<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yeni Çağrı Gazetesi - Güncel Haberler, Son Dakika ve Özel Röportajlar</title>
    <link>https://www.yenicagri.com</link>
    <description>Yeni Çağrı Gazetesi ile son dakika haberleri, güncel gelişmeler, ekonomi, politika, spor ve dünya gündemini anında takip edin. Doğru ve hızlı haberin adresi!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenicagri.com/rss/kultur-sanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Yeni Çağrı Gazetesi © 2026 | Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalama ve yayımlama yasaktır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 17:34:29 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/rss/kultur-sanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Pierre Loti'nin Fransa'daki evi, Türk-İslam mimarisinin izlerini taşıyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/pierre-lotinin-fransadaki-evi-turk-islam-mimarisinin-izlerini-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/pierre-lotinin-fransadaki-evi-turk-islam-mimarisinin-izlerini-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rochefort Müzeleri Küratörü Claude Stefani, 'Sokakta olduğunuzda, son derece sade, gösterişsiz bir ev görünüyor. Ancak içine girdiğinizde hızlı bir şekilde egzotik dekorlarla karşılaşıyorsunuz.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ILE-DE-FRANCE (AA) - 'Aziyade' adlı eseriyle tanınan Fransız yazar, gezgin ve deniz subayı Pierre Loti'nin memleketi Fransa'nın Rochefort kentinde gezilerinden ilhamla tasarladığı evi, Türk salonu, Arap odası, İznik çini motifli seramiklerin duvarlarını süslediği 'cami' adı verilen odası ile Türk İslam mimarisinin özelliklerini taşıyor.</p><p>Asıl adı Julien Viaud olan Pierre Loti, 14 Ocak 1850'de Rochefort kentinde dünyaya geldi.</p><p>Genç yaşta ağabeyi Gustave'ı kaybeden Loti, ardından 1867'de deniz hava okulunun sınavlarını geçerek deniz subayı oldu ve dünyayı gezme fırsatı buldu.</p><p>Osmanlı topraklarında karşılaştığı bir Çerkez kızına olan aşkını kaleme aldığı 'Aziyade' adlı eseriyle tanınan yazar Loti, gezdiği ülkelerden ilham alarak memleketi Rochefort'daki aile evinin iç mimarisini tasarladı.</p><p>Bünyesinde Japon pagodası, gotik odası, Rönesans salonunun yer aldığı Pierre Loti Evi, küçük minaresi, Türk salonu, Arap odası, 'cami' adı verilen çinilerle kaplı odası ile Türk İslam mimarisinin izlerini de taşıyor.</p><p>'Cami' adı verilen odada, yapboz misali farklı ülkelerden gelen seramikler duvarları süslerken, duvardaki İznik çini motifleri ve Arapça yazılar dikkati çekiyor.</p><p>Mavi, beyaz, yeşil renklerin hakim olduğu odada ahşap tavan, rahleler, sandukalar, Aziyade'nin portresi ve mezar taşının bir replikası da yer alıyor.</p><p>10 Haziran 1923'te Fransa'nın Hendaye kentinde hayatını kaybeden Pierre Loti'nin adı, memleketinde eğitim aldığı okula ve bir sokağa verilirken, müzeye çevrilen evi 2012-2025 yıllarında kapsamlı bir restorasyondan geçti.</p><p> </p><p> </p>Loti'nin tasarladığı ev 1973'te müzeye dönüştü<p>Rochefort Müzeleri Küratörü Claude Stefani, Pierre Loti Evi'nin hikayesini, mimari özelliklerini ve restorasyon sürecini AA muhabirine anlattı.</p><p>Stefani, bu yapının, yazarın doğduğu ev ile Loti'nin 1895'te satın aldığı yandaki evin birleşmesinden oluştuğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Loti'nin bu evi 1870'li yılların ortasında oluşturduğunu ifade eden Stefani, yazarın ilk büyük ziyaretini yaptığı İstanbul'dan döndükten sonra evdeki Türk salonunu yaptığını anlattı.</p><p>Stefani, Loti'nin ölümünden sonra, tek oğlu olan Samuel'in bu evde yaşamaya başladığını, takvimler 1969'u gösterdiğinde ise bir müze oluşturulması için evi içindeki malzemelerin büyük bir kısmıyla Rochefort Belediyesine sattığını aktardı.</p><p>1973'te müzeye çevrilen evin, 2012'ye kadar halka açık kaldığını belirten Stefani, evin bu süreçte ziyaretlerle yıprandığına işaret etti.</p>13 milyon avroluk restorasyon bütçesi<p>Stefani, evin yıkılan bir duvarı ve çatısında çalışmalar yapıldığını ancak evi restore etmek için yeterince bütçe olmadığı için renovasyon çalışmalarına 2013'de ara verdiklerini kaydederek, onarım çalışmaları sırasında evdeki 'caminin' tavanın bir kısmının yere düştüğünü ifade etti.</p><p>Stefani, bu odanın ahşap tavanın ağaç kurtları tarafından yenildiğinin, dolayısıyla durumun çok tehlikeli olduğunun farkına vardıklarını vurgulayarak, Fransa'da faaliyet gösteren Miras Vakfının tarihi yapıların restorasyonu adına para toplamak için düzenlediği bir çekilişe katıldıklarını kaydetti.</p><p>Haziran 2018'de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Pierre Loti Evi'ni ziyaret ederek, bu yapının böyle bırakılamayacağını ifade ettiğini aktaran Stefani, Fransız devletinin restorasyon çalışmalarının yüzde 50'sini üstlendiğini, ardından yerel yönetimlerin de bu sürece katkı sağladığını belirtti.</p><p>Stefani, 'Rochefort gibi bir küçük bir şehir için hatırı sayılır bir meblağ olan 13 milyon avrodan fazla tutan bu inşaat çalışması için, Rochefort Belediyesinin yalnızca 3,5 milyon avro ödemesi gerekiyordu.' dedi.</p><p>Kovid-19 salgınında ara verilen restorasyon çalışmalarına daha sonra tekrar devam edildiğine değinen Stefani, bu süreçte evin temellerinin son derece hassas olduğunun keşfedildiğini, yapının altına beton dökülmesi için derin kazılar yapıldığını ifade etti.</p>'1923'te Loti'nin öldüğü zamandaki haline döndü'<p>Stefani, evin halk ziyaretine geçen yıl tekrar açıldığını belirterek, 'Son derece zor bir inşaat çalışması oldu ancak sonunda enteresan bir şey elde ettik, çünkü ev mümkün olduğunca 1923'te Loti'nin öldüğü zamandaki haline döndü.' dedi.</p><p>Bu evin ilginç bir yer olduğunu dile getiren Stefani, şunları kaydetti:</p><p>'Rochefort şehri, askeri bir şehir, deniz kuvvetlerine bağlı bir şehir. Ayrıca, Loti bir deniz subayıydı. Sokakta olduğunuzda, son derece sade, gösterişsiz bir ev görünüyor. Ancak içine girdiğinizde hızlı bir şekilde egzotik dekorlarla karşılaşıyorsunuz, bir Japon pagodası, bir Türk salonu, bir Arap odası, bulunduğumuz yer olan cami, Çin odası ve ardından büyük dekorlar, gotik bir oda, büyük bir Rönesans salonu.'</p>'Cami, esasında Eyüp'teki odasının bir tasviri'<p>Stefani, Loti'nin evinin bu şekilde olmasını kendisinin istediğini aktararak, 'Loti, seyahatten döndüğü zaman, sistematik olarak Rochefort'da gezilerinde tanıdığı şeyleri yeniden oluşturmaya çalışıyor. En muntazam ve önemli çalışmaları arasında cami ve Arap odası olduğunu söyleyebilirim. Bu cami, esasında Eyüp'teki odasının bir tasviri.' ifadelerini kullandı.</p><p>Stefani, evdeki Arap odasının Magrip'te kırsaldaki küçük bir camiyi andırdığını belirterek, Loti'nin, bu mekanları kendisi ve arkadaşlarını etkilemek için tasarladığını dile getirdi.</p><p>Evin ikinci katındaki 'camide' Suriye saraylarından ilham alınarak merkezde oyulmuş daha alçak bir bölümün bulunduğunu anlatan Stefani, Loti'nin 1890'lı yıllarda Suriye ziyareti sırasında 18. yüzyıldan kalma ahşap bir tavan satın aldığını, bu tavandan yola çıkarak söz konusu odayı tasarladığını belirtti.</p><p>Stefani, bu odada Cezayir'den gelen burgulu sütunların yer aldığını anlatarak, duvarları kaplayan seramikler hakkında 'Olağanüstü seramikler, Suriye'den ve ayrıca İznik'ten gelen olağanüstü bir koleksiyon. Nişin ortasında, o tipik karanfil ve lale motifleri ile 'domates kırmızısı' olarak bilinen bir kırmızı tonu görüyoruz, gerçekten çok güzel bir seramik. Neredeyse her yerde var.' bilgisini verdi.</p>Aziyade'nin mezarını bulup restore ettirdi<p>Stefani, Loti'nin anı odası olan 'camide' bir nevi Eyüpsultan'daki gençliğini yeniden yaşadığını kaydederek, 'Aziyade' romanına konu olan genç kızla burada tanıştığını hatırlattı.</p><p>'Loti'nin 1887'de İstanbul'a döndüğünde, Aziyade'nin mezarını bulup restore ettirdiğini belirten Stefani, Fransız yazarın 1900'lu yıllarda ise Aziyade'nin mezar taşının bir replikasını yaptırdığını, evindeki bu odada sevdiği kızın resmine ve mezar taşına bakabildiğini anlattı.</p>'Türkiye'den gelen birçok şey var'<p>Stefani, evdeki 'cami' hakkında 'Burası cami olarak kullanılmıyor, çok sevdiği, birçok kez gittiği İstanbul'u bir nevi anımsatıyor.' diyerek, Loti'nin Osmanlı kültürü ve İstanbul'a büyük hayranlık duyduğunu dile getirdi.</p><p>Cami adı verilen odada Türkiye'den gelen birçok şey bulunduğunu anlatan Stefani, 1922'de çok hasta olduğunda Loti'yi Rochefort'da ziyaret eden Türk heyetinin yazara hala evinde bulunan mavi renkteki büyük halıyı hediye ettiğini sözlerine ekledi.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Esra Taşkın</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Ile-de-france</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/pierre-lotinin-fransadaki-evi-turk-islam-mimarisinin-izlerini-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/pierre-lotinin-fransadaki-evi-turk-islam-mimarisinin-izlerini-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="24594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göbeklitepe'yi dünya mirasına kazandıran Klaus Schmidt, vefatının 12. yılında anılıyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/gobeklitepeyi-dunya-mirasina-kazandiran-klaus-schmidt-vefatinin-12-yilinda-aniliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/gobeklitepeyi-dunya-mirasina-kazandiran-klaus-schmidt-vefatinin-12-yilinda-aniliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'yi yaptığı kazı çalışmalarla gün yüzüne çıkaran Prof. Dr. Klaus Schmidt, kazı çalışmalarında elde ettiği bulgularla tarihe ışık tuttu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da 12 bin yıllık geçmişiyle 'tarihin sıfır noktası' olarak nitelendirilen Göbeklitepe'de yürüttüğü kazı çalışmalarıyla insanlık tarihine ilişkin birçok kabulün yeniden değerlendirilmesini sağlayan Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, vefatının 12. yılında anılıyor.</p><p>AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dünyanın bilinen en eski inanç merkezi olarak kabul edilen Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü yüzey araştırmasıyla bilim dünyasının gündemine girdi.</p><p>Bölgede 1986 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken bulduğu heykel ise Göbeklitepe'deki araştırmalar açısından önemli bir dönüm noktası oldu.</p><p>Göbeklitepe'yi 1994 yılında ziyaret eden Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, yaptığı incelemelerde yalnızca üst bölümleri görülebilen taşların Neolitik Dönem'e ait olduğunu tespit etti.</p><p>Şanlıurfa Müze Müdürlüğü koordinasyonunda 1995 yılından itibaren başlatılan kazı çalışmalarında Schmidt ve ekibi de görev aldı.</p><p>Göbeklitepe kazılarının başkanlığı 2007 yılında Prof. Dr. Klaus Schmidt'e verildi. Schmidt'in başkanlığında yürütülen kazılarda insanlık tarihine ışık tutan önemli bulgular gün yüzüne çıkarıldı.</p><p>Elde edilen buluntular, avcı-toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçilen bu dönemde insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmediğini, aynı zamanda anıtsal yapılar inşa edebilecek gelişmiş bir sosyal ve kültürel organizasyona sahip olduğunu ortaya koydu.</p><p> </p><p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kazılarda, Neolitik Dönem'e ait insan heykeli, kireç taşından yapılmış yaban domuzu heykeli, tilki ve kuş kabartmaları ile çakmak taşından üretilmiş çok sayıda ok ucu bulundu.</p><p>Çalışmalarda, boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton arasında değişen 'T' biçimli dikili taşlar da gün yüzüne çıkarıldı.</p><p>Bölgede ayrıca 8 ila 30 metre çapında, dairesel ve dikdörtgen planlı yapı kalıntıları ile yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çok sayıda eser ortaya çıkarıldı.</p><p>Dünyanın gözünü Göbeklitepe'ye çevirmesini sağladı​​​​​​​</p><p>Elde edilen buluntuların ardından Göbeklitepe'nin 'tarihin sıfır noktası' olarak nitelendirilmesi, dünyanın dikkatini bu bölgeye çekti.