Yeni Çağrı Gazetesi

İş fırsatları için hemen tıkla!

“EN BÜYÜK MUTLULUĞUM SAHNEYE ÇIKTIĞIM ANDIR”

Ekranların dominant, güçlü anne rolünü yaşatan, ama her ne kadar sert olursa olsun içindeki merhameti göstermeyi unutmayan rollerin ustası Yeşim Gül ile bir araya geldik. Evet, Ömre Bedel, Dila Hanım, Dolunay gibi reyting rekorları kıran dizilerde izlediğimiz Yeşim Gül’ün, karakter kostümünü çıkarttıktan sonra nasıl bir hayatı olduğunu sordum. Oyunculuğa aşık ve ömrünü işine adamış bir Yeşim Gül ile karşılaştım. Oyunculuk, çok zor bir meslek; kendi hayatını yaşattığın karakterle takas ediyorsun, özel hayatını sana bırakmıyor, set evin oluyor. Böyle bir yorgunluğu her gün gülümseyerek karşılamak ancak o işe aşık olduğun zaman gerçekleşebilir. İşte işine aşkla bağlı, ne kadar yoğun olursa olsun yardımseverlikten, sosyal sorumluluk projelerinde olmayı asla ihmal etmeyen, güçlü kadın Yeşim Gül…

“EN BÜYÜK MUTLULUĞUM SAHNEYE ÇIKTIĞIM ANDIR”
Avatar
Gizem YILDIZ( [email protected] )
160 Kere Okundu
04 Aralık 2019 - 18:00

Her zaman ekranın sevdiği bir yüz oldunuz. Kariyeriniz nasıl başladı?

Ankara Hacettepe Üniversitesi Devlet Konsevatuvarı’nı bitirdim. Staj için Adana Devlet Tiyatrosu’na gittim. Stajımı tamamladıktan sonra, önce Ankara Devlet Tiyatrosu’na sonra da İstanbul Devlet Tiyatrosu’na tayinim çıktı. Şu anda İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda sanatçı olarak görevime devam ediyorum.

Şimdiki oyuncuların hemen kamera önüne çıkması sizce kariyerlerinde eksik bir yer bırakır mı?

– Bu çok güzel bir soru, ama sorunun derinine inersek bu sohbet çok uzar gider (Gülerek). Kısaca söylemem gerekirse, ben okullu-alaylı ayrımı yapmıyorum. Çünkü bu işe alaylı olarak
giren ve çok yetenekli olan insanlar da var. Aynı zamanda okullu olup çok yeteneksiz insanlar da var. Ama hep söylediğim bir şey vardır ki; o da eğitim. Bir oyuncunun kendini eğitmesi çok önemli. Bizler, oyuncu olmak üzere 4 yıl eğitim alıyoruz. Bu eğitimin içinde diksiyon, şan ve eskrim gibi derslerle çok kapsamlı bir eğitimden geçiyoruz. Başarılı olmak için oyuncu adayının önce yeteneği olmasına, sonra da çok çalışması gerektiğine inanıyorum. Biliyorsunuz ki, olmayan bir şey zaten olamadığını çok net belli ediyor.

– Önce yetenek mi diyorsunuz?

– Tabii ki yetenek. Fizik bir yere kadar, önemli olan yetenek… Yeteneğiniz ve oyunculuğunuzla, çalışarak disiplinli bir şekilde bir yerlere geleceksiniz.


-Çünkü şu an ekranda aranan yüzler yetenekten de çok görünürlükleriyle karşımıza çıkıyorlar.

– Görsellik önemlidir; güzeli, yakışıklıyı hepimiz severiz. Ama o görselliğin güzelliği de bir yere kadar… Yetenek varsa, o yeteneğin üstüne gidip çalışmak oyunculuğun
en temel kuralıdır.

Oyunculuk dışında meslek olarak yaptığınız başka bir iş var mı?

– Yıllardır seslendirme yapıyorum. Onun dışında bütün kariyerim oyunculuk üzerine kurulu.

