$ DOLAR → Alış: 5,33 / Satış: 5,35
€ EURO → Alış: 6,07 / Satış: 6,10

DIŞARDAKİ HAYAT MERHABA

Elinde tuttuğu çantayı boş verircesine bıraktı. Derin derin nefes aldıktan sonra, günışığının sürgünü olduğu gözlerine kavuştuğundan gözlerini kısarak etrafı gözetlemeye başladı.

Kurtuluş BAŞTİMAR
Kurtuluş BAŞTİMAR
  • 20.06.2018
  • 474 kez okundu

Elinde tuttuğu çantayı boş verircesine bıraktı. Derin derin nefes aldıktan sonra, günışığının sürgünü olduğu gözlerine kavuştuğundan gözlerini kısarak etrafı gözetlemeye başladı. Hapishane biraz şehrin dışında kaldığından, karşıda arabaların hızla gidip geldiği yolu gördü. Arkasında, kapıda nöbet tutan askerler kendisine “geçmiş olsun” dedi. Kafasını çevirerek “sağ ol” anlamında kafasını salladı. Daha sonra çantasını alarak yola koyuldu. Yürürken içinden “merhaba hayat, merhaba geleceğin güneşli güzel günleri, merhaba özgürlük! Ve elveda ranzam, yastığım, mahpushane dostları.” Yola kısa sürede vardı. Koşar adımlarla yürüyordu. Artık adımları saymadan dolaşmanın, gardiyan gözetimi olmadan ve bakışları tel örgülere takılmadan bakmak ve yürümek zamanıydı.
Otobanda bir taksiye atladı ve Habib’in kendisine verdiği kağıttaki adresi tarif etti şoföre. Şoför o adrese yakın bir yere gittiğini ve onu yakın bir yerde indireceğini bildirmişti. Arabada ilerlerken çevresini büyük bir mutluluk ve huzur içerisinde seyrediyordu. Sekiz yıldır gözlerinin aç olduğu görüntüleri birer birer hafızasına kazıyordu sanki. Şoför dikiz aynasından arada bir Ahmet’i izliyor ve konuşmak için fırsat kolluyordu. Ancak, utanarak bir şey istemeye çalışan bir çocuk gibi kelimeler boğazında düğümleniyor ve vazgeçiyordu. Daha sonra Ahmet’in sürekli dışarıya baktığını fark edince, oradan bir konu açmaya çalıştı:
“Eskiden buralar bomboş araziydi…”
“Efendim?”
“Eskiden diyorum, buralar bomboş ve yeşillik alanlardı. Ama artık insanlar nerde bir yeşil alan görse hemen ağaçları kesip üzerine beton yığınları inşa etmeye başladılar. Kimsenin de umurunda değil hani neden bu insanlar bu yeşil alanları yıkıp beton binalar dikiyorlar. Neden daha elverişli mekanlar dururken buralara konmaya çalışırlar hiç anlamam. Sen okumuş insana benziyorsun, neden insanlarımız yaşadığımız alanı yok etmeye çalışırlar ki?”
“Neden?”
“Sen söyle, benim kafam pek basmaz bu işlere.”
Ahmet bakışlarını zorla da olsa etraftaki manzaradan alıp, dikiz aynasından gördüğü kadarıyla şoförün yüzüne baktı. Alnında alt alta sanki büyük bir özenle yerleştirilmiş çizgilere ve altı şişmiş gözlerine bakarak konuşmaya başladı:
“Bu boş alanlara çoğu zaman halkın eğlenmesi için sinema, alışveriş ve eğlence mekanları yaptıklarını söylerler.” Şoför dayanamayıp Ahmet’in sözünü yarıda keserek:
“Aman abi, millette sinemaya gidecek zaman mı var?”
“Neden yok?”
“Millet gece-gündüz arı gibi çalışıyor abi”
“Peki neden arılar gibi bir arada değiller?
“Anlamadım?”
“Eğer okuyan insanlar bir olup, bu tür kararlara karşı tek ses olurlarsa o zaman daha farklı olmaz mı?”
“Aman abi, ne diyorsun iki üç insan bir araya gelse hemen tehdit sayılıyor. Senin dediğin şeyleri söylersek ekmeğimizden oluruz.”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Yeşilay’dan teknoloji bağımlılığı açıklaması

Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Dinç, "Teknoloji bağımlılığı, fark edilmeyen, masum durabilen, bağımlılık olarak adlandırılmak istenmeyen bir durum ve artık bir...

Kapat