$ DOLAR → Alış: 5,61 / Satış: 5,63
€ EURO → Alış: 6,43 / Satış: 6,45

SON DAKİKA:

DİSLEKSİ (ÖĞRENME BOZUKLUĞU) – 1 –

Ali AYDIN
Ali AYDIN
  • 24.05.2016
  • 1.221 kez okundu

Disleksi dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini göste- ren bir öğrenme bozukluğudur. Çocukların büyük bir çoğunluğu birinci sınıfa başladıktan sonra  3-4 ay içinde okuma- yaz- maya başlar ve bu beceriyi kısa süre için- de geliştirirler. Ama maalesef okula yeni başlayan çocukların yaklaşık %10’u diğerleri kadar şanslı değildir. Onlar için okul kısa sürede kabusa dönüşür. Bu sıkıntılı süreç; önlem alınmazsa bütün eğitim hayatı boyunca devam eder.İlkokula başlayan disleksili çocuklarda eğitim alabilecek  zihinsel gelişim henüz tamamlanmadığı için okuyamazlar,yazamazlar ve matematiksel işlemleri kavramada zorluk çekerler. Ancak bu onların zeka düzeylerinde bir sorun  olduğunu göstermez.
İlk kez 1881 yılında tanımlanan bu bozukluk, Dünya Nöroloji Federasyonu tarafından “geleneksel eğitim ortamında, yeterli zekaya ve sosyokültürel fırsata sahip olmasına rağmen, okumayı öğrenme güçlüğü ile kendini gösteren bir bozukluk” olarak tanımlamıştır. Herhangi bir zihinsel sorunu, duyma ve görme engeli olmayan bir öğrenci okuma yazmada zorluk çekiyorsa ilk akla gelmesi gereken sorun Disleksi olmalıdır.
Disleksi hem ailesel, hemde kalıtımsaldır. Anne ya da babasında disleksi olan çocukların yarısında, dişlektik çocukların yarısında, disleksisi olan çocuğun anne ya da babasında disleksi vardır. 1,2,6,15 kromozomlardaki bazı mutasyonlar disleksiye neden olur.
Dislektik çocuk ve erişkinlerin sol beyin temporo-parieto-oksipital bölgelerinde işlevsel bozukluk, frontal bölgelerde artmış aktivasyon vardır. Normal bir insan okuma, yazma ve anlama gibi eylemler için beyninin sol ön lobunu kullanır. Disleksi olan kişiler beyinin sol ön lobu kullanmakta zorluk yaşarlar. Normalde sol beyin yarım küresi, sağdan daha büyüktür. Disleksili insanlarda sağ beyin yarımküresi, sol beyin yarımküresine eşit büyüklüktedir ya da sol beyin yarım küresi daha küçüktür. Sol beyin yarımküresindeki bu farklılıklar, disleksi bozuklu- ğuna neden olur..
Disleksi, en sık rastlanan öğrenme bozukluklarından biridir. Disleksi en sık görülen nörodavranışsal bozukluktur. Asıl sorunları hafıza ve dil ile ilgilidir. Disleksi olan kişilerin dil ile ilgili derslerde sıkıntı çektikleri bilinmektedir. Bazıları okul zamanında hızlı konuşabilir. İnsanlar da onları pek dikkate almazlar. Günümüzde ise disleksi olan kişilerin sayısal zekası çok yüksektir. Okul zamanlarında matematik ve fizik derslerini çok severler. Fakat sözel konuları beceremeyebilirler. Disleksi olan kişilerin sözel zekaları düşük veya geri değildir. Aksine çok güçlü sözel zekaları vardır. Normal bir insanın hayal gücünün en az 2 katına sahiptirler. Disleksi olan çoğu kişinin en büyük düşmanı kitaptır. Bazıları bir kitabı anlamak için aynı kitabı 5-6 kere okur. Disleksililer zeka düzeyleri  düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler. Buna en önemli kanıtlar disleksili olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılardır. Albert Einstein, Walt Disney, Leonardo Da Vinci, Bill Gates, Tom Crouse, Cher, Jamie Oliver  gibi ünlü isimler bunlardan bazılarıdır. Disleksili çocuklarda dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu %12-40 oranında görülür. Bu nedenle bu çocuklara bir uzman tarafından sistemli bir dikkat eğitimi verilmelidir.Sözel, işitsel, görsel eğitim metodları seçilmelidir.
