$ DOLAR → Alış: 5,37 / Satış: 5,39
€ EURO → Alış: 6,07 / Satış: 6,10

SON DAKİKA:

KONSERVTUAR SINAVLARINA HAZIRLANMAK İSTEDİĞİMİ SÖYLEDİĞİMDE BENİ ÜÇ GÜN DÖVMÜŞTÜ BABAM.

Yıllardır süregelen bir söz vardır ‘Müzik ruhun gıdasıdır’. Gerçekten en üzüntülü, en neşeli ya da ruhumun en dalgın olduğu zamanlarda bile beni rahatlatan, hatta modumu değiştiren en büyük unsur müzik olmuştur. Eminim herkes için de bu geçerlidir. Bahar Gelir 2017 yılında Selami Şahin’in yönetmenliğinde çıkarttığı ‘İlla Da’ albümü ile sevenlerini şarkılarıyla bir albümde buluşturdu. İçinde Selami Şahin’in, Doğuş’un, Mustafa Sayan’ın ve Serdar Ortaç’ın şarkılarını kendi yorumuyla seslendiren Bahar Gelir tam bir müzik aşığı. İyi bir şarkıcı olabilmek için hayatın ona verdiği zorlu süreçleri geçmiş ve sahneye giden bu yolu tüm tümseklere, virajlara rağmen aşmış bir insan. Müzik dünyasına adım atmak isteyen, müziği sadece dinlerken bile mutlu olan, ister hayatının odak noktası olsun, ister kulağında kulaklıkla dinleyici olanlar olsun bu sohbetten siz de benim gibi çok keyif alacaksınız.

KONSERVTUAR SINAVLARINA HAZIRLANMAK İSTEDİĞİMİ SÖYLEDİĞİMDE BENİ ÜÇ GÜN DÖVMÜŞTÜ BABAM.
  • 11.06.2018
  • 808 kez okundu

Merhaba Bahar Hanım, müzikle yollarınız nasıl kesişti?

– Öncelikle şöyle söylemek istiyorum; müzik insanın içinde ve doğasında olduğu için benim çocukluğumdan beri hayalim, aşkımdı. Sonra okul döneminde müzikle bir arada oldum. Eğitimler almaya başladım. Önceleri ailem karşıydı. Ailemden gizli eğitimler almaya çalışırdım, belediye korolarına giderdim. Üniversite yollarında artık kendim bulmaya başladım. Lise döneminde konservatuar okumak istemiştim babam da ‘Hayır, türkücü mü olacaksın’ diye çok pataklamıştı beni (Gülümseyerek). Sonra onların isteği olsun diye İzmir Ege Üniversitesi, Arkeoloji bölümünü okudum. Arkeoloji bölümünden mezunum. Müzik benim doğuştan beri içimde olan bir şey ve Allah’ın bana lütfettiği bir sese sahip olduğumu düşünüyorum.

İlk albümünüzün hazırlık süreci nasıl geçti?

– Bir tane albümüm var zaten ve albüm yapmam sevgili Selami Şahin ile tanışmamla oldu. 2014 yılında kendisiyle bir sahnede tanıştım. O dönemlerde altı, yedi yıllık bir sahne hayatım vardı. Hem üniversiteye gidiyordum hem de sahnelere çıkıyordum. Selami Şahin ile tanıştıktan sonra artık bir albüm yapmamız gerektiğini, şoförlüğümün olduğunu ama ehliyetimin olmadığını, bu ehliyetin bir albüm olduğunu ve profesyonel hayata atılmam gerektiğini söyledi ve albüm yapmaya karar verdik. 2014 – 2017 yılı arasında hazırlık dönemim sürdü. Benim için sahneler de, okulum da devam ediyordu. 2015 yılında üniversiteden mezun oldum. Albüm de sekiz tane şarkı yer almakta.

