$ DOLAR → Alış: 5,99 / Satış: 6,01
€ EURO → Alış: 6,82 / Satış: 6,85

SON DAKİKA:

JALE SANCAK

       Güçlü anlatım gücü, yaptığı betimlemelerle okurlarını yazdığı roman ve öykülerin içine çeken Jale Sancak bu güzel sohbet için sorularımı cevaplamayı kabul etti. Artık yazara, sanatçıya, sanata verilen önemin git gide azaldığı, yapılan eserlere değer verilmediği ve gün geçtikçe yozlaştığımız bir dönemdeyiz. Özellikle röportajlarımı sanat ve edebiyat dünyasındaki insanlardan seçiyorum. Jale Sancak’ta kalemi elinden hiç bırakmayan ve kendi öğrendiklerini yeni nesil zihinlere aktararak değerlerimizi yaşatmaya çalışan kıymetli bir yazarımız. 

JALE SANCAK
  • 23.06.2018
  • 1.735 kez okundu

Merhaba Jale Hanım, yazarlığa olan tutkunuz, kaleme olan yatkınlığınız nasıl başladı? 

Kendimi bildim bileli, küçük yaşlardan itibaren kalemi, kâğıdı, kitabı sevdim, yakın buldum, yazma uğraşı içinde oldum hep.

Yazarlığınızın ilk yıllarında öyküler yazarak başlamışsınız. Sizin için öykü yazmak daha mı güzeldi? Öncelikle neden öykü?

Öyküyle değil seksenli yıllarda şiirle başladım. Şiirlerim dönemin sanat edebiyat dergilerinde yayınlandılar. Sonra bir süre radyofonik oyunlar, tiyatro oyunları yazdım. Öykü daha sonra geldi, ama bir geldi pir geldi, yirmi yıl boyunca sadece öykü yazdım, öyküyle uğraştım. Edebi türler arasında en çok öyküyü severim. Kısa ama yoğun metinler yazmayı, az sözcükle çok şey anlatabilmeyi her zaman tercih ettim.

Öykülerinizin konu ağırlığı hangi tür üzerine yoğunlaşıyor? Daha çok hangi tür hikayelere yer vermeyi seviyorsunuz? 

Kent- insan ilişkisi, toplumsal ve bireysel sorunlar, iletişimsizlik, yaşadığımız çağın açmazları ve insanlık durumları, aşkın halleri başlıca konularım arasındadır. Bu konular aslında dert edindiğim meseleler.  Onları yazmayı tercih ediyorum daha çok.

Okurlarınız sizin öykülerinizi ve romanlarınızı değerlendiriyordur. Fakat siz kendinizi değerlendirmeye aldığınız zaman nasıl bir anlatım biçimiyle karşılaşıyorsunuz?

Benim yazdıklarım üzerine yargıda bulunmam çok doğru olmaz diye düşünürüm öteden beri. Ne var ki şunu söyleyebilirim: En çok uğraştığım yapıtın anlatım biçimleri ve dildir.  Bunları önemser, hayli de titizlenirim oluştururken. Üslupçu bir yazar olduğum söylenebilir. Üslup asıl imzadır.  Ne anlatıldığı kadar nasıl anlatıldığı da epeyce önemlidir benim için. Yazdıklarımda da bu apaçık görülür.

Özel hayatınızdaki Jale ile yazar Jale’yi ikiye ayırdığınız zaman, yazar Jale’nin özel hayatınıza eklediği, size artı bir değer kattığı en çok hangi özelliğinizi seviyorsunuz? 

Yaratıcılık, kalıp, klişe düşüncelerden kurtulma, dünyayı, insanı kavramama katkı sağlaması, bunun yanı sıra edebiyatın beni daha dayanıklı, mücadeleci kılması diyebilirim.

Bir radyo geçmişiniz olmuş. Aynı zamanda ‘Mırıl Mırıl Münevver’ adlı öykünüzden de bir televizyon filmi yapılmış. Hayatta yaptığınız çoğu işleri de yazarlığa bağlamayı seviyor musunuz?

Radyoda sanat edebiyat programları hazırlayıp sundum. Televizyonda bir programda metin yazarı olarak çalıştım, edebiyattan o alanlarda da kopmadım.  Hangi işi yaparsam yapayım onlardan da hep yazıya, edebiyata bir sürü şey taşıdım, aktardım. Varmak istediğim yer hep yazı alanı oldu çünkü.

Yazarlık en çok da yetenek işi derler. Siz buna katılıyor musunuz?

Katılıyorum. Salt yetenek değil elbette, bilgi, çalışma, uğraşıp didinme, kendini adama hatta. Ne var ki ilk sırada yetenek yer alıyor.

Kafanızda yarattığınız karakterlere hayat verirken çevrenizdeki insanlardan ya da kendinizden çok esinlenir misiniz?

