$ DOLAR → Alış: 5,79 / Satış: 5,81
€ EURO → Alış: 6,51 / Satış: 6,53

SON DAKİKA:

KISA SÜRMÜŞTÜ HERŞEY

Kurtuluş BAŞTİMAR
Kurtuluş BAŞTİMAR
  • 23.03.2019
  • 254 kez okundu

Çabuk yaşandı ve bitti herşey. Bir türkü kadar, dünyada yaşanılmış ya da yaşanılması muhtemel olan mutlulukların boyu kadar kısa işte. Koskoca bir yaz, içimdekileri dökemeden, haykıramadan özgürlük kokan türkülerimi, sevgili başına hasret bir göğüs kadar hasretlik kokan dağlara. Oysa ne çok söyleyeceklerim vardı. Utangaçlıklarım vardı.  Edepten örülmüş duvarlar ardına hapsedilmiş, cesaret ordularının gelip o duvarları yerle bir edip kendilerini kurtaracağını bekleyen utangaç boynu bükük kelimelerim vardı.

Yoksulluk içinde ve çobanlık yaparak geçirdiğim sıcak yaz günlerinde, elimden kayıp gitmesini istemediğim çoğu şey ile beraberliğimiz kısa sürerdi hep. Güneş gökyüzündeki hakimiyetini hep aynı saatte ilan eder, ve en tepedeki yerini alırken, bulutlar, tahtına yürüyen bir padişahın etrafında dizilen saraylılar gibi buyur ediyordu onu. Tenimi yakıp kavuran ışın ordularını üzerime üzerime yollardı sonra. Ensem, kollarım ve kısacası tüm bedenim üzerinde oturduğum toprak misali kararırdı güneşten. Otlar üzerine serilirdim yüzükoyun. Kollarımı birleştirip yanağımı yaslardım. Şapkamı yüzümü kapatacak şekilde örterdim. Bir gözümü kapatır, diğer gözümle ayaklarımız altında çiğnenen, güneş altında kavrulan canlılar aleminin sessiz çığlıklarına kulak verirdim ve izlemeye koyulurdum. Ve gördüklerim karşısında şaşkına dönerdim adeta; otlar arasında kendilerine açılan yolu hiç bozmadan, ancak ve ancak askeri birliğe yakışacak bir nizam içerisinde, bedenlerinden büyük yükleri taşıyan karıncaları izlerdim. Kimisi bir parça çöp taşıyor, kimisi bir ot tanesi, kimisi ise henüz hasat edilmiş tarlalardan sırtlanıp taşıdığı buğday tanesini. Işte o vakit, kendimden utanırdım. Bir yaz boyu yani üç ay boyunca gütmektle sorumlu olduğum hayvanları yeterince otlatamamaktan ve her fırsatta kaytarmanın yolunu aradığım günleri anımsar, utanırdım bu çalışkan karıncalar karşısında. Nasıl olurda hiç bıkmadan usanmadan, zor demeden çalışıyorlardı.  Bedenlerindeki güce bakmaksızın, sırtlayıp taşıyorlardı yükleri. Biz insanlar onlar kadar cesur muyduk acaba? Acıyı sırtlayabilip taşıyabildik mi mesela? Yüreklerimizi yangın yerine çeviren, sevgilinin ayaklarında bir pranga olup elimizden kayıp giden mutluluk hayallerimizin enkazları altında kalırken-aynı karıncaların yaptığı gibi -sırtlayabildik mi bedenimizden küçük, yüreğimizden büyük hasret acılarını?

Ya işim mücadele boyutu, karıncalar kadar yürüdük mü her yolu sonuna kadar? Onların yuvalarına bir buğday tanesi götürmek için ettiği mücadeleyi verdik mi, evlerimize ekmek götürebilmek için? O da ne? ip gibi dizilip yük taşırken yolda ölen karıncalar görüyorum. Şaşırdığım karıncaların ölmesi değildi hiç şüphesiz. Başlangıcı olan herşey gibi tüm canlı varlıklarında hayatının bir sonu olduğunu biliyordum. Şaşırdığım nokta şuydu; ölen arkadaşlarının olmasına rağmen, iş akışı hiçbir şekilde bozulmuyordu. Ölen arkadaşının yükünü bir diğeri alarak yola devam ediyorlardı. Ölen karıncaların gözlerinde ise ölümün kokunçluğuna karşın bir yudum gülümseme görmek hiçte zor değildi. Hedefe varamasak da o yolda mücadele etmek sonuçtan daha önemlidir düşüncesinin, karıncaların gözlerine konan bir gülümseyişiydi.

Önce birer birer, sonra daha da artarak yağmur tanelerinin üzerime düştüğünü hissetmeye başladım. İçimden kalkmak gelmedi. Öylece uzanıp kaldım. Yağan yağmur otların arasından kılcal damarlar içinden akan kan gibi akıyor bir noktada buluşuyordu. Karıncalar ise çoktan yuvalarına çekilmişlerdi. Karıncaların mu mücadele ve çalışma azmi dolu yolculuğu da kısa sürmüştü. Kısa ve çok anlamlı. Tıpkı o yaz yaşadığım her güzel şey gibi kısa…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
İstanbul’da yarın bazı yollar trafiğe kapatılacak

Kapat