$ DOLAR → Alış: 5,61 / Satış: 5,63
€ EURO → Alış: 6,43 / Satış: 6,45

SON DAKİKA:

JALE SANCAK

       Güçlü anlatım gücü, yaptığı betimlemelerle okurlarını yazdığı roman ve öykülerin içine çeken Jale Sancak bu güzel sohbet için sorularımı cevaplamayı kabul etti. Artık yazara, sanatçıya, sanata verilen önemin git gide azaldığı, yapılan eserlere değer verilmediği ve gün geçtikçe yozlaştığımız bir dönemdeyiz. Özellikle röportajlarımı sanat ve edebiyat dünyasındaki insanlardan seçiyorum. Jale Sancak’ta kalemi elinden hiç bırakmayan ve kendi öğrendiklerini yeni nesil zihinlere aktararak değerlerimizi yaşatmaya çalışan kıymetli bir yazarımız. 

JALE SANCAK
  • 23.06.2018
  • 2.094 kez okundu

Merhaba Jale Hanım, yazarlığa olan tutkunuz, kaleme olan yatkınlığınız nasıl başladı? 

Kendimi bildim bileli, küçük yaşlardan itibaren kalemi, kâğıdı, kitabı sevdim, yakın buldum, yazma uğraşı içinde oldum hep.

Yazarlığınızın ilk yıllarında öyküler yazarak başlamışsınız. Sizin için öykü yazmak daha mı güzeldi? Öncelikle neden öykü?

Öyküyle değil seksenli yıllarda şiirle başladım. Şiirlerim dönemin sanat edebiyat dergilerinde yayınlandılar. Sonra bir süre radyofonik oyunlar, tiyatro oyunları yazdım. Öykü daha sonra geldi, ama bir geldi pir geldi, yirmi yıl boyunca sadece öykü yazdım, öyküyle uğraştım. Edebi türler arasında en çok öyküyü severim. Kısa ama yoğun metinler yazmayı, az sözcükle çok şey anlatabilmeyi her zaman tercih ettim.

Öykülerinizin konu ağırlığı hangi tür üzerine yoğunlaşıyor? Daha çok hangi tür hikayelere yer vermeyi seviyorsunuz? 

Kent- insan ilişkisi, toplumsal ve bireysel sorunlar, iletişimsizlik, yaşadığımız çağın açmazları ve insanlık durumları, aşkın halleri başlıca konularım arasındadır. Bu konular aslında dert edindiğim meseleler.  Onları yazmayı tercih ediyorum daha çok.

Okurlarınız sizin öykülerinizi ve romanlarınızı değerlendiriyordur. Fakat siz kendinizi değerlendirmeye aldığınız zaman nasıl bir anlatım biçimiyle karşılaşıyorsunuz?

Benim yazdıklarım üzerine yargıda bulunmam çok doğru olmaz diye düşünürüm öteden beri. Ne var ki şunu söyleyebilirim: En çok uğraştığım yapıtın anlatım biçimleri ve dildir.  Bunları önemser, hayli de titizlenirim oluştururken. Üslupçu bir yazar olduğum söylenebilir. Üslup asıl imzadır.  Ne anlatıldığı kadar nasıl anlatıldığı da epeyce önemlidir benim için. Yazdıklarımda da bu apaçık görülür.

Özel hayatınızdaki Jale ile yazar Jale’yi ikiye ayırdığınız zaman, yazar Jale’nin özel hayatınıza eklediği, size artı bir değer kattığı en çok hangi özelliğinizi seviyorsunuz? 

Yaratıcılık, kalıp, klişe düşüncelerden kurtulma, dünyayı, insanı kavramama katkı sağlaması, bunun yanı sıra edebiyatın beni daha dayanıklı, mücadeleci kılması diyebilirim.

Bir radyo geçmişiniz olmuş. Aynı zamanda ‘Mırıl Mırıl Münevver’ adlı öykünüzden de bir televizyon filmi yapılmış. Hayatta yaptığınız çoğu işleri de yazarlığa bağlamayı seviyor musunuz?

Radyoda sanat edebiyat programları hazırlayıp sundum. Televizyonda bir programda metin yazarı olarak çalıştım, edebiyattan o alanlarda da kopmadım.  Hangi işi yaparsam yapayım onlardan da hep yazıya, edebiyata bir sürü şey taşıdım, aktardım. Varmak istediğim yer hep yazı alanı oldu çünkü.

Yazarlık en çok da yetenek işi derler. Siz buna katılıyor musunuz?

Katılıyorum. Salt yetenek değil elbette, bilgi, çalışma, uğraşıp didinme, kendini adama hatta. Ne var ki ilk sırada yetenek yer alıyor.

Kafanızda yarattığınız karakterlere hayat verirken çevrenizdeki insanlardan ya da kendinizden çok esinlenir misiniz?