Selami Şahin ile sahnede tanışmışsınız. Ondan sonrası sizin için nasıl ilerledi? Hemen yanına mı aldı sizi?

– Benim gözümde çok büyük bir duayen olduğu için tabi ki beni uğraştırdı. Kapısında yattım, pas pas oldum derler ya tabiri caizse (Gülerek), gerçekten böyle şeyler oldu ama şöyle bir şey var, gerçekten benim sesimi dinlediğinde çok sevmişti, çok beğenmişti. Bu dönem popçuların dönemi, senin gibi okuyabilen, müziği bilen birine bu camianın ihtiyacı olduğunu söyledi bana. Albümümde üç tane Selami Şahin’in sıfır bestesi var ve bu benim için onur, gurur verici. Bana babalık, ağabeylik yaptı, hep arkamda durdu. Albüm süreci boyunca zaten onun yönetmenliğinde olan bir albüm olduğu için herşeyiyle ilgilendi.

Aileniz de destek oluyor mu size müzik hayatınızda?

– Tabi. Ailem artık Selami Şahin ile çalışmaya başladıktan sonra gerçekten bu işi sevdiğimi ve bu iş için emek harcadığımı gördü. Geçenlerde bir kokteyl vardı. Orada Mustafa Keser bir cümle söyledi ‘Bir insan hayalleri için eğer ömrünün bir bölümünü bedel edemiyorsa, hayatının geri kalanının hepsini başarısızlıkla bedel etmek zorunda kalır’ bu sözü çok hoşuma gitmişti. Ben de o kelimenin içinde kendimde şunu hissettim, gerçekten ben bu işi severek yapıyorum. Ben bu işe aşığım. Ailem dahil olmak üzere çok büyük emekler sarf ettim. Öncelikle onlara kabullendirmek için çok büyük emekler sarf ettim ama Selami ağabey beni onların yanından aldı ve babama dedi ki ‘Evet bizim kültürümüzde müzik tuhaf gelebilir ama gerçekten senin kızın işini iyi yapıyor, işini seviyor ve çok başarılı. Lütfen engel olma yoksa kaybedersin’. Selami Ağabey ile tanıştıktan sonra ailemle aram düzeldi ve şuanda en büyük destekçilerim ailem.

Ünlü isimlerin şarkılarını seslendirmek, ilk albümünüzde böyle büyük bir adım atmak size hem tecrübe kazandırmış hem de ayrıcalık tanımıştır.

– Evet kazandırdı. Bunların hepsinin başı Selami Şahin’dir. Selami şahin ile tanışmam benim için büyük bir avantaj, büyük bir şans oldu. Onunla tanıştıktan sonra üç tane şarkı ondan aldım. O bana bu şarkıları okuman iyi olur dedi ve ‘İlla Da’ şarkısını böyle seçtik. Onun o kadar değerli eserleri var ki, sakladığı ve kimseye vermediği. Benim için de bunlardan üç tanesi alıp okumak benim için büyük bir şeref. Sonrasın da iki tane Doğuş şarkısı var. hatta şuanda Doğuş’un ‘Aşkzede’ şarkısına klip çektik. Bir tane Serdar Ortaç’tan ‘Bilsem Ki’ şarkımız var. Mustafa Sayan’dan ‘Ölüyorum Kederimden’ var ve ‘İlla Da’ cover var. Toplam da sekiz tane şarkımız var albümde.

İlk sahneye çıkışınız nasıl oldu?

– Ben belediye korolarında, okul müsamerelerinde hep çıkardım. Okul hayatımda hep çok sevilen bir öğrenciydim. Her yerde şarkı söylerdim. Büyük topluluklar da, özel gecelerde şarkılar söylerdim. Profesyonel anlamda ilk sahneye çıkışım üniversite yıllarında olmuştu. İzmir’de bir tanıdık vesilesiyle –tabi bu arada ben arkeoloji okumaya devam ederken, bizim okulun konservatuar derslerine de giriyordum. Hatta daha çok konservatuardaki derslere girdiğim için bir yıl da sınıfta kaldım.- Kordon’da bir mekanda altı yıl şarkı söyleme fırsatı buldum.

