$ DOLAR → Alış: 5,35 / Satış: 5,37
€ EURO → Alış: 6,08 / Satış: 6,10

SON DAKİKA:

DÜŞÜMDE KURDUĞUM ÜLKENİN ADIYDIN SEN

Bir maden işçisinin elleri gibi simsiyah ellerini çekiyor üzerimden gece.

Kurtuluş BAŞTİMAR
Kurtuluş BAŞTİMAR
  • 05.05.2018
  • 632 kez okundu

Bir maden işçisinin elleri gibi simsiyah ellerini çekiyor üzerimden gece. Gökyüzündeki yıldızlar içimdeki sen kadar uzak bana. Gecenin bozguna uğramış düşman orduları gibi çekilmesi ile birlikte, selamlıyor şafağın kızıllığı şehrin duvarlarına devrim umutlarını haykıran gençleri, ayakkabı boyamak için evinden çıkan çocuk işçileri ve bin yıldır uyku girmeyen gözleriyle pencere önlerinde oturmuş bekleyen anaları.
Tek odalı bir evde, fakir sofralarının en vefakar yiyecekleri ile kahvaltımı hazırlıyorum. Bakır bir çaydanlık, üzerine gazete serilmiş ahşap ve gıcırdayan masa filan ile. Ne zaman otursam masanın başına, alarak karşımdaki boş sandalyeye senden arta kalan yalnızlığı, içimi tarifi imkansız duygular sarar. Radyo da çalan şarkıların hepsi sana mi yazılmış? Eğer öyle değilse peki neden her şarkıda sensizliğin çıldırtan gerçekliği sarar bedeni mi?
Yalnızlığın ülkesi yoktur. Düşümde kurduğum ülkenin adıydın sen ve o ülkeden sürgün yedim yiyeli, çiçekler hep umutsuzluğun rengi ile acar oldular bende. O ülkede iken konuştuğum dil yasak şimdi. O ülkede iken yaşadığım güneşli güzel günler şimdi odamın duvarlarında bir tablo halinde asılı duruyor. Yalnızlığın ülkesi yoktur çünkü yalnızlık her zaman sınırların dışında vurmaz insanı yüreğinden.
Yaşamak, yapılması zorunlu bir görev gibi asılı durur boynumda. Ceplerimde insan yerine konulmak için yeterli miktar yok o yüzden başımı önüme eğer geçerim umutlarımın, yarınlarımın ve mutluluğun pencereye çıkıp beni izlediği apartmanın önünden…
Utanırım sevgili. Utancım gemisini karaya çıkaramamış bir kaptanın kendisini bile bile boğarak öldürmeye yetecek kadar da asildir. Utanırım sistemin bizi insan yerine koymamasından, çöpten ekmek çıkaran çocukları görmekten utanırım. Ve bir ağlamak gelir düğümlenir boğazımda. Dolar gözlerim, ağlarım. Hem de sokak aralarında zerzevat satan bir babanın zabıtalar tarafından arabasının darmadağın edilişinin ardından ağladığı gibi ağlarım.
Helal rızık kazanmaya çalışan bir ihtiyar baba gibi ağlarım, acılarını onurla sırtlayıp taşıyan Anadolu insanı gibi utanırım ve halkım gibi başkaldırırım da, bir ben gibi gülüp bir ben gibi yaşayamam..

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
MAGAZİNMATİK

FUNDA ERKOÇ'un magazin haberleri için tıklayınız...

Kapat