</p><p>Kısa sürede uluslararası tanınırlık kazanan Göbeklitepe, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı. Schmidt'in en büyük hayali ise vefatının ardından gerçekleşti ve Göbeklitepe, 1 Temmuz 2018 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi.</p><p>Schmidt, tatil için gittiği Almanya'da 20 Temmuz 2014'te geçirdiği kalp krizi sonucu 61 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi, 25 Temmuz 2014'te Almanya'nın Diebach kentinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.</p>'Şanlıurfa'ya çok şey kattı'<p>Şanlıurfa Turizm Geliştirme Derneği Başkanı Mehmet Kamil Türkmen, AA muhabirine, Göbeklitepe denildiğinde akla ilk gelen isimlerden birinin Klaus Schmidt olduğunu söyledi.</p><p>Türkmen, Schmidt'i minnetle andıklarını belirterek, şunları kaydetti:</p><p>'Çok önemli bulguları şehrimize kazandırdı. Kendisini başında puşisiz görmedim. Bana göre birçok Urfalıdan daha fazla Urfalıydı. Çok heyecanlıydı ve çalışma disiplininden hiç vazgeçmezdi. Kazı alanının girişindeki barakada, o sıcakta bile köpeğiyle birlikte bizi karşılardı. İşine son derece profesyonel bir yaklaşımla bağlıydı. Şanlıurfa'ya çok şey kattı. Bugün Göbeklitepe'nin dünyaca tanınmasında Klaus Schmidt'in katkısı çok büyüktür.'</p><p><br> </p><p>Muhabir: Cebrail Caymaz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Şanlıurfa</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/gobeklitepeyi-dunya-mirasina-kazandiran-klaus-schmidt-vefatinin-12-yilinda-aniliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/gobeklitepeyi-dunya-mirasina-kazandiran-klaus-schmidt-vefatinin-12-yilinda-aniliyor.jpg" type="image/jpeg" length="84282"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası' sergisi ziyarete açılacak]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/semiha-berksoy-tum-renklerin-aryasi-sergisi-ziyarete-acilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/semiha-berksoy-tum-renklerin-aryasi-sergisi-ziyarete-acilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Modern'de 'Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası', 'Panorama: Hayaller ve Yerler', 'Yüzen Adalar' ve 'Renzo Piano: Yerin Ruhu' sergileri sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - İstanbul'da bu hafta konserlerden sergilere ve tiyatro oyunlarına, birçok kültür sanat etkinliği sanatseverlerle buluşacak.</p><p>Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Çocuk Sanat Merkezi'nde hafta boyunca çocuklara yönelik yaratıcı drama, resim ve sanat atölyeleri düzenlenecek.</p><p>Pera Müzesi'nde 'Suyun Kıyısında: Halil Paşa'nın Yaşamı ve Sanatı' sergisi kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Müzenin koleksiyon sergileri de ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.</p><p>Arter'de, 7-11 yaş grubundaki çocuklara yönelik 'Hikayedeki Boşluklar' atölyesi, 25 Temmuz'da saat 12.00'de gerçekleştirilecek. Atölyede çocuklar, 'Yapım Aşamasında' grup sergisini gezdikten sonra yazı, kolaj ve çizim tekniklerini kullanarak kendi anlatılarını oluşturacak.</p>Konserler<p>Perküsyon sanatçısı Ayhan Sicimoğlu ve Harikalar Bandosu, 33. İstanbul Caz Festivali kapsamında 20 Temmuz'da, Hilton Istanbul Bosphorus Gün Bahçesi'nde müzikseverlerle buluşacak. Sanatçı, Latin müziğinden esinlenen repertuvarını konuk sanatçıların katılımıyla seslendirecek.</p><p>Zorlu PSM Vestel Amfi'de yarın 'Biz Bize Quiz Night: Dizi Film Müzik Magazin' etkinliği gerçekleştirilecek.</p><p>Alternatif rock grubu Olur Öyle Hatalar, 'City Sounds' konserleri kapsamında 22 Temmuz'da, Berlin merkezli müzisyen Netam, 23 Temmuz'da Zorlu PSM Vestel Amfi'de müzikseverlerle buluşacak.</p><p>VIBE vokal topluluğu, pop ve caz repertuvarından oluşan akapella konserini 24 Temmuz'da Zorlu PSM Vestel Amfi'de verecek.</p><p>Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Nilüfer, 'Nilüfer Senfonik Geceler' konseriyle, şef Hakan Şensoy yönetimindeki senfoni orkestrası eşliğinde yarın Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sahne alacak.</p><p>ABD'li müzik topluluğu Pink Martini, 'Sympathique', 'Hang on Little Tomato' ve 'Hey Eugene!' gibi sevilen eserlerinden oluşan repertuvarıyla 22 Temmuz'da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda konser verecek.</p><p>Rock müziğinin sevilen isimlerinden Teoman, 'N'apim Tabiatım Böyle', 'Kalbin Yok mu?', 'İstanbul'da Sonbahar' ve 'Ruhun Sarışın' adlı eserlerinin de aralarında olduğu bir seçkiyi, 24 Temmuz'da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda hayranları için yorumlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İsveçli metal grubu In Flames ile Alman heavy metal grubu Accept, Maximum Uniq Açıkhava'da düzenlenecek konserlerde müzikseverlerle buluşacak. Accept, Destruction ve Saint N' Sinners 25 Temmuz'da, In Flames, Napalm Death ve Employed to Serve ise 26 Temmuz'da sahne alacak.</p>Tiyatro oyunları<p>Semaver Kumpanya'nın sahnelediği, İspanyol yazar Jordi Galceran imzalı 'Metot' oyunu bu akşam ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu'nda sahnelenecek. Serkan Keskin'in yönettiği oyunda Keskin'in yanı sıra Sarp Aydınoğlu, Şebnem Hassanisoughi ve Yavuz Pekman rol alıyor.</p><p>Okan Bayülgen, Celal Kadri Kınoğlu ve Nihal Usanmaz'ın rol aldığı, Peter Danish'in kaleme aldığı 'Devlerin Savaşı', 24 Temmuz'da ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu'nda izlenebilecek.</p><p>Usta oyuncu Şener Şen, DasDas prodüksiyonu 'Zengin Mutfağı' oyunuyla yaz turnesi kapsamında yarın Maximum Uniq Açıkhava'da tiyatroseverlerle buluşacak. Vasıf Öngören'in kaleme aldığı oyunda, Şener Şen'e Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan ve Kutay Sandıkçı eşlik ediyor.</p>Sergiler<p>Semiha Berksoy'un opera, tiyatro, resim, sinema ve edebiyat alanındaki üretimini bir araya getiren 'Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası' sergisi, 6 Eylül'e kadar İstanbul Modern'de ziyaret edilebilecek.</p><p>Yoko Ono'nun 'İçses ve İçyapı' sergisi, Sakıp Sabancı Müzesi'nde 27 Aralık'a kadar devam edecek.</p><p>İBB Kültür ve İBB Miras tarafından hazırlanan 'İsveç ve İstanbul: Yüzyıllar Ötesine Uzanan Karşılaşma ve Etkileşimler' sergisi, 30 Ağustos'a kadar Metrohan'da gezilebilecek.</p><p>Kalyon Kültür'deki 'Güneşin Kıyısı' karma sergisi, 30 Eylül'e kadar, Decollage Art Space'teki 'The Habits' sergisi de 30 Ağustos'a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Özlem Limon</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/semiha-berksoy-tum-renklerin-aryasi-sergisi-ziyarete-acilacak</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/semiha-berksoy-tum-renklerin-aryasi-sergisi-ziyarete-acilacak.jpg" type="image/jpeg" length="61087"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Selimiye Camisi'ni restorasyonun ardından yaklaşık 2 milyon kişi ziyaret etti]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/selimiye-camisini-restorasyonun-ardindan-yaklasik-2-milyon-kisi-ziyaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/selimiye-camisini-restorasyonun-ardindan-yaklasik-2-milyon-kisi-ziyaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mimar Sinan'ın 'ustalık eseri' Selimiye Camisi, kapsamlı restorasyonun ardından tüm bölümleriyle ibadete açıldığı 18 Şubat'tan bu yana geçen 5 ayda yaklaşık 2 milyon ziyaretçiyi ağırladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>EDİRNE (AA) - Türk-İslam mimarisinin zirve eserlerinden Selimiye Camisi'nde Vakıflar Genel Müdürlüğünce Kasım 2021'de başlatılan kapsamlı restorasyon çalışmaları yaklaşık 4,5 yılda tamamlandı.</p><p>Caminin tüm bölümleri Ramazan ayının ilk teravih namazıyla ibadete açılırken, resmi açılış töreni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla 12 Haziran'da gerçekleştirildi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açılış dolayısıyla gerçekleştirdiği ziyarette camiye hediye ettiği büyük boy Kur'an-ı Kerim de Hünkar Mahfili'nin yanındaki alanda sergilenmeye başlandı.</p>'Selimiye Camisi'ne yakışan bir hediye oldu'<p>Edirne Müftüsü Burhan Çakır, AA muhabirine Edirne denilince akla Selimiye Camisi'nin geldiğini ve kentin simge eseri olduğunu söyledi.</p><p>Selimiye'nin 4,5 yıl süren kapsamlı bir restorasyondan geçtiğini belirten Çakır, 'Selimiye Camisi'nin tüm bölümleri Ramazan ayında ibadete açıldı. İbadete açıldığından bu zamana kadar da yaklaşık 2 milyon insan ziyarete geldi.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Selimiye Camisi'nin yeniden ibadete açılışı ve toplu açılış töreni dolayısıyla geçen ay Edirne'ye geldiğini ifade eden Çakır, şunları kaydetti:</p><p>'Allah razı olsun Cumhurbaşkanımız Selimiye'ye teşrif ettiler ve geldiklerinde de bugün sergilediğimiz bu büyük Kur'an-ı Kerim'i hediye ettiler. Biz de camimizde halkımızın göreceği bir mekanda sergiliyoruz. Sergiledikten sonra da çok kişi ziyaret etti ve ziyaret devam ediyor. 'Nereden geldi' diye soruyorlar biz de Cumhurbaşkanımızın hediyesi olduğunu söylüyoruz. Tabii Selimiye Camisi'ne yakışan bir hediye oldu Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz'</p><p>Çakır, büyük boy Kur'an-ı Kerim'in sergilendiği bölüme bilgilendirme alanı oluşturacaklarını dile getirdi.</p><p>Edirne'nin Osmanlı'ya başkentlik yapmış tarihi bir şehir olduğunu anlatan Çakır, 'Avrupa'dan Kapıkule Sınır Kapısı'ndan girildiği zaman ilk şehrimiz Edirne, o yüzden halkımızın çok teveccühü var. Selimiye Camisi'ni ziyaret edenlerin gözündü o sevinci o kadar çok görüyoruz ki özellikle Cumhurbaşkanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ediyorlar.' diye konuştu.</p><p>Çakır, Mimar Sinan'ın 'ustalık eseri' UNESCO'nun Dünya Miras Listesi'nde yer alan Selimiye Camisi'nin yerli, yabancı ziyaretçilerini ağırlamaya devam ettiğini kaydetti.</p>'Restorasyonu da çok güzel olmuş'<p>Camiyi ziyaret eden Yalçın Albay da yıllık iznini geçirmek için Türkiye'ye geldiğini söyledi.</p><p>Almanya'dan Nevşehir'e gittiğini belirten Albay, 'Geçerken uğradık camiyi gördük sonra yolumuza devam edeceğiz. Selimiye Camisi çok güzel bir eser. Restorasyonu da çok güzel olmuş yapanların ellerine sağlık. Cumhurbaşkanımızın hediyesini de gördük çok şahane teşekkür ediyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>'Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederim'<p>İstanbul'dan gelen Selver Şahin ise restorasyonu çok beğendiklerini dile getirdi.</p><p>Herkesin Selimiye'yi görmesi gerektiğini söyleyen Şahin, 'Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederim, kurban olurum ona. Ona canımı feda ederim o bizim başımızın tacı. Allah yolunu bahtını açık etsin Cumhurbaşkanımızı Allah başımızdan eksik etmesin onu. Hediyesi de çok güzel, Allah ondan razı olsun.' şeklinde konuştu.</p><p>Almanya'dan Eskişehir'e giden Şemsettin Güngörler, Selimiye'nin çok güzel bir tarihi yapı olduğunu anlattı. İkinci kez Selimiye'ye geldiğini anlatan Güngörler, 'Bazen yoldan karşıdan bakıp geçiyorduk, bugün uğrayalım dedik. Çok güzel bir eser.' dedi.</p><p>Almanya'dan ailesiyle gelen 8 yaşındaki Ramazan Alp Doğan da Selimiye'ye ilk gelişinin olduğunu ve çok beğendiğini kaydetti.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Cihan Demirci</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Edirne</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/selimiye-camisini-restorasyonun-ardindan-yaklasik-2-milyon-kisi-ziyaret-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/selimiye-camisini-restorasyonun-ardindan-yaklasik-2-milyon-kisi-ziyaret-etti.jpg" type="image/jpeg" length="93405"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de geçen ay 149 şiddetli meteorolojik olay kayıtlara geçti]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/turkiyede-gecen-ay-149-siddetli-meteorolojik-olay-kayitlara-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/turkiyede-gecen-ay-149-siddetli-meteorolojik-olay-kayitlara-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde haziranda büyük çoğunluğu dolu, şiddetli yağış ve sel olmak üzere 149 şiddetli meteorolojik olay meydana geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - AA muhabirinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü Haziran Ayı Zirai Meteoroloji Bülteni'nden derlediği bilgilere göre, haziranda etkili olan yağışlı hava sistemleri, yurt genelinde çok sayıda kuvvetli meteorolojik olaya yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Haziranda kayıtlara geçen 149 şiddetli meteorolojik olayın yaklaşık yüzde 80'ini dolu ile şiddetli yağış ve sel oluşturdu.