İleride kendi müziğinizi, kendi şarkı sözlerinizi seslendirmeyi düşünüyor musunuz?

– Ben bunun da bir yetenek olduğunu ve Allah vergisi bir şey olduğunu düşünüyorum. Gerçekten şarkı yazmak benim için çok kutsal bir durum. Şarkı yazabilmek ve onu müzikalite içerisinde anlatabilmek büyük bir yetenek. Ben böyle bir yeteneğimin olduğunu düşünmüyorum, çünkü yıllardır şarkı söylüyorum ve hiç böyle bir eğilimim olmadı. ‘Acaba şarkı yazabilir miyim’ diye bile elime kağıt kalem almadım. Eğer böyle bir yeteneğim olsaydı mutlaka gün yüzüne çıkardı.

– Belki elinize alsaydınız çıkardı…

– Belki ama hiç böyle bir isteğim de olmadı. Ben gerçekten iyi bir yorumcu olduğumu düşünüyorum, iyi şarkı söylediğimi düşünüyorum, iyi besteleri bestecinin anlatmak istediği şekilde dinleyiciye aktardığımı düşünüyorum. Bu yüzden hiç şarkı yazmayı düşünmedim.

Daha çok hangi tür şarkıları seslendirmeyi seviyorsunuz?

– Türküler öncelikle bizim özümüz. Benim ilk projem şuydu, -Selami Şahin ile tanıştıktan sonra- Eflatun Türküler diye bir projede Zara gibi, Sezen Aksu gibi, Volkan Konak gibi bir sürü isim ve Recep Aktuğ ile birlikte bir düetim var, ‘Bahçede Yeşil Çınar’ isimli bir türkü okudum ve onu kliplendirdik. İlk çıkışım aslında o türkü projesiyle oldu ama ben bu projeyi yaparken albüm aşamasındaydım zaten. Türküleri çok seviyorum. Türk Sanat Müziği alt yapım, eğitimim ama şuanda yaptığım müzik güncel. Yani, gündeme uygun şarkı yapıyorum ama popçu muyum, değilim. Ben popçu olduğumu düşünmüyorum ama gerçekten fantezi arabesk konusunda iyi bir yorumcu olduğumu düşünüyorum. Şarkı söylemek, Türk Sanat Müziği ve Türkülerde gerçekten yerince okumak gerekir ama fantezi arabesk gibi dallarda yorum çok önemlidir.

Bir zamanlar dillerde pelesenk haline gelmiş Serdar Ortaç’ın müziği Bilsem Ki şarkısını kendi yorumunuzla seslendirdiğiniz de Serdar Ortaç kendi şarkısını bir de sizin yorumunuzla dinlediğinizde duygu ve düşüncelerini nasıl dile getirdi?

– Selami ağabey sayesinde Serdar Ortaç ile tanıştım. Gerçekten çok önemli bir bestesini bana verdi. Normalde no-namelere, yeni isimlere böyle dillere dolaşmış, çok tanınmış şarkıları vermekten yana değildirler ama o da bana inandı ve güvendi. Bilsem Ki şarksını seve seve okumanı isterim dedi. Hatta dinledikten sonra çok beğendi. Klip çekelim dedik ama yaz dönemine denk geldiği için hareketli bir şarkıyla klip çekelim dedik. Eylül ayında Bilsem Ki şarkısına da klip gelecek.

Sahneye çıktığınız zaman müziğin sizi başka biri yaptığını söyleyebilir misiniz?