Okul Öncesi Dönemde Gözlenen Belirtiler: Okul öncesi dönemde bir çocuğa disleksi tanısı konulması zordur.
• Konuşmada gecikme
• Yeni sözcükleri yavaş öğrenme
• Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk
• Kafiyeli sözcükleri öğrenmede güçlük
• Harfleri tanımada güçlük
• Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.
Okulda Gözlenen Belirtiler
• Alfabedeki harf dizinini öğrenmede güçlük
• Seslerin karşılığı olan harfleri bulmada güçlük
• Kafiyeli sözcük üretmede ve sözcüğü oluşturan harfleri söylemede güçlük
• Hecelemede güçlük
• Sözcükleri, nesne ve kavram isimlerini hatırlamada güçlük
• Yazılı sözcükleri seslendirmede güçlük
• Bir sözcükteki benzer sesleri ayırtetmede güçlük ve seslerin yerini değiştirme (Ör: Ekşi/eşki)
• Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk
• Okurken kelime, satır atlama ve/ya da sözcüklerin sonuna ek ekleme ve ekleri okumama
• Yazı yazmada zorluk. Yazarken harf atlama ya da yanlış harf kullanma
• Yavaş ya da yanlış okuma
• Yazıda çok sayıda imla hatası (Cümle sonlarına nokta koymama, cümle başında büyük harf kullanmama, vb.)
• Sesli okumada güçlük, sözcükleri yanlış sırayla okuma, kelime atlama ya da sözcüğe takı ekleme
• Sözcüklerin doğru anlamını bilememe
• Çok kullanılmayan sözcükleri okuma ya da telafuz etmede güçlük gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Disleksiye eşlik eden diğer öğrenme güçlükleri
Çocuğun sadece disleksi problemi varsa, çocuğun sorunları ile baş etmesi daha kolaydır.
Ancak,  çoğu zaman disleksiye birçok öğrenme güçlüğü eşlik edebilmektedir. Bu nedenle bazı kaynaklar  bu farklı güçlüklerin belirtilerini de disleksi belirtisi olarak göstermektedir. Disleksi diğer öğrenme güçlükleri ile birleştiğinde çok ciddi bir sorun haline gelmektedir. Bazen de diğer öğrenme güçlükleri ile karıştırılmaktadır.  Bunların başlıcaları şunlardır:
– Yazma Bozukluğu  (Disgrafi) : Bu öğrenme güçlüğü el göz koordinasyonundaki bozukluk nedeniyle ortaya çıkan yazma güçlüğüdür. Yazma bozukluğu olan çocuklar  hem yazma sürecinde çok yorulup güçlük çeker, hem de yazıları okunaksızdır.
– Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB):  Disleksiklerin yaklaşık %12-%40 oranında aynı zamanda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)’da görülür. Bu durumda tanısı daha kolay olduğu için çocuğa DEHB tanısı konur ve disleksi fark edilmeyebilir. Bu çocuğa DEHB tedavisi uygulanması okuma sorununu çözmez. Ayrıca iki güçlük birlikte olduğu zaman çocuğa okumayı öğretmek dahada zor hale gelir.
– Matematiksel işlemlerden kaynaklanan sorunlar diskalkuli terimleri ile adlandırılır.
DİSLEKSİ TÜRLERİ
Disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksi doğum öncesi ,doğum sırasında ve doğum sonrası komplikasyonlara bağlı olarak üçe ayrılır.
Doğum öncesi disleksiye, yetersiz ve dengesiz beslenme, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar ve bilinçsiz ilaç kullanımı etken olabilir.Uzun ve zor doğum plesenta anomalileri doğum sırasında oluşan disleksiye ,doğumdan sonra bebeğin nefes almasındaki gecikme ve geçirdiği ateşli hastalıklar da doğum sonrası oluşan disleksi sebeplerindendir. Kalıtsal etmenlere bağlı olarakda disleksi ortaya çıkabilir.
