$ DOLAR → Alış: 4,55 / Satış: 4,57
€ EURO → Alış: 5,34 / Satış: 5,36

SON DAKİKA:

İLETİŞİM ÇAĞINDAYIZ AMA İLETİŞİMDEN UZAĞIZ

21.yüzyıldayız teknololoji çağındayız .Birden çok “iletişim aracı”icat ediliyor fakat insanlar gün be gün daha çok yanlızlaşıyor, zamanla “iletişimsizlik” hastalığına yakalanıyor.”yapay” muhabbetler üzerinden çevre edinmeye çalışarak “sahte” dünyalar üzerinden yaşam dikiyorlar .

Büşra YURTSEVER
Büşra YURTSEVER
  • 31.12.2015
  • 8.106 kez okundu

21.yüzyıldayız teknololoji çağındayız .Birden çok “iletişim aracı”icat ediliyor fakat insanlar gün be gün daha çok yanlızlaşıyor, zamanla “iletişimsizlik” hastalığına yakalanıyor.”yapay” muhabbetler üzerinden çevre edinmeye çalışarak “sahte” dünyalar üzerinden yaşam dikiyorlar .
Sosyal ağlar ile asosyal bir kişiye, asosyal bir hayata dönüşüyorlar. Dialog lar, tahammüller, sabır, hoşgörü, muhabbetler azaldı. Çocuklarımızla , ailemizle oturup iki lafın belini kırmak yerine, tv programlarına yarışıyor, bilgisayarlara, telefonlara daha çok iştah kabartıp heves ediyoruz.Kendimizden kaçış, içimizdeki boşluğu doldurma çabasına girerken bir yığın “kırılmalara” yol açıyoruz.
Herşey makineleşirken, insanlar da değerler, diyaloglar da makineleşiyor.İnsanların yüzüne bile bakmıyoruz konuşurken (konumaya çalışıyorsak o da ) dinler gibi görünüp tahammül bile edemiyoruz birbirimize, olumsuzluklara ,” acısından , derdinden banane ” “niye dinleyeyim ki “,”başkası yok mu” …deyip yapışıyoruz elimizdeki telefona “kapanıyoruz hayalî ekranlara” orada saatlerce vakit geçirip “uyutuyoruz”kendimizi , kaçıyoruz hayattan .Avutuyoruz hayatlarımızı.Hızlı yaşıyor hızlı tüketiyoruz herşeyi ama bunu yaparken “nereye gidiyoruz, ne yapıyoruz, ne olacak” bilmiyoruz.
Çay demek muhabbet demekti, nerde güzel çay demleniyorsa orda muhabbet var , sıcaklık , samimiyet varvdemekti .Kahve demek hatır bilmek demekti, değer vermek , emeklere saygı demekti…Ne şimdi uzayan muhabbetler var ne çay demleyenler. Varır varmaz internet ağı sorulur oldu “internet şifreniz neydi” …Hal hatır sormak yok, yüz teması kurmak yok.Ye iç kalk . Ne de hatır bilen kaldı.Ne yaşanıyor ki !
Çay yerine cep telefonları , kahve yerine karşımıza muhattap aldığımız içi boş hayal ürünü , beyin uyuşturucu, tv programları.Onlarla yaşıyor, onlarla üzülüyor*,onlarla gülüyoruz ! Başkasının duygusuna “köreliyor, duyarsızlaşıyoruz”.Diyergamlığı unutuyoruz, korkuyoruz insanlarla iletişim kurmaktan, kaçıyoruz acı’dan, hüzünden,mutsuzluktan.Sonra daha çabuk strese, depresyona girip baş etmeye güç yetiremiyoruz.
Çünkü hayatı kapatıyor,”makineleri” açıyoruz.Hayatı yaşamak varken makinelere hapsedip zamanla ölüme hazırlıyoruz kendimizi .
Daha çabuk ağlıyor, daha çabuk pes ediyoruz.Zayıflayan kalbimiz , bencil zihinlerimizi harekete geçirdikçe hayata karşı işlevsizleşiyoruz.Yardımlaşmayı unutup, iyilik yapmayı aptallık sayıyoruz.Ne de olsa bunca kişı içinden elbet biri yardım eder diyerek “sorumluluktan kaçıyor” kendimizi -insanlığı yok sayıyoruz. Şunu unutuyoruz ki; Ne yaparsak -onu yaşarız / Ne ekersek onu biçeriz !
Aydınlık, ışık , ferahlık,…dolu yaşamı “karanlık”a girerek görmeye çalışıyor daha çok girdaba dalıyoruz. Hayat penceresini aralamaya “cesaret” edemeden mutlu olamayacağımızı bilmiyoruz.
Çocuklarımıza hatta kendimize bile hayatta nefes almayı, hayatla baş etmeyi , hayatın karşıtlıklarını tanıtmayı, öğretmeyi faaliyete geçirmek “hayat sahasına inmek” yerine ,makinelerde fink atan çocuklarımızla biz de büyülü dünyaya katılıp “gerçeğin lezzetine” mahrum bırakıyoruz birbirimizi.
Karşılıklı televizyona odakanıyor , cepteki oyunlara hırslanıyor, chat’ler de yazı-şıyoruz.Ama yanı başımızda duran canlı kanlı, hayat , nefes dolu , keyif dolu insana dönüp lezzet almak , anlam bulmak yerine , küçük dünyalarda anlamsızlık içinde debelenip duruyoruz.Ölüyor ve öldürüyoruz.Sonra da oturup medet umuyoruz.” Bu ne fikir bu ne zikir ” !
Hayatta gezinmiyor, makinelerin içinde uyutuluyor, yolsuzlaştırılıyoruz. Gülmeyi unutuyor, güzelliklere karşı körleşiyoruz, sabra karşı sabırsızlaşıyor, şükre karşı ..yetinmiyor arsızlaşıyoruz…Deli danalar gibi yarış güden “hayvanlara”dönüyoruz.
Anonimleşiyoruz .Duygularımız , hislerimiz, kimliğimiz maskeleniyor , içe kapanıyor dışa öfkeleniyoruz.Hayat problem çözme yeri, hayattan kopup problemler azalır sanıyorken daha çok problem taşıyoruz kuş tüyü varlığımıza.Düğümleniyoruz.Hayata girmeden, insanlarla (her türlü), doğayla yüzleşmeden düzelemeyiz.Kaçarak, korkarak daha çok çekeriz üzerimize problemleri.Anlık kaçışlar , anlamsız”mühebbet”e döner “muhabbet”düşmanlaşır.

Hadiyin MAKİNELERİ KAPATALIM HAYATI AÇALIM !
Emin olun, inanın , cesur olun
Af çıkaralım muhabbet kurtarıcaktır mühebbeti.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
İNSAN VE KÂİNAT

Kâinat bir ağaç gibidir. Nasıl ki ağacın meyvası var. Hattâ meyvası olduğu için, kıymetlidir.

Kapat