Bu zaten müziğin doğasında var. Bütün sanatçılar böyledir. Bu albüm vesilesiyle birçok ünlüyle tanışma fırsatı buldum. Dostluğum, ağabeyliğim, yoldaşlığım olmaya başladı. Zaten en büyük artım Selami Şahin. Gerçekten bana babalık, ağabeylik yapan bir adam. Bana hocalık yaptı, ondan çok şeyler öğrendim. Müzik insanın içinde varsa eğer, severek yapıyorsanız, hissedebiliyorsanız sahnedeyken başka birisi okuyorsunuzdur. O şarkıların içinde olmak başka bir şey. Ben her zaman şunu söylerim, bazen şarkı söylerim insanlar alkışlarlar ve ‘Oh be!’ derler. Ben de mikrofonda derim ki ‘Siz dinlerken beş keyif alırken, ben hem okuyup hem dinliyorum on keyif alıyorum. Ya da on derleniyorum, kederleniyorum’. O yüzden şarkıyı okumak, şarkıyı dinlemenin on kat daha fazlasını yaşatıyor insana.

Konser takviminiz nasıl ilerliyor?

– Son dönemdeki savaşlardan dolayı ilk etkilenen sektör bizim sektör oldu. Yılbaşından beri bazı aksaklıklar oldu ama tabi ki ülkemizin durumu daha değerli bizim için. Ben barıştan yanayım, tamamen ülkenin birliğinden yanayım. Milliyetçi biriyim, devletini, milletini seven biriyim.

Albümlerinizden birinde seslendirmek isteyeceğiniz, çok severek dinlediğiniz bir şarkı var mı?

– Ben çok büyük bir Sibel Can hayranıyım. Kendisine de çok benzediğimi söylerler. Hem sahnede hem sesimi çok benzetirler. Tabi ki Sibel Can gibi bir kadına benzetilmek benim için bir şeref ama onun yaptığı işe, duruşuna, yaptığı müziğe saygım var. Tabi ki ben benim, Bahar Gelir’im. Sibel Can’ın okuduğu çok güzel bir şarkı var ‘Benim Yerime De Sev’ o şarkıyı belki okumak isterim. İleride kendi yorumumla. Ya da Orhan Gencebay şarkılarına hayranım, çok severim. Güzel bir Orhan Gencebay şarkısı okumak isterim. ‘Hiç Benim İçin’ olabilir ‘Sen De Bizdensin’ olabilir. Hatta Orhan Gencebay’a ilk albümümün çıktığı gün şarkı söyleme fırsatı buldum. Ona ‘Dertler Benim Olsun’ şarksını okumuştum ve yoldan giderken geri döndü. Ben sahnedeyken o çıkmak üzereydi. Sevgili Sevim Emre ile birlikte oturdu ve şarkının sonuna kadar beni dinledi, tebrik etti. Gerçekten sesimi, yorumumu çok beğenmişti. Eğer böyle bir şey yapacak olursam, Orhan Gencebay da bana layık görürse ‘Dertler Benim Olsun’ şarkısını okumak isterim.

Selami Şahin ile bir düet yapıp sevenlerinizle buluşturmak gibi bir fikriniz var mı?

– Biz albüm aşamasında çok düşündük. ‘Acaba düet yapsak mı, nasıl olur?’ diye. Ben albüm aşamasındayken Sevgili Recep Aktuğ ile birlikte bahsettiğim gibi bir türkü okumuştum. Şimdi o türkü de düet olduğu için düetlerde genelde ünlü isimler daha ön planda olur ve düet yapılan kişi daha arka planda kaldığı için Selami Şahin dedi ki ‘Senin çok güzel bir sesin var. Mutlaka bir gün fark edileceksin ve düet yaparsak benim gölgemde kalmanı istemiyorum. Sen çık gümbür gümbür oku şarkılarını. Ben zaten senin her zaman arkandayım.’. Belki ilerleyen günlerde olabilir ama şuanda böyle bir sebepten ötürü vazgeçmiş durumdayız.

Eski şarkı türleriyle şimdi yeni şarkı türleri arasında dağlar kadar fark var.

