$ DOLAR → Alış: 6,13 / Satış: 6,16
€ EURO → Alış: 6,95 / Satış: 6,97

HER ŞARKIM BAŞKA BİR MİSYONU ÜSTLENİYOR

Müzik ile yolları altı yaşında kesişen Bahadır Tatlıöz çocukluk hayalinin meyvelerini yerken yeni albümünden Yangınlar Var şarkısına ikinci klibini çekti. Müzik öğretmenini ve pop müziğe geçiş aşamasını hayatının dönüm noktası olarak ifade eden Bahadır Tatlıöz, Hakan Kanburoğlu’na aşk hayatından müzik kariyerine kadar birçok açıklamada bulundu. 

HER ŞARKIM BAŞKA BİR MİSYONU ÜSTLENİYOR
  • 01.08.2018
  • 455 kez okundu

 ‘’MÜZİSYEN OLMASAYDIM FUTBOLCU OLURDUM’’

En belirgin üç özelliğinle bizlere kendini tanıtır mısın?

En belirgin üç özelliğim; negatif ve pozitif anlamda çok fazla hassasiyet, azimli, aileme çok düşkün olmam.

Müzik ile yolların nasıl kesişti?

Ailem 6 yaşında konservatuvara yazdırdı, üniversite yıllarına kadar konservatuvara gittim, normal okul hiç okumadım. Galatasaray İTM’de iki yıllık ses ve akustik mühendisliği eğitimi aldım. 13 yaşında piyanistlik yaptım, sahneye ilk kez İskender Doğan’ın konserinde çıkmıştım, klavyeye yetişemiyordum. Yüksekte diye ayağımın altına kola kasaları koyarlardı.

O zaman çocukken hayalinde hep müzisyenlik vardı?

Evet, hep vardı.

Müzisyen olmasaydınız hangi meslek dalında görürdük seni?

Müzisyen olmasaydım futbolcu olurdum, amatör kulüplerde hep profesyonel anlamda futbol oynadım. Bir gün bileğimden sakatlanmıştım, müzik öğretmenim ‘’Ya futbolu ya da müziği tercih etmelisin.’’ demişti. Ben ise müziği seçtim.

Ailen müzisyen olmana ne tepki verdi?

Babam müzisyen zaten, gitarist Nail Tatlıöz, annem de ses sanatçısı. O yüzden de bu duruma çok şaşırmadılar.

Hayatının dönüm noktası nedir?

Müzik öğretmenim Nursel Ugan’dır. O zamanlar da fikirlerime yön verdi. Ayrıca bir diğer dönüm noktam ise; pop müziğe geçiş olayımdır. Savaş ve Hüzün isimli sosyal sorumluluk projeleri yapıyordum. Küresel Isınma, Dünyadaki Mağdur Çocuklar ve Savaşlarda Kaybettiğimiz İnsanları konu alan canlı performanslardan oluşurdu. Almanya Köln’den bir müzik akademisinden ödül almıştım, burada ünlü bir isimle çalıştığım ve para kazanmaya ihtiyacım olduğu için gidemedim. Ödülüm Hindistan’dan başka bir müzisyene verilmişti. Moral ve motivasyonumu kaybettiğim için çok üzülmüştüm.

‘’JAZZ DİNLEYEN DE ARABESK DİNLEYEN DE BU ALBÜMDE KENDİNİ BULABİLİR’’

Gelelim son albümün ‘Su Yolunu Bulur’a. Bu albüm nasıl oluştu?

Bu albümü 1,5 senedir yapmayı planlıyordum; içime sinen aranjelerden, şarkılardan ve edebiyattan oluşan albüm olması gerekiyordu. Ben tutsun diye bir albüm yapmadım. Ticari bir şarkı olmalı, güncel klişe sözler olmalı diyerek bu yola girmedim. İçinde her tat, her doku olmalı ve dinleyenler bu albümden farklı lezzetler almalıydı. Çıkış şarkım bambaşka, Düşünce şarkım başka, Sen Seç başka, Belki de Kaçarım Latin Jazz alt yapılara sahip. Albümde bir bütünlük yok.