Sizi çok güçlü yapımların içinde izledik. Hala da akıllarda kalan diziler bunlar. Bir proje geldiğinde titizlikle baktığınız ilk şey ne oluyor?

– Önce senaryoya bakıyorum, sonra da hikayenin içindeki karakterime. Tabii ki yönetmen ve yapım çok önemli faktörler, onlar sonraki analizlerimi oluşturuyor.

“İşimizin en güzel yanı, birçok karaktere hayat vermek”

Bulunduğunuz projeler, tecrübeleriniz bugün karşımda duran Yeşim Gül’e neler kattı?
– Bana çok şey kattılar, çünkü ben her zaman işine aşık bir kadın oldum. Tiyatro benim asıl mesleğim, beraberinde de dizi ve film sektörü geliyor. Sadece oynadığım
karakterler bana bir şey katmadı. Aynı zamanda ben de karakterimden birçok şey kattım. Üstlendiğim rolün kimliği, yaşam biçimi, geleceğe uzantısı, hepsini
önce kendi süzgecimden geçiriyorum. Bizim işimizin en güzel yanı, birçok karaktere hayat veriyor oluşumuz. Değişik ruh hallerini yaşıyoruz, farklı meslek gruplarıyla tanışıyoruz, o karakteri araştırıyoruz  ve o karakterler insanın kişiliğine çok şey katıyor.

“İyi ki oyuncu oldum” diyenlerden misiniz?

– İyi ki! Bir daha doğsam yine oyuncu olurdum. Oyunculuk bambaşka bir aşktır. Sahneye çıkmak seyirciyle buluşmak farklı karakter ve duyguları yaşamak ve yaşatmak… En büyük mutluluğum sahneye çıktığım andır.

Arkanıza dönüp baktığınızda keşkeleri olan bir yapınız mı var yoksa hep önünüze mi bakarsınız?

– Ben her zaman önüme bakarım. Mutlaka herkesin hayatında keşke dediği zamanlar olmuştur. Ama işime dair keşkem hiç olmadı; çünkü benim için iş hayatında
başarı çok önemlidir. Çok çalışarak, benden büyüklerimin sözünü dinleyerek iyi bir yere geldiğimi düşünüyorum.

Başarınızı yeteneğinize mi yoksa azminize mi borçlusunuz?

 – Yeteneğim ve çalışma azmim bu yolda her zaman ilk yardımcılarım oldu. Oyunculuk zeka gerektiren bir meslek, mutlaka olması lazım. İşime emek veririm; sahnede yatıp kalkan biriyimdir. Setlerde tiyatro disiplinimden kaynaklanan alışkanlıklarım söz konusu… Mesela  set saatinden önce sete giderim, ezberimle role daima hazır olarak ve çalışma arkadaşlarımla uyum içinde büyük bir zevk alarak işime odaklanırım. Çalışma azmim ve sevgim her işimde bir kat daha artarak çoğalıyor. Gücümün yettiği yere kadar da çalışmaya devam edeceğim.


Peki, oyuncu olmasaydınız kafanızda yapmak istediğiniz başka bir meslek var mıydı?

– Gazeteci olmak isterdim. Kişiler arası ilişkileri güçlü olan okumayı ve araştırmayı seven biri olarak ikinci işimi bu yönde tercih ederdim.

“Oynadığım karakterler çocuklarım gibi”


Oynadığınız karakterler içerisinde hala tebessümle hatırladığınız, kalbinizde yeri olan bir proje var mı?

– Hepsinin kalbimde yeri ayrı… Bir anne çocuklarını ayıramaz ya; oynadığım karakterler de benim çocuklarım gibi. Fiziksel olarak oynadığım karakterlerin
çoğunluğu despot anne karakteri. Ama benim önüme konulan karakter neyse, hakkını vermeye çalışarak ortaya çıkartırım.

O zaman karakter seçen bir yapınız yok. 

– Yok. Komedi de yapabilirim, dramada da oynayabilirim. Ama benim o rolü benimsiyor olmam seçim yaparken önemsediğim en önemli faktör. Benim için oyuncu
her rolü oynayabilendir.

