$ DOLAR → Alış: 5,36 / Satış: 5,38
€ EURO → Alış: 6,07 / Satış: 6,10

DAĞHAN İÇİN EN BÜYÜK KAYGIMIZ ‘BİZDEN SONRA’SI

GİZEM YILDIZ’ın röportajı için tıklayınız…

DAĞHAN İÇİN EN BÜYÜK KAYGIMIZ ‘BİZDEN SONRA’SI
  • 24.09.2018
  • 341 kez okundu

Televizyonda sıkça rastladığım, kitaplarını okuduğum, sohbetlerini dinlediğim Özge Uzun ile beraberim. Özge Uzun, çocuklarının babası Volkan Üst ile ikinci kez nikah masasına oturduktan sonra Bakü’ye yerleşme kararı aldı. Aşkı aynı adamda ikinci kere yaşayan Özge Uzun üçüncü romanında Ülkem Gürbüz ile aşk kokan satırlarla okurlarının karşısına çıkacağını söylüyor. Zor bir hayatın içinden yazılarıyla, ona destek veren okurları, seyircileri, hiç tanımadığı sokaktan geçen vatandaşlarla ayağa kalkmayı bilen Özge Uzun, oğlu Dağhan’ın hastalık sürecinde yaşadıklarını anlattı. Okuduğum her röportajında hayat enerjisine hayran olduğum bu şahane kadını bu sefer kendim tanıma, kendim dinleme şansım oldu. Bugün siz de benimle birlikte yeni bir Özge Uzun tanıyacaksınız.

Merhaba Özge Hanım, radikal bir şekilde Bakü’ye yerleşme kararı aldınız. İstanbul’un kokusunu içine çekmiş biri olarak Bakü’de yeni bir hayat kurmak kolay oldu mu?

Evet, benim gibi biri için baya radikal bir karardı. Aslında ilk başka çok kolaydı. Büyük bir heyecanla geldim buraya. Sonra yavaş yavaş zorlaşmaya başladı. Yeni düzen, alışma vs. Hala bir zor bir kolay devam ediyor hayatım.

İstanbul defterini tamamen kapattınız mı?

Hayır, iş için hala sık sık geliyorum. Tabi dostlarım da orada. İstanbul benim kalbimde.

Radyodan spikerliğe uzanan başarılı bir kariyeriniz var. Ülke değişikliği mesleğinizi etkiledi mi?

Bir süre ekranda olmamak benim tercihimdi. Ve çok iyi geldi. Dinlendim, kendimi dinledim… Ama artık hazırım. Birkaç görüşmem oldu. Benim için önemli olan gerçekten mutlu olacağım bir şey yapmak. Yolsa sadece tv de olmak için yapmak istemiyorum.

Hem haber spikerliği hem sabah kuşağı televizyon programı spikerliği… Hangisi sizi daha mutlu ediyordu?

İkisinin de bambaşka keyfi var. Haberciliği elbette özlüyorum. Ama yaptığım işte Özge imzasını atmak hoşuma gidiyor. Yorumlamak hoşuma gidiyor. O yüzden salt haber yerine, aktüalite, Magazin ve güncel haberlerin olacağı bir kuşak beni hep daha mutlu kıldı.

İki tane kitabınız var. Kalemi elinize veren duygunun adı neydi?

Özge ve cesaret tabi. Anlatma cesareti.

Sizin Hiç Maviniz Var Mı? Kalbimin Ses Telleri kitaplarınız duygularınızın yansımasını, yaşadıklarınızı derin bir çıplaklıkla anlatan kitaplardı. İki kitabın ortak özelliği de bu galiba?

Kesinlikle. Ben hayatımın her alanında böyleyim. Mış gibi yapmadan yaşamaya çalışmak en büyük gayem. Kitaplarım da böyle.

Üçüncü kitap hazırlığı var mı?

Evet. Bu kış 3. Kitap çıkıyor. Yine İnkilap kitapevinden. Çok daha farklı bir çalışma. Sevgili Ülkem Gürbüz ile beraber yazdık. Aslında 20 yıllık bir hikayenin tekrar gün yüzüne çıkma durumu. Çok heyecanlıyız.

Yeni çıkartacağınız kitabın konusu da Özge Uzun’un bakışından bir pencere mi açacak?

Benim ve Ülkem’in evet. Daha çok aşk kokan satırlarla…

Yazdıklarınız, okurlarınızdan gelen yorumlar hayatınıza neler kattı? Her yazar gibi sizde yazarken bir kez daha kendinizi tanımışsınızdır?