Albümde bir bütünlüğün olmaması risk mi?

Risk ama aynı zamanda popüler müzik yaparak ticari olgulardan uzaklaşmak gerekiyor. Yapımcı için bir risk olabilir ama müzisyen için risk değil, dinleyici için bu sorun olmuyor. Renk skalası yakalıyorsunuz. Jazz dinleyenin de arabesk dinleyenin de pop dinleyenin de kendini bulabileceği şarkılar var. Yapı olarak da insan din, mezhep, milliyet ayırmayan bir adam olduğum için her dinleyiciye ulaşmaya çalışıyorum. 

İlk klip şarkın ‘Su Yolunu Bulur’a gelen tepkiler nasıldı?

Herkes Takvim şarkısı ile kıyaslamıştı ama tepkiler çok iyiydi. ‘Su Yolunu Bulur’ daha manevi içerikli bir şarkı. Biraz da sosyal sorumluluk projesi gibiydi. Batman Hasankeyf’de klibimizi çektik, klipte kültür mirasımız Hasankeyf’i insanlara gösterdik. Klibin 100 milyon izlenmesini beklemiyordum.

Peki Hasankeyf sana ne kattı?

Bana Güneydoğu’yu kazandırdı. Aldığım mesajları buraya döksem alan yetmez. Diyarbakır, Siirt, Batman’dan insanlar mesajlar attı. İstanbul’dan bir müzisyeni yörelerinde gördüler. Oralar OHAL bölgesi olarak düşünüldüğü için diğer sanatçılar konser veremezken ben askerimizin ve güvenlik güçlerimizin sayesinde klip çektim.

Hasankeyf’te unutamadığın bir anı var mı?

O kadar samimi insanlar var ki, yöresi de zaten muhteşem. Hasankeyf’in restorasyonuyla uğraşan mühendis kardeşlerimiz klip çektiğimi duyunca yanımıza geldiler. Bizi alıp çay kahve içmeye götürdüler, akşam da konserime geldiler. Misafirperverlikleri unutulmazdı. Onların sesi ve süper kahramanı oldum adeta. Bundan daha büyük bir kazanç olur mu?

‘’HER ŞARKIM BAŞKA BİR MİSYONU ÜSTLENİYOR’’

Gelelim ikinci klip şarkın ‘Yangınlar Var’a… Sizdeki yeri nedir?

Diğer şarkılarım gibi kalbimde. Ama şarkının oluşma hikayesi daha eğlenceli. Cover yapmak için çok önemli bir ismin şarkısını albümümüze eklemiştik ama telifiyle alakalı saçma sapan şeyler duyunca çok sinirlendim ve ben o şarkıyı albümden çıkarmıştım. Ekibim şarkı eksiğimiz olduğunu söyleyince merak etmeyin ben ayarlayacağım demiştim ve eve gidip hemen şarkı yaptım. Bir iki saat içinde bu şarkıyı yazdım. Şarkı bazen günlerce çıkmaz bazen de bir saatte çıkıverir. Şarkının her aşamasını 5 güne bölerek yetiştirdim ve beş günün sonunda fabrikaya yetişmişti.

Çok renkli bir klip olmuş, süreç nasıldı?

Hayalimde Alis Harikalar Diyarı’ndayı yaşatmak istiyordum. Masal gibi sürprizlerden oluşan klibimiz için Silivri’de bir alan belirlemiştik. Sibel Can’ın Kuyu şarkısına klip çektiğimiz alana çok yakındı. Bir komik karaktere ihtiyacımız vardı, yakın dostum Gökhan Tevek’e teklif götürdük. Zıpır karaktere arkadaşım çok uydu. Aydın Kurtoğlu’na da klibi anlattığımda motorlu bir adamın olması gerektiğini söylemiştim. O da ‘’Aaa ben olayım’’ demişti.

