$ DOLAR → Alış: 6,13 / Satış: 6,16
€ EURO → Alış: 6,95 / Satış: 6,97

BÜYÜDÜKÇE KÜÇÜLEN İNSANLIK

Aradan bir saat geçtikten sonra kapı tekrar çalındı.

Kurtuluş BAŞTİMAR
Kurtuluş BAŞTİMAR
  • 14.07.2018
  • 207 kez okundu

Aradan bir saat geçtikten sonra kapı tekrar çalındı. Ahmet, masa ve sandalyesini pencerenin önüne çekmiş, karanlık odasını dolduran ay ışığı altında sarı renkli kâğıtlara bir şeyler karalıyordu. Masanın üstü kâğıtlarla dolmuştu. Elinden kalemi bırakarak kapıyı açtı. Gelen Hüseyin’di, selam vererek içeri girdi.
“İyi geceler, Ahmet abi. Nasılsın?
“Teşekkür ederim Hüseyin, seni sormalı?”
“Bu günümüze de şükür abi. İçerinin ışığı yok muydu? Dur, bakayım… Hay Allah kahretsin daha birkaç gün önce değiştirmiştik, yine patlamış. Kusura bakma abi seni de böyle karanlıkta bırakmışız.”
Ahmet, hapishanede uzun yıllar yatmanın verdiği gururuyla gülümsedi:
“Önemli değil, gözlerimiz alışkındır ışık görmemeye.”
“Habib abiden gelen notu iyice okudum. Bugün de görüşüne gittim. Seninle alakalı her şeyi anlattı bana. Gönlünü rahat tut sen. Yalnız, yanlış anlamazsan abi senin hikâyeni bir de senden dinleyeyim. Nasıl oldu da düştün içeri?”
Ay ışığının dolduğu odada, üzerinde sarı kâğıtların bulunduğu masaya karşılıklı oturdular. Ahmet cebinden bir sigara çıkarıp yaktı. Sigara paketini masaya bıraktıktan sonra, duman kaçan gözlerini hafif kısarak masadaki kâğıtları topladı. Masanın altındaki küçük çekmeceye koydu ve “Çok uzun hikâye aslında, nerden başlayacağımı bilemiyorum” diyerek anlatmaya başladı.
“Bundan sekiz yıl önceki yaşamı, bastığımız mekânlarla ve kendimizce dağıttığımız adaletle gazeteleri dolduran, büyük kitlelerin gündemini işgal eden kabadayılık yılları içinde, insana ait tüm duygulardan yoksun bir şekilde vurarak, çarpışarak geçirdik. Hiçbir sıkıntımız yoktu. Paramız boldu. Altımızda son model arabalar, üstümüzde çeşit çeşit kıyafetler. Kasamız enginleştikçe gönlümüz fakirleşiyor, maddi olarak büyüdükçe insan olarak küçülüyorduk. Çünkü sahip olduğumuz güçle her şeyi yapabileceğimizi zannediyorduk. Fakir fukara da gözetmez değildik ama o vicdan azabını örtmek içindi. Oysa kendimizi avutmak için yaptığımız iyilikler ile kötülüklerin arasındaki fark, bir otun boyu ile koca bir ağacın boyu gibiydi.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Bahçeli: 24 Haziran’da Türkiye, Türk milleti kazanmıştır

Kapat