– Tabi ki.

– Siz ne düşünüyorsunuz?

– Şöyle, eski şarkılar hep kalıcı. Yeni nesil de biliyor eski nesil de biliyor. Bilsem Ki şarkısı en yakın örnek, ben okuduğum için söylüyorum. Bilsem Ki şarkısının yaşı neredeyse benim yaşım kadar var. Ben 89 doğumluyum, belki beş, altı yaş vardır aramızda ama bu şarkıyı bilmeyen yok. Bütün gençlik bu şarkıyı tanıyor ve biliyor. Yeni şarkılar maalesef ki hep geçici hep uçucu. Bir ay, iki ay sonrasında hatırlamıyorum bile. Bazen çok popüler olan şarkıları okuyorum sahnede, istendiği için. İnanın iki, üç ay sonra şarkının modası düşüyor ve ben de okumaya okumaya unutuyorum. Bir sonraki dönemde karşıma çıkıyor o şarkı ve ezberimde olmadığı için unutuluyor. Bir Orhan Gencebay şarkısını unutmuyorum, bir Selami Şahin şarkısını unutmuyorum. Ne zaman sahneye çıksam şakır şakır ezberimde.

Peki o sahne heyecanında şarkıları ezbere söylemek…

– Zor. Tabi ki zor ama bir süre sonra alışkanlık oluyor. Şöyle de bir şey var, bellek dolu. Bazen çok samimiyet kurmadığım ya da çok görüşmediğim insanların ismini unutuyorum. Bu da çok şarkı ezberlediğim için oluyor. Bazen sahnede de unuttuğum oluyor. Bir şeye dalıyorsun, bir sohbete dalıyorsun, bir konuşma yapman gerekiyor sonrasında unutulabiliyor. Artık teknoloji o kadar ilerledi ki internetlerden açıp bakıyoruz. Şarkı ezberlemek zor ama her işin bir zorluğu var. Severek yaptığım için bunu bir zorluk olarak görmüyorum.

Sizce müzik hobi olarak yapılabilir mi yoksa bütün odağınız müzikte mi olmalı?

– Müzik hobi olarak yapılıyorsa dinlenmeli. Müzik din, dil, ırk ayırt etmeden kesinlikle bütün insanlığı orta noktalarından biridir. Şuanda bizim burada oturuyor olmamızın bile orta noktası müzik. Müzik keyifli bir durum ise onu hobi olarak ‘Ben müzik yapıyorum’ denmemeli. Tabi ki seviyorsanız, eğer bir yeteneğiniz varsa bir enstrüman çalmak istersiniz, ders alırsınız. Bunlar çok gayriihtiyari güzel şeyler ama ben hobi olarak müzik yapıyorum deyip de sahneye çıkıp şarkı söylenmesine kesinlikle karşıyım. Müzik bir ciddiyet gerektirir ve müziği yapabilmek için önce bilmek gerektirir. Hep derler ya ‘İşi eğline bırakmak lazım’. Bir insan hobi olarak yaptığı işi ne kadar biliyor olabilir, ne kadar yapabilir bu da şaibeli.

Aynı zamanda gönüllü arkeolog olarak kazılara katılıyorsunuz. Bu üniversitede okuduğunuz meslekten dolayı mı yoksa severek yaptığınız bir iş mi?

– Benim akademik kariyerim Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü mezunuyum.

– Bir de neden arkeoloji? Herkesin seçebileceği bir meslek değil (Gülerek).