Peki kliplerinizde neden arkadaşlarınızın yer almasını tercih ediyorsunuz?

Tercih etmek demeyelim, böyle gelişiyor. Takvim zamanında back vokalde Bahadır Tatlıöz ve İlyas Yalçıntaş yer almıştı ve klipte erkek koro olacak dediğimde ‘Biz oynarız’ demişlerdi. Ansızın gelişiyor, çok da güzel oluyor. Bir de mesaj vermiş olduk, bizim aramızda menfaat olmadan aynı karenin içerisinde yer alabiliyoruz. Müzik piyasasındaki sıradanlığı yıkmak istiyorum.

Sahiden genç isimler birlik içinde mi?

Bilemem ama en azından birlik içindeymişiz gibi davranılıyor. Güzel müzik yapalım dendiği zaman ortaya ne çıkıyor, her genç isim ne tepki veriyor bilemiyoruz. Şunu söyleyebilirim benim arkadaşlıklarımda bir sorun yok. Kliplerde, konserlerde hep birbirimizi destekliyoruz. Aydın’a slow hareketli bir şarkı yaptım, belki klibinde ben oynarım. Hepimizin dinleyicisine de sürpriz oluyor. Yapılmayan bir şey bu. Sadece Zerrin Özer’in Paşa Gönlüm klibinde popçu ve radyocular oynamıştı. O zamandan bu zamana kadar kimse bu birlik içerisinde işleri yapmadı.

Klip yönetmenliği yeteneğin nasıl oluştu?

Sosyal sorumluluk projeleri yaptığım zamanlarda iki genç arkadaş kliplerimizi çekerdi. Onlardan ilham aldım, Youtube’dan videoları araştırdım, konuyla ilgili eğitim yöntemlerine baktım. Sonra pop albüm hazırladım ve ilk klibimi de ben çekeceğim demiştim. Çektim de.

Her şarkı değerlidir ama albümde sizin için en değerli şarkı hangisidir?

Su Yolunu Bulur şarkısını çok seviyorum, hislerimi yansıtan bir şarkı.

Albümle hedeflediğiniz neydi, ne kadarına ulaştınız?

Albümle aslında hedefim yok, albümdeki her şarkıyla başka başka hedeflerim var. Biriyle sosyal sorumluluk projesi yaptık, Yangınlar Var şarkısıyla da herkesin gülmesini istedik, işitme engellileri de unutmadık. Her şarkım bir misyonu üstleniyor. Her şarkımla istediğim hedefe ulaşıyorum, hedef kişiye göre değişir. Ben şarkılarım patlasın, paralar kazanayım düşüncesinde değilim.

‘’TELİF SİSTEMİNİN OTURMASI GEREKİYOR’’

Müzik piyasasının dijitalleşmesiyle ilgili ne düşünüyorsun?

Çok normal, artık çağ atlıyoruz. Her şey dijital mecraya kayıyor. Biz bunu ne kadar yakalayacağız, önemli olan budur. Dijital mecralar hakkaniyetle kullanıldığı sürece dijitalleşmek kötü bir şey değil. Şöhret olmak ayrı bir şey sosyal medyada geri dönüşler almak ayrı bir şey. Görüyoruz, sanatçılık yeteneği olmayan insanların dijital mecralarda yoğun etkileşim aldığı ortada.

Dijitalleşmenin müzik piyasasına etkileri nelerdir?

Kaçınılmaz gerçek bunlar, zamanında at arabası kullanılırken arabaya geçerken nasıl sıkıntı yaşandıysa kasetten CD’ye, CD’den dijital müzik platformlarına geçişlerde de sıkıntı olacaktır. Dijitalleşmede telif meselelerinin çok güzel oturuyor olması lazım, müzisyenlerin kazanması lazım. Bizler kazancımızla eşit oranda üretiyoruz.

Peki dijitalleşme başladıktan sonra kazançlar düştü mü?

