$ DOLAR → Alış: 5,36 / Satış: 5,38
€ EURO → Alış: 6,07 / Satış: 6,10

SON DAKİKA:

EKMEK TEKNESİ

Kurtuluş BAŞTİMAR
Kurtuluş BAŞTİMAR
  • 06.10.2018
  • 170 kez okundu

Dükkânın önüne vardıklarında Ahmet’in zihnini bu düşünceler sarıp sarmalamıştı. Murat samimiyet ve dostlukla Ahmet’in omzuna dokunarak, “Buyur abi” dedi, “Burası bizim ekmek teknesi.” İki tarafını yağmurun dövmekten, güneşin ise yakıp kavurmaktan aşındırdığı evlerin çevrelediği yokuş yukarı çıkan bir yolda, bu evlerin arasına sıkışmış bir binadaydı ayakkabı dükkânı. Kaldırım seviyesinden yükselen camı ve tezgâha dizilen deri ayakkabıların yanı sıra dükkânın isminin özenle yazıldığı cam dikkat çekiyordu. Kaldırımdan birkaç basamak inerek girdiler dükkâna. Dışarıdaki bunaltıcı sıcağa rağmen içeride serin, insanın içini huzurla dolduran bir hava vardı. Genişçe bir yerdi fakat doldurulan eşyalar yüzünden dükkânın içi daralmıştı. Eşyalar sanki yıkılacakmış gibi üst üste duruyorlardı. Bu eşyalar içinde beton zemine sabitlenmiş, kısa ve dört tane tahtanın yan yana çivilenmesiyle oluşturulmuş masa ve tam ortaya yerleştirilmiş demir göze çarpıyordu. Bu masanın hemen arkasında ise oturmak için tabureye benzer, masayla hemen hemen aynı hizada bulunan bir oturak bulunuyordu. Masa üzerindeki demir çıkıntıda tamir bekleyen bir ayakkabı bulunmaktaydı. Arka tarafta eşyaların arasında güçlükle seçilebilen bir tüp ve üzerinde islerin kararttığı çaydanlık durmaktaydı. Dükkânın hemen girişinde de büyükçe bir masa ve üzerinde karmakarışık kâğıtlar, kalemler ve buruşuk gazeteler bulunuyordu. Ahmet, yüzünde beliren tebessüm ve gözlerindeki sevinçle sözlerine başladı:
“Dükkânın çok iyi.”
“Allah’a şükür, abi. Kimseye muhtaç olmadan geçinip gidiyoruz.”
“Önemli olan da bu ya.”
“Dükkânın camı kalbin gibi çok parlak ve temiz.”
“Ha cam mı? Abi geçen yine anarşistler eylem yaptılar bu caddede, bütün dükkân camları yerle bir oldu. Değiştirmek zorunda kaldım.”
“Her zaman olur mu bu olaylar?”
“Allah kurtarsın bizi bu anarşistlerden, abi. Millette huzur bırakmadılar. Nerde ne zaman çıkacakları belli olmaz ki bunların.”
Ahmet ayakkabıların tamir edildiği masaya oturdu ve tamir edilmek için masa üzerinde demir çıkıntıya iliştirilmiş yırtık ayakkabıya baktı ve bir zamanlar otobüs durağında yırtık ayakkabıyla bekleyen insanın şimdi bu dükkânın sahibi olduğunu düşünmek bir an gurur verdi ona. Koltukları kabardı. Murat bir tabura çekerek Ahmet’in karşısına oturdu ve sözlerine başlamadan önce, dirseklerini dizlerine dayayarak ellerini birleştirdi ve başını yaramazlık yapmış, hesap vermek üzere büyükleri karşısına çıkmış bir çocuk gibi eğdi.
“İşlerim iyi gidiyor abi hamdolsun. Yanımda çalıştırdığım bir çırak var. Dükkânımda hem ayakkabı tamir ediyor, hem de yaptığım ayakkabıları satıyorum. Ve her yıl düzenli olarak yetiştirme yurtlarına ayakkabı gönderiyorum. Nerede bakıma muhtaç, ayağında ayakkabısı olmayan bir insan görsem ya da haber alsam koşuyorum. Tıpkı senin bundan seneler önce bana yardım elini uzatıp, yetiştiğin gibi.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
ACIMIZ BÜYÜK 

Hevesin  Mutluluğun boğazda en sert kaldığı  Coğrafyanın çocuklarıyız. Cemal süreya  Telefonuma Şanlıurfa da yaşayan bir arkadaşımdan gelen mesajla irkildim.  -...

Kapat