Hem de nasıl… Her yorum “iyi ki” dedirtiyor bana. Cesaretimi arttırıyor…

“Ben kalbimin ses tellerini aldıramam, aldıramıyorum, aldırmak da istemiyorum… Ki o kalbin sesi çoğunlukla kısılsa da, kırılsa da ve hatta çatlasa da… O sesler çoğu zaman acı bir türkü olup akıyor kalbimden. Kalbinizin ses tellerini titreten ve size aşkı, çocuklarınızı armağan eden adamla ikinci baharınızı yaşıyorsunuz. Evlilik nasıl gidiyor?

Hiç boşanmamış gibi. Gerçekten. O ara ayrılık yani, sanki ben ya da volkan uzun bir tatile gitmiş ve sonra dönmüşüz gibi. Kaldığımız yerden devam. Boşandığımızı bile hatırlamakta zorlanıyorum. Ama Siva ikinci nikahı bize hep hatırlatıyor. Çok eğlendi çünkü.

Volkan Üst’ten boşandıktan sonra tekrar bir araya gelmek isteyeceğinizi düşündünüz mü? Yoksa her şey kader mi?

Kader, tesadüf, bitmemiş bir hikayenin devamı. Her neyse bunu hiç düşünmemiştim. Ama bugün anlıyorum ki, olması gereken oldu. Her ikimiz ve çocuklarımız için.

Sizin Hiç Maviniz Var Mı? Kitabında oğlunuz Dağhan’ı yazdınız. İçinizdeki duygu birikiminin patlaması bir nevi bu kitap…

Bazen ben buna kusmak diyorum. Patlamadan çok kustum içimdekileri…

Bir röportajınızda Dağhan’ın tıp literatürüne geçecek olduğunu yazmıştınız. Adını koyamadığınız bir hastalıkla savaşmak çok zor. Şuan tedavi nasıl gidiyor?

Çok zor. Kendi rutinimiz içindeyiz. Ama ben büyüdükçe herşeyin hep daha kolay olacağına inandırmıştım kendimi. Ama bazen öyle olmadığını daha iyi görüyorum. Artık savaşmıyoruz hiçbir şeyle. Hayat, karşımıza çıkan imkanlar, yüreğimiz ve Dağhan’ın hangi koşulda huzurlu ve mutlu olması ile devam ediyoruz hayata.

Dağhan’a hamileyken mi bu hastalığı öğrendiniz?

Hayır. Doğum sonrasında ortaya çıktı.

Bilinmeyene doğru ilerlemek çok zor olmalı. Bir anne olarak Dağhan’ın geleceği ile ilgili kaygılarınız vardır…

Var elbette. En büyük kaygı “bizden sonra”sı.

Sağlıklı bir şekilde dünyaya getirdiğiniz bir kızınız, Siva var. Onun doğumuyla ilgili bir endişeniz oldu mu?

Çok fazla. Siva’da bir teslimiyet söz konusuydu. Kendimi Allah’a, doktoruma teslim ettim. Ve içimde büyüyen o mucizeye sahip çıktım.

Siva’nın Dağhan’a ablalık yapacak olması size güç veriyor olmalı?

Hiç öyle bir şey olmasını istemiyorum. Yani elbette Dağhan Siva’nın abisi, onlar kardeş. Umarım bir ömür birbirlerinin ellerini tutarlar. Ama ben ve Volkan Siva’ya abisinin sorumluluğunu yüklemek hiç istemedik ve istemiyoruz. Bu ancak ileride bunu tercih ederse olur. O yüzden Dağhan ile ilgili B planları hakkında da hep konuşup, araştırıyoruz.

Bazen tüm bunların bir sınav olarak yaşandığını düşündüğünüz oluyor mu?

Hayat zaten öyle değil mi?

Otizmli, Down Sendromlu, engelli çocuğu olan birçok ebeveyn var. Ailelerin böyle bir durumda nasıl zorluk yaşadığını, tüm bu duyguları yaşayan biri olarak en iyi siz bilirsiniz. Onlara, belki bir umut ışığı, belki bir öneri, duygularınızdan kopan bir parça… Ne söylemek istersiniz?

Çok zor. Biliyorum, yaşıyorum. Hep bir gün bir mucize olacak diye bekledim ben. Mucize ona nasıl baktığınıza bağlıymış anladım. Bir gülümseme, koşa bir sakinleşme, derin bir uyku… Bunlara şükretmek! Şunu söyleyebilirim ki, bu hiçbir zaman geçmeyecek. O yüzden lütfen nefes almayı unutmayın 🙂

Etiketler:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Bu kilimde her motifin bir anlamı var

Osmaniye'nin Karatepe köyünde geleneksel yöntemlerle dokunan kilimlerde kullanılan asırlık motifler, görsel güzelliklerinin yanı sıra farklı anlamlarıyla da ürünlere değer katıyor.

Kapat