Evet çünkü fiziki bir kazanç yok, albüm satışı yok. Dijital mecralardan daha çok yapım şirketleri kazanıyor, bize sadece telifler kalıyor. Eğer söz yazarı, besteci, aranjör değilseniz yorumcu olarak kazanıyorsunuz. Ben hepsini kendim üstlendiğim için diğer arkadaşlarımdan daha şanslıyım ama bu da tabii yapım şirketlerinin kazançlarıyla yorumcu, bestecilerin kazançları arasında büyük uçurum var. Telif sisteminin oturması gerekiyor.

Müzik piyasasının gençleşmesiyle ilgili neler düşünüyorsun?

Bence zaten gençleşme ve değişim gerekiyordu. Başarılı isimler var, Buray ve İlyas’ı çok beğeniyorum. Gün geçtikçe pop müziğin güzelleştiğini görüyoruz. Müziğin geleceğine ışık tutuyorlar. Ama tabii kötü örnekler de var mesela. Kötü örnekler de olmak zorunda ama belki de kötü yaptıklarının farkında olmadıkları için iyi yaptıklarını düşünüyorlar.

Şarkılarını yazarken nelerden beslenirsin?

Şarkılarımı yazarken hayattan, mesela senden, senin ne yaptığından beslenirim. Dışarıdaki adam ne yapıyor, çevremdeki ilişkiler nasıl, aşklar ayrılıklar. Bir şeyleri izlerim tema yaratırım, atayım da tutsun kafasında değil. Geçmişi hatırlarım. Bakalım bugün günümüzün popüler kelimeleri neler, şu argo kelimeleri de ekleyelim, müziği de vuralım, tutsun demiyoruz.

İyi bir edebiyatçıyım diyebiliyor musun?

Asla diyemem, onu ancak ve sadece dinleyici der, ben sadece iyi bir edebiyatçı olmak için elimden geleni yapmaya çalışırım.

Hem müzisyen hem şarkıcı olmak nasıl bir duygu?

Çok yorulmama neden olduğu kadar elimi de rahatlatıyor. Birçok arkadaşım şarkı arayışına girerken, bütçe ayırması gerekirken, bulduğu şarkıya sarılması gerekirken müzisyenlik bana kolaylık sağlıyor. Ama şöyle bir şey ben de daha çok yoruluyorum. Tatlı yorgunluk acı acı çıkıyor.

‘’GERÇEK STARLAR UNVANINI HALKTAN ALMIŞ İSİMLERDİR’’

Şarkılarını Ajda Pekkan, Sibel Can gibi isimler okudu, sırada kimler var? Yeni projelerin neler?

Uluslararası bir projem var. Birkaç gün içerisinde açıklayacağız, onun haricinde albümden 2-3 şarkıya daha klip çekmek istiyorum. Yıldız Tilbe’nin albümünde seslendirdiğim Alo De şarkısına da klip çekmek istiyorum. Fikir olarak kaygan bir zemindeyiz. Bakalım.

Yıldız Tilbe projesinde nasıl yer aldın?

Teklif geldi, ben aslında başka bir şarkıyı tercih etmiştim. Fatih Erkoç’un seslendirdiği Sensiz Olamam şarkısını seslendirmek istiyorken herkes bence ters köşe bir şarkı seslendirmelisin ve ALO De sende çok farklı duracak dediler. Yıldız Tilbe’de lansman gecesinde ‘’Albümde bana en değişik gelen ve en çok sevdiğim seslendirmelerden biridir.’’ dedi.

Yıldız Hanımın sendeki yeri nedir?

Ailemizin insanı gibi, diğer insanların da kanısı bu yönde. Ailemizin ablası, arkadaşı gibi, doğal. Şahsına münhasır. Birilerinin birilerine star demesine çok şaşırıyorum, medya da bunu çok yapıyor. Yıldız Tilbe gibi insanlar halkın asıl starı, unvanını halktan almış isimler.

Sibel Can ve Ajda Pekkan ile nasıl tanıştın?