</p><p>Ülke genelindeki 220 meteoroloji gözlem istasyonundan elde edilen verilere göre, geçen ay etkili olan gök gürültülü sağanaklara birçok bölgede dolu eşlik etti.</p><p>Hazirandaki şiddetli meteorolojik olaylar arasında 60 vakayla dolu ilk sırada yer aldı. Kısa süreli ve kuvvetli yağışların görüldüğü Kars ve Afyonkarahisar başta olmak üzere bazı illerde dolu etkili oldu.</p><p>Şiddetli meteorolojik olaylar arasında şiddetli yağış ve sel ise 57 vakayla ikinci sırada yer aldı. Bunu 15 olayla fırtına ve 10 olayla yıldırım düşmesi izledi.</p><p>Geçen ay ayrıca 5 heyelan ve 2 hortum olayı da kayıtlara geçti.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Fatma Sevinç Çetin Obuz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/turkiyede-gecen-ay-149-siddetli-meteorolojik-olay-kayitlara-gecti</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/turkiyede-gecen-ay-149-siddetli-meteorolojik-olay-kayitlara-gecti.jpg" type="image/jpeg" length="57563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Turizm merkezi Beşkonak spor, doğa ve tarihi bir arada sunuyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/turizm-merkezi-beskonak-spor-doga-ve-tarihi-bir-arada-sunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/turizm-merkezi-beskonak-spor-doga-ve-tarihi-bir-arada-sunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Manavgat'ın Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırlarında güne rafting heyecanıyla başlayan turistler, cip, ATV ve buggy safari ile zip-line gibi aktivitelerle adrenalin dolu anlar yaşıyor - Torosların yamacındaki tarihi Oluk Köprü ve Tazı Kanyonu'nun manzarasını fotoğraflayan ziyaretçiler, 13 kilometre ilerideki antik Selge kentinde tarih yolculuğuna çıkıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - CAN YÜCEL - Antalya'nın Manavgat ilçesindeki Beşkonak Mahallesi, Köprüçay Nehri çevresindeki doğal güzellikleri, rafting parkurları ve tarihi rotalarıyla dikkati çekiyor.<br></p><p>Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırlarında yer alan bölgede ziyaretçiler, Köprüçay'ın serin sularında rafting yaparak güne başlayabiliyor. <br></p><p>Nehirde düzenlenen turlarda katılımcılar, kanyon duvarları arasında kürek çekip parkur boyunca oluşan akıntılarda adrenalin yaşıyor. <br></p><p>Doğa sporlarıyla öne çıkan Beşkonak'ta rafting turlarının yanı sıra cip safari, ATV ve buggy safari ile zip-line gibi aktiviteler de gerçekleştirilebiliyor.<br></p><p>Köprüçay'ın çevresindeki ormanlık alanlar, kayalık yapılar ve kanyon manzaraları bölgeyi günübirlik doğa rotalarından biri haline getiriyor.</p><p>- Tarih ve doğa aynı güzergahta buluşuyor</p><p>Bölgedeki tarihi Oluk Köprü de gelenlerin en çok uğradığı noktalardan biri olarak öne çıkıyor. Köprüçay'ın üzerinde yer alan yapı, rafting parkurları ve Selge Antik Kenti'ne uzanan güzergahın önemli durakları arasında bulunuyor. Bölgenin en dikkati çeken noktalarından Tazı Kanyonu da seyir zevki sunan manzarasıyla gezi gruplarını ağırlıyor. Kanyonun yüksek kayalıkları, doğa fotoğrafçılarının ilgisini çekiyor.<br></p><p>Oluk Köprü çevresinden dağlık yola giren tatilciler, yaklaşık 13 kilometrelik güzergahın ardından Selge Antik Kenti'ne ulaşabiliyor. Köprüçay'dan başlayıp Torosların yamacında yükselen yol, doğa sporlarından tarihe uzanan rotanın bağlantısını oluşturuyor.<br></p><p>Antik Pisidya Bölgesi'nin önemli yerleşimlerinden Selge'de, günümüze ulaşan kalıntılar arasında özellikle görkemli tiyatro yapısı dikkati çekiyor. Antik tiyatro, bölgeye gelenlere Köprülü Kanyon'un doğal güzelliklerinin ardından tarihi bir durak sunuyor. <br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bir ucunda Köprüçay'ın macera parkurları ile tarihi Oluk Köprü, diğer ucunda ise Selge'nin asırlık dokusu bulunan hat, ziyaretçilere üç farklı deneyimi aynı gün içinde yaşatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Antalya</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/turizm-merkezi-beskonak-spor-doga-ve-tarihi-bir-arada-sunuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/turizm-merkezi-beskonak-spor-doga-ve-tarihi-bir-arada-sunuyor.jpg" type="image/jpeg" length="95574"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kazı alanı genişletilen Düzce'deki antik kentte restorasyon çalışmaları başlayacak]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/kazi-alani-genisletilen-duzcedeki-antik-kentte-restorasyon-calismalari-baslayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/kazi-alani-genisletilen-duzcedeki-antik-kentte-restorasyon-calismalari-baslayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Batı Karadeniz'in Efes'i' olarak adlandırılan Düzce'deki Prusias Ad Hypium Antik Kenti, alanı genişletilen kazı çalışmalarının yanı sıra yıl sonunda başlatılması planlanan restorasyon işlemleri sayesinde ziyaretçilerini tarihte yolculuğa çıkaracak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DÜZCE (AA) - Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izni ve Düzce Belediyesinin desteğiyle, Konuralp Müze Müdürlüğü Başkanlığınca yaklaşık 7 yıldır yürütülen çalışmalarda bu sene kazı alanı genişletildi. 2019 yılında 4 bin metrekare civarındaki kazı alanı 2026 yılı itibarıyla 6 bin 500 metrekareye çıktı.</p><p>Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerinin kalıntılarına rastlanan alanda Medusa heykel başı, Büyük İskender heykel başı, Apollon heykeli, aslanlı mozaik ve Bizans dönemine ait su depolama havuzu, Osmanlı hamamı gibi önemli eserler gün yüzüne çıkarılarak kültür varlıkları envanterine eklendi.</p><p>Alanda bu yıl kazı çalışmalarının yanı sıra kaldırma ve restorasyon işlemleri de yürütülecek. Yıl sonu başlatılması planlanan restorasyon çalışmalarıyla ortaya çıkarılacak antik kentin orijinal yüzüyle tarih ve kültür turizminin gelişimine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>'Sürprizleriyle şaşırtmaya devam ediyor'<p>Düzce Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğünden antik kentteki çalışmalarda yer alan sanat tarihçisi Raşit Aydın, AA muhabirine, 2026 kazılarına başlandığını ve bu yıl tiyatro bölümünün güney batı kısmında rastlanan kalıntılar üzerine çalışma yürüttüklerini söyledi.</p><p>Tarihi eser anlamında yeni buluntulara rastlandığını aktaran Aydın, 'Bu yıl genellikle mimari tarihi kalıntılara rastlıyoruz. Özellikle geç Roma dönemine ait kalıntılara rastlıyoruz. Bu anlamda Konuralp bizi sürprizleriyle şaşırtmaya devam ediyor.' dedi.</p><p>Prusias Ad Hypium Antik Kenti'nin çok önemli bir Roma şehri olduğuna değinen Aydın, şöyle devam etti:</p><p>'Bu bölge çok önemli bir Roma dönemini yaşamış. Arkasından Bizans döneminden Osmanlı'ya kesintisiz devam eden bir uygarlık. Bu anlamda burada kesintisiz 2 bin 500-2 bin 600 yıllık önemli bir tarih var. Biz de bu tarihi gün yüzüne çıkarmak için elimizden geleni yapıyoruz. Çalışmalarımız gayet iyi gidiyor. Tiyatro kazısının yüzde 99'unu bitirdiğimizi söyleyebilirim. Bu yılın sonunu ve 2027'yi restorasyon yılı olarak düşünüyoruz. Projelerimiz Bakanlığa sunuldu ve onay alındı.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bölgenin restorasyonla daha güzel bir hale geleceğinin altını çizen Aydın, 'Bölgeye yürüme yolları yapılacak ve ören yeri haline geldiğinde Düzce ve Türkiye turizmi için önemli bir yere sahip olacak.' dedi.</p><p>Aydın, alanda sadece Roma dönemine ait eserlerin bulunmadığını, Osmanlı dönemine ait hamamın da gün yüzüne çıkarıldığını aktararak, daha toprak altında olduğu düşünülen stadyum ve hamamların bulunduğunu kaydetti.</p><p>Alan için 'Batı Karadeniz Bölgesi'nde şu ana kadar gün yüzüne çıkarılmış en büyük, en önemli ve tek antik tiyatro' denilebileceğini dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Burası oldukça büyük ve gösterişli tiyatro. Tam bir imparatorluk tiyatrosu diyebiliriz. Bu anlamda Türkiye arkeolojisi anlamında çok şanslıyız. Son zamanlarda ziyaretçi sayılarında yoğunluk olmakta. Haftanın her günü açık, ücretsiz ve gezilebilen bir alan. Arkeologlar ve sanat tarihçileriyle ziyarete gelenlere buranın tarihini anlatmaya çalışıyoruz.'</p><p><br> </p><p>Muhabir: Ömer Ürer</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Düzce</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/kazi-alani-genisletilen-duzcedeki-antik-kentte-restorasyon-calismalari-baslayacak</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/kazi-alani-genisletilen-duzcedeki-antik-kentte-restorasyon-calismalari-baslayacak.jpg" type="image/jpeg" length="72420"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1990'lı yılların unutulmaz pop sanatçılarından Harun Kolçak]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/1990li-yillarin-unutulmaz-pop-sanatcilarindan-harun-kolcak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/1990li-yillarin-unutulmaz-pop-sanatcilarindan-harun-kolcak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkçe pop müziğin 1990'lı yıllardaki önemli isimlerinden şarkıcı, besteci ve söz yazarı Harun Kolçak, vefatının 9. yılında anılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Peş peşe yayımladığı albümler ve hit şarkılarla Türk pop müziğinin en güçlü isimleri arasına giren Kolçak, duygusal yorumculuğu ve kendi bestelerini seslendirmesiyle dönemin müzik anlayışına önemli katkı sundu.</p><p>Hafızalarda yer edinen Kolçak, 'Gir Kanıma', 'Müptelayım Sana', 'Yanımda Kal' ve 'Beni Affet'in aralarında olduğu unutulmaz şarkılarıyla aradan geçen yıllara rağmen dinlenilmeye devam ediyor.</p><p>Sinema sanatçısı Eşref Kolçak ile Özcan Kolçak'ın tek çocuğu olarak 15 Temmuz 1955'te İstanbul'da dünyaya gelen Harun Emin Kolçak, Saint Benoit Fransız Lisesi'nde öğrenim görürken bas gitar çalmaya başladı.</p><p>Babasının desteğiyle eğitimini yarıda bırakan Kolçak, profesyonel müzik kariyerine 1977'de Erkin Koray'ın 'Tutku' albümünde bas gitar çalarak başladı.</p><p>Bir röportajında müziğe olan ilgisini anlatan sanatçı, 'Müziğin içine doğdum. Anneannem ut çalardı. Annem klasik Türk müziği ile ilgiliydi. Evlerde hep meşk edilirdi yani...' ifadelerini kullanmıştı.</p><p>Kolçak, babasının kendisini her zaman desteklediğini belirterek, 'Babam bana ilk gitarımı alan ve beni hep destekleyen biri oldu. Hatta 1980'li yıllarda liseden sonra okumak istemediğimi söylediğimde, bunu hoş karşılayan, pek de yurdumun otoriter, boğucu babalarına benzemediği için çok şanslıyım.' sözlerini dile getirmişti.</p>Kariyerinin ilk yıllarında birçok usta isimle çalıştı<p>Aynı yıl Ferdi Özbeğen ve Zülfü Livaneli'nin stüdyo kayıtlarında bas gitarist olarak yer alan Kolçak, arkadaşlarıyla kurduğu grupla bir süre Galata Kulesi'nde sahne aldı. Sanatçı, 1978'de Rıza Silahlıpoda ve Nükhet Duru'nun 'Ritm 68' orkestrasına katıldı.</p><p>Askerliğinin ardından caz müziğine yönelen Kolçak, Aydın Esen, Neşet ve Nükhet Ruacan ile Erol Pekcan gibi isimlerle çalışarak müzikal birikimini geliştirdi.</p><p>Daha sonra Onno Tunç orkestrasına katılan sanatçı, Sezen Aksu'nun teşvikiyle şarkı söylemeye başladı. Orkestrada 7 yıl bas gitarist, vokalist ve solist olarak görev yapan Kolçak, orkestranın dağılmasının ardından bir süre vokalist olarak çalışmalarını sürdürdü.</p><p>Aşkın Nur Yengi ve Grup Periyod ile 1986 Eurovision Türkiye elemelerinde 'Haydi Söyle' adlı şarkıyı seslendiren Kolçak, müzik dünyasında adını daha geniş kitlelere duyurdu.</p><p>Sanatçı, Zerrin Özer ve Aşkın Nur Yengi ile 1987'de yaptığı düetle Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması ile Akdeniz Müzik Yarışması'nda ödüle değer görüldü.</p>'Gir Kanıma' ile geniş kitlelere ulaştı<p>Kolçak, 1991'de yayımladığı ilk albümü 'Beni Affet'te yer alan 'Gir Kanıma' şarkısıyla büyük çıkış yaptı. Bunu 1993'te 'En Büyük Aşk' albümü izledi.