$ DOLAR → Alış: 4,70 / Satış: 4,72
€ EURO → Alış: 5,48 / Satış: 5,50

SON DAKİKA:

BİR MEKTUP İKİ SEVDA

1960 lı yıllar…

Kurtuluş BAŞTİMAR
Kurtuluş BAŞTİMAR
  • 18.02.2018
  • 674 kez okundu

1960 lı yıllar…
O dönemde Almanya ile Türkiye arasında anlaşmalar yapılıyordu ve bu anlaşmalardan birisi de hiç şüphesiz işçi anlaşmasıydı. Almanya belli bir sayıda ve yine belli bir zaman için işçi istemişti Türkiye den. Almanya nın, Alamanya olarak anıldığı ve bizlerin de aklında hep bu isimle yer eden bir ülke olarak kaldı Almanya.
Anlaşma yapıldıktan sonra, zaman yine Anadolu erkek ve kadınına gereken rolü vermişti çoktan: gidenlere hasret, geride kalanlara ise beklemek düşmüştü… Sirkeci den trenler kalkmaya başladı işte o dönemler. Gerçi sirkeçiden trenler hep kalkıyordu ama bu kadar uzağa giden ve bird aha geri dönemeyecek olan işçiler için hiç hareket etmemişti trenler.
Sıraya dizilip ağızları, saçları ve daha çok şeyleri control edilen insanlarımız tutuyor Almanya nın yolunu. Birçok ayrılıkların, kavuşmaların yaşandığı sirkeci tren garı`nda izleri yıllarca silinmeyecek ve adına şarkılar yazılacak, dilden dile dolaşacak bir gurbetin hikayesi yazılıyordu o dönemler.
Belki de hayatında istanbulu o zamana kadar hiç görmemiş olan insanlar, gurbete giden bir yolun ilk durağı olarak kullanmak zorunda oldukları için görmüştü adına şiirler yazılan İstanbul` u. Ellerde tahta valizler, içlerinde memleketin sarı sıcağını taşımış rengi solmuş bir kaç elbise, hasretlere belki bir merhem olur diye alınan eş, çoluk çocuk , nişanlı ve sevgili resimleri yani kısacası içine hayatlar sığdırılan valizlerle tuttular gurbetin yollarını.
Çalar acı düdüğü trenin ve başlar yolculuk. Tam o esnada havaya kalklar “uğurlar olsun“ anlamında sallanan eller. Ve dillerde trenin acı düdüğünden duyulamayan“en kısa zamanda döneceğim“ vaadleri. Hiçbiri bilmiyordu tutamayacaklarını bu sözü, hiçbiri bilmiyordu Almanya`nın yanı gurbetin artık vatan olacağını, çıkarken yola bir vatandan bir yabancı vatana doğru…
Kimisi bir traktör parası biriktirmek için gitmişti, kimisi bir tarla alabilecek para için, kimiside parasızlıktan, Karın doyurmayan hatta saflığı maddiyattan sonra sorgulanmış, evin araban varmı sorusuna hep yenik düşmüş sevgisinin muhatabı olan genç sevgililerine kavuşmak için gitmişti. Gidiş sebebleri çok değişik olsa da hepsini Almanya`nın işçi pansiyonunda ayakta tuttan bir tek güç vardı: geri dönüş umudu.
Sonrasında mektuplar gidip gelmeye başladı, hasretli yüklü ve göz yaşını taşıyan mektuplar. İşçi pansiyonunda bir tencerede pişen yemeğin, bağlama çalan Anadolu insanı nın gurbet türküsü eşliğinde yazılan mektuplar. Mektuplardaki satırlar hep “geleceğim diye bitiyordu“ ve her gelen trene “ geldiler“ diye koşuyordu bekleyenler ama gelenler yoktu…
Bir arkadaşımdan duyuyorum daha sonraları ve şöyle yaşanmış hikaye anlatıyor: “kaldığımız işçi pansiyonuda köylüm ile beraber kalıyorduk. Okuma yazma bilmezdi bu yüzden ben yazardım mektuplarını. Ama ben yazarken beni hayretle izlerdi. Çünkü o bir kaç cümle söyler, ben yarım sayfa yazardım. Benim yazdığım mektubu eşi de okuyamazdı (okuma yazması yoktu) bundan dolayı eşi de evlerinin hemen yanında olan, benim yaşlarımda ki genç bir kıza okutur ve yazdırırdı. Kısacası biz o kızla (sevgilimle) yazısırdık bu mektuplar sayesinde. Ve bunu yıllar sonra öğrendiğinde bana mektubu yazdıran köylüm şakayla ve gülümsemeyle diyor “ bir mektup iki sevda taşıdı yıllarca desene“

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
İKİ EVLAT YENİ BİR HAYAT!…

Türk tiyatrosunun usta ismi Ferdi Merter’in kendisi gibi başarılı tiyatrocu kızı Almula Merter ani bir kararlar yaşamını İngiltere’de sürmek için...

Kapat