Yeni Çağrı Gazetesi

İş fırsatları için hemen tıkla!

DİNÇER KARACALAR’LA SAĞLIK NOTLARI

DİNÇER KARACALAR’LA SAĞLIK NOTLARI
Dinçer KARACALAR( [email protected] )
2 Kere Okundu
04 Nisan 2019 - 16:33

2019 ESTETİK TRENLERİ NELER?

BU YIL BADEM GÖZ VE HOLLYWOOD YANAĞI MODA

Genç güzel bakımlı sağlıklı dinç özetle mükemmel  görünmek kadın erkek herkes için çok önemli. Cerrahi girişim olmadan, iyileşme sürelerinin kısa olması ve etkileyici sonuçların alınabilmesi minimal cerrahi dışı (minimal invaziv) estetik uygulamalara  ilgiyi  çoğaltmakta. İnsanların kusursuz ve genç görünme isteği paralelinde   estetik müdahale talebi  arttıkça bu alandaki teknolojik gelişmeler ve tıbbi araştırmalar sonucu uygulama çeşitliliği artıyor. Medikal Estetik Hekimi Dr. Osman Bulutlar, 2019 yılının estetik trendlerini anlattı…

Kadınlar mı erkekler mi daha çok geliyor?

Medikal estetik konusunda başvuranların çoğunluğunu Kadınlar (%80-85), erkekler oldukça geriden gelmekle (%15) birlikte erkek hasta sayısı da giderek artıyor. Kadınlar daha çok çekici ve genç görünmekle ilgilenirken erkekler imajlarını güçlendirerek daha erkeksi ve rekabetçi olmak için estetik uygulama yaptırmak istiyorlar. Ayrıca lipoliz bölgesel incelme, toksin ve leke tedavilerine de ilgi duyuyorlar.

Erkekler neler yaptırıyor? Kadınlar daha çok neyi tercih ediyor?

Günümüzde kişinin yüz karakteristiğini değiştirmeden küçük dokunuşlarla yaşlanmayı yavaşlatmak ve kişinin olabilecek en iyi görünümünü sağlamaya çalışmak tercih ediliyor. Abartılı estetik uygulamaların dönemi artık bitti. Hastalar  yüz hatlarının ve kalıtımsal özelliklerinin korunduğu, dikkat çekmeyen, kendilerinin beğendikleri hali  gibi göründükleri estetik uygulamaları tercih etseler de uzun yüz, belirgin çene çizgileri, badem göz, Hollywood yanak ve benzeri estetik akımların etkisi de devam ediyor. Yaşlanmanın ilerlemiş etkilerini düzeltmek için uygulanan estetik tedaviler yerine yaşlanmayı geciktirme ile ilgili tedaviler daha çok tercih ediliyor. Giderek artan sayıda hasta bu yeni etkili tedavi yöntemlerini tercih ederek genç görünümlerini uzun yıllar korumayı ve sürdürmeyi hedeflemektedir. Bu durum estetik tedavi alan hasta grubunun yaş aralığını 30’lu hatta 20’li yaşlara kadar indirmektedir.

2019 yazında neler trend olacak

2018 yılında popüler olan yüze bütünsel yaklaşım, yüz kontürünün düzeltilmesi, yüzdeki sarkmaların ve kırışıkların  yok edilmesi, hacim kayıplarının yerine konulmasına ve popüler olan yüz şekillerini oluşturulmasına yönelik girişimler 2019’da da önemini koruyacak. Bu uygulamalardan çabuk ve hızlı uygulanan maksimum sonuç alınan iyileşme süresi en kısa olanlar tercih edilecektir. Dolgu, toksin, cilt yenileme ve germe amaçlı teknolojilerin (radyo frekans, lazer, odaklandırılmış ses dalgaları ve elektriksel kas uyarıları yapan mikro akım cihazları) uygulanması başı çekecektir.

Kısaca 2019 yazında kendi yüz hatlarını taşıyan, etkileyici yönleri dikkatlice öne çıkarılmış, gençleşmiş, sağlıklı görünen, bir şey var ama ne yapılmış dedirten  daha şekilli hatlara sahip güzel yüzler göreceğiz.