</p><p>Şarkılarının önemli bölümünün söz ve bestesine imza atan sanatçı, 1994'te Bendeniz adıyla tanınan Deniz Çelik ile 'Biz', 1995'te ise 'Yanımda Kal' albümlerini müzikseverlerle buluşturdu. Onno Tunç'un vefatının ardından ise çalışmalarını İskender Paydaş ile sürdürdü.</p><p>Litvanya'da 13 ülkenin katıldığı 'Müzikos Festivalis 96'da 'Müptelayım Sana' şarkısıyla 'En İyi İkinci Şarkıcı' seçilen Kolçak, 1998'de pop rock tarzındaki 'Teslim Oldum' albümünü yayımladı.</p>'Yaşasın' albümünün ardından müziğe ara verdi<p>Müzik kariyeri boyunca yayımladığı çalışmalarla dinleyicilerin beğenisini kazanan Kolçak, 2000'de çıkardığı 'Yaşasın' albümünün ardından müziğe ara verdi.</p><p>Oyunculuk da yapan sanatçı, 'Aile Bağları', 'Reyting Hamdi', 'Kurşun Asker' ve 'Pis Yedili' yapımlarında rol aldı.</p><p>Kolçak, 2006'da 'Müzisyen' albümünün yanı sıra 'Kahin Aziz Malachy'ye Göre Papalığın Sonu' adlı kitabını yayımladı.</p><p>Annesini 2010'da kaybeden sanatçı, aynı yıl prostat kanseri olduğunu öğrendi. Tedavisinin ardından hastalığı yenerek 2012'de 'Yeniden Doğuyorum' albümünü dinleyicilerle buluşturdu.</p>'Çeyrek Asır' albümünde sevilen şarkılarını yeniden yorumladı<p>Harun Kolçak, 2016'da yayımladığı 'Çeyrek Asır' albümünde sevilen eserlerini yeniden yorumladı. Albümde Işın Karaca, İrem Derici, Tan Taşçı, Yaşar, Bedük, Kubat, Aşkın Nur Yengi, Tuğba Yurt, Umut Kuzey, Hakan Kahraman, Gülçin Ergül, Alişan Göksu, Gökhan Türkmen ve Zara da yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kanser tedavisi sürecinde çalışmalarını sürdüren Kolçak'ın hastalığı Haziran 2016'da yeniden nüksetti.</p><p>Harun Kolçak, tedavi gördüğü hastanede 19 Temmuz 2017'de 62 yaşında hayatını kaybetti. Sanatçının cenazesi Bursa'nın Gemlik ilçesindeki aile mezarlığına defnedildi.</p><p>Vefatının ardından Mehmethan Dişbudak ile Alper Atakan'ın düzenlemelerini yaptığı 'Hatıra' albümü dijital platformlarda yayımlandı. Albümde sanatçının 'Deliyim' ve 'Haberin Bile Yok' adlı yeni şarkılarının yanı sıra 'Deli Et Beni' ve 'Elimde Değil' eserleri de yer aldı.</p><p>Harun Kolçak'ın diskografisinde 'Beni Affet' (1991), 'En Büyük Aşk' (1993), 'Biz' (Bendeniz ve Harun Kolçak) (1994), 'Yanımda Kal' (1995), 'Teslim Oldum' (1998), 'Yaşasın' (2000), 'Müzisyen' (2006), 'Aşk Beni Hep Değiştirecek' (2007), 'Yeniden Doğuyorum' (2012), 'Çeyrek Asır' (2016) ve vefatının ardından yayımlanan 'Hatıra' (2020) albümleri yer alıyor.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Özlem Limon</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/1990li-yillarin-unutulmaz-pop-sanatcilarindan-harun-kolcak</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/1990li-yillarin-unutulmaz-pop-sanatcilarindan-harun-kolcak.jpg" type="image/jpeg" length="74403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5. Uluslararası Critical Muslim Studies Konferansı Ankara'da düzenlenecek]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/5-uluslararasi-critical-muslim-studies-konferansi-ankarada-duzenlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/5-uluslararasi-critical-muslim-studies-konferansi-ankarada-duzenlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yıl beşincisi düzenlenen Uluslararası Critical Muslim Studies Konferansı ve Yaz Programı kapsamında, 'Batı Sonrası Dünya Düzenine Doğru: Dekolonyalite, İslamofobi ve Küresel Gelecekler' başlıklı söyleşi, Ankara'da gerçekleştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Ankara Bilim Üniversitesi, Türk Telekom, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi ve İslamofobi ile Mücadele Merkezi (CENTERCIF) işbirliğinde 22 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde düzenlenecek etkinlikte dekolonyal düşünce, İslamofobi, Batı sonrası dünya düzeni ve küresel dönüşüm süreçleri disiplinlerarası bir bakış açısıyla ele alınacak.</p><p>Söyleşiye Leeds Üniversitesi Dekolonyal Düşünce ve Sosyal Teori Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Salman Sayyid, Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hatem Bazian ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Özcan Hıdır konuşmacı olarak katılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Söyleşi, 13-22 Temmuz tarihleri arasında Ankara'da düzenlenen 5. Uluslararası Critical Muslim Studies Konferansı ve Yaz Programı (Eleştirel Müslüman Çalışmaları) kapsamında gerçekleştirilecek.</p><p>Her yıl farklı ülkelerden akademisyenleri, araştırmacıları ve lisansüstü öğrencileri bir araya getiren programda, İslamofobi, dekolonyal düşünce, sömürgecilik sonrası bilgi üretimi, Müslüman kimliğinin küresel ölçekte karşı karşıya olduğu sorunlar, Batı sonrası dünya düzeni ve küresel adalet gibi başlıklarda dersler, seminerler, atölye çalışmaları ve akademik oturumlar düzenleniyor.</p><p>Program, eleştirel Müslüman çalışmaları alanında uluslararası akademik işbirliğini güçlendirmeyi ve dekolonyal düşünceye ilişkin güncel tartışmalara katkı sunmayı amaçlıyor.</p><p>- Geçen yıl İstanbul'da düzenlenmişti</p><p>Critical Muslim Studies'in 4. Uluslararası Konferansı, geçen yıl İstanbul'da farklı ülkelerden akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilmişti.</p><p>Konferansta İslamofobi, sömürgecilik, Filistin, dekolonyal düşünce, Müslüman kimliği ve küresel adalet gibi konular disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınarak, programın uluslararası araştırmacılar arasında akademik işbirliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedeflenmişti.</p><p>Ankara'da düzenlenecek söyleşinin de, 5. Uluslararası Critical Muslim Studies Konferansı ve Yaz Programı'nın kamuoyuna açık oturumlarından biri olarak, dekolonyal düşünce, İslamofobi ve Batı sonrası dünya düzenine ilişkin güncel tartışmaları daha geniş kitlelerle buluşturması amaçlanıyor.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Zafer Fatih Beyaz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/5-uluslararasi-critical-muslim-studies-konferansi-ankarada-duzenlenecek</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/5-uluslararasi-critical-muslim-studies-konferansi-ankarada-duzenlenecek.jpg" type="image/jpeg" length="27389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TİKA'nın desteklediği 'Atlılar Kültürü-2026' projesi, Hun kurganlarını gün yüzüne çıkarıyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/tikanin-destekledigi-atlilar-kulturu-2026-projesi-hun-kurganlarini-gun-yuzune-cikariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/tikanin-destekledigi-atlilar-kulturu-2026-projesi-hun-kurganlarini-gun-yuzune-cikariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - İstanbul Üniversitesi Moğol Araştırmaları Merkezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Tarih Bölümü ve Moğolistan Devlet Üniversitesi Göçer Uygarlıkları Enstitüsü ortaklığıyla hayata geçirilen 'Atlılar Kültürü-2026' projesi, Türk ve Moğol bilim insanlarını ortak bir tarihi mirası gün yüzüne çıkarmak üzere bir araya getiriyor.</p><p>Moğolistan'ın Khentii vilayetinde yer alan Bulgan Uul ve Yazaar Uul dağlarında, Hun İmparatorluğu dönemine ait gizemleri aydınlatacak kapsamlı arkeolojik kazı çalışmaları başlatıldı.</p><p>Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), İlteriş Vakfı ve Kanca El Aletleri A.Ş.'nin de desteklediği kazıların Türkiye yürütücülüğünü Prof. Dr. Kürşat Yıldırım ve Prof. Dr. Elvin Yıldırım üstleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Araştırma ekibinde Türkiye'den Dr. Öğretim Üyesi Yarenkür Alkan, Dr. Şeyma Sapma ve Doktorant Oğuz Tuna Orak yer alırken, Moğolistan tarafının yürütücülüğünü ise Doç. Dr. Ulziibayar Sodnom ve Doç. Dr. B. Galbadrakh üstleniyor.</p><p>Milattan önce 2. yüzyıl ile milattan sonra 2. yüzyıl arasına tarihlendirilen bu mezarlıklar, Hun dönemine ait arkeolojik verileri barındırıyor. Kazı ekibi, bu sezon Yazaar Uul ve Bulgan Uul alanlarında toplam 7 ila 8 kurganı kazmayı planlıyor.</p><p>Arkeologlar, bugüne kadar hiç yağmalanmamış, soyulmamış bir Hun mezarına ulaşmayı amaçlıyor. Böylece Hunların ölü gömme gelenekleri, mezar mimarisi ve defin ritüelleri bütüncül bir yaklaşımla incelenebilecek.</p><p>Çalışmalar arkeolojinin modern imkanları kullanılarak disiplinlerarası bir yöntemle yürütülüyor. Drone teknolojisiyle alanın hava fotoğrafları ve videoları çekilirken kazının her aşaması üç boyutlu modelleme teknikleriyle dijitalleştiriliyor. Ayrıca mezarların mimari çizimleri çıkarılarak tüm buluntular anlık olarak kayıt altına alınıyor.</p><p>Yazaar Uul ve Bulgan Uul kazılarından elde edilecek yeni verilerin, özellikle Türkiye'deki Hun arkeolojisi çalışmalarında uzun süredir hissedilen akademik literatür eksikliğini büyük ölçüde kapatması ve Hun toplumunun iç yapısına dair karanlıkta kalan noktaları aydınlatması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/tikanin-destekledigi-atlilar-kulturu-2026-projesi-hun-kurganlarini-gun-yuzune-cikariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/tikanin-destekledigi-atlilar-kulturu-2026-projesi-hun-kurganlarini-gun-yuzune-cikariyor.jpg" type="image/jpeg" length="71016"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cannes Program Direktörü Thomas Rosso, kısa film çalışmalarını değerlendirdi]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/cannes-program-direktoru-thomas-rosso-kisa-film-calismalarini-degerlendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/cannes-program-direktoru-thomas-rosso-kisa-film-calismalarini-degerlendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cannes Film Festivali'nin Eleştirmenler Haftası (Semaine de la Critique) Program Direktörü ve Next Step Atölyesi Direktörü Thomas Rosso, kısa filmlerin başlı başına bağımsız bir sanat formu olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - TRT'nin bu yıl 8. kez düzenlediği senaryo geliştirme ve ortak yapım platformu 'TRT 12 Punto', dünya sinemasının önde gelen profesyonellerini ağırlamaya devam ediyor.</p><p>Etkinliğin bu yılki dikkat çekici konuklarından biri Cannes Film Festivali'nin Eleştirmenler Haftası (Semaine de la Critique) Program Direktörü ve Next Step Atölyesi Direktörü Thomas Rosso oldu.</p><p>Türkiye'deki genç sinemacılarla bir araya gelen ve projeleri yakından inceleyen Rosso, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bağımsız sinemanın geleceği ve kısa filmin endüstrideki hayati rolüne dair değerlendirmelerde bulundu.</p>'Film seçmek, bir katalogdan ürün beğenmek değildir'<p>Rosso, uluslararası festivallerin sadece bitmiş filmleri vitrine çıkaran mekanizmalar olarak görülmesinin yanlış olduğunu belirterek, yaratıcı sürecin en erken aşamasında kurulan bağların önemine dikkat çekti.</p><p>12 Punto gibi platformların tam olarak bu boşluğu doldurduğunu söyleyen Rosso, festival seçkilerinin arka planına dair şunları anlattı:</p><p>'Cannes gibi büyük festivallerde bizler filmleri genellikle her şey bittiğinde ya da bitmek üzereyken teslim alıyoruz. Ancak bir programcı olarak sadece masamıza gelecek bitmiş filmleri beklersek, sinemacılar için çok geç kalmış oluruz. Çünkü film seçmek, bir katalogdan ürün beğenmek değildir. Bu süreç aslında derin bir diyalogdur. Yapımcılarla ve hak sahipleriyle kurulan, filmin vizyonunu ve geleceğini anlamaya yönelik uzun bir sohbetin ürünüdür.'</p><p>Rosso, 12 Punto'nun sunduğu zemin sayesinde sinemacılara festivallerin arkasında 'ulaşılamaz bürokratlar değil, gerçek insanlar olduğunu' hissettirebildiklerini dile getirdi.</p><p>Saraybosna veya Berlin gibi büyük film marketlerinde de Türk projelerine rastladıklarını, ancak buralardaki yoğunluk nedeniyle odaklanmanın zor olduğunu aktaran Thomas Rosso, '12 Punto'nun tamamen Türkiye sinemasına odaklanması, bizim burada çok daha fazla yerel profesyonelle derinlemesine, bölünmemiş bir zaman diliminde bağ kurmamızı sağlıyor.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>'Kısa film sadece bir 'deneme sürümü' olarak görülemez'<p>Rosso, sektörde kısa filmi sadece uzun metraja geçişte bir basamak olarak görme eğilimini değerlendirerek, bu bakış açısının sektörel gerçekler içinde anlaşılabilir olduğunu ancak sanatsal olarak eksik kaldığını savundu.