Yeni Çağrı Gazetesi

tipobet

İş fırsatları için hemen tıkla!

DİNÇER KARACALAR’LA SAĞLIKLI GÜNLER

DİNÇER KARACALAR’LA SAĞLIKLI GÜNLER
Avatar
Dinçer KARACALAR( [email protected] )
86 Kere Okundu
30 Ocak 2020 - 12:35

 

SEVGİLİSİNİN SAÇ RENGİNE AŞIK OLANLARA: PH 4.5 RENK KORUMA…

Sevgilinizin saç rengine de aşıksanız şimdi onun bu rengi korumasına yardımcı olabilirsiniz.   Yüz yirmi yılı aşkın süredir saç alanında birçok yeniliğe imza atan Schwarzkopf Professional’ın ilk renk kilitleyici saç terapisi serisi BC BONACURE pH 4.5 Renk Koruma ile sevgilinize 14 Şubat’ta harika bir sürpriz yapabilirsiniz. Seri, patentli pH 4.5 Teknolojisi ile yalnızca renklendirilmiş saçları korumakla kalmıyor, aynı zamanda mükemmel renkler için saçtaki renk pigmentlerini donduruyor.

 

 

Kışın cildinizin iki kurtarıcısı; güneş koruyucu ve nemlendirici

Yaz aylarında güneş cildimize ne kadar zarar veriyorsa soğuk ve karlı havalarda da o kadar yıpratıyor. Özellikle kayak yapanlar kar yanığına karşı güneş koruyucu kullanmalı. Soğuk havanın oluşturduğu tahriş ve kuruluğa karşı ise önlem alınmalı. Dermatoloji, Veneroloji ve Kozmetoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, kış aylarında sağlıklı bir cilde sahip olmak için yapılması gerekenleri anlattı.

UV ışınları bulutlu havalarda bile yeryüzüne oldukça yoğun ulaşır ve hem kısa hem de uzun dönemli cilt hasarlarına yol açabilir. Ayrıca soğuk hava cildi kurutur ve tahriş eder. Dermatoloji, Veneroloji ve Kozmetoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, nemlendirici içeren, derinin bariyer fonksiyonlarını destekleyen, oluşacak tahrişi yatıştıran, antioksidan özellikleri olan, hem UVA ve hem de UVB filtreleri içeren güneşten koruyucu kremlerinin seçilmesinin tüm bu olumsuzluklara karşı önlem alınmasını sağlayacağını belirtti.

Kayak yapanlar mutlaka güneş koruyucu kullanmalı
Özellikle karlı havalarda güneş ışınları önlem alınmadığında cilt sağlığını olumsuz etkiliyor. Kar taneleri güneş ışınlarını yüzde 50-90 daha fazla yansıttığından UV miktarı katlanarak artıyor. Yansıma nedeni ile normalde doğrudan ışıktan korunan çene altı, üst dudak, boyun gibi alanlarda da kar yanığı görülebiliyor.

Güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarının yüksek rakımlarda yani kayak yapılan merkezlerde daha da yoğun olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Emel Güngör, “Bu da cildin daha kolay kurumasına ve tahrişine yol açar. Bu nedenlerle kayak tatiline gidenler kapalı vücut alanlarına uygun nemlendiriciler sürmeli, yüz cildine de hem UVA hem de UVB’den koruyucu geniş spektrumlu, nemlendirici özelliği bulunan ve tahrişleri yatıştırıcı güneşten koruyucu kremler kullanmalıdırlar” diye konuştu.

Kar yanığına karşı UVA ve UVA koruması gerekli
Prof. Dr. Güngör, kar yanıklarının oluşmasını engellemek için yapılması gerekenlerle ilgili şunları söyledi: “Yukarıda da belirttiğim gibi kar yanığından korunmak için nemlendirici içeren, derinin bariyer fonksiyonlarını destekleyen, oluşacak tahrişi yatıştıran, antioksidan

özellikleri olan, hem UVA ve hem de UVB filtreleri içeren güneşten koruyucu kremlerle mümkündür. Bu özellikleri taşıyan ürünler tüm bu olumsuzluklara karşı önlem alınmasını sağlar. Önlem alınmadığı durumlarda kar yanığı oluştuktan sonra leke veya kalıcı kızarıklık kalmaması için bir dermatoloji uzmanından yardım alınmalıdır.”

2 saatte bir tekrarlanmalı
Güneşten koruyucu kremlerin genellikle 2 saatte bir tekrarlanması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Güngör, bazı güneş kremlerinin tere ve suya dayanıklı olduğunu söyleyerek, yine de terleme veya yıkama sonrası cildin kurulanmasıyla krem ciltten uzaklaşacağı için bu durumlarda da 2 saat beklenmeden tekrar kullanılması gerektiğini kaydetti.