YAŞAM KALİTENİZİ DÜŞÜREN FİBROMİYALJİYE DİKKAT!

Fibromiyalji kaslarda inatçı ağrılar, yorgunluk gibi yakınmalarla yaşam kalitesini düşürmekte.

Ülkemizde 2,5 milyon civarında fibromiyalji ile mücadele eden hasta bulunmakta. Aslında bu sayı belirtilen rakamdan daha fazla çünkü fibromiyalji çok sayıda belirti ile gelişmesi nedeniyle başka hastalıklarla karıştırılabiliyor. Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi, fizik tedavi ve rahabilitasyon bölümünden, Prof. Dr. Gülçin Gülşen fibromiyaljili kişilerin içinde bulundukları hali sürekli  ‘çok yorgunum, sanki enerjim çekilmiş gibi’ şeklinde anlattıklarına dikkat çekiyor.

Kaynağı teşhis edilemeyen ağrı şikayetleri yüzünden yıllarca çeşitli branşların doktorlarına başvuran hastaların yakınmaları  ağrı kesici ve depresyon ilaçlarıyla azalmış veya geçmiş gibi görünse de, bir süre sonra tekrar  başlayabilmektedir.

Siz de hastalık hastası olabilir misiniz?

Fibromiyalji tedavi edilmez ise; yaşam kalitesinde düşüş ve işgücü kaybına neden olur. Hatta hasta ağrıları ve diğer yakınmaları nedeniyle çevresi tarafından ‘hastalık hastası’ olarak tanımlanabiliyor.

İşinde mutsuz kişilerde daha sık görülüyor!
Fibromiyaljinin, stres altında ve masa başı çalışanlarda , mükemmeliyetçi, çevresinin kendisinden çok şey beklediği kişilerde görülme sıklığı artmakta.. Kişilik yapıları nedeniyle üstlendikleri her sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek için yoğun çaba sarf eden bu kişiler, göstermeye çalıştıkları yüksek performans yüzünden zamanla sağlıklarını yitirmeye başlıyor.

‘Mesai saati bitsin de buradan biran önce gideyim”…

Düşüncesiyle çalışan kişilerde  yaygın ağrılar giderek artıyor ve ciddi hastalık tablolarıyla işgücü kaybı ve aile geçimsizlikleri ortaya çıkıyor…Mutsuzluk ve ağrılar birbirini tetikliyor.

Stresli, depresyonlu kişilerde beyin ve hormon salgılayan böbrek üstü bezleri arasındaki işleyiş bozulmakta, kortizol salgılanmasının artması, sempatik sistemin aşırı aktivasyonu, leptin salınımı ve D vitamini seviyesindeki düşüklük gibi hormonal ve bağışıklık sistem dengesizlikleri sonucunda kas ve kemik kitlesinde azalmalar meydana gelmekte ve fibromiyalji tablosu ağırlaşabilmektedir.

Sabah vaktindeki ağrılar önemlidir.

Vücudunuzu iyi dinleyin!
Sabahları dinlenen vücutta ağrı,tutukluk hali varsa önemsenmelidir. Gece kas içi dolaşımın yavaşlaması ile kas lifleri arasında artan ödem ağrı ve kas katılığına neden olur. Ağrıların hareketle  azalmaya başlaması dolaşımın artmasıyla azalan ödem sebebiyledir.

Fibromiyalji ağrısı hastalar tarafından ‘zonklayıcı, derinden gelen ya da keskin’ gibi çeşitli şekillerde tarif ediliyor. Ağrıya, kaslarda yoğun yanmalar, seğirmeler ve katılık hissi de eşlik edebiliyor.