Kendimden esinlenmem. Bazen, nadiren tanıdığım kişiler olabilir esin kaynağım. Zaten yazarken de epeyce değişir bu tanıdık insanlar, birebir aynı değillerdir asla. Sadece çıkış noktasını oluştururlar. Çoğu zaman –hayatta bir benzeri olsa bile- benim düşleyerek yarattığım kahramanlardır yazdıklarım.

Boş bir sayfayı, hatta sayfaları kendi kurduğunuz hayal dünyasıyla dolduruyorsunuz. Uzaktan büyük resme baktığımız zaman bu mucize gibi bir şey. Siz de kendinize bu açıdan baktığınızda böyle hissediyor musunuz?

Ben böyle düşünmüyorum. Müthiş bir düş gücüne, yaratıcılık yetisine sahip olan insanoğlu, hele de yetenekli ve çalışkansa mucizeye gerek olmaksızın sanat yapıtları yaratabilir ve yaratmaktadır.

Sizce sanat mı sanatçıyı yaratır yoksa sanatçı mı sanatı icra eder?

Sanat ile sanatçı bir bütündür, ayrı düşünülemezler ve birbirlerini birlikte var ederler.

Kaleminizi en çok nasıl güçlendirmeyi seviyorsunuz? Çok okumak, çok gezmek, oldukça gözlem yapmak… Sizin hayatınızda en çok hangisi etken?

Kuşkusuz öncelikle çok okumak, çok çok, bıkmadan usanmadan uğraşmak, yazmak. Elbette gezmek, görmek, iletişim kurmak, dinlemek, tanık olmak, bunun tam tersi olan şey, bir başka deyişle düşlemek, yaratıcı olmayı hedeflemek. Hemen hepsi diyebilirim.

Hiç tiyatro metni veya senaryo yazdınız mı?

Evet, senaryo yazdım, hatta bir dizi senaryosunda kısa süreli bir çalışmam oldu. Tiyatro oyunları da yazdım, halen de yazmaktayım. Kara Kutu’da, oğlumun tiyatrosunda bu oyunlardan bazıları sahnelendi.

Uyanan Güzel isimli romanınızın içeriğinden biraz söz etmek istiyorum. Şuan ülkemizde özellikle İstanbul’da çok yaygın görülen bir betonlaşmayı ele alan ve yeşil alanların katledilmesini simgeleyen bir roman olmuş. Bu konunun üzerinde isteyerek mi durdunuz?

Tabi ki, günümüzün en can yakıcı sorunlarından birisi kentsel dönüşüm, betonlaşma, hava kirliliği, ekolojik dengenin bozulması, doğanın katledilmesi. Çarpık kapitalizmin getirdiği hayatımıza kast eden, yaşamamızı güçleştiren sorunlar bunlar.  Hepimizin bildiği meseleler tabi lâkin özellikle anlatmayı seçtim, edebiyatla söyleyince daha etkili, sarsıcı olacağına inanıyorum çünkü.

Sizin için bir hikayenin roman olabilmesi için en çok neyinin tamamlanması lazım veya nasıl bir olay örgüsü yaratılması gerekli olur?

Olay örgüsü anlatılacak meseleye göre belirlenebilir ancak. Bundan ayrı olarak bir hikâyenin romana dönüştürülme gerekliliği var mıdır, ilkin bunu sorgulamalı derim. Eğer varsa o zaman malzemenin roman olup olmayacağına bakmak gerekir.   Olabilecekse, bu durumda roman sanatının gereklerinin yerine getirilmesi şart. Ayrıca da karakter, olay örgüsü, dil, betimleme öğeleri iyi çalışılmalı.

Günümüzde yaşanan olayları ele alıp gündeme uygun yazmayı seçenlerden misiniz?

Her zaman değil, bazen. Çünkü bizler gazeteci değil öncelikle edebiyatçıyız. Elbette edebiyatçı da gündemi yazmayı arzu edebilir, lâkin edebiyat acele etmez, tartar, sorgular, bekletir, süreçleri izler, olgunlaştırır, sonra ortaya koyar.

Doğayı illa içine bir yazım şekliniz var. İçerisinde hem yaşanan doğa olaylarını hem aşkı harmanlıyorsunuz. Son romanınız Fırtına Takvimi de bunu gösteriyor. Fırtına Takvimi için neler söylemek istersiniz?

Fırtına Takvimi politik bir roman, bir Türkiye olguları romanı ve bir şiddet çeşitlemesi. İçinde aşkla birlikte doğanın yarattığı bir şiddet de var tabi ki. İşte günümüzde yaşanan olayların ele alındığı romana bir örnek de olabilir.

Sizin için romanlarınızın okurlarınız tarafından karakterlerin içine çekilmesi mi yoksa olayın içerisinde kaybolması mı daha önemli?

Hem karakterler hem olaylar diyebilirim. Onlar bir bütünün parçaları, birbirlerini tamamlıyorlar ve aynı oradan önemliler. Hepsinin aynı etkiyi yaratmasını hedefledim.