Kendimden esinlenmem. Bazen, nadiren tanıdığım kişiler olabilir esin kaynağım. Zaten yazarken de epeyce değişir bu tanıdık insanlar, birebir aynı değillerdir asla. Sadece çıkış noktasını oluştururlar. Çoğu zaman –hayatta bir benzeri olsa bile- benim düşleyerek yarattığım kahramanlardır yazdıklarım.

Boş bir sayfayı, hatta sayfaları kendi kurduğunuz hayal dünyasıyla dolduruyorsunuz. Uzaktan büyük resme baktığımız zaman bu mucize gibi bir şey. Siz de kendinize bu açıdan baktığınızda böyle hissediyor musunuz?

Ben böyle düşünmüyorum. Müthiş bir düş gücüne, yaratıcılık yetisine sahip olan insanoğlu, hele de yetenekli ve çalışkansa mucizeye gerek olmaksızın sanat yapıtları yaratabilir ve yaratmaktadır.

Sizce sanat mı sanatçıyı yaratır yoksa sanatçı mı sanatı icra eder?

Sanat ile sanatçı bir bütündür, ayrı düşünülemezler ve birbirlerini birlikte var ederler.

Kaleminizi en çok nasıl güçlendirmeyi seviyorsunuz? Çok okumak, çok gezmek, oldukça gözlem yapmak… Sizin hayatınızda en çok hangisi etken?

Kuşkusuz öncelikle çok okumak, çok çok, bıkmadan usanmadan uğraşmak, yazmak. Elbette gezmek, görmek, iletişim kurmak, dinlemek, tanık olmak, bunun tam tersi olan şey, bir başka deyişle düşlemek, yaratıcı olmayı hedeflemek. Hemen hepsi diyebilirim.

Hiç tiyatro metni veya senaryo yazdınız mı?

Evet, senaryo yazdım, hatta bir dizi senaryosunda kısa süreli bir çalışmam oldu. Tiyatro oyunları da yazdım, halen de yazmaktayım. Kara Kutu’da, oğlumun tiyatrosunda bu oyunlardan bazıları sahnelendi.

Uyanan Güzel isimli romanınızın içeriğinden biraz söz etmek istiyorum. Şuan ülkemizde özellikle İstanbul’da çok yaygın görülen bir betonlaşmayı ele alan ve yeşil alanların katledilmesini simgeleyen bir roman olmuş. Bu konunun üzerinde isteyerek mi durdunuz?

Tabi ki, günümüzün en can yakıcı sorunlarından birisi kentsel dönüşüm, betonlaşma, hava kirliliği, ekolojik dengenin bozulması, doğanın katledilmesi. Çarpık kapitalizmin getirdiği hayatımıza kast eden, yaşamamızı güçleştiren sorunlar bunlar.  Hepimizin bildiği meseleler tabi lâkin özellikle anlatmayı seçtim, edebiyatla söyleyince daha etkili, sarsıcı olacağına inanıyorum çünkü.

Sizin için bir hikayenin roman olabilmesi için en çok neyinin tamamlanması lazım veya nasıl bir olay örgüsü yaratılması gerekli olur?

Olay örgüsü anlatılacak meseleye göre belirlenebilir ancak. Bundan ayrı olarak bir hikâyenin romana dönüştürülme gerekliliği var mıdır, ilkin bunu sorgulamalı derim. Eğer varsa o zaman malzemenin roman olup olmayacağına bakmak gerekir.   Olabilecekse, bu durumda roman sanatının gereklerinin yerine getirilmesi şart. Ayrıca da karakter, olay örgüsü, dil, betimleme öğeleri iyi çalışılmalı.

Günümüzde yaşanan olayları ele alıp gündeme uygun yazmayı seçenlerden misiniz?

Her zaman değil, bazen. Çünkü bizler gazeteci değil öncelikle edebiyatçıyız. Elbette edebiyatçı da gündemi yazmayı arzu edebilir, lâkin edebiyat acele etmez, tartar, sorgular, bekletir, süreçleri izler, olgunlaştırır, sonra ortaya koyar.

Doğayı illa içine bir yazım şekliniz var. İçerisinde hem yaşanan doğa olaylarını hem aşkı harmanlıyorsunuz. Son romanınız Fırtına Takvimi de bunu gösteriyor. Fırtına Takvimi için neler söylemek istersiniz?

Fırtına Takvimi politik bir roman, bir Türkiye olguları romanı ve bir şiddet çeşitlemesi. İçinde aşkla birlikte doğanın yarattığı bir şiddet de var tabi ki. İşte günümüzde yaşanan olayların ele alındığı romana bir örnek de olabilir.

Sizin için romanlarınızın okurlarınız tarafından karakterlerin içine çekilmesi mi yoksa olayın içerisinde kaybolması mı daha önemli?