Fibromiyaljiyi tetikleyen faktörler:
• Fiziksel veya ruhsal travmalar
• Uyku bozuklukları
• Enfeksiyonlar(özellikle viral)
• Besin allerjileri
• Yüksek doz kimyasal madde ( sabun,şampuan,yiyeceklerdeki kimyasallar vb)
• Ağır metaller

• Hormonal düzensizlikler

Fibromiyaljinin başlıca belirtileri

-Özellikle boyun,sırt ,bel bölgesinde olmak üzere vücutta yaygın kas ağrıları
• Hafıza problemleri,düşünce bozuklukları
• Ellerde ve ayaklarda uyuşukluk ve karıncalanmalar,
• Çarpıntı
• Azalmış egzersiz toleransı
• Barsak şikayetleri(gaz, kabızlık,ishal)
• Üzgün veya depressif durum
-Başağrısı

Fibromiyaljide etkili  tedavi nasıl olmalıdır?
Her hastanın ayrı ayrı ele alınıp tedavi programının hastaya özel düzenlenmesi gerek

İlaç kullanımında dikkatli olunmalı. Ağrı kesicilerin böbrek, mide ve tansiyon problemleri gibi yan etkileri dikkate alınmalı. Depresyon ilaçları da ancak psikiyatrik bozukluk varsa verilmeli.

Fibromiyalji hastalığının tedavisinde en önemli prensip hasta-hekim işbirliğidir. Öncelikle hastayı hastalığı hakkında bilgilendirmek, hastalıktan korunma yollarını öğretmek çok önemlidir.

Tedavi, değişik bulguların olması nedeniyle hastaya özel düzenlenmelidir. Öncelikle fibromiyaljiyi (hormonal, enfeksiyon,Lyme hastalığı vs)tetikleyen bir sebep var ise ona yönelik tedavi yaklaşımı programlanmalıdır

Hekim tarafından belirlenen PRP uygulamaları, derin dokuyu iyileştirici fizik tedavi yöntemleri ile fibromiyalji hastalığında asıl sebep olan ağrılı kas düğümlerini yok etmek mümkün olmaktadır.

Düzenlenen uygun egzersiz programı ile de kas uzunluğu ve gücü arttırılmakta ve kişi fibromiyalji sorunlarından kurtulabilmektedir.

Peki nasıl beslenelim?

-Şeker ve karbonhidratlar, yapay tatlandırıcılar( aspartam) fibromiyalji ağrılarında artış oluşturabildiğinden,   diyette kısıtlanmaları fayda sağlamaktadır.

-Omega3, balık yağı ,ağrı ve ödem üzerinde etkilidir ve destek olarak alınabilir. (sardalye, hamsi, somon ,ton balığı gibi balıkların haftada 2-3 kez)

-Ceviz, keten tohumu  gibi gıdalar omega 3 açısından zengindir. Gerekirse hekim kontrolünde beslenme desteği alınabilir ancak kan sulandırıcı ilaçlarla etkileşimine dikkat edilmelidir.

-Magnezyum eksikliği kas kasılmasını ve ağrıyı tetikleyebildiğinden, magnezyum içeren gıdalar diyete eklenmelidir.

-Tüketin:badem, epson tuzu, dere otu, mercimek, kimyon, yer fıstığı, muz…

-Kafeine dikkat: Yüksek miktarda kafein, süt ürünleri, mayalı yiyecekler fibromiyalji için riskli olabilmektedir, diyette kısıtlanmalıdır.

-Kontrolsüz diyet uygulayanlar ve az enerjili beslenme şekillerinde fibromiyalji sıklığı ve şiddeti artmaktadır.

-Fibromiyalji hastalarının mitokondrilerinde fonksiyon bozuklukları tespit edildiğinden beslenmede enerji kavramına dikkat edilmelidir.

Tembelliğin Nedenleri

Uzman Psikolog Yasemin Aydoğdu, tembellik ve nedenleri hakkında bilgiler verdi.

Tembellik, hareketsizlik ve üretime karşı motivasyonsuzluktur. Kişi erteleme eğilimi gösterebilir, işe geç gidebilir, izin almadan veya rahatsızlık sebebiyle işe gitmeyebilir, işinden ayrılabilir, ilişkilerinde sıkıntı olabilir, insanların arasına karışmayı bırakabilir.

Tembel kişi, evini ve odasını toplamakta zorlanır, kitap okumaya başlayamaz, spora başlayamaz, yetiştirilmesi gereken işlere ise vakit yaklaştığında başlayabilir. Yapılmayan işler, kişinin zihnini meşgul eder ve strese girmesine neden olur, depresyona yol açabilir.

Tembel insanlar her işten kaçmak isterler. Daima rahatlarına bakarlar.