Ajda Pekkan ile düetimiz sevgili patronum Samsun Demir’in organizasyonuydu. Bana da sürpriz oldu. Ben şarkımı dinletmek için kendisine yollamıştım, patronumda bir yemek sırasında Ajda Pekkan’a dinletmiş. Gece 3’te beni arayıp haber verdiğinde çok mutlu olmuştum. Çok heyecanlıydı, çocukluğumdan beri sürekli bir yerlerde gördüğüm isim sonuçta. Tanıştığımda star denmesinin asla tesadüf olmadığını anladım. Ben yoruldum o yorulmadı. Sibel Hanım ile ise bir iki yıldır şarkı konusunda hep bir diyalog halindeydik. Ben bir konsere gitmek için havaalanındayken Sibel Hanım da konsere gitmek için havaalanındaydı. Sohbet ettik, şarkı istediğini söylemişti. Ben de yapıp yolladım, demo kayıtlarda okuduğum yerleri çok beğenmiş. Bu kısım kalsa mı dedi, kalsın dedik. Klipte olsan mı dedi, olsun dedik. Bir baktık çok güzel oldu.

Çalışması zor isimler mi?

Asla değiller çok tatlılar. Ajda Hanım asla yorulmaz. Sibel Hanım ise hiçbir şeye müdahale etmeden şarkı ve klip bitti. Revizyon bile istemedi. Çocukları çok severmiş beni sağ olsun gönülleri de oldu. Çok klas isimler. Çok iyi bir yorumcu ölümsüz bir anı oldu.

‘’AŞK HAYATINDA OTORİTER BİR ADAMIM’’

Aşk hayatında nasıl bir Bahadır Tatlıöz var?

Ben aşk hayatında çok naif duran ama otoriter bir adamım. Tek karar mercii gibi takılan aslında idare edilmesi çok kolay biriyimdir. Karşımdaki insan biraz akıllı olduğu zaman bana her şeyi yaptırabilir. İnanılmaz duygusalımdır, sahipleniciyimdir.

Magazinlerde seni aşk hayatınla görmüyoruz…

Magazine asla karşı değilim, adımın hep müzikle anılmasını istiyorum. Özel hayatımın bilinmesini istemiyorum, işimin önüne geçmesini de asla istemem. Özel hayatınızla gündem olduğunuz zaman yaptığınız hata işinizin önüne geçer ve yargılanırsınız. ‘Kötü şarkı yaptığım zaman beni yerden yere vurun razıyım ama aşk hayatımda bir hata sizi ilgilendirmez.’ açıklamasını yapmam için özel hayatımla gündem olmayacaksınız. Özel hayatımın bilinmesini istemiyorum, işimin önüne geçmesini istemem. İnsanlar bu sefer sen bize özel hayatını sundun biz de eleştiririz diyebilir. Bir de ben nazardan korkarım.

Müzik aşktan besleniyor mu?

Beslenmez mi, zaten müziğin diğer adı aşk. Tabii bu müziği aşkla yapan insanlar için geçerli. Aşkla Ben de müziği aşkla yaptığım için başarısından mutluluk duyuyorum. Ayrıca müzik her duygudan beslenebilir. Çanakkale Türküsü’nü her sene başka kliple sunarım. Şehitlere olan minnetimi, insanlara olan pozitif enerjimi, sosyal mesaj vereceksem müzikle veririm. Ayrıca müziği çok çirkin şeyler yapayım, popüler olayım, para kazanıyım, para için her şey mubahtır diyen insanları kınıyorum. Camiamızda bu isimler çok.

Kendine öz eleştiri yapar mısın? Sevdiğin sevmediğin özelliklerin nelerdir?

Hadsizlik olmadığı sürece eleştiriyi çok severim, kendimi de eleştiririm. Çok hatalar yapmış bir insanım, çünkü insanım. Detaycı olmayı çok sevmiyorum çünkü yoruluyorum. Azimlinin bir tık üzerinde bir yapım var. Hırs kötü bir şey ama ben çalışkanlığı fazla abartıyorum. Fazla takıntılı olmayı da çok sevmiyorum. Pozitif ve negatif her şeyden çok çabuk etkileniyorum.

