$ DOLAR → Alış: 5,68 / Satış: 5,70
€ EURO → Alış: 6,56 / Satış: 6,59

SON DAKİKA:

HİKAYELER ANNEM KOKAR

Kurtuluş BAŞTİMAR
Kurtuluş BAŞTİMAR
  • 25.09.2018
  • 123 kez okundu

İçerdeyim demokrat. Ellerim on saattir arkamdan kelepçeli. Sanırım artık hissetmiyorum onları. Devlet önce ellerimi alacak benden anlaşılan. Sen yoksun burda. Derdimi anlatacak kimsede yok. Sana içerde başıma neler geldi. Bir bir anlatmak isterim ama bu şuanlık mümkün değil ellerim hala kelepçeli. Aklıma annemin uzun kış gecelerinde anlattığı masal geldi nedense demokrat. Beni, ellerim arkamdan kelepçeli attıkları bu zindanda bunları hatırlamaktan başka uğraşım yok zaten. Kışın elektrikler gittiği zaman annemin yanına sokulurduk. Annem yarı uykulu ses tonu ile başlardı anlatmaya ; ‘’ üç kız arkadaş varmış. Bu üç kız çok fakir bir köyde yaşarlarmış. Öylesine fakirlermiş ki anneleri bu kızlarını dağa bayıra yollarmış yiyecek birşeyler bulmaları için. Bu kızlar köyün çıkışında buluşur ve gözleri yerde birşeyler arayarak, bir yandanda konuşarak hızlı adımlarla ilerlemeye başlamışlar.
Kızların şansına baya mantar varmış kırlarda. Bu mantarları toplamışlar, toplamışlar. Başlarını bir kaldırmışlar ki karanlık çökmüş. Ve kendilerini bir ormanın içerisinde bulmuşlar.’’
Annem hikayenin hep bu kısmında uykuya kalırdı demokrat. Ben de onu hep uyandırırdım ancak hikayenin devamı yarın derdi. Bu hikayleri kendi kendime anlattıkça annemi hatırlarım. Bu hikayeler annem kokar. Babamın uzun, zemheri kış gecelerinde kırmızı bir nokta halinde yanan cigarası gözümün önünden hiç gitmez. Bu hikayeler, köyümüzün o dönem delikanlılarının dilinde dolaşan ve uzaklıklara yenik düşmeyen türküleri getirir kulağıma. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar hikaye ile alakalı demokrat. Ayak sesleri duyuluyor koridorun başından sanırım buraya geliyorlar. Gittikçe yaklaşıyor sesler…
İçeriye üç polis girdi. İki tanesi iri yapılı, saçları kafa derisi görünecek kadar kısa kesilmişti. Yanakları elma kırmızısıydı. Biran bu iki polisi ikiz zannettim. Üçüncü polis memuru ise, çok zayıftı. Belindeki silahı zar zor taşımaktaydı. Ensesi dört parmak kalınlığındaydı ve avurtları çökmüştü. Kürek kemikleri sırtındaki Polis yazısını geriyor ve nerdeyse yırtıp dışarı çıkacak gibi oluyordu.
Zayıf olan polis kulak tırmalayan sesi ile;
‘’Çözün ellerini it herifin’’
‘’ doğru konuşun memur bey’’
‘’ Ulan köpek senden mi öğreneceğiz nasıl konuşacağımızı. Sen bekle. Bu daha senin iyi günlerin oğlum. Burda senin ağan,baban benim. Canımı sıkma yoksa fena eziyet görürsün…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
TÜKETİM ODAKLI

Kapat