$ DOLAR → Alış: 5,61 / Satış: 5,63
€ EURO → Alış: 6,43 / Satış: 6,45

SON DAKİKA:

LOZAN ZAFERİ

Süheyl ÇOBANOĞLU
Süheyl ÇOBANOĞLU
  • 28.07.2018
  • 418 kez okundu

I.nci Dünya Savaşını yenilen ve 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes anlaşmasıyla teslimiyeti kabul eden Osmanlı 1699’dan beri devam eden geri çekilme sürecini tamamlamış ve yok olma noktasına gelmişti.

Osmanlı Hükümetinin, son Türk Devletinin idam fermanı olan SEVR Anlaşmasını imzalamasıyla, ATATÜRK’ün nutkunda belirttiği gibi, “aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmişti. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüştü.”

Bu vahim şartlarda 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak, bağımsızlık mücadelesini başlatan Gazi Mustafa Kemal Paşa (ATATÜRK) önderliğinde yürütülen Türk Kurtuluş Savaşı, TBMM Hükümet güçlerinin 9 Eylül 1922’de Yunan askerlerini  İzmir’de denize dökmesiyle zaferle sonuçlanmıştı.

TBMM Hükümeti’nin Yunan kuvvetlerine karşı elde ettiği zaferin ardından Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. Bunun üzerine Sevr’in tarafı olan İtilaf Devletleri 28 Ekim 1922’de hem Osmanlı  hem de TBMM Hükümeti’ni Lozan’da toplanacak olan barış konferansına davet ettiler.

1 Kasım 1922 tarihinde saltanatın kaldırılmasıyla hukuki vasfını kaybeden Osmanlı İmparatorluğunun konferansa katılma isteği Tevfik Paşa Hükümetinin istifasıyla ortadan kalkmıştır. Ankara Hükümeti, Türk halkının yegane temsilcisi ve söz sahibi olarak görüşmeleri yürütmüştür.

TBMM Hükûmeti Lozan Konferansı’na Misak-ı Milliyi gerçekleştirmeyi, Türkiye’de bir Ermeni devletinin kurulmasını engellemeyi, kapitülasyonları kaldırmayı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunları (Batı Trakya, Ege adaları, nüfus değişimi, savaş tazminatı) çözmeyi ve Türkiye ile Avrupa devletleri arasındaki sorunları (ekonomik, siyasal, hukuksal) çözmeyi amaçlamış Ermeni yurdu ve kapitülasyonlar hakkında anlaşma sağlanamazsa görüşmeleri kesme kararı almıştır.

Türk Devleti ile mutabakata varılması amacıyla 11 Kasım 1922 ve 24 Temmuz 1923 yıları arasında 8 ay süren Lozan Barış Konferansı, Türk tarafının bağımsızlığından hiçbir şekilde ödün vermeyeceğini belirtmesi üzerine çok çetin geçmiştir.

Heyetler 2.5 ay tartışmışlar, İngilizlerin hazırladığı anlaşma şartları İsmet paşa tarafından kabul edilmeyince görüşmeler çıkmaza girmiş, Türk Heyetini tehdit eden Lord Curzon 4 Şubat 1923’te görüşmelerden çekilmiş ve İngiltere’ye dönmüştür. Buna neden olan anlaşmazlıklar şunlardır;

– Boğazlar Sorunu

-Kapitülasyonlar (en çok tartışılan konudur)

-Musul-Kerkük

-Osmanlı Devleti’nin Borçları

2,5 ay süreyle perde arkasında yapılan kulislerin ardından heyetler tekrar toplanarak 3 ay daha görüşmeler devam etmiştir. Türk Milletinin hakları ve bağımsızlığı, Misakı Milli sınırları içinde vatanın bölünemeyeceği ısrarla savunulmuş ve OSMANLI HÜKÜMETİNİN KAYBETTİĞİ Trakya ve Anadolu toprakları 24 Temmuz 1923 Lozan Anlaşmasıyla geri alınmıştır. Ege adaları I.nci Dünya Savaşından önce 1911-1912 yılında İtalya Savaşında ve 1912-1913 Balkan Savaşlarında Osmanlı tarafından kaybedildiği için, Lozan’da tartışma konusu olamamıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık (İngiltere), Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Leman gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace’ta 24 Temmuz 1923’te Lozan Anlaşması imzalanmış ve Türkiye Cumhuriyeti tüm dünya tarafından tescil edilmiştir.

