ÖZKAN YAVAŞ

Özkan Yavaş : Müzik sayesinde sırlarınızı bile açığa çıkartmış olursunuz aslında. Ama sır hala sizin sırrınızdır ve kimseyle paylaşmamışsınızdır.

Filiz ARGUT
Filiz ARGUT
22 Temmuz 2020 Çarşamba 12:36
54 Okunma
ÖZKAN YAVAŞ

RÖPORTAJ: MUSTAFA ÖZEN

Genç ve Başarılı müzisyenlerden Özkan Yavaş ile yaptığımız keyifli röportajımız sizlerle

Özkan Yavaş’ı senden dinleyelim biraz daha yakından tanıyalım

Ben Özkan Yavaş ; işçi bir baba, ev hanımı bir annenin ikinci çocuğu olarak 1983 Ağustos ayının 14. gününde Manisa’da dünyaya geldim. Baba tarafından Manisa, anne tarafından Balıkesir Ayvalık Ali bey ( Cunda ) adalıyım. İlkokul yıllarında babamın bana armağan ettiği org ve darbuka sayesinde müzik ile tanıştım. Erken yaşta babamın vefatıyla hayata ve müziğe daha çok sarıldım. Ortaokul ve lise yıllarında arkadaşlarımız ile kurmuş olduğumuz amatör müzik toplulukları ile bir çok konser ve etkinliklere katıldık. 2000 yılında İzmir Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarını kazanarak eğitimime İzmir’de devam ettim. Eğitim hayatım ile birlikte bir yandan da sahne çalışmaları ile Ege bölgesi başta olmak üzere Türkiye’nin bir çok bölgesinde çeşitli sanatçılara keyboard (klavye) çalarak ve vocal (vokal) yaparak eşlik ettim.2010 yılında müzik yaşantımı İstanbul’da sürdürmeye karar verdim.


Müziğe olan ilgin ne zaman başladı?

2.Müziğe ilgim sesleri fark ettiğim zamandan beri var sanırım biraz genetik biraz da yaşarken ve olgunlaşırken uyumlu seslerin hislerimi ve duygularımı etkilemesi, ilgimin de hızla artmasına sebep oluşturmuş olmalı ki , çok erken yaşta kaybettiğim rahmetli babamın bana hediye ettiği darbuka ve org ile bir şeyler yapmaya çalışmamla başladı. Evimizin arka odasına geçip yakınlardaki düğün salonundan gelen müzik seslerini (genelde oyun havası) orgumda çalmaya çalışırdım. Arada bir de oraya düğünleri izlemeye gider, orada çalan müzisyenleri dinlerdim. O zaman ilkokul 3.sınıfta falandım sonra biraz geliştirip eve gelen misafirlere konser vermeye başladım. Lise yıllarında babamı kaybettikten sonra müziğe daha çok sarıldım ve arkadaşlarımız ile gruplar kurup , kendi konserlerimizi düzenliyorduk (hatta konsere enstrümanlarımızı el arabasıyla da taşımışlığımız var . :) Bir tane depomuz vardı orada prova yapar, kendimize afiş hazırlar, afişleri yapıştırıp konserimize reklam yapardık. Çok güzel günlerdi … Konservatuvarı kazanınca müziğe akademik pencereden bakmaya başladım ve müzik aslında mesleğim olmuştu.

Neden müzik?

Küçükken enstrüman çalanları, sahneye çıkanları ve bir topluluk önünde icra gerçekleştirenleri gördüğümde çok etkileniyordum. Ben bir şeyler yapmaya başlayıp, takdir, alkış ve övgüler almaya başladığım zaman, daha da çok şey yapmak istiyordum ve bu katlanarak devam ediyordu. Bu süreç bende çok farklı his ve duygular uyandırıyor, kendimi güçlü, güvenimi iyi hissettiriyordu. Müzik ; kendimi ifade etmemde ve güçlü hissetmem de bana büyük bir sihir olmuştu. Bir süre sonra ne yaparsanız yapın bir parçanız gibi olup sizinle büyüyüp giden bir etiket, duygu, tarz, duruş oluyor. Ömrünüzün sonuna kadar bunlarla yaşayıp ölürsünüz ancak bu saydığım ve daha çok sayılabilecek faktörleri dünyaya miras bırakırsınız. Kendi içinizdeki hikayeleri, yaşanmışlıkları ve hatta daha da ötesi ömrünüzün sonuna kadar saklamak zorunda olduğunuz sırlarınızı aslında herkesle paylaşabilir ve yaşatırsınız. Eserlerinizin sizin bir sırrınız olduğunu kimsenin bilmediği fakat sizin sırlarınızı insanların üzerinde yaşattığınız bir durum bile oluşabilir. Müzik sayesinde sırlarınızı bile açığa çıkartmış olursunuz aslında. Ama sır hala sizin sırrınızdır ve kimseyle paylaşmamışsınızdır. Kimse sırrınızı bilmez. İşte bu yüzden “MÜZİK”.

Orhan Ölmez ile yollarınız nasıl kesişti?