Bir okur  olarak başucu kitaplarınız nelerdir?

Edip Cansever’in şiirleri, Ferit Edgü’nün, Leyla Erbil’in, Sait Faik’in öyküleri.

Şuan Türkiye’de nasıl bir okuma kitlesi mevcut ve şuan bu mevcut olan kitleyle nereye gidiyoruz?

Bence hiçbir yere gitmiyoruz, gidemiyoruz, gitmemiz mümkün değil. Türkiye’deki bir avuç edebiyat aşığı, seçici, nitelikli okurun dışında çok satarlar, uyduruk aşk romanları, sulu, duygu sömürüsü yapan romantik metinler okuru var. Ha bir de komplo teorileri okurları. Nitelikli edebiyat yapıtları da raflarda tozlu tozlu bekliyor. Bana söylediklerimden dolayı kızabilirler, ne var ki gerçek bu.

Etiketler: / / /

Fenerbahçe’ye Mehmet Ekici’den kötü haber
Sarı-lacivertlilerin, Spor Toto Süper Lig'de Demir Grup Sivasspor'la oynadığı maçta sakatlanan Mehmet Ekici, sahalardan 2-3 hafta uzak kalacak.
Eski belediye başkanları komisyonda
TBMM İçişleri Komisyonu, eski belediye başkanlarını bir araya getirdi.
Türk Kızılayı’ndan Irak’ta 100 aileye yardım
Türk Kızılayı, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) Erbil kentinde ihtiyaç sahibi 100 aileye yardımda bulundu.
Kuveyt ve Moritanya’dan Suudi Arabistan’a destek
Moritanya ve Kuveyt Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz Al Suud tarafından alınan kararlara destek verdi.
Başkentte ‘Akıllı Park’ projesi hayata geçecek
Ankara Büyükşehir Belediyesi, parklarda yaşanan güvenlik olaylarıyla mücadele için "Akıllı Park" projesini hayata geçirecek.
İranlı siyasetçiden Kaşıkçı olayında ‘özgür basın’ vurgusu
İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Mutahhari, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı olayının önce Türk ardından dünya medyasının üzerine gitmesi sayesinde üstünün...
İranlı ekonomistten ‘toplumsal ayaklanma’ uyarısı
İran Ez-Zehra Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Hüseyin Ragfer, ekonomik kriz içerisindeki İran'da halkın ayaklanmaya doğru gittiğini söyledi.
İsrail’de ABD’li kız öğrenciye ‘çirkin afiş’
Kudüs İbrani Üniversitesinden bir grup öğrenci Lara Alkasım'ın fotoğrafının yer aldığı "Seni burada istemiyoruz" yazılı afişleri kampüs duvarlarına astı.
Fırat Kalkanı Harekatı şehidinin adı Bilgi Evi’nde yaşatılacak
Erzurum Büyükşehir Belediyesince Pasinler ilçesinde yaptırılan Bilgi Evi'ne, Fırat Kalkanı Harekatı'nda şehit düşen Uzman Er Burak Karakoç'un adı verildi.
“Zorbaca sözlerini bırak ki birbirimizle müzakere edebilelim”
İran Cumhurbaşkanı Birincisi Yardımcısı İshak Cihangiri, karşılıklı müzakere için ABD Başkanı Donald Trump'tan "zorbaca sözlerini bırakmasını" istedi.
Tilki yavruları büyütülerek doğaya salındı
Eskişehir kırsalında vatandaşlar tarafından bulunan 3 tilki yavrusu, Afyon Kocatepe Üniversitesi Yaban Hayatını Kurtarma Rehabilitasyon Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde...
‘Mülteci sağlığında Türkiye’nin çabaları hayranlıkla karşılanıyor’
Hacettepe Üniversitesinden Doç. Dr. Özge Karadağ Çaman, "Çok sayıda mülteciye hizmet vermekle ilgilenen ülkelerin, sağlık hizmetlerini bu kadar kısa sürede...
‘Erdoğan, makamların dönüştüremediği ama makamları dönüştüren biridir’
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, "Erdoğan'ın gençlik kollarından itibaren izlediği siyaseti ortadadır. Hiçbir makamın dönüştüremediği ama geldiği her...
Umman’dan ‘Kaşıkçı olayında’ Suudi Arabistan’a destek
Umman yönetimi, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayının ardından Suudi Arabistan'ın aldığı kararlara destek açıklaması yaptı.
Göztepeli 11 taraftar gözaltına alındı
Süper Lig'in 7. haftasındaki Göztepe-Atiker Konyaspor maçı sonrası Konyasporlu taraftarların bulunduğu otobüslerin taşlanması ve bir komiser ile polis memurunun yaralanması...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
FORD HANGİ ÜLKENİN?

Sabit fikirli ve köhne düşünceli insanları kınamıyorum, yargılamıyorum da... Anlamaya çalışıyorum onları… Elimden geldiği kadar hak vermeye gayret ediyorum. Bazan...

Kapat