BEYİN KELİMELERİ NASIL ANLAR
Ses birimi üretimi(sol inferior frontal gyrus)
-Beyinin bu bölümü sesli veya sessiz olarak kelimeleri seslendirmeye yardımcı olur.   Bu bölüm ayrıca kelimeleri oluşturan küçük sesleri analiz eder. Bu bölüm daha  çok  yeni okumaya başlayanlarda daha aktiftir.
Kelime çözümleyiciler (sol parieto-temporal bölge)
– Beyinin bu bölümü daha çok yazılı kelimelerin analizini yapar. Bu bölümde kelimeyi oluşturan hece, ses ve harfler uygun bir şekilde seslendirilir.
Otomatik Dedektör bulucu(sol occipito-temporal bölge)
– Beyinin bu bölümünün görevi kelimelerin otomatik olarak tanınmasını sağlamaktadır. Otomatik bulucu aktive edilir ve okuyucu hızlı bir şekilde kelimeyi algılar.
Disleksi üzerine ilk çalışan nörologlardan Samuel T. ORTON disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemiştir.
Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.
– b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri  ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi.
– Okurken kelime atlamak.
– Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak.
– Yazı yazmada zorluk.
– Gecikmiş ya da yetersiz konuşma.
– Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.
– Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.
– Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik
Disleksliklerin Eğitim Sürecinde Karşılaştıkları Sorunlar
– Ülkemizde sadece disleksik olan çocuklar, Türkçe’nin yapısından ötürü (ses sayısının az olması ve her sesin bir karakterle temsil edilmesi) geç de olsa okuma-yazmayı çözebilirler. Ancak yaşıtlarından daha yavaş öğrenirler ve bazı sözükleri yanlış okurlar. Bu yetersizlikleri; uzun okuma ve yazma gerektiren sınavlarda başarısız olmalarına neden olur. Bazen de yaptıkları imla hataları, kötü yazıları nedeniyle öğretmenleri tarafından cezalandırılırlar. Çoktan seçmeli sınavlarda göreli olarak daha başarılı olmalarına karşın, soru kökünü yanlış okuma, sözcük atlama gibi nedenlerle yanlış seçeneklere yönelebilirler.
– Bu çocuklar, sembollerle ilgili problemler  yaşadıkları için, matematik dersindeki sembolik göstergeler ve kavramları algılamakta da güçlük çekerler. Ayrıca ezberleme güçlüğü yaşadıkları için sayıları sırasıyla düz ve ters sayma, basit toplama işlemlerin sonucunu hızlı söyleme, çarpım tablosunu hatırlama gibi becerilerde de zorluk çekerek  matematik dersinde de başarısız olurlar.
– Disleksiklerin ezberleme güçlüğü, dil bilgisi kurallarını öğrenmede sorun yaşamalarına neden olur. Bu durum yabancı dil öğrenmelerini de güçleştirir.
Disleksiyle Başetmede  Çevre ve Eğitimin Rolü
– Yapılan araştırmalar, eğitim düzeyi yüksek anne-baba ve nitelikli öğretmen gibi çevresel etmenlerin erken tanıyı ve  çocukların  sorunlarıyla başa çıkmalarını kolaylaştırdığını göstermektedir.
– Aileler, öğrenme güçlüğü çeken çocuklarına karşı zorlayıcı davranmamalı, yardım ederken sinirlenmemeli, çocuğun anlayamadığı  konuları gerekirse defalarca tekrar etmelidirler. Bu çocukların istemedikleri için okumadıklarına inanmak en büyük yanlıştır. Onlar okuyamadıkları için okumak istememektedirler. Böyle bir davranış, sorunu daha da büyütür. Çocuk aile ile iletişimi keser ve kaygı düzeyi yükselir. Bu nedenle anne babalar yeterli metanete ve öğretme becerisine sahip değilse; mutlaka uzman yardımı almalıdır. Unutulmamalı ki disleksik çocukların akıcı ve doğru okumaları uzun süreli okuma eğitimi ile mümkündür.