– Neden arkeoloji? Babam müzikle uğraşmamı istemediği için ben üniversiteye hazırlanırken çok da çalışkan bir öğrenciydim. Babama dedim ki ‘Konservatuar okumak istiyorum. Ben dershaneye gitmeyeyim müzikle ilgili hazırlık yapıp konservatuar sınavlarına girmek istiyorum.’ Hayır deyip beni üç gün dövmüştü hiç unutmam ve bunu da her zaman söylerim ona.  Evden böyle izin çıkmayınca ne yapabilirim diye düşündüm ve onları dinleyip dershaneye gittim. Onlardan uzaklaşıp müziğe böyle devam etmem gerektiğini düşündüm ve büyük bir ilde olmam gerekiyordu. O dönem ki aldığım puanlarda Çanakkale’de, Balıkesir’de iktisatta okuyabilirdim ama benim ya İstanbul’da ya da İzmir’de olmam gerekiyordu. Ben müzik için bir seçim yaptım. Ayrıca arkeoloji tarihini de çok seviyorum. Eşit ağırlık öğrencisiydim. Bu arada Anadolu Öğretmen Lisesi mezunuyum ben. O dönem de tarih benim en sevdiğim dersti. O yüzden bilerek bu mesleği seçtim. Şimdilerde de severek gidiyorum. Unutmamak adına, bilgilerim kaybolmasın, her şeye hakim olayım diye gönüllü olarak arkeoloji kazılarına gidiyorum. Birkaç günlük gezilerde de bulunuyorum ama bunu hobi olarak yapıyorum. Bu işten para kazanmıyorum. Eğitimim olmasına rağmen.

Bundan sonraki kariyer planınız hep müzik üzerine mi olacak?

– Kesinlikle. Ben müziğe kendimi adamış biriyim. Şimdiye kadar ne yapmam gerekiyorsa, elimden ne geldiyse hepsini yapmaya çalıştım. Tabi ki Allah’ın bana verdiği güç ve kuvvetle sonra onun bana sağladığı imkanlarla elimden gelen her şeyi yapmaya çalıştım. Yaptıktan sonrası insanların taktirine kalmış bir durum ama hiçbir emeğin çöpe atılmadığına inanıyorum. Mutlaka bütün emeklerin bir gün insanların karşısına çıkacağına inanıyorum. Bu yüzden bıkmadan, tükenmeden, son nefesime kadar müzikle uğraşmayı düşünüyorum, müziğe emek vermeyi düşünüyorum. Zaten müziğe gönül verdim ben. Gönül vermeden bu kadar şeyler yapılmaz. İnsan sevmediği bir şeye bu kadar emek veremez. Bu yüzden Allah neyi nasip ediyorsa onu yaşayacağız elbette ki ama ben öncelikle yapmam gerekeni yapmak zorunda olduğumu düşünüyorum.

Yeni klip çalışmanız Aşkzede ile ilgili bilgi verir misiniz?

– Selami Şahin yönetmenliğinde yaptığım ‘İlla Da’ albümünün içerisinde olan ‘Aşkzede’ şarkıma bir klip çektim ve bu klipte birçok sosyal medya fenomeni ile birlikte oynadık. Biliyorsunuz artık çağımız internet çağı, sosyal medya çağı ve çok ünlü olduğu için Sevgili Halil Söyletmez, İşte Benim Stilim yarışmasından Çiğdem Çelik, Bülent Mert ve Aytuğ Ergen gibi birçok isimle klip çektik. Klibin yönetmeni Sevgili Tamer Aydoğdu çok önemli bir yönetmendir. Şarkının bestecisi zaten Doğuş. Aşkzede şarkımız kıpır kıpır yaza damgasını vuracak bir şarkı. Çok güzel yorumlar alıyoruz. Klip yeni çekildi ve şuanda yayında. PR çalışmasına da yeni başladık. İnşallah güzel olur. Renkli, kıpır kıpır bir proje ve şarkı da hikayeyle birlikte şarkının sözlerini anlattık. Aşkzede bir kadının hikayesi aslında. Biz bunu trajikomedi bir şekilde anlattık. Umarım beğenilmiştir. Biz severek çalıştık, severek yaptık. Ben işimi çok severek yapıyorum. Durmadan klip çekiyorum, yeni işler yapmayı çok seviyorum. Bütün kazancımı buralara harcamaya bayılıyorum ama vermeden almak Allah’a mahsus olduğunu düşündüğüm için işime yatırım yapmaktan çok memnunum. İnşallah daha güzel işlerde, daha güzel projelerle birlikte oluruz. Allah birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın.