Aslında çok geçmişe dayanır. Değerli sanatçı ve çok sevdiğim abim Orhan Ölmez ile çok eski yıllardan ilk albümü ‘’Su Misali’’ni çıkartmadan çok öncesinden tanışıyoruz, benim ilk müziğe adım attığım zamanları bilir. Kendisi konservatuvar yıllarında İzmir’de okuyorken benim kuzenim ile dönem arkadaşıydılar ve bende kuzenimin yanına sürekli giderdim. Öğrenci evleri vardı İzmir Bornova’da, hep birlikte çalar ve söylerlerdi, dinlerdim, izlerdim ve eşlik etmeye çalışırdım. Orhan abi ile o yıllar çok vakit geçirdik ve beni tarzı, besteleri, duygusu inanılmaz etkilemişti. Ben o yıllar lisedeydim, bir yıl sonra ise çok istediğim konservatuvarı kazandım. Orhan abilerin okuldaki son senelerine yetiştim, bir yıl aynı dönem içerisinde okuldaydık ve onların dönemi mezun oldu. ”Dön Desem” isimli şarkıyı Özcan Deniz’den ilk duyduğumda çok sevinmiştim ve gururlanmıştım. Orhan abi birkaç yıl sonra albümünü yayınladı. Uzun bir süre görüşemedikten sonra 2014 yılının bahar aylarında yine çok sevdiğim değerli sanatçı “BAHA” abimin provaları için gittiğim stüdyoda yıllar sonra tekrar karşılaştık, benim için çok acayip ve duygusal bir gündü…

Neden “Kar Tanesi”ni okumak istedin sen de bir hikayesi var mı?

5. Ocak ayında yine Orhan Ölmez bestesi olan ve ‘’Su Misali’’ albümünde yer alan ”Özledim” isimli şarkımız yayınlandı. Şarkının kayıtlarını yaparken, çok sevdiğim ve beni etkileyen bir şarkı olan “Kar Tanesi”ninde demo kaydını gerçekleştirdim ve Orhan abi için aslında bu bir sürpriz oldu. ‘’Özledim’’den haberi vardı ama ‘’Kar Tanesi’’nden yoktu, götürüp dinlettim ve çok beğendi, beni geri çevirmedi . Orhan abinin tecrübeleriyle de şarkıyı şekillendirip tamamladık. Seslendirmeyi çok sevdiğim ve çok beğendiğim bir şarkı oldu umarım sevmişsinizdir.

Müzik piyasında yeni bir isim olmanın zorlukları nedir sence?

6.Müzik sektöründe müzisyen ve solist kimliğimle uzun yıllardır varım, halkın karşısına yeni çıkmakta olan ve yolu uzun olan bir sanatçı olarak değerlendirebiliriz beni. Bu uzun bir süreç ve bizler yıllardır sektörümüzün içinde olup gerek çevre gerek müzikal imkanlarımızla artılara sahip olsak da, yaptığımız işleri sunmak, duyurmak , tanıtmak ve pazarlama anlamında sistem farklı işliyor ve her an değişiyor. Her şey çok çabuk tüketiliyor ve anlamsızlaşıyor. Benim gibi sesini ve eserlerini dinleyiciye yeni duyurmakta olan sanatçılar ise bunların sıkıntısını yaşıyor.

Sosyal medya ile aranız nasıl?

7.Benim çok geç bilgisayarım oldu , bir arkadaşımdan almıştım eski bir masaüstü, yaklaşık bir saatte açılıp çalışmaya başladığı zaman evin icinde kamyon var gibi ses çıkarırdı:)) O derece yani … Çok maçı götürdük onunla daha sonra herkes akıllı telefona geçtiğinde eskiden çok popüler olan akıllı olmayan telefonumu baya bir kullanmaya devam ettim ve arkadaşlarımın zoruyla değiştirdim, yoksa müzeye kaldıracaktık :) Akıllı telefona geç ve herkesten sonra geçtiğim için doğal olarak sosyal medyaya da biraz rötarlı bir giriş yaptım. Şu anda fena sayılmam ama hala bu işte iyi olan gençlerden ders alıyorum. Bizim işimiz ile alakalı önemli bir mecra. Kötü olan yanları da var tabii ki. Genelde keyifli, bazen sıkıcı, bazen gerçek bazen sahte. Kuralları var, çok ciddiye almadan, çok uzak kalmadan kullanmalıyız bence . Kendimizi kaptırmamalıyız. Bu konuda çok şey söyleyebilirim, uzun bir konu.

En son çalışmanız “Sevgilimsin Benim” şarkınıza geri dönüşler nasıl neden bu şarkı?

Şarkı ile ilgili çok güzel geri dönüşler alıyorum günümüzde akustik tarza olan ilgi arttı şarkımızda buna çok müsaitti. Biz de sadece piyano ve bas gitar ile çalıp söyledik ve şarkımızı akustik bir tarzda dinleyicilerimize sunduk. Şarkının sözü ve müziğinin bana ait olması bende ayrı bir mutluluk oluşturmaktadır. Kendi ürettiğim bir çok eseri zamanla dinleyicilere sunacağım hepsi benim için çok önemli. ''Sevgilimsin Benim''de bunlardan biri.

YENİ ÇAĞRI GAZETESİ

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.