Ayrılık gibi duygusal değişimler kişinin motivasyonunu düşürerek tembelliğe neden olabilir.

Çocukluğunda sorumluluk verilmeyen kişiler, yetişkinliğinde de sorumluluk almak istemeyebilir.

Değişime karşı direnç gösteriyorsa hiçbir şey yapmamayı seçebilir. Kişi zorluklarla mücadele edemeyeceğini düşünerek devamlı kolay olanı seçebilir. Etrafındaki insanlar da hareketsiz ise onlardan etkilenebilir.

Kişi kendini motive edemiyorsa harekete geçemez.

Tembellik, kişinin hayatına etki ettiğinde toparlanma vakti geldi demektir.

Motivasyonu arttırmaya çalışmak gerekir. Kişi bir şeyler yapmaya motive olursa harekete geçebilir.

Birkaç adım bile olsa atılan her adım bir yerden başlamaktır ve kişinin motivasyonunu arttırır, enerjik hissettirir.

Birey harekete geçemiyorsa destek almalıdır. Hipnoterapi-psikoterapi ile bireyin tembellik yapmasına neden olan olaylar, bilinçaltı düzeyde ortaya çıkarılarak anlamlandırılır ve çözümlenir.

NEFES KOÇLUĞU FEDERASYONU’NDAN KÜRESEL ETKİNLİK!

11 Nisan Dünya Nefes Günü

Kurucu Başkanlığını Nevşah Fidan Karamehmet’in yaptığı nefes koçluğunun mesleki kabul görmesinde öncülük eden Nefes Koçluğu Federasyonu ve Uluslararası Nefes Vakfı (International Breathwork Foundation) bir ilk’e imza atıyor.

İki kuruluş, dünya halklarını gerçekliğe yeniden bağlamaya yardımcı olmak, küresel barışı, sağlığı, refahı artırmak amacıyla 11 Nisan Perşembe günü dev bir organizasyon düzenliyor: Dünya Nefes Günü.

İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, İzmir, Manisa,  Konya, Tekirdağ-Çerkezköy, Samsun ve Bodrum’da düzenlenecek etkinliklere,  nefesin iyileştirici ve birleştirici gücünü hatırlamaya, deneyimlemeye, kutlamaya hazır olan herkes davetli.

Etkinlikler aynı tarihte Zürih, Brüksel, Amsterdam, Düsseldorf, Bakü, Kıbrıs, Londra ve New York gibi dünyanın birçok şehrinde de gerçekleştirilecek.

Uluslararası Nefes Vakfı Türkiye Temsilcisi Nevşah Fidan Karamehmet ve diğer ülke temsilcileri Véronique Batter, Brigitte Martin Powell, Rabia Hayek, Marie Thérèse Maurice, Manal Al-Musallam ve Geert De Vleminck ortak bir bildiri yayımladı.

Bildiride şöyle denildi; ‘’Hepimiz nefes alıyor ve aynı havayı soluyoruz.  Ancak, nefesimizin ne kadar önemli olduğunun ve bizi gezegenimize, farklılıklarımızın ötesinde birbirimize nasıl bağladığının farkında değiliz.

11 Nisan, nefes almaya adanmış uluslararası bir gün. Bu etkinlik bizi bu gerçekliğe yeniden bağlamaya yardımcı olacak,  böylece insanlık için dünya çapında barışı, sağlığı ve refahı artıracak, ilham verecek ve teşvik edecek’’.

Ülkenin dört bir yanında gerçekleşecek etkinlik kayıtları www.nefeskoclugufederasyonu.com adresinden yapılabilir.

Göz tansiyonu nedir, nasıl tedavi edilir?

Göz tansiyonu (glokom), genellikle belirti vermeyen ve göz içi basıncının görme sinirini tahrip edecek kadar yükselmesi nedeniyle görme kaybına yol açabilen bir hastalıktır

Göz tansiyonu ile ilgili soruları Batıgöz Sağlık Grubu’ndan Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tayfun Bavbek yanıtladı:

Göz tansiyonu nedir?