‘’BEDELLİ ASKERLİĞİ HAKSIZLIK OLARAK GÖRÜYORUM’’

Çanakkale Türküsü’nün klipleriyle her yıl konuşuluyorsun. Askerlik yaptın mı, anın var mı?

Yaptım, askerde çok dik bir adamdım, çok da çektim. Askerde hem müzisyendim hem eğitim çavuşuydum. Dik olduğum için çok dikkat çekerdim ama batı müziğine yeteneği olan tek adamdım. Komutanım da Avrupa görmüş bir adamdı dolayısıyla beni de seviyordu. Bir gün beni çok naif bir şekilde cezalandırmıştı. Eğitim yapmışım, eğitim yaptırmışım, akşam sahne almışım, sahneden sonra 1-3 nöbetine gidip geldim. Koğuşta uyurken komutanım gelip, ‘’Ya Bahadırcım tuğlalar gelmiş, geç geldi. Diğerleri senin kadar hassas değil, şu tuğlaları taşıtırsan biraz da sen taşırsan benim gözüm arkada kalmaz’’ cümleleriyle naif bir şekilde uyarıp cezalandırmıştı.

Gündemde olan bedelli askerlik ile ilgili ne düşünüyorsun?

Parası olan kullanıyor, parası olmayan kullanamıyor. Ben bedelli askerliği haksızlık olarak görüyorum. Ya askerlik olsun ya da tamamen paralıya dönsün. Güneydoğu’daki, İstanbul’daki orta gelirli kardeşim 12 ay askerlik yapmak zorunda kalıyor. Diğer kardeşlerim de parayla yapıyor onlara da hak veriyorum ama ben eşitlik tarafından bakıyorum bu duruma.

Kadın ve çocuk istismarlarıyla ilgili ne düşünüyorsun?

Çağların hastalığıdır istismar. Önüne nasıl geçileceği yönünde hala bir çözüm bulunamadı. Tedaviyle mi geçilir hiç bilmiyorum ama duydukça tüylerim diken diken oluyor.

Bu tarz olaylarda sanatçıların duruşu nasıl olmalı?

Ajite etmeden bilinçlendirme yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Bazı arkadaşlarımızın duygusallıktan dolayı daha argo bir dille paylaşım yapmasını doğru bulmuyorum. Tansiyon yükseltiyoruz. Tabii ki karşısında duracağız bu olayların ama zaten çirkin bir şey bu bir de nefret söylemi yapmamız gerektiğini düşünmüyorum. Naif dil şart, naif dille insanları eğiterek bu konuyu gündemde tutmalıyız.

Evcil hayvanın var mı, hayvan haklarıyla ilgili ne düşünüyorsun?

Kedim var, hayvanları çok seviyorum. Garipseyebilirsiniz ama hayvanların insanlarla eşit hakları olduğuna inanıyorum. Biz düşünebilen canlılar, sadece hisleriyle hareket eden canlılardan üstün olamayız. Allah’ın yarattığı hiçbir canlı türü birbirinden üstün değildir, insan en üst ırk söylemini kabul etmiyorum. Onların da bizim gibi hakları var ne bir gıdım aşağı ne bir gıdım yukarı.

Ne yapılmalı?

Vallahi ben dehşete kapılıyorum, hele bir de ufacık çocuklar hayvanlara kötü davranınca daha çok üzülüyorum. Çocuklara hayvan sevgisi aşılamalıyız. Eğitim sisteminin içerisine hayvanlarla ilişkimizi anlatacak ayrı bir ders konmalı. Barınaklarla ilgili çok ciddi bir revizyon gerekiyor. Şehir içindeki belli başlı sokaklara kulübeler yapılmalı. Belediyeler gönüllüleri desteklemeli. Sokak hayvanlarıyla ilgilenmeyi seviyorum. Çatımda baktığım çok sokaktaki canlı dostum var.