</p><p>Bir yönetmenin ekibini test etmesi, tarzını denemesi ve çalışma metodunu oturtması için kısa filmin harika bir deney alanı olduğu yorumunu yapan Rosso, şöyle konuştu:</p><p>'Kısa film sadece bir 'deneme sürümü' olarak görülemez. O, başlı başına bağımsız bir sanat formudur. Sektörde çok temel bir kural vardır. Harika bir uzun metraj çekebileceğinizi kanıtlamak istiyorsanız, önce harika bir kısa film yapmalısınız. Çünkü kısa film oyunculuk yönetimi, hikaye anlatımı, ışık, ses ve kurgu gibi sinemayı sinema yapan tüm disiplinlerin en yoğun, en konsantre şekilde bir araya geldiği yerdir.'</p><p>Rosso, Cannes Eleştirmenler Haftası kapsamında kısa film yönetmenlerine de tıpkı uzun metraj yönetmenleri gibi eşit ve saygın birer sanatçı olarak yaklaştıklarını söyleyerek, 'Bizim için en belirleyici olan şey, güçlü bir mizansen duygusu ve oyuncular aracılığıyla hikaye anlatabilme becerisidir. Günün sonunda sinemanın asıl özü ve mucizesi bundan ibarettir.' ifadelerini kullandı.</p>'Avukatlar ya da muhasebeciler sinemacılardan daha çok endişelenmeli'<p>Sinemada yapay zeka kullanımına da değinen Rosso, sinemanın kendine has mekanizmaları sayesinde bu duruma karşı diğer sektörlerden daha korunaklı olduğunu dile getirdi.</p><p>Yapay zekanın standartlaştırılmış formları taklit etmekte başarılı olduğunu ancak sanatsal yaratıcılığın teklik üzerine kurulduğunu belirten Rosso, şöyle devam etti:</p><p>'Toplumsal ve ekonomik açıdan yapay zekanın geleceğinden ben de endişeliyim. Ancak sinemanın bu tehdidin merkezinde yer aldığını düşünmüyorum. Açık konuşmak gerekirse, avukatlar ya da muhasebeciler sinemacılardan çok daha fazla endişelenmeli. Çünkü yapay zeka şablonlarla çalışır, oysa her iyi film kendi kurallarını kendi koyan bir 'prototip'tir. Yapay zeka ise prototipler üretmekte son derece başarısızdır. Yakın zamanda tamamen yapay zeka tarafından üretilmiş bir film izledim ve dürüst olmak gerekirse tek kelimeyle berbattı. Evet, şekilsel olarak bir filme benziyordu ama ruhu olmayan, çok kötü bir taklitten ibaretti.'</p>'Yapay zeka bize kusursuz taklitler sunabilir ama benzersiz sinema mucizesini asla inşa edemez'<p>Teknolojik dönüşümlerin tarihsel gelişiminden de bahseden Rosso, müzik sektörünün her zaman bu anlamda sinemadan birkaç yıl önde gittiğini ve oradaki dönüşümün bir süre sonra sinemayı da etkisi altına aldığını anlattı.</p><p>Rosso, 'Müzik sektöründe yapay zekanın ne kadar agresif bir şekilde alanı domine ettiğini görüyoruz. Bu dalga eninde sonunda sinemaya da çarpacak. Teknik tarafta, animasyonda ya da post-prodüksiyonda yapay zekanın kullanımı kaçınılmaz olarak artacaktır. Örneğin binlerce kişilik kalabalık sahneleri yaratmak artık yapay zekayla çok daha kolay ve ucuz. Bu durum gelecekte figüranların işlerini ciddi şekilde etkileyebilir.' görüşünü paylaştı.</p><p>Tüm bu teknolojik gelişmelere rağmen sinemanın temel taşları olan özgünlük ve sahicilik kavramlarının yapay zeka tarafından taklit edilemeyeceğine işaret eden Thomas Rosso, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Yapay zeka bize kusursuz taklitler sunabilir ama kusurlardan, yaşanmışlıklardan ve insani duygulardan beslenen o benzersiz sinema mucizesini asla inşa edemez. Sinemanın geleceği, makinelerin ne kadar akıllanacağıyla değil, bizim insan kalmakta, kendi özgün hikayelerimizi anlatmakta ve o insani kusurlara sahip çıkmakta ne kadar ısrarcı olacağımızla şekillenecek. Bu yüzden paniklemek yerine, her zamankinden daha fazla üretmeye, aramaya ve sinemanın o kolektif büyüsüne inanmaya devam etmeliyiz.'<br> </p><br><p>Muhabir: Asya Setinay Karagül</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/cannes-program-direktoru-thomas-rosso-kisa-film-calismalarini-degerlendirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/cannes-program-direktoru-thomas-rosso-kisa-film-calismalarini-degerlendirdi.jpg" type="image/jpeg" length="84957"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçen ay son 56 yılın en sıcak 11. haziran ayı olarak kayıtlara geçti]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/gecen-ay-son-56-yilin-en-sicak-11-haziran-ayi-olarak-kayitlara-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/gecen-ay-son-56-yilin-en-sicak-11-haziran-ayi-olarak-kayitlara-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde 1991-2020 yılları arasında 21,8 derece ölçülen haziran ayı sıcaklığı, bu yıl 22,3 dereceyle mevsim normallerinin 0,5 derece üzerinde gerçekleşerek, son 56 yılın en sıcak 11. haziran ayı olarak kayıtlara geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Türkiye'de bu yıl haziran ayı ortalama sıcaklığı 22,3 dereceyle mevsim normallerine göre 0,5 derece arttı.</p><p>AA muhabirinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, geçen ay son 56 yılın en sıcak 11. haziran ayı olarak kayıtlara geçti.</p><p>Geçen ay sıcaklıklar Antakya civarında mevsim normallerinin altında, Edirne, Çorlu, Tekirdağ, Sarıyer, Kumköy, Kadıköy, Kocaeli, Sakarya, Gökçeada, Çanakkale, Bursa, Yalova, Balıkesir, Uzunköprü, İpsala, Florya, Geyve, Gönen, Ege Bölgesi'nin kıyı kesimleri, Dursunbey, Tavşanlı, Burhaniye, Bergama, Nazilli, Isparta, Fethiye, Alanya, Anamur, Mersin, Kaş, Eğirdir, Manavgat, Kale-Demre, Samandağ, Eskişehir, Akçakoca, Bartın, Zonguldak, Sinop, Samsun, Bolu, Düzce, Boyabat, Nallıhan, Gaziantep, Adıyaman, Mardin, Şırnak, Kahta çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken, yurdun diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında gerçekleşti.</p><p>Türkiye genelinde 1991-2020 yılları arasında 21,8 derece olan haziran ayı ortalama sıcaklığı geçen ay 22,3 derece olarak kayıtlara geçti. 2026 yılı haziran ayında sıcaklıklar, normalin 0,5 derece üzerinde gerçekleşti. Böylece geçen ay son 56 yılın en sıcak 11. haziran ayı olarak kayıtlara geçti.</p><p>Haziran ayında en düşük sıcaklık sıfırın altında 1,4 dereceyle Ardahan'da, en yüksek sıcaklık ise 43,5 dereceyle Şırnak'ın Cizre ilçesinde tespit edildi.</p> Bölgelere göre sıcaklıklar<p>Marmara Bölgesi'nde geçen ay sıcaklıklar, Edirne, Çorlu, Tekirdağ, Sarıyer, Kumköy, Kadıköy, Kocaeli, Sakarya, Gökçeada, Çanakkale, Bursa, Yalova, Balıkesir, Uzunköprü, İpsala, Florya, Geyve, Gönen çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında gerçekleşti.</p><p>Bölgede en düşük sıcaklık 9,3 dereceyle Balıkesir'de, en yüksek sıcaklık ise 38 dereceyle Lüleburgaz'da tespit edildi.</p><p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ege Bölgesi'nde haziran ayında sıcaklıklar, Edremit, Ayvalık, Dikili, İzmir, Çeşme, Kuşadası, Aydın, Bodrum, Dursunbey, Tavşanlı, Burhaniye, Bergama, Seferihisar, Ödemiş, Nazilli çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında ölçüldü.</p><p>Bölgede en düşük sıcaklık 7,7 dereceyle Gediz'de, en yüksek sıcaklık ise 41,1 dereceyle Nazilli'de kayıtlara geçti.</p><p>Akdeniz Bölgesi'nde ise geçen ay sıcaklıklar, Antakya çevresinde mevsim normallerinin altında, Isparta, Fethiye, Alanya, Anamur, Mersin, Kaş, Eğirdir, Manavgat, Kale-Demre, Samandağ çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken, bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında kayıtlara geçti.</p><p>Bölgede en düşük sıcaklık 5,8 dereceyle Göksun'da kayıtlara geçerken, en yüksek sıcaklık ise 39,4 dereceyle Manavgat'ta ölçüldü.</p><p> </p>Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde en yüksek sıcaklık 43,5 dereceyle Cizre'de ölçüldü<p>İç Anadolu Bölgesi'nde haziran ayında sıcaklıklar, Eskişehir çevresinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında kayıtlara geçti. Bölgede en düşük sıcaklık 2,7 derece olarak Kangal'da, en yüksek sıcaklık ise 35,6 dereceyle Çankırı'da tespit edildi.</p><p>Karadeniz Bölgesi'nde geçen ay sıcaklıklar, Akçakoca, Bartın, Zonguldak, Sinop, Samsun, Bolu, Düzce, Boyabat, Nallıhan çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında ölçüldü.</p><p>Bölgede en düşük sıcaklık 4,2 derece olarak İspir'de, en yüksek sıcaklık ise 36,2 dereceyle Beypazarı'nda kayıtlara geçti.</p><p> </p><p>Doğu Anadolu Bölgesi'nde ise haziran ayında sıcaklıklar, bölgenin tamamında mevsim normalleri civarında gerçekleşirken, bölgede en düşük sıcaklık sıfırın altında 1,4 derece olarak Ardahan'da, en yüksek sıcaklık ise 37,5 dereceyle Iğdır'da ölçüldü.</p><p>Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde geçen ay ortalama sıcaklıklar, Gaziantep, Adıyaman, Mardin, Şırnak, Kahta çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken bölgenin diğer kesimlerinde mevsim normalleri civarında ölçüldü.</p><p>Bölgede en düşük sıcaklık 8,6 derece olarak Diyarbakır'da, en yüksek sıcaklık ise 43,5 dereceyle Cizre'de kayıtlara geçti.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Ayşe Karaosmanoğlu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/gecen-ay-son-56-yilin-en-sicak-11-haziran-ayi-olarak-kayitlara-gecti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/gecen-ay-son-56-yilin-en-sicak-11-haziran-ayi-olarak-kayitlara-gecti.jpg" type="image/jpeg" length="17853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Topkapı Sarayı'nın Şerbethane bölümü 452 eserlik yeni seçkisiyle ziyarete açıldı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/topkapi-sarayinin-serbethane-bolumu-452-eserlik-yeni-seckisiyle-ziyarete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/topkapi-sarayinin-serbethane-bolumu-452-eserlik-yeni-seckisiyle-ziyarete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Saraylar Başkanlığına bağlı Topkapı Sarayı'nda, restorasyon ve yeni teşhir düzenlemesi tamamlanan Şerbethane, yeniden ziyarete açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Topkapı Sarayı'nın ikinci avlusunda, Matbah-ı Amire yapıları içinde yer alan yapı, yenilenen sergileme düzeniyle Osmanlı saray mutfağının şerbet, tatlı, macun, esans ve sunum kültürünü daha kapsamlı bir koleksiyonla ziyaretçilere sunuyor.</p><p>Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, Şerbethane'de yürütülen restorasyon, yeni teşhir düzenlemesi ve sergilenen eserlerle ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.</p><p>Kocaman, Şerbethane'nin 2010'dan açıldığını, zamanla da zarar gördüğünü belirterek, 'Burada hem eserleri çoğaltmak, var olan eserleri yenilemek hem de mekanın restorasyonunu tamamlamak amacıyla yaklaşık 9 aylık çalışma yürüttük ve bugün itibariyle tamamladık. Daha önce 174 olan eser sayısını 452'ye çıkardık.' dedi.</p><p>Osmanlı'da içeceklerin yanında tatlıların da burada hazırlandığını aktaran Kocaman, şunları kaydetti:</p><p>'Hekimbaşı tarafından çeşitli macunlar ve benzeri ilaçlar da burada hazırlanıyordu. Burası sadece hünkara, padişaha değil aynı zamanda sarayda yaşayanlarına ve saraydaki diğer görevlilere de hizmet veriyordu. Tatlıların yanında içecekler veriliyordu. Yine muharrem ayında aşure, Osmanlı'da önemli bir yer tutar. O da burada hazırlanarak takdim ediliyordu. Burada ziyaretçilerimiz daha önce görünmeyen birçok eseri görebilecekler.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>Sarayın şerbet ve tatlı merkezi<p>Şerbethane, Osmanlı sarayında Helvahane'nin bir bölümü olarak faaliyet gösteriyor ve başta padişah olmak üzere saray halkı için baklava, helva, şerbet ve çeşitli tatlıların hazırlandığı merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.</p><p>Bölümde ayrıca hekimbaşı denetiminde ilaç, macun ve esans üretimi de gerçekleştiriliyor. Bu yönüyle Şerbethane, saray mutfağının yalnızca ikram geleneğini değil, şifa ve koku kültürünü de yansıtan önemli mekanlar arasında yer alıyor.</p><p>Yenilenen seçkide porselen nevruziyelikler, gümüş, tombak ve porselen aşure testileri, kapaklı tatlı hokkaları, Çin porseleni turşu küpleri, şerbet küpleri, şerbet bardakları, şerbet makramaları, buhurdanlar ve gülabdanlar gibi çok sayıda eser sergileniyor.</p><p> </p>Restorasyon ve yeni teşhir düzeni<p>Matbah-ı Amire yapıları, 2010'da kapsamlı restorasyondan geçirilerek, yaklaşık 15 yıllık kullanımın ardından müzecilik ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlendi.</p><p>Geçen yıl yoğunlaşan çalışmalar, 2026'da küratoryal düzenleme, koleksiyon seçkisi ve yerleştirme uygulamalarının tamamlanmasıyla sonuçlandı.