Lozan üzerine araştırmalar yapan Profesör Doktor Baskın Oran,  “Lozan Barış anlaşması iki savaşı sona erdirdi. Nedir o iki tane savaş Türkiye’nin yenildiği “1. Dünya Savaşı” ve Türkiye’nin yendiği “Kurtuluş Savaşı”. Dolayısıyla Lozan Anlaşması bu ikisini birden sona erdirdi. ‘Zafer midir, hezimet midir?’ diyenlerin bilmediği bu. Türk tarafı olarak alınabilecek en iyi şeyin alındığına benim zırnık kadar şüphem yok.” Diyor…

“Bilinmeyen Lozan” kitabının yazarı ve aynı adlı belgeselin yapımcısı Hürriyet yazarı Taha Akyol, “Büyük zaferi Lozan’da heba etmediler; bazı eksikler olsa da yapılabilecek olanı yaptılar. En önemlisi de Osmanlı bütçesinin üçte ikisini alıp götüren Düyun-u Umumiye ve kapitülasyonları kaldırarak bağımsız Türkiye’yi kurdular” ifadelerine yer verdi.

Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Elçin Macar da, “uluslararası konferanslar ve onların sonucunda oluşan uluslararası anlaşmalar birer diplomatik sürecin sonucudur. İster istemez bir al ver sürecinin sonucudur yani hiçbir zaman da tarafları yüzde 100 tatmin etmez. Lozan döneminde Türkiye’nin öncelikleri vardı. Birincil olarak önem verdiği meseleler vardı, daha aşağıdaki meseleler vardı. Böyle bakıldığında biraz acilen Osmanlı mirasını tasfiye etmek ve yeni devlet kurma sürecinde daha çok bağımsızlığa ve sınırlara odaklanmış bir diplomasi izlemişti Türkiye. Aslına bakarsanız da her ne kadar tam istediği gibi olmasa da büyük oranda hedeflerini tutturmuştur. Kapitülasyonların kaldırılması ile Balkanlarda özellikle de Yunanistan ile sınırlarını Türkiye kendi istediği biçimde çizdirdi. Tam olarak istediğini alamasa bile öncelikleri açısından Lozan, Türkiye açısından başarılıdır. Diyor…

Bu kadar açık gerçeklere rağmen bazı çevrelerin Lozan’ı tartışması doğrudan kendi ayağımıza kurşun sıkmaktır.

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASININ ÖNEMİ

–          Yeni Türk Devleti ve Misâk-ı Millî, düşmanlarımız tarafından resmen kabul edilmiştir.

–          Askerî zaferler siyâsi zaferle sonuçlanmıştır.

–          Türkiye savaş tazminatı ödememiştir.

–          Kapitülasyonlar kesin olarak kaldırılmıştır.

–          Ülke sınırları Irak sınırı hariç belli olmuştur.

–          Türkiye açısından I.Dünya Savaşı sona ermiştir.

–          Azınlıkların Türk vatandaşı sayılması ile dış güçlerin içişlerimize karışması önlenmiştir.

–          Millî Mücadele hareketi, bağımsızlık için uğraşan diğer milletlere de bir örnek olmuştur.

–          Antlaşma, I.TBMM tarafından imzalanmış, II.TBMM tarafından onaylanmıştır.

Anlaşmasının yıldönümü vesilesiyle Lozan’ı bize kazandıran başta gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Heyet Başkanı İsmet Paşa başta olmak üzere tüm müzakere heyetini ve emeği geçen herkesi rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
ZÂLİMLERİ AFFETMEK MAZLUMLARA ZULMETMEKTİR (1)

Cezaevleri büyük ölçüde boşaltılmıştı! Bir sürü insan tahliye edilmişti. Sonra bunların bir kısmı yeniden suç işleyip yeniden içeri alınmaya başlanmıştı....

Kapat