Engelli bireyler de elinden geleni yapıyorsun, bekleyen projelerin vardı, neler gelişti?

Birkaç yıl içinde sanat okulu açmayı planlıyorum. Kültür Bakanlığı’ndan destek talep edebilirim bu konu için. İstanbul’da resim, müzik, heykel, fotoğraf gibi dalların olduğu bir okul açmak istiyorum. Engelli kardeşlerimizin ücretsiz ders alabildiği müzik derslerine benim girdiğim bir platform düşünüyorum. Engelli bir kardeşe sahibim, o yüzden daha hassasım bu konuda. Onları daha mutlu, sosyal bir hale getirebileceğimize inanıyorum.

‘’SANSÜRÜN HER TÜRLÜSÜNE KARŞIYIM’’

Türkiye’de özgürce müzik ve sanat yapılıyor mu?

Yapılabiliyor diyemeyiz, ben de istediğim müziği tam olarak ortaya koyamıyorum. Kaygılarımız oluyor, belli çıtanın üzerinde olması gerektiği gibi halkı da yakalamalı. Tamamen özgür müzik yaptığım zamanda da bir kazanç sağlayamıyorsun. Hem güzel bir şarkı, güzel bir aranje, klipte güzel ögeler, ahlaki değerlerin içinde bulunduğu, tutsun diye sanatında cinsel olguları kullanmayıp çoluk çocuğa örnek olacak işler yapmaya çalışıyorum.

Müzikte cinsellik olabilir mi?

Yapmak isteyen yapabilir ama ben tercih etmiyorum çünkü o zaman sanat ticari oluyor. Müziğine güvenmeyip, tutsun daha çok kazanıyım diye subliminal mesajlar içeren cinsellik çağrıştırıcı görseller kullanıp şarkıların ticari yanını güçlendirmek gibi oluyor.

Peki müzikte sansür olmalı mı?

Sansürün her türlüsüne karşıyım. Dünyada benim alanımı işgal etmediği sürece her bireyin sınırsız özgür olmasına inanıyorum. Kimsenin cinsel tercihi beni hiçbir şekilde ilgilendirmez, sonsuz özgürlük olması gerekiyor. Müziğinde cinsel temaları kullanmak istiyorsa kullanabilir ama ben yapmam, inanç şeklim o değil.

Rapçi Ezhel şarkılarında ‘Uyuşturucu maddeye özendirme’ gerekçesiyle yeniden yargılanıyor. Ne düşünüyorsun bu konuyla ilgili?

Bilgim yok ama dinleyen var dinlemeyen var. Birkaç kelimeyle özenilmez, sokakta neler neler yapılıyor. Bazen amacını aşan hareketler olabiliyor tabii.

Bahadır Tatlıöz’ün hayranlarından gelen sorular

Fanları hayatında ne kadar yer kaplıyor?

Ailemin bir parçası oldular. Ben onları gördüğüm an cevap veriyorum. Hepsiyle etkileşim halindeyim. Karşılıksız benim için mesai harcayan insanlardan bahsediyoruz.

Fanların seni bu kadar nasıl tanıyabiliyor?

Çok açığım onlara karşı, konserime gelirler. Diyarbakır’dan kalkıp İzmir’e geliyor kızcağız. Ben kayıtsız kalamam, hemen olduğumuz bir ortama davet ederim. Bizimle yemek yer, zaman geçirir. Fanlarımla vakit geçirmekten keyif alıyorum. Ailesine yalan söyleyip gelenler de var, onları da uyarıyorum hemen (Gülüyor) Erkek fanlarım da yok değil. Fanlar ne kadar yer kaplıyor?

İnsanlarda sevmediği özellikler neler? (Kesin kibir ve ego diyecek)

Sorunun cevabını sorarken vermiş ama evet kibir ve egoyu hiç sevmem.