</p><p>Restorasyon kapsamında tarihi doku korunarak taşıyıcı sistem güçlendirildi, bazalt taş döşemeler yenilendi, yeni vitrin sistemleri oluşturuldu ve bilgilendirme panoları tarihi yapıya uygun şekilde tasarlandı.</p><p>Şerbethane, Topkapı Sarayı'nın kapalı olduğu salı günleri dışında her gün 09.00-17.30 saatlerinde ziyaret edilebilecek.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Özlem Limon</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/topkapi-sarayinin-serbethane-bolumu-452-eserlik-yeni-seckisiyle-ziyarete-acildi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/topkapi-sarayinin-serbethane-bolumu-452-eserlik-yeni-seckisiyle-ziyarete-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="86822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'ye gelen kruvaziyer yolcu sayısı 5 yılda 3 katına çıktı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/turkiyeye-gelen-kruvaziyer-yolcu-sayisi-5-yilda-3-katina-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/turkiyeye-gelen-kruvaziyer-yolcu-sayisi-5-yilda-3-katina-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'ye kruvaziyer gemilerle gelen yolcu sayısı, ocak-haziran döneminde 756 bin 455'e ulaşarak 2022'nin aynı dönemine göre yaklaşık 3 katına ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - AA muhabirinin, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye kruvaziyer turizminde önemli merkezlerden biri olmaya devam ediyor.</p><p>Türk limanlarına uğrayan kruvaziyer sayısı, son yıllarda önemli oranda artış gösterirken, yolcu sayısı da bu yılın ilk 6 ayında 750 bini aştı.</p><p>Kovid-19 salgınının yaşandığı 2020 ve 2021 Ocak-Haziran dönemlerinde ülkeye gelen kruvaziyer yolcu sayısı binli seviyelerdeyken, Ocak-Haziran 2022'de hızlıca toparlandı ve 255 bin 817'ye ulaştı. Kruvaziyer yolcu sayısı, 2023'ün ilk 6 ayında 482 bin 925'e, 2024'te 574 bin 509'a yükseldi.</p><p>Geçen yılın ocak-haziran döneminde 732 bin 302'ye çıkan yolcu sayısı, bu senenin ilk 6 ayında ise 756 bin 455 olarak hesaplandı. Böylece Türk limanlarına gelen kruvaziyer yolcu sayısı, yılların ilk yarıları kıyaslandığında son 5 yılda yaklaşık 3 katına çıktı. </p><p>Bu yılın ilk 6 ayındaki 756 bin 455 yolcu, verilerin paylaşıldığı son 16 yılın en yüksek sayısı olarak da kayıtlara geçti.</p>Gemiler en çok Kuşadası'na geldi<p>Türk limanlarına gelen gemi sayısı, bu yılın ilk 6 ayı için 488 olurken, gemiler en çok Kuşadası Liman Başkanlığına uğradı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ülkenin önemli turizm merkezlerinden Kuşadası'na 204 kruvaziyer tipi yolcu gemisi gelirken, bu turizm merkezini 93 ile İstanbul takip etti.</p><p>Bodrum 36, Çeşme 27 ve Marmaris 20 gemi ile listenin diğer sırasındaki liman başkanlıkları oldu.</p><p>Son 5 yıla ilişkin Türkiye'ye gelen kruvaziyer yolcu ve gemi sayıları şöyle sıralandı:</p><br><p>Muhabir: Mertkan Oruç</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/turkiyeye-gelen-kruvaziyer-yolcu-sayisi-5-yilda-3-katina-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/turkiyeye-gelen-kruvaziyer-yolcu-sayisi-5-yilda-3-katina-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="42237"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatçı Ahmet Yusuf Aygeç'in 'Sürgündeki Zeytin Ağacına Afişler' sergisi Filistin'de açılacak]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/sanatci-ahmet-yusuf-aygecin-surgundeki-zeytin-agacina-afisler-sergisi-filistinde-acilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/sanatci-ahmet-yusuf-aygecin-surgundeki-zeytin-agacina-afisler-sergisi-filistinde-acilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin'in kültürel hafızasını yaşatmayı amaçlayan Ramallah'taki Mahmud Derviş Müzesi, Türk sanatçı Ahmet Yusuf Aygeç'in kişisel sergisine ev sahipliği yapacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) destekleriyle hayata geçirilen ve küratörlüğünü Samed Karagöz'ün üstlendiği sergi, 26 Temmuz-2 Ağustos arasında ziyaretçilere açık olacak.</p><p>Londra'daki P21 Galeri'de düzenlenen ilk gösteriminin ardından Türkiye'ye taşınan sergi, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Gençlik Başkenti etkinlikleri kapsamında Konya'da sanatseverlerle buluşmuştu. Serginin üçüncü durağı olan Ramallah, projenin ele aldığı tematik zemin açısından büyük önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>Çalışmalar, yaşanan hak ihlallerine ve insani krize karşı bir sanat arşivi oluşturmayı amaçlıyor<p>Sergi, sanatın toplumsal hafızayı koruma, belgeleme ve tanıklık etme gücünü mercek altına alıyor. Özellikle Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de yaşanan, sivil can kayıpları ve yıkımlarla ilerleyen süreci ele alan çalışmalar, yaşanan hak ihlallerine ve insani krize karşı bir sanat arşivi oluşturmayı amaçlıyor.</p><p>Sanatçı Aygeç, bu yıkımı doğrudan şiddet görselleri üzerinden yansıtmak yerine, yaşanan kopuşun, kaybın ve yerinden edilmenin bıraktığı psikolojik etkileri inceliyor. Sanatçının çizimleri yokluk, yansıma ve duygusal derinliğe dayalı bir görsel dil kullanarak sessiz bir arşiv niteliği kazanıyor.</p><p>Sergideki çizimler, doğrudan kişilere değil, Filistin tarihi boyunca dayanıklılığın, kök salmanın, toprağa bağlılığın ve direnişin en güçlü sembolü olan zeytin ağacına hitaben yazılmış birer mektup olarak kurgulandı. Bu kavramsal çerçeve, sergi alanındaki metinlerde ve görsel düzenlemelerde de kendini gösteriyor.</p><p>Aynı zamanda sergide yer alan birçok eser, Filistin'in ulusal şairi olarak kabul edilen Mahmud Derviş'in şiirlerinden dizeler taşıyor. Eserlerin Mahmud Derviş Müzesi'nde sergilenmesi, şairin metinleri ile Aygeç'in görsel dili arasında tematik bir bağ kuruyor. </p><p>Sergi, izleyicileri yaşanan insani kriz karşısında tanıklık etmeye ve toplumsal belleği korumaya davet ediyor.</p><br><p>Muhabir: Asya Setinay Karagül</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/sanatci-ahmet-yusuf-aygecin-surgundeki-zeytin-agacina-afisler-sergisi-filistinde-acilacak</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/sanatci-ahmet-yusuf-aygecin-surgundeki-zeytin-agacina-afisler-sergisi-filistinde-acilacak.jpg" type="image/jpeg" length="65512"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriye'de savaşın yaralarını saran tarihi Osmanlı Kapalı Çarşısı yeniden hayat buluyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/suriyede-savasin-yaralarini-saran-tarihi-osmanli-kapali-carsisi-yeniden-hayat-buluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/suriyede-savasin-yaralarini-saran-tarihi-osmanli-kapali-carsisi-yeniden-hayat-buluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'nin Humus kentinde bulunan ve iç savaş sırasında ağır hasar gören tarihi Osmanlı Kapalı Çarşısı, yürütülen restorasyon çalışmalarıyla eski canlılığına kavuşuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>HUMUS (AA) - Humus kent merkezinde yer alan ve kesme siyah bazalt taş mimarisiyle öne çıkan tarihi çarşı, yıllar süren çatışmaların ardından ticari hareketliliğini ve geleneksel zanaatların canlılığını yeniden kazanmaya başladı.</p><p>Osmanlı döneminde inşa edilen ve yaklaşık 400-500 yıllık bir geçmişe sahip çarşı, Humus'un en önemli tarihi ve ticari merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p><p>Esnafı ve alışveriş yapanları olumsuz hava koşullarından korumak amacıyla kemerli ve kapalı çatı sistemiyle inşa edilen tarihi çarşı, özgün mimarisiyle dikkati çekiyor.</p><p> </p><p> </p><p> </p><p>Çarşının merkezinde yer alan tarihi Osman Ağa Hamamı da bölgenin önemli simgeleri arasında yer alıyor.</p><p>Savaşın yol açtığı ağır yıkım ve bombardımanlara rağmen ayakta kalmayı başaran tarihi çarşı, restorasyon çalışmalarıyla birlikte yeniden hayat buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bakır dövme, demircilik, tekstil, ipekçilik, giyim, iplikçilik ve bayrak dikimi gibi geleneksel zanaatların sürdürüldüğü Osmanlı Kapalı Çarşısı, bölgenin tarihi kimliğini yeniden canlandırıyor.</p><p> </p>'Dünyada birçok ülke gezdim, burası gibi bir mimari ve düzen görmedim'<p>Çarşının kurucusu Osman Ağa el-Cundi'nin torunlarından 68 yaşındaki Hacı Hezzaa Muhammed Abdülhamid el-Cundi, AA muhabirine, çocukluğunun geçtiği bu tarihi mekanın yeniden canlanmasını gururla izlediğini söyledi.</p><p>Babasının ve dedelerinin yaşadığı mahallede doğup büyüdüğünü anlatan Cundi, şöyle konuştu:</p><p>'Büyük dedemiz Osman Ağa el-Cundi, Humus halkının tüm ihtiyaçlarını tek bir yerde karşılayabilmesi için bu büyük projeyi hayata geçirmiş. İnsanlar uzak mesafelere gitmesin diye sarrafları, kumaşçıları, sebzecileri ve tüm esnafı bir araya toplayan muazzam bir ticaret merkezi inşa ettirmiş. Dünyada birçok ülke gezdim ancak burası gibi bir mimari ve düzen görmedim.'</p><p> </p>'Çarşımız yeniden kapılarını açtı ve eski ruhuna kavuşuyor'<p>Çarşının iç savaş boyunca büyük yıkıma maruz kaldığını ancak sağlam yapısı sayesinde ayakta kaldığını vurgulayan Cundi, şunları söyledi:</p><p>'Çarşımızın mimarisi bu yıkıma direndi. Şimdi insanlar dükkanlarına ve evlerine geri dönüyor, buraları temizleyip onarıyor. Çarşımız yeniden kapılarını açtı ve eski ruhuna kavuşuyor.'<br> </p><p><br> </p><p>Muhabir: Ömer Koparan</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/suriyede-savasin-yaralarini-saran-tarihi-osmanli-kapali-carsisi-yeniden-hayat-buluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/suriyede-savasin-yaralarini-saran-tarihi-osmanli-kapali-carsisi-yeniden-hayat-buluyor.jpg" type="image/jpeg" length="31079"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Nekropol Müzesi'nde 'Kahramanlık Türküleri' konseri düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/antalya-nekropol-muzesinde-kahramanlik-turkuleri-konseri-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/antalya-nekropol-muzesinde-kahramanlik-turkuleri-konseri-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Devlet Opera ve Balesi (DOB), 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla hazırladığı 'Kahramanlık Türküleri ile 15 Temmuz Konseri'ni, Antalya Nekropol Müzesi'nde dinleyicilerle buluşturdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Antalya DOB'dan yapılan açıklamaya göre, konser, müzede kurulan özel platformda gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Demokrasiye, bağımsızlığa ve birlik ruhuna ithafen hazırlanan programda, Antalya DOB sanatçıları, Türk müziğinin seçkin eserlerini seslendirdi.</p><p> </p><p>Konserde soprano Arzu Yaman ile tenor Engin Yaman solist olarak sahne alırken, sanatçılara piyanist Gökdeniz Cengiz Çakır eşlik etti.</p><p>Klasik Türk müziği ve halk ezgilerinin çağdaş düzenlemelerle sunulduğu konserde, Ahmet Adnan Saygun'un düzenlediği 'Bozlak' ve 'Köroğlu', Serdar Yalçın'ın düzenlediği 'Yemen Türküsü', Onur Altıparmak'ın düzenlediği 'Ah Bir Ataş Ver', Erdal Tuğcular'ın düzenlediği 'Çanakkale Türküsü', 'Çökertme' ve 'Sabahın Seherinde', Muhammed Koç'un düzenlediği 'Ayrılık' ile Resul Rıza'nın düzenlediği 'Senede Kalmaz' eserleri seslendirildi.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Yiğithan Yıldız</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat, Antalya</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/antalya-nekropol-muzesinde-kahramanlik-turkuleri-konseri-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/antalya-nekropol-muzesinde-kahramanlik-turkuleri-konseri-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" length="85335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Masal anlatıcı, yazar Dilek Şen'den yepyeni bir kitap daha...]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/masal-anlatici-yazar-dilek-senden-yepyeni-bir-kitap-daha</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/masal-anlatici-yazar-dilek-senden-yepyeni-bir-kitap-daha" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Uçtu Uçtu Havuçlu Pastam Uçtu" çıktı!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Masal Anlatıcı/ Yazar Dilek Şen 'den Yepyeni Bir Kitap Daha...</strong></p>