Hem karakterler hem olaylar diyebilirim. Onlar bir bütünün parçaları, birbirlerini tamamlıyorlar ve aynı oradan önemliler. Hepsinin aynı etkiyi yaratmasını hedefledim.

Bir okur  olarak başucu kitaplarınız nelerdir?

Edip Cansever’in şiirleri, Ferit Edgü’nün, Leyla Erbil’in, Sait Faik’in öyküleri.

Şuan Türkiye’de nasıl bir okuma kitlesi mevcut ve şuan bu mevcut olan kitleyle nereye gidiyoruz?

Bence hiçbir yere gitmiyoruz, gidemiyoruz, gitmemiz mümkün değil. Türkiye’deki bir avuç edebiyat aşığı, seçici, nitelikli okurun dışında çok satarlar, uyduruk aşk romanları, sulu, duygu sömürüsü yapan romantik metinler okuru var. Ha bir de komplo teorileri okurları. Nitelikli edebiyat yapıtları da raflarda tozlu tozlu bekliyor. Bana söylediklerimden dolayı kızabilirler, ne var ki gerçek bu.

Etiketler: / / /



Merkel’den Suriye konusunda olası 4’lü zirveye ilişkin açıklama
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Almanya, Fransa, Türkiye ve Rusya’nın, Suriye’ye ilişkin bir toplantı yapmalarının anlamlı olabileceğini söyledi.
Barselona’daki terör saldırılarının kurbanları anıldı
Barselona'nın merkezindeki La Rambla Caddesi'nde minibüsle düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 15 kişi ile ertesi gün sahil kasabası Cambrils'teki benzer saldırıda...
‘Büyük kongremizde bir sürprizimiz olacak’
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, "Sayın Genel Başkanımızın konuşmasından sonra bir sürprizimiz olacak. Türkiye'nin içinden geçtiği bu önemli...
KOBİ’ler için yeni kredi paketi geliyor
Hazine ve Maliye Bakanlığı, "KOBİ’lerimizin finansmanı amacıyla TOBB ve çatısı altındaki odaların iş birliği, özel ve kamu bankalarının katılımıyla yeni...
Bayramda sıcaklık mevsim normallerinde olacak
Kurban Bayramı tatili boyunca ülke genelinde sıcaklık mevsim normallerinde olacak.
Üst mahkeme de Brunson’ın “ev hapsi”ne itirazı reddetti
İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi Brunson hakkındaki adli kontrol şartı ve yurt dışı yasağının kaldırılması yönündeki talebi reddetti.
Sözleşmeli öğretmen alımına ilişkin takvim belli oldu
Milli Eğitim Bakanlığınca 20 bin sözleşmeli öğretmen alımına ilişkin takvim belli oldu.
Uçaklarda doluluk oranı yüzde 95’i aştı
THY Genel Müdürü Bilal Ekşi, "Yaz dönemi, hac ve Kurban Bayramı dolayısıyla ilave hatlarla uçaklarımızdaki doluluk oranı iç hatlarda yüzde...
‘ABD’ye DTÖ kurallarına uygun karşılık veriyoruz’
Ticaret Bakanı Pekcan, ABD'nin yaptırımlarına ilişkin, "DTÖ kurallarına uygun olarak aynı şekilde karşılık verdik ve vermeye devam edeceğiz." dedi.
Marmara Depremi’nin 19. yılında hayatını kaybedenler anıldı
17 Ağustos 1999 tarihindeki Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler birçok ilde düzenlenen törenlerle anıldı.
Sürücülere bayram uyarısı
Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanı Apaydın, Kurban Bayramı'nda yola çıkacak sürücelerin trafikte daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Şehitlerimizi uğurluyoruz
Adıyaman'da yürütülen terör operasyonunda şehit olan Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Aydın Özer ile Jandarma Uzman Çavuşlar Kürşat Yılmaz, Tuncer Doğan...
Hazine ve Maliye Bakanlığı yeni tedbirleri açıkladı
Hazine ve Maliye Bakanlığından "(Aksiyon planı) Reel sektörümüzün banka kredileri kapsamında bir dizi rahatlatıcı tedbiri bugün devreye alıyoruz." açıklaması yapıldı.
Bayram öncesi otobüs biletleri tükendi
Türkiye Otobüsçüler Federasyonu Genel Başkanı Özcan, "Bayram tatili ve bayram sonrası yaz tatilinin son dönemine denk gelmesi nedeniyle biletler tükendi....
Yeni Havalimanı’nda çalışacak kontrolör sayısı 335’e yükseldi
DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Funda Ocak, "İstanbul Yeni Havalimanı için istihdam edilen kontrolör sayımız 335'e, ülke genelinde...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
FORD HANGİ ÜLKENİN?

Sabit fikirli ve köhne düşünceli insanları kınamıyorum, yargılamıyorum da... Anlamaya çalışıyorum onları… Elimden geldiği kadar hak vermeye gayret ediyorum. Bazan...

Kapat