Glokom olarak da bilinen veya Karasu hastalığı olarak adlandırılan göz tansiyonu rahatsızlığı sinsi bir hastalıktır çünkü ilk evrelerinde neredeyse hiç belirti göstermez. Tamamen tedavi edilememekle birlikte genel olarak kontrol altında tutulabilir. Fakat tedavi edilmezse görme kaybına ve ilerleyen zamanda da körlüğe kadar gidebilir.

BASINÇ ARTAR TANSİYON YÜKSELİR

Göz tansiyonu neden olur?

Gözün içinde ön tarafta, dokuları beslemek için dolaşan bir sıvı bulunur. Bu sıvı göz içinde üretilir. Başka bir grup kanaldan da göz dışına atılır. Kimi gözlerde bu sıvı kanallardaki tıkanıklık nedeniyle dışarı atılamaz ve göz içi basıncı artar. Bunun sonucunda da göz tansiyonu yükselir.

Göz tansiyonu (glokom) türleri nelerdir?

1) Açık (geniş) açılı glokom: Genellikle 40 yaş üstünde görülür, göz içi sıvısının dışa akım kısmında yapısal direnç görülür. En yaygın olan glokom türüdür ve belirtileri bakımından sinsidir. Ancak hekim muayenesinde, testler sırasında anlaşılabilir.

2) Kapalı (dar) açılı glokom: Göz içi sıvısı gözün iris dediğimiz renkli kısmının arkasına hapsolmuştur. Dışa akım aralıklı veya tamamen engellenir. Ani glokom atakları gerçekleşir.

BULANIK GÖRME VARSA EN KISA ZAMANDA DOKTORA GİDİN

Göz tansiyonu belirtileri nelerdir?

Göz tansiyonu genelde belirti vermez. Bu yüzden hastanın kendisinin anlaması neredeyse imkansızdır. Ancak bazı göz tansiyonu tiplerinde, göz veya baş bölgesinde ağrı, bulanık görme, ışıklar etrafında hareler ve mide bulantısı olabilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurulmalıdır. Aile hikayesinde yani anne, baba ya da kardeşinde göz tansiyonu olanlarda görülme olasılığı yüksektir. Özellikle 35 yaşından sonra her sene göz tansiyonuna bakılmalıdır.

Göz tansiyonu nasıl ölçülür?

Göz tansiyonu teşhisindeki en önemli etken göz tansiyonunun ölçülmesidir. Bunu yapan alete ‘tonometre’ denir ve iki yöntemle göz tansiyonunu ölçebilir. İlkinde göze hava üfleyerek bir karşı basınç oluşturur ve öylelikle ölçülür ya da göze anestezi bir damla damlatılır ve gözle temas sağlanarak ölçüm yapılır.

Göz tansiyonu nasıl tedavi edilir?

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tayfun Bavbek, “Göz tansiyonu (glokom) olarak adlandırılan hastalık, üç ayrı yöntem ile kontrol altına alınabilir” dedi ve şöyle sıraladı:

Bunlardan ilki göz içi basıncını düşürmek için başlanılan damlalardır. İlaç tedavisi ile kontrol altında tutulabilen göz içi basıncına, herhangi bir müdahale etmeden yıllar içerisinde bu yöntemle hasta takip edilebilir. Bir veya birden fazla damla kullanımına rağmen düşmeyen göz içi basıncına farklı yöntemlerle müdahale etmek durumunda kalınabilir.

İkincisi lazer tedavisidir. Ani gelişen göz tansiyonu krizlerinde irise lazer ile açılan bir kanalla göz basıncı düşürülür. Cerrahi müdahale gerekene kadar ara dönemde uygulanabilir.

Üçüncüsü ise cerrahi müdahaledir. Göz içindeki sıvının drenajını kolaylaştırmaya yönelik girişimlerdir. Bir kısmında minyatür valf ya da seton denilen implantlar kullanılır. Göz içerisinden veya dışarısından uygulanır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

23 Haziran seçiminde kime oy vereceksiniz?

  • Binali Yıldırım --> 1
  • Ekrem İmamoğlu --> 0
Gönder
Sonuçlar

istanbul escort

istanbul escort

Yeni Çağrı Gazetesi © 2019 - Web Tasarım : GNS Ajans