Gözlük ve şapkaların çok konuşuluyor sebebi nedir?

Aksesuarı çok seviyorum.

Boş zamanlarında neler yapılıyor?

Yemek yaparım, spor yaparım.

Yaptığın en iyi yemek?

Menemen ve sandviç. Bisküvili tatlım da güzeldir. Sandviç dükkanı açsam zengin olabilirim.

Etiketler: / / / / / / / / / / /



Büyük Şair Nazım Hikmet’in Bestelenmiş 11 Şiiri
YAĞMUR TANYILDIZ'ın haberi için tıklayınız...
Sakarya’daki FETÖ davasında karar
Sakarya'daki FETÖ davasında 222 sanıktan eski albaylar Uğur Coşkun ve Ahmet Üzer'e ağırlaştırılmış müebbet, 56 sanığa da 12 yıl 6...
Ulaşımda bayram seferberliği
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Turhan, "Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasının ardından yaşanacak yoğunluk nedeniyle kara, deniz, hava ve demiryollarında...
Ekonomide iyiye doğru gidiş başladı
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "(Ekonomi) İyiye doğru bir gidişin dün itibarıyla başladığını görüyoruz. Bu iyiye gidişin bundan sonra da devam edeceği...
İşsizlik rakamları açıklandı
Türkiye'de işsizlik oranı, mayısta geçen yılın aynı ayına göre 0,5 puan azalarak yüzde 9,7 oldu. Söz konusu dönemde işsiz sayısı...
Kredi kartı ve kredi vadelerinde yeni dönem
BDDK'nın kredi vadeleri, kredi kartı taksit sınırlandırması, kredilerin yeniden yapılandırılması ve kredilerin sınıflandırılmasına ilişkin farklı alanlarda beş adet yönetmeliği Resmi...
‘ALO 170’ milyonlarca başvuruya çözüm üretti
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının iletişim merkezi "ALO 170" yılın geride kalan döneminde çalışanlarca yapılan 10 milyona yakın başvuruya...
Esnaftan Türk lirasına destek
Fatih Sultanhamam'da bir grup esnaf, Türk ekonomisine destek olmak için yaklaşık 300 bin doları Türk lirasına çevirdi.
Lavrov’dan ‘milli para ile ticaret’ açıklaması
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, "Milli paralarla ticaret birkaç senedir önümüzdeki hedeflerimizden biri." dedi.
Rize’deki şiddetli yağışın yaraları sarılıyor
Rize'de etkili olan şiddetli yağışların ardından 15 ev nakledilecek, 80 konut için de istinat duvarı yapılacak.
İtalya’da otoyol köprüsü çöktü
Cenova kentinde A10 otoyolu üzerindeki Morandi Köprüsü'nün bir kısmı çöktü. Çok sayıda aracın zemine çakıldığı ve bazılarının enkaz altında kaldığı...
Terör örgütünde büyük ayrışma
TSK'nın aralıksız devam eden operasyonları, terör örgütü PKK'da ayrışmalara neden olurken, teröristler, verilen kayıplardan birbirlerini sorumlu tutmaya başladı.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’ndan vize açıklaması
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Vatandaşlarımızın vize sorunu yaşamadan Rusya’yı ziyaret etmesini arzuluyoruz. Bu konuda bazı çalışmalarımız var." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Amerika’nın elektronik ürünlerine boykot uygulayacağız
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dışarıdan dövizle aldığımız her ürünün daha iyisini üretip dışarı satacağız. Amerika'nın elektronik ürünlerine biz boykot uygulayacağız." dedi.
İYİ Parti’den ‘TBMM toplansın’ çağrısı
İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, "Milli egemenliğimizin kalesi TBMM'yi 'Milli Ekonomi Gündemi' ile toplantıya davet ediyorum." dedi.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Yeni Çağrı Gazetesi 2 Ağustos 2018 Perşembe Tarihli Gazete Sayfaları

Gazetemizin tüm sayfalarına web sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Kapat