<p><strong>"Uçtu Uçtu Havuçlu Pastam Uçtu " Çıktı!</strong></p>

<p>Luna'nın Kitap Kulesi ve Lora'nın Vitamin Rüyası adlı başarılı kitaplarıyla çocukların kalbinde taht kuran eğitimci-yazar -masal anlatıcı Dilek Şen, heyecanla beklenen üçüncü kitabıyla raflardaki yerini aldı.</p>

<p></p>

<p><u><strong>Haber: Bahar Önen Büke</strong></u></p>

<p></p>

<p>Çocuk edebiyatına kazandırdığı nitelikli eserler, yaratıcı drama çalışmaları ve çocuk duygularına dokunan projeleriyle tanınan eğitimci, masal anlatıcı ve P4C uzmanı Dilek Şen, çocukları yepyeni bir serüvene davet ediyor. Yazarın büyük ilgi gören ilk iki kitabının ardından kaleme aldığı üçüncü çocuk kitabı "Uçtu Uçtu Havuçlu Pastam Uçtu", okurlarıyla buluştu. Kitap, "Dünyadaki en lezzetli şey, dostluk ve yardımlaşmadır." felsefesini çocukların dünyasına en tatlı haliyle taşıyor. Bu</p>

<p>Masalsı Dayanışma Hikayesi: Çocuklara birlikte hareket etmenin, problem çözmenin ve paylaşmanın güzelliğini fısıldıyor.</p>

<p>Dilek Şen’in pedagojik altyapısı, yaratıcı drama ve felsefe uzmanlığıyla harmanlanan dili, bu hikayede de kendini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Kitap, çocuklara didaktik bir üslupla yaklaşmak yerine, onların sorgulama becerilerini ve empati duygularını harekete geçirmeyi hedefliyor.</p>

<p>Bu keyifli hikayenin ardındaki isim, Dilek Şen ile bir araya gelerek kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.</p>

<p>Yazarlık serüveni ve çocuk edebiyatına bakışı üzerine kendisinden samimi cevaplar aldık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Sayın Şen, bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Yazarlık serüveniniz nasıl başladı.</strong></p>

<p>-Dilek Şen: Ben, çocuk ruhunu her zaman korumaya çalışmış, masalların büyüsüne inanan biriyim "Eğitim sektöründeki yıllarım bana çocukların dilini öğrenme fırsatı verdi." Yazma tutkusu ise her zaman içimde vardı, ama bu fikir bir çocuk kitabına dönüştüğünde, o saf dünyayla yeniden bağ kurmak inanılmazdı.</p>

<p></p>

<p><strong>Kitabın ana fikri nereden çıktı? Neden bir havuçlu pasta?</strong></p>

<p>- Dilek Şen: Havuçlu pasta hem sevimli hem de lezzetli bir metafor. Fakat burada vermek istedigım mesaj dostluğun,arkadaşlığın ,dayanışmanın dünyadaki en büyük 'lezzet' ve en büyük 'güç olmasıydı.</p>

<p></p>

<p><strong>Okurlar bu kitaptan ne beklemeli?</strong></p>

<p>-Dilek Şen: Hem bolca gülümseme hem de değerli bir hayat dersi. Bazen işler planlandığı gibi gitmez, pasta 'uçar' ama önemli olan, o 'pasta'yı (yani sorunu) birlikte çözme yolculuğudur. Bu kitap, çocuklara birlikten kuvvet doğduğunu gösterirken, yetişkinlere de unutulmuş dostluk değerlerini hatırlatabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>"Uçtu Uçtu Havuçlu Pastam Uçtu," hem görsel zenginliği hem de sıcak hikayesiyle çocukların kütüphanesinde kalıcı bir yer edinecek gibi görünüyor. Dilek Şen’in bu muhteşem eseri, gelecekteki çalışmalarının da habercisi. Dilek Şen 'i bu güzel çalışma için tebrik ediyor, kitabın okuyucusu bol, dostluğu kalıcı olsun diyoruz.</strong></p>