Oynamadığınız, ama oynamak istediğiniz bir karakter var mı? 

– Komedi oynamayı çok istiyorum. Tiyatroda çok oynadım, ama dizilerde öyle bir şansım olmadı. Tabii, iyi bir komedi olması şartıyla. (Gülerek)

Sizin de dediğiniz gibi güçlü karakterleri, hep sert anne rollerini oynadınız. Gerçek hayatta da bu böyle midir?


– Hiç değilim, Beni menajerim ve dostlarım yıllardır tanır. Çok naif, merhameti, vicdanı çok yüksek, yardımsever, yumuşak bir karakterim olduğunu bilirler. İster istemez fiziğim
o rollerle birleşiyor.

Bu roller içinizdeki annelik duygusunu perçinliyor mu?

– Perçinliyor. Bunun için benim çok çocuklarım var. Kendi çocuğum yok, ama diziler benim için çok güzel çocuklar, torunlar oldu.

Tecrübeli bir oyuncu olarak şu an ekranda yer alan genç oyuncuları nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Genelleme yapamam, ama başarılı olan kadar başarısızları da var. Bir anda oldum diyenler de var, o yere ulaşabilmek için deli gibi çalışanlar da var.

“Bu meslekte ‘oldum’ diye bir şey yok”

Bu ‘oldum’ diyen oyuncuların içlerindeki eksiklik nedir ki, bir anda oldum diyorlar?

– Bu meslekte oldum diye bir şey yoktur. Biz masabaşı iş yapmıyoruz. Sanat icra ediyoruz. Benim o insanlara önerim; hep olmak için, daha iyisini yapabilmek için
çalışmaları. Oyunculukta diksiyon çok önemlidir. Televizyon izlerken hayretlere düştüğüm oluyor. Belgesel izlerken bile, Türkçe dublajı beğenmeyip kendi kanalını
aradığım oluyor. İyi Türkçe, bu işi yaparken çok önemlidir.

Bu biraz da şöhret olmakla ilgili…

– Şöhret nedir ki?

Kayıp, sönen yıldızlardan biri olmak.

– İşte o kadar. Kalıcı olmanın altında yatan şey, çalışmaktır. Bu işin üstatlarından bir şeyler öğrenmek için çabalamak, iyi bir oyunculuk eğitimi almak… Okullu
olmasanız bile eğitimli olmanız şart.

– Artık okullarda verilen eğitim sistemi de eski düzeninde değil…

– Evet, bizim okuldan iyi sanatçılar çıktığı kadar kötüleri de çıkmıştır. Her şey mükemmel olamaz. Biz kendimiz bir birey olarak nerede bizi besleyecek bir şey varsa
oraya gitmeliyiz. Ülkede kitap okunmuyor. Ben okuduğum kitapları sokaklarda, gittiğim yerlerde bırakıyorum. Belki kıymet bilen birinin eline geçer diye.
Artık kitaplar sadece sosyal medyada fotoğraf çekmek için taşınıyor maalesef..

Bu yozlaşmanın nedeni sizce sosyal medya mı?

– Kesinlikle! Ben mektup yazmayı özlüyorum. Eski ve güzel olan değerleri kaybettik. Şimdiye baktığım zaman, eski olan her şey çok güzelmiş diye düşünüyorum.
Bu sürecin de geçip gideceğini düşünüyorum.

Yüzleşme dizisinden beri sizi ekranlarda göremiyoruz. Yeni bir projeniz var mı?

– Görüşmelerimiz var. Menajerim Müge Ulusoy’la beraber güzel bir yolda gidiyoruz. Dizi ve sinema filmi için de önümüzde projeler var. Okuyoruz..

İkisi bir arada mı olacak?

– Sanmıyorum, çünkü hem set hem de provalar çok yorucu oluyor. Gelen tekliflere göre değerlendireceğim. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

  • iOS (iPhone) --> 5
  • Android --> 4
Gönder
Sonuçlar

Yeni Çağrı Gazetesi © 2019 - Web Tasarım : GNS Ajans