DİSLEKSİDE BİLİNMESİ GEREKENLER
– Okuma yazma  aslında kolay edinilen bir  beceridir. Eğitilebilir düzeyde zekaya sahip bireyler okuma yazma öğrenebilir. Disleksi ortalama zekaya sahip olan çocukların yanı sıra üstün zekalı çocuklarda da görülebilen bir bozukluktur. Tarih boyunca birçok dahinin disleksi olduğu bilinmektedir.
– Disleksi okuma güçlüğü olmakla birlikte yoğun bir eğitim programıyla disleksik çocukların okumayı öğrenmeleri mümkündür.
– Disleksi tanısı zor olan bir bozukluk olduğu için birçok insan disleksi olduğunu bilmeden yaşamaktadır. Yurt dışında yapılan araştırmalar disleksikleri nüfusun %3-%10 arasında olduğunu göstermektedir.
– Çocuğun okuma yazma becerileri ölçülerek  disleksi tanısı koymak mümkündir.
– Disleksi tanısı koymak için herhangi bir tıbbi değerlendirmeye ihtiyaç yoktur. Disleksi tanısı, çocuğun okuma becerisinin ölçülmesi ile konulur. Bu da doktorların uzmanlık alanı değildir. Disleksi bir hastalık değildir. Tıbbi tedavisi, ilacı yoktur.
– Disleksi kendi kendine zamanla geçmez. Ancak disleksikler zamanla bu sorunla başa çıkabilmeyi öğrenirler.
– Araştırmalar, disleksikler de dahil olmak üzere, sınıf tekrarının çocuğun akademik başarısına hiç bir katkı sağlamadığını göstermektedir.
– Yapılan araştırmalar, disleksiklerin görme sorunları olmadığını ortaya koymuştur. Hatta yaygın inanışın aksine disleksikler “b”,”d” gibi harfleri ters görmezler. Görsel-mekansal algı sorunları disleksiye eşlik edebilir, ancak her disleksik çocuk görsel-mekansal algı sorunu yaşamamaktadır.
DİSLEKSİDE TEDAVİ
Disleksi ile ilgili ilk bulgular, 1896 yılında bir İngiliz doktor olan W. Pringle Morgan tarafından elde edildi ve British Medical Journal’da yayımlandı. Morgan makalesinde 14 yaşında olan Percy adındaki erkek çocuğunun her zaman akıllı ve zeki bir tutum içinde olduğunu, yaşıtlarıyla kıyaslandığında oyunlarda hızlı olduğunu ve arkadaşlarından geride kalan hiçbir yönü olmadığını, ancak okuyamadığını belirtiyordu. Bu dönemlerde disleksinin görme sistemiyle ilgili olduğu düşünülüyordu. Çünkü, disleksinin en belirgin özelliklerinden biri harflerin ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıydı. Bu bakış açısından yola çıkan bir düşünceyle disleksiyle baş etmek için göz eğitimleri yaptırılıyordu. Daha sonra yapılan çalışmalar ise disleksinin görmeyle ilgili bir bozukluk olmayıp dil sistemiyle ilgili bir bozukluk olduğunu ortaya koydu. Bugün göz eğitiminin disleksiyle yaşamayı kolaylaştırmadığı da artık kesinlikle kabul gören bir gerçektir.
– En etkin tedavi fonik öğretimdir. Okumaya başlayan bir çocukda harflerin seslerle nasıl bağlantısı olduğu anlatılır. Harf ve hecelerin ses karşılıkları ve heceleme paternleri öğretilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
ALBÜMÜNE EN ÇOK DEĞER VEREN SANATÇI

ALBÜMÜNE EN ÇOK DEĞER VEREN SANATÇI Demet Akalın aslında Türkiye’de bir çok şeye öncü olmuş bir kadın. Kadının gücünü gösterdi...

Kapat