<p></p>

<p>Eğitimci, yazar, masal anlatıcı olan Dilek Şen kaleminden " Uçtu Uçtu Havuçlu Pastam Uçtu" adlı kitabı seçkin kitabevlerinin satış sitelerinde yerini alarak minik okuyucularıyla buluşuyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/masal-anlatici-yazar-dilek-senden-yepyeni-bir-kitap-daha</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/dilek-sen-kitap.jpg" type="image/jpeg" length="28150"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müzisyen Selçuk Küpçük, 15 Temmuz'un müzik dünyasında bıraktığı etkileri anlattı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/muzisyen-selcuk-kupcuk-15-temmuzun-muzik-dunyasinda-biraktigi-etkileri-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/muzisyen-selcuk-kupcuk-15-temmuzun-muzik-dunyasinda-biraktigi-etkileri-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müzisyen, şair ve araştırmacı yazar Selçuk Küpçük, 15 Temmuz gibi toplumsal olaylar karşısında şarkı üretiminden ziyade sanatçıların nerede durduklarının artık öne çıktığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Küpçük, 15 Temmuz 2016'da yaşanan Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin müzik dünyasında nasıl bir etki bıraktığına dair AA muhabirine açıklamalarda bulundu.</p><p>15 Temmuz sonrası Türkiye'de müzik dünyasında yaşanan değişimlerin, Gezi Parkı olaylarından itibaren ele alınması gerektiğini kaydeden sanatçı, internet ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla müziğin geçmişte üstlendiği toplumsal ve siyasal işlevlerin önemli ölçüde dijital mecralara taşındığını dile getirdi.</p><p>Sanatçı, 15 Temmuz'un müzik dünyasına doğrudan yansımalarından birinin, darbe girişiminde bulunan yapıyla organik bağı olduğu belirtilen sanatçıların ve devlet kurumlarında görev yapan bazı isimlerin tasfiye edilmesi olduğunu aktardı.</p><p>O dönemde söz konusu yapının müzik sektörü üzerinde dolaylı bir etki kurmaya çalıştığına işaret eden Küpçük, bu kapsamda hazırlanan bazı albüm çalışmalarının ise o yıllarda sektördeki ticari faaliyetler olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>'15 Temmuz'un Türk halkından yana sanatçısı Yıldızdoğan, türküsü ise 'Türkiyem'dir'<p>Selçuk Küpçük, Türkiye'de gerçekleştirilen darbelerin müzik dünyasında bıraktığı ize dair şunları anlattı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül'de bu etki çok berrak. Halkın oylarıyla iş başına gelen Demokratik Parti'yi zorla yerinden etmek için işbirliği yapan o günkü asker, üniversite, aydınlar ve siyasal örgütlenmenin adeta resmi marşı, sözleri değiştirilerek okunan 'Gazi Osman Paşa Marşı' idi. Ama halk da Menderes ırmağına atıflar yapan plaklar çıkardı. 12 Mart sürecinde keza Cem Karaca'nın 'Parka' şarkısı başta olmak üzere Türk solunun farklı mahfillerince şarkılar, ağıtlar üretildi. 12 Eylül için, darbeyi yapanların şarkısı ise 'Türkiyem, Türkiyem cennetim' sözleri ile başlayan şarkı hiç kuşkusuz. Ama onun karşısında darbenin muhatap aldığı sol çevreler için Ahmet Kaya'nın, ülkücüler için ise Hasan Sağındık'ın ilk albümlerini anmak gerekli.'</p><p>15 Temmuz'un önceki darbelerden çok farklı olduğunu vurgulayan Küpçük, 'Çünkü Türk halkı, darbeciler karşısında ilk kez tarihsel bir rol alarak, sokağa çıktı. Darbe girişiminin ardından ülkenin her tarafında, demokrasi meydanlarında belki bazı şarkılar daha çok çalınmak istendi. Ama benim çözümlemem şöyle, netice itibarıyla muhafazakar ve siyasal olarak İslamcı bir geçmişe sahip kitleye karşı darbe yapılmaya çalışılmasına rağmen, meydanlarda 'İslamcı müzik' olarak adlandırılan türün yerine ülkücü bir ismin öne çıktığı açık. O da geleneksel türkü formunu çağın ihtiyaçlarına göre güncelleyen Mustafa Yıldızdoğan ve onun 'Türkiyem' türküsüdür.' diye konuştu.</p><p>Küpçük, 15 Temmuz sonrası sanat alanında yaşanan değişimlere de işaret ederek, o dönemde devletin sanat kurumlarının imkanlarıyla müzik üreten isimler karşısında sanatçı Mustafa Yıldızdoğan'ın toplum nezdindeki karşılığının daha görünür hale geldiğini ifade etti.</p><p>Yıldızdoğan'ın müzikal yaklaşımının Anadolu'nun türkü geleneğinden ve halk edebiyatından beslendiğinin altını çizen Küpçük, marş formundan ziyade türkülerin Türk halkının estetik belleğine daha güçlü şekilde hitap ettiğini belirterek, bu çerçevede '15 Temmuz'un Türk halkından yana sanatçısı Yıldızdoğan, türküsü ise 'Türkiyem'dir.' dedi.</p>'Müzik, bireysel ve toplumsal hafızada kendisine özel bir yer ediniyordu'<p>Sanatçı Küpçük, müziğin gerek otobiyografik hafızada gerekse toplumsal bellekte etkisi olduğunun altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti:</p><p>'Ama bugün artık her bir bireyin elindeki cep telefonu üzerinden dünyada olup bitene müdahil olabildiği bir süreçte sosyal medyanın, paylaşılan görsellerin, görüntünün daha etkili olduğunu düşünüyorum. Müzik tek başına plaklarla, kasetlerle görselliğin bu denli ön plana çıkmadığı yıllarda direkt bireysel ve toplumsal hafızada kendisine özel bir yer ediniyordu. Şimdi ise salt müziğin böyle bir etkisi yok. Görüntüyle iç içe geçen bir etkiden ancak bahsedebiliriz.'</p><p>Sanatçıların 15 Temmuz gibi toplumsal olaylar karşısında şarkı üretiminden ziyade nerede durduklarının artık öne çıktığını dile getiren Küpçük, 'Halkın oylarıyla seçilerek gelen bir iktidara yönelik kapatma davalarının açıldığı, provokatif bayrak yürüyüşlerinin falan yapıldığı dönemlerde kimi rock sanatçılarının darbe çağrısı yapanlara balkondan destek verdiğini de gördük maalesef. Kim yaparsa yapsın, bir sanatçı demokrasi dışı bütün süreçlerin karşısında durmalı. Ama merkezi sanat çevresinde hala 27 Mayıs'tan kalan gerici tutumlar mevcut.' dedi.</p><br><p>Muhabir: Aişe Hümeyra Akgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/muzisyen-selcuk-kupcuk-15-temmuzun-muzik-dunyasinda-biraktigi-etkileri-anlatti</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/muzisyen-selcuk-kupcuk-15-temmuzun-muzik-dunyasinda-biraktigi-etkileri-anlatti.jpg" type="image/jpeg" length="49932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk tiyatrosunun geçmişi ve bugünü 'Hece' özel sayısında mercek altına alınıyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/turk-tiyatrosunun-gecmisi-ve-bugunu-hece-ozel-sayisinda-mercek-altina-aliniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/turk-tiyatrosunun-gecmisi-ve-bugunu-hece-ozel-sayisinda-mercek-altina-aliniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık edebiyat dergisi 'Hece', 30. yılında Türk tiyatrosunun birikimini, önemli isimlerini ve güncel meselelerini farklı yönleriyle ele aldığı 'Türk Tiyatrosu' özel sayısını okurla buluşturdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Türk tiyatrosunun tarihine ışık tutan iki ciltlik özel sayının editörlüğünü Doç. Dr. Koray Üstün ve Doç. Dr. Nurtaç Ergün Atbaşı üstlendi.</p><p>Derginin sunuş yazısında Üstün ve Atbaşı, 'Kökleri asırlara uzanan sahne sanatlarımız ve iki asra yaklaşan metin esaslı tiyatro geleneğimiz, bizi yeniden tiyatro okumaya çağırıyor. Yazar odaklı metin okumalarının yanı sıra Türk tiyatrosunu sahne, eğitim, eleştiri alanlarında da emek veren isimler üzerine yazılarla da Türk tiyatrosunun farklı cephelerine dair yazılara yer verildi.' bilgisini paylaştı.</p>'Modern Türk tiyatrosunun ortaya çıkışı, temsil anlayışının köklü biçimde yeniden tanımlanmasıdır'<p>Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Aydemir, ilk ciltteki 'Modern Türk Tiyatrosunun İnşasında Osmanlı Kurucu Dinamikleri' başlıklı yazısında, 'Modern Türk tiyatrosunun doğuşu biçimsel bir değişimin ötesinde, estetik, kurumsal ve zihinsel bir dönüşüm sürecidir. Geleneksel seyirlik biçimler -ortaoyunu, meddah, Karagöz- doğaçlamaya dayalı, açık alan performansı karakteri taşıyan, dramatik metinden ziyade icraya yaslanan yapılardır. Modern tiyatro ise metne dayalı dramatik kurgu, kapalı sahne mekanı, dekor-kostüm-reji bütünlüğü ve profesyonel topluluk örgütlenmesi gibi unsurlarla tanımlanır. Dolayısıyla modern Türk tiyatrosunun ortaya çıkışı, temsil anlayışının köklü biçimde yeniden tanımlanmasıdır.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>Tiyatro eleştirmeni, yazar ve çevirmen Prof. Dr. Ayşegül Yüksel, Türk tiyatrosu üzerine verdiği röportajda, dijitalleşme ve yeni nesil izleme alışkanlıklarının tiyatronun geleceğini ve canlılık kavramını nasıl dönüştüreceğine değinerek, 'Tiyatro ya çağın izleme alışkanlıkları doğrultusunda gelişerek daha çok teknoloji kullanmayı yeğleyecek ve sinema ile televizyon ile yarışacaktır, ya da tam tersine, seyirciye çok farklı bir izleme deneyimi sunarak, teknolojik gelişmelerden uzaklaşacaktır. Günümüzde tiyatro bu iki alternatif bağlamında bir değerlendirme süreci içindedir.' görüşlerini paylaştı.</p><p>Cihan Atakul, 'Nazım Hikmet Ran Tiyatrosu ve Politik Tiyatro' başlıklı yazısında şairin tiyatro yazarlığı yönüne işaret ederek, şu bilgileri verdi:</p><p>'Kurtuluş Savaşı sırasında yurtseverliği, anti emperyalist kimliği, yazdıkları, ürettikleri ve eylemleri ile çağının öncü sanatçılarından Nazım Hikmet bir aydın olarak, özgürlük mücadelesinin sembol isimlerindendir. Savaş sırasında tanıştığı Alman Spartakist grupların düşüncelerinden ve Ekim Devrimi'nin pratiklerinden oldukça etkilenir. Bu nedenle Nazım Hikmet Moskova'ya gidip sosyalizmi daha yakından gözlemlemek için gereken adımları atar. Daha çok şair kimliği ile tanınan Nazım Hikmet roman, senaryo - sinema, tiyatro, mektup, hikaye gibi birçok türde çeşitli eserler sunarak Türkçenin gelişmesine önemli katkılar sunar. Tiyatro ise Nazım Hikmet için son derece özel bir alandır. Gençliğinin ilk evrelerinden vefat ettiği 1963 yılına kadar tiyatroya daima ilgilidir çünkü tiyatro sayesinde düşündüklerini aktarabilecek, geniş insan kitleleriyle buluşabilecek çok boyutlu olan bu alanı keşfeder.'</p>'Necip Fazıl, tiyatroyu sanatta bir zirve olarak tanımlar'<p>Türk tiyatrosuna akademisyen, eleştirmen ve yönetici olarak yarım asra yakın hizmet veren Prof. Dr. Dikmen Gürün de röportajında son 20 yılda alternatif tiyatro mekanlarının artmasına dair, 'Alternatif tiyatro mekanları 2000'lerin başlarında, genç tiyatroların oluşmasıyla aynı paralelde ortaya çıktı. 1960'ların politik tiyatro hareketi Beyoğlu, Şişli ya da eski İstanbul semtlerinde tiyatroyu kucaklayan bir seyirci kitlesiyle kaynaşıyordu. Oyunlar kapalı gişe oynuyordu. Ama 1980 faşist darbesiyle seyircide bir içe dönüş süreci başladı. O günlere ve daha öncesine, 1971 muhtırasının getirdiği şiddet ortamına dair detaylara girmiyorum... 2000'lere gelindiğinde örneğin Beyoğlu'ndaki tiyatro mekanları da yoktur artık. Bugün pırıl pırıl genç gruplar genelde küçük mekanlarda, tek kişilik ya da parçalı kurgu üzerine oturmuş bir dramatik yazarlık formu geliştiriyor. Bu gelişmeyi asla bir kopuş olarak değerlendirmiyorum. Yeni ve iddialı bir arayış olarak bakıyorum.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ali Göçer de ilk cildin '1940 Sonrası Türk Tiyatrosu' bölümündeki 'Necip Fazıl Tiyatrosu'nda Mistik Gerilim' başlıklı yazısında, şunları anlattı:</p><p>'Tiyatro öteki sanat eserlerinden farklı olarak bize hem görsel hem işitsel hem sözel olanaklar sağlayarak bir dünya sunar. Onun için Necip Fazıl tiyatroyu tüm sanat türlerinin üstüne koyar. İşte Necip Fazıl tiyatrosuna yaklaşırken onun tiyatrodan beklediği noktaları çözümlemeye çalışırken bu açıdan bakmak gerek. Necip Fazıl, tiyatroyu sanatta bir zirve olarak tanımlar. Onun bu yargısı tiyatronun bir sanat dalı olmasının yanında yaşamın ta kendisi olarak canlı biçimde sergileniyor. İnsanlara sunmak istediği mesajı doğrudan ileten bir tür olmasından kaynaklanıyor. Sanatla yaşamın birlikte sergilendiği tiyatroyu adeta deneysel bir alan olarak görüp, bunu bize en iyi gösterdiği oyun Necip Fazıl'ın 'Bir Adam Yaratmak' oyunu olmuştur.'</p>'Taner, oyunlarında insanın koşullandırılmış olmasını gündeme taşır'<p>Ertan Yıldırım, '1960 Sonrası Türk Tiyatrosu' bölümünde 'Türk Tiyatrosunun Bilge Kalemi: Haldun Taner' başlıklı yazısında, şunları kaleme aldı:</p><p>'Yaptığı çalışmalar, yetiştirdiği öğrencilerle Türk edebiyatının ve tiyatrosunun öncü isimlerinden Haldun Taner, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı içerisinde Türk tiyatrosundaki öncü rolü ve özgün hikayeleriyle öne çıkmış entelektüel bir sanatçıdır. Eserleriyle yaşadığı döneme ışık tutan yazar, Türk toplumunda yaşanan toplumsal değişim ve dönüşümleri 'insan problemine' odaklanarak anlamaya/anlamlandırmaya çalışmıştır. Onun sanat çabası içinde, hem geleneksel unsurların hem de modern yaklaşımların izleri görülür. Taner, oyunlarında insanın koşullandırılmış olmasını gündeme taşır. Bu koşullanmışlık, insanda yarattığı körlükle mizaha kapı aralar. Beklentilerin aksine kurgularında kötüyü cezalandırmayan yazar, olaylara ve kahramanlara mesafeli durarak seyirciyi olayın kurgusuna dahil eder.'</p><p>'Nuri Pakdil'in Tiyatro Eserleri: 'Tanrı Tiyatroya Girecek'' başlıklı yazısında Atıf Bedir de Pakdