taşeron sol örgütler ve Uğur Mumcu cinayeti gibi olaylarda kullanılacak taşeron radikal dinci örgütlerin kurulması idi.

Eski görevli veya faal görevli istihbarat, polis, asker ve terör ile uyuşturucu içinden nemalanan toprak ağalarından oluşan çetelerde bu dönemde kurulmaya başlandı. Bu çeteler aynı zamanda taşeron örgütlerin hükümetlerle bağlantısı idi.

Özal döneminde toplanan 2. İzmir İktisad Kongresinde karma ekonomiden Serbest Ekonomiye geçişin resmen ilanına rağmen enflasyonun yükselişi devam etmekte idi. Karşılıksız basılan paralar ile değer kaybeden TL artık bin liralık banknotları bırakmış milyonluk banktnotlara ulaşmıştı. IMF yılanına yeniden sarılma dönemi başlamıştı.

1991 yılı erken seçimleri ile ülkede yeniden Süleyman Demirel dönemi başladı. Hükümet ortağı olan SHP’nin başında ise pasif siyaseti ile hiç bir varlık gösteremeyecek olan Erdal İnönü vardı.
Ne bir kendini bilmezin kışıkırtmaları nede mezhep düşmanlığı, Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı yerde bize gözdağı vermek isteyen ABD tezgahı ile yaşanan Sivas olayı da onun pasif devlet adamlığının bir göstergesi oldu.Balkanlarda Bosna Hersek ve Kafkasya’da yaşanan Azerbaycan’ın işgali konularında tarihi fırsatların kaçırıldığı pasif dış siyaset ve askeri politikalar izlendi.Hatta Süleyman Demirel’in neden Azerbaycan’a gerekli desteğin verilmediği eleştirilerine “Elimizdeki NATO silahıdır, seri numaraları bellidir” demesine karşılık o dönem muhalefette bulunan Necmettin Erbakan ” Silahı vermek istedikten sonra seri numarasını silmesinimi bilmiyorsun” diye cevap verecekti. ABD’nin bize satmak istediği hurda gemileri değil Almanya’dan aynı zamanda karsularımıza uygun gemi ve denizaltı alma isteyen hüümetimize karşı gözdağı vermek isteyen ABD Patron Kim operasyonu ile Nato Kararlıklık tabikatında Muavenet muhribimizi vurdu. Hükümetin dirençsizliği ile konu sahte beyan ve teknik veriler ile kaza olarakkapatıldı. Lise gazetemizde hükümetin Bosna ve Azerbaycan politikalarını eleştiren yazımda medya da mayın dökme gemisi olarak bahsedilen ancak o dönem de elimizde ki en iyi zırhlı olan gemimizi vuran ABD li askerlere madalya takıldığını yazıp yine hükümetimizi sert şekilde eleşttirdiğimde kimi hocalarımın üzerime gelmesinden Edebiyat öğretmenimin sayesinde kurtulmuştum ve yazı gazete panosundan alınarak konu kapanmıştı. O dönem bir özelliği de devlet içinde cemaat yapılanmasının ve çeteleşmenin hız kazanacağından endişe eden dönemin 1995 yılına kadar bu görevi sürdüren Adalet Bakanı Seyfi Oktay gibilerinin gayretleri ile 4000 civarı Atatürkçü hakim ve savcının göreve getirilmesi idi.
1992’de 80 darbesi ile kapatılan siyasi partilerin yeniden kurulmasına izin verilmesinin ana nedeni ise Türkiye siyasetinde bölünmüşlüğü perçinlemekti. Çünkü ABD ve taşeronu FETÖ’nün aldananları iktidara taşıma süreci için ikinci kez düğmeye basıldı.

Siyasi partilerin yeniden açılması ile CHP de Baykal dönemi başladı. ABD’nin bir demokrasi oyunu için ona ihtiyacı olabilceği için Baykal’ın önü açıldı. Siirt’te seçimlerin yenlenmesi ile tamanlanan süreçte rolünü gereğince oynacak idi. Ancak umuğu mükafat deği ömür boyu milletvekilliği aldı. ABD APO örneğinde olduğu gibi hapiste daha çok işime yarar dediğinde, bugün kü Demirtaş mevzuunda olduğu gibi yıldızının parlaması için( Demokrasi kahramanı vb.) veya gerçekten o kimse ile işi kalmadığında hapse atar veya attırır. Ya da öldürür. Tabi birde hapse düşmesi halinde demokrasi oyunları ile kurtartıp kullandıkları vardır.

Süleyman Demirel’in dün dündür bugün bugündür ve Erdam İnönü’nün pasif siyaseti ile geçen hükümet dönemi Özal’ın öldürülmesi ile sona erdi. Süleyman Demirel 80 döneminin önünü açan aldanan olarak mükafatını aldı. Artık Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı idi. Erdal İnönü bir süre daha başbakan yardımcısı olarak görevinde kalacaktı.

ABD yeni aktörünü aktris olarak sahneye sürmeye hazırdı. Özal’ın serbest ekonomi misyonunun devamı tamamlanmalı idi. Özelleştirme adı altında talan tam anlamı ile olmalıydı. Avrupa Birliği’ne giriş adı altında imzalanan sözleşmeler ve kanunlarla Türkiye sosyal kültürel ve ekonomik açıdan tamamen çökertilmeli idi. Özel televizyolar ve başlarına konulan haber müdürleri bu konularda çok işe yarayacaklardı. Hatta bu TV kullanımı bu dönem sırasında da öyle bir noktaya geldi ki 2002 yılında yayına başlayan Çocuklar duymasın adlı Tv dizisinin bir bölümü ana konu olarak Avrupa Birliği’ne girdiğimizde sanki sihirli değnek değmiş gibi ülkenin bir anda bütün sıkıntlarının biteceği şeklinde bir propaganda yapmaya ayrılmıştı.

Tükiye’nin ilk kadın başbakanı olarak lanse edilen Tansu Çiller dönemi başlatıldı. Eşi ile birlikte ülkeyi en karanlık ikinci döneme soktular. Ekonomik ve sosyal misyonunun yanı sıra diğer önemli misyonu Türk illegal solunu taşeron sol örgütlerle birlikte tamamen bitirme görevi vardı. Bunun yanı sıra devlet tarafından PKK’ ya karşı kullanılmak için göz yumuldu denilen Türkiye Hizbullahı gibi örgüterde göz boyamak için bitirilecekti. ABD kendine Taliban, El Kaide gibi global taşeronları çoktan kurmuştu ve Türkiye’deki bu taşeronlara ihtiyacı kalmamıştı.(Türkiye’de o dönemde Hizbullah adı altında ABD tarafından kurdurulan örgütün Lübnan’da İsrail’e karşı savaşan Hizbullah Örgütü ile hiçbir bağı bulunmmaktadır.) Bu dönem de FETÖ televizyon ve gazetesi, radyosu ve okulları, ışık evleri adı altında örgütlenmeleri ile açık açık ve hatta devlet televizyonu haberlerinde dah faaliyetlerine devam etmiştir. O kada güç odağı haline gelmiştir ki Yunan Kilisesi Başpiskoposu ile dinler arası diyalog ( Masonların istediği yeni dinin olşturma süreçleri) adı altında alenen görüşüp bugün yeniden açılmasına izin verilen Ruhban Okul’unun açıması için görüşmeleri alenen yapmıştır. Yine bu dönem de Bank Asya ile bankacılık sektörüne girmiştir.
Artık Tansu Çiller polis devleti dönemi başlamıştı. Güneydoğu’ da ağaların emrinde ki köy korucuları, Özel Harekat Timleri, yurt çapında Eşref Bitlis’in öldürülmesine nedenlerinden biri olan Jitem ve polis yargısız infazlarına başladı. Özel yetkili savcılar dışında bütün savcı ve hakimleri işlevsiz hale getirmek için emniyet kadroları ve valiler direkt Çiller’in emrine uyacaklar olarak değiştirildi. Mahkeme kararı ile görevine dönenler trajik komedya sahnelercesine gece baskınları ile görevlerinden alını. Dönemi İçişleri Bakanı Nahit Menteş, Emnyet Genel Müdürü ve sonrada İçişleri Bakanı olan Mehme Ağar ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir bütün olan bitenlerde baş aktördüler.
Günün Sözü : Siyasi partiler milleti masaya çıkarmış oynatıyorlar. Birde birbirini teşvik edenleri görünce ne haliniz varsa görün demek geliyor içimden. Diyemiyorum çünkü bu milletimize en büyük ihanet olur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Yeni Çağrı Gazetesi 13 Kasım 2018 Salı Tarihli Gazete Sayfaları

Gazetemizin tüm sayfalarına web sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Kapat