Sizin gibi müzikle ilgili kariyer planları olan, müzik dünyasını hayatının odağı haline getirenler için de bir yorum alabilir miyiz?

– Gerçekten çok zorlu bir yolculuk. Müzik, özellikle bizim camiamız o kadar çok yoğun ki, benim gibi sürü insan var ama bunların içinden ayıklanması gereken şeyler de var. İşte dediğiniz gibi hobi olarak yapanlar da var, heves olarak düşünenler de var, hiç bilmeden ‘Bu iş de çok para var’ diyerek bu işle uğraşmaya çalışanlar da var ama hayır. Para vermeden alınmaz. Vermeden almak Allah’a mahsus. Bu işe öncelikle yatırım yapmak lazım. Her şeyden önce eğitimine yatırım yapacaksın, sonra görselliğine yatırım yapacaksın, sesine yatırım yapacaksın bunların hepsi bir emek. Bizim camiamızda her gün yeni birileriyle karşılaşıyoruz. Allah hepsinin yardımcısı olsun ama gerçekten bu işi yapmak isteyen, gerçekten bu işe gönül vermiş insanlar olmalı diye düşünüyorum. Heves diye, hobi diye yapılmamalı. Onlar bence evlerinde yapmalı müziği.

Etiketler: / /

Mesaj yüklü harekata üst düzey komuta
Milli Savunma Bakanı Akar, beraberinde TSK'nın komuta kademesiyle Fırat'ın doğusundaki teröristlerin ana kaynağını oluşturan Sincar ve Karacak Dağı bölgelerine düzenlenen...
Arnavutköy’de fabrika yangını
Arnavutköy'de bir fabrikada çıkan yangına itfaiye ekipleri müdahale ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir günlük gecikmeye dahi tahammülümüz yok
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, Fırat'ın doğusundaki terör bataklığına müdahale konusunda yeteri kadar zaman kaybetmiştir. Bundan sonra tek bir günlük gecikmeye dahi...
Theresa May güvenoyu aldı ama Brexit krizi sürüyor
İngiltere Başbakanı May, partisinin parlamento grubundaki güven oylaması krizini aştı ancak krize yol açan Brexit anlaşmasının geleceği belirsizliğini koruyor.
YÖK ‘denklik belgesi sorgulama ve doğrulama’ hizmeti e-Devlet’te
Yükseköğretim Kurulunca, yurt dışındaki üniversitelerden mezun olanların aldığı diploma denklik belgesinin sorgulama ve doğrulama işlemleri e-Devlet üzerinden yapılmaya başlandı.
İsrail güçleri Batı Şeria’da 40 Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria'da çoğunluğu Hamas üyesi olduğu iddia edilen 40 Filistinlinin gözaltına alındığı açıklandı.
PKK’nın evinden ettiği Suriyelilerin dönüş umutları yeşerdi
Suriye'de terör örgütü YPG/PKK'nın zulmü nedeniyle sığındıkları Akçakale'de, sınırın sıfır noktasında kurdukları çadırlarda hayata tutunmaya çalışan aileler, vatan topraklarının teröristlerden...
Kapıkule’de tır kuyruklarını azaltacak adım
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, "Kapıkule'de tır kuyruklarını azaltacak 2 ilave peron devreye girdi." dedi.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
GERÇEKLER SÖYLENTİLERE KARŞI

Söylentilere, tevatürlere ve dedikodulara inanmak, gerçeklerle yüzleşmekten, anlamaya çalışma gayretinden daha kolay ve ucuz bizim ülkemizde. Bunun nedenini sosyologlar, psikologlar...

Kapat