Koruyucu filtreler mineral ve organik olmalı
Çocukların cildinin erişkinlere göre daha hassas olduğunu belirten Prof. Dr. Güngör sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocukların cildi erişkinlere göre daha hassastır, onların cildinde kullanılacak güneş koruyucuların seçiminde daha da özenli davranmak gerekir. Güneşten koruyucu filtrelerin mineral veya organik olması yine onların cildinin tolere edeceği nemlendirici ajanlar içermesine dikkat edilmeli.”

Nemlendiricilerin içeriğine dikkat!
Havanın soğuması, iç ortamların ısıtılması ve daha çok yünlü giysilerin giyilmesi ciltteki kuruluğu artırır. Ciltteki kuruluk cildin bariyer fonksiyonunu da azaltır. Bu nedenle cildin nemlendirilmesi gerekir. Nemlendirici seçiminde en önemli özellik; kişinin cildine uygun olması, sivilce ve alerji yapmaması, sürüldüğünde yağlı bir his bırakmaması ve tabii ki çevre dostu olup doğaya zarar vermemesidir.

Egzama ve cilt hastalıkları kötüleşebilir
Kışın soğuk hava ve kalın giysiler nedeniyle ciltteki kuruluğun arttığını hatırlatan Prof. Dr. Emel Güngör bu durumun da başta kaşıntı olmak üzere egzamaya yol açabileceğini ifade etti: “Ciltteki kuruluk kaşıntı eşiğini düşürür. Hem ciltteki kuruluk hem de kaşıntı derimizde egzama gelişmesini kolaylaştırır veya var olanı şiddetlendirir. Başlangıçta tahriş ile ortaya çıkan egzama, tahriş olmuş deriye alerjenlerin temasıyla bazı yatkın kişilerde alerjik egzama gelişmesine de yol açabilir. Cildimizin kuruması var olan cilt hastalıklarını da kötüleştirebilir.”

Soğuk havada cildin nem dengesini korumanın püf noktaları

Kışın kuruyan derimizin bariyer tabakası zedelenir.İşte Prof. Dr. Emel Güngör’den deri bariyerimizi korumak ve cildimizin nemini optimumda tutmak için öneriler.

 

 

 

İLK BEBEK İKİNCİNİN GARANTİSİ DEĞİL !

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr.Süleyman Tosun konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Sekonder infertilite ,sorunsuz bir şekilde tıbbi bir tedavi gerektirmeden, en az bir çocuk sahibi olan çiftlerin daha  sonra istemelerine rağmen gebeliğin oluşmaması veya gebeliklerin düşükle sonuçlanması durumudur.Çocuk sahibi olan çiftlerin yaklaşık %10’u bu problem ile karşılaşmaktadır.

Eğer ikinci çocuğa sahip olmak için çaba sarf edilmiş ancak gebelik oluşmamış ise belki de çok zaman kaybetmeden , nedenin anlaşılması ve tedavisi açısından bu konuda uzman bir hekime başvurulması gerekir.Henüz hiç çocuk sahibi olamamış çiftlere önerdiğimiz gibi, sekonder infertilite problemi yaşayan çiftler içinde önerim ; 35 yaş altındaki kadınlarda 1 yıl, 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda 6 ay, 40 yaş ve üzerinde ise 3 ay gebelik olmamışsa muhakkak bir uzman görüşü alınmalıdır.Adet düzensizliği,vücutta artmış kıllanma,aşırı kilo artışı,geçirilmiş ameliyatlar(myom,yumurtalık kistleri, dış gebelik ameliyatı…gibi), birinci derece yakınlarda (anne,teyze,hala) erken menopoz hikayesi,endometriozis(çikolata kisti) var ise en kısa zamanda doktora başvurulmalıdır.Erkekte ise testislerle ilgili bir ameliyat geçirmiş veya ameliyat olmasa da testislerde şiddetli ağrı,şişlik veya cinsel isteksizlik, ereksiyon problemi var ise bu süreler beklenmeden üroloji uzmanı ile görüşülmelidir.Tedavileri geciktirmek, daha sonra tedavi başarı şansının düşmesine neden olabilir.

 

PROTEZ AMELİYATI KARARINI HASTANIN AĞRILARI BELİRLER

Yaşın ilerlemesi ile birlikte ortaya çıkan eklem kireçlenmesi, hayat kalitesini düşürüyor. Gündelik hayatta yürümeyi, merdiven inip çıkmayı dahi zorlaştıran hastalığa karşı diz ve kalça protezi ameliyatları büyük önem taşıyor.

Hastaların çoğu zaman ameliyat için doğru zamandan emin olamadığını belirten Türkiye İş Bankası İştiraki Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cihangir Yurdoğlu, “Protez ameliyatına karar verirken en önemli faktör hastanın ağrısıdır. Ağrılar dayanılmaz ise ameliyat zamanı gelmiştir. Ameliyatın ertelenmesi çoğu zaman hastaların diğer bacağa yüklenerek sağlam eklemlere de zarar vermesine neden olur” dedi.

Orta ve ileri yaş hasta grubunda görülebilen eklemdeki kıkırdakların aşınması, zamanla kireçlenmeye yol açıyor. Başlangıçta hafif ve ara sıra görülen şikayetler, yaşın ilerlemesi ile birlikte süreklilik kazanarak şiddetini artırıyor. Hastaların ev içerisinde bile adım atmasına, merdiven inip çıkmasına engel olan kireçlenme, ileri yaştaki hastaların hayat kalitesini olumsuz etkiliyor. Hastalığın ileri evrelerinde ise tedavi için protez ameliyatları gündeme geliyor. Ortalama iki saat süren protez operasyonlarında, ileri derecede tahrip olan eklem yüzeyleri çıkartılıyor, bu fonksiyonu yerine getirebilecek protezler yerleştiriliyor.

HASTALAR DOĞRU ZAMANI BİLEMİYOR

Yaşlı nüfusun her geçen gün artması ile birlikte giderek daha fazla uygulanmaya başlanan kalça ve diz protez ameliyatlarında yüz güldüren sonuçlar alınıyor. Ameliyat için uygun yaş grubunun 65 yaş üstü olduğunu belirten Türkiye İş Bankası İştiraki Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cihangir Yurdoğlu, hastaların sıklıkla ameliyat için en doğru zamanın ne zaman olduğunu bilemediklerini ve kafalarında pek çok soru işareti ile hastaneye başvurduklarını belirtti.

HASTALIK,  SAĞLAM EKLEMLERDE DE PROBLEM YARATABİLİR

Protez ameliyatına karar verirken en önemli faktör hastanın ağrısıdır diyen Prof. Dr. Cihangir Yurdoğlu, “Hasta artık bacağındaki ağrıyı tolere edemiyorsa ve doktorun değerlendirmesi de protezden yana ise artık ameliyatın zamanı gelmiş demektir. Hastanın bir bacağında ağrı varsa, ister istemez ağırlığını diğer bacağa verir. Ameliyatın uzun süre ertelenmesi durumunda, karşı bacak eklemleri aşırı yük altında kalacağı için orada da benzer problemlerin ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca eklem problemleri nedeniyle uzun süre ağrı kesici kullanmaktan kaynaklanabilecek yan etkileri hesaba katmak gerekir” diyerek hastaları uyardı.

 

DİZ SAKATLIĞI ZAMANINDA TEDAVİ EDİLMEZSE FUTBOLCUNUN KARİYERİ BİTEBİLİR!

Op. Dr. Osman Lapçın, bir futbolcunun yaşadığı diz sakatlığı sonrası geç başlanan tedavi nedeniyle kariyerinin bitme ihtimalinin olduğunu söyledi. Ön çapraz bağ ve menisküs yırtıklarında yaralanma olduğu anda kronik sonuçlara yol açmadan tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizen Osman Lapçın, bir futbolcu iyi bir rehabilitasyon süreci geçirmezse sahalara dönüşünün uzayacağını ve yaşadığı sakatlığın kariyerini olumsuz yönde etkileyeceğinin altını çizdi.


Türkiye’de ve dünyada futbolcular yaşadıkları diz sakatlıkları sonrası sahalardan uzun bir süre ayrı kalıyor. Kimisi eski performansını tekrar gösteremezken, kimisi ise kariyerine veda ediyor. A Milli Futbol Takımı’nın 12 Haziran’da İtalya ile Roma’da oynayacağı EURO 2020’nin açılış maçına sayılı günler kala ise Dorukhan Toköz, Abdülkadir Ömür, Yusuf Yazıcı ve Merih Demiral’ın yaşadıkları diz sakatlıkları sonrası şampiyonayı kaçıracağı konuşuluyor. İtalya ve İspanya’dan sonra en çok bağ sakatlığı yaşanan ülke Türkiye olurken, Op. Dr. Osman Lapçın, diz sakatlıklarında erken müdahalenin önemini vurguladı. Ön çapraz bağ ve menisküs yırtıklarında yaralanma olduğu anda kronik sonuçlara yol açmadan tedavi edilmesi gerektiğini vurgulayan Osman Lapçın, disiplinli bir rehabilitasyon süreci sonucunda bir futbolcunun rahatlıkla sahalara dönebileceğini söyledi.

Fazla kilo diz sakatlığını tetikliyor
Fazla kilonun diz sakatlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu belirten Osman Lapçın, sadece egzersizle değil aynı zamanda düzenli beslenmenin de futbolcuyu uygun kiloya ulaşmasına yardım ettiğini söyledi. Ön çapraz bağ yırtığından korunmak için diz çevresi kaslarını güçlendirmek gerektiğini söyleyen Lapçın, müsabaka öncesi germe ve esneme gibi egzersizler ve kondisyon açısından hazır olmanın da bu sakatlık açısından önemini vurguladı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

  • iOS (iPhone) --> 5
  • Android --> 9
Gönder
Sonuçlar

izmir escort

Yeni Çağrı Gazetesi © 2019 - Web Tasarım : GNS Ajans

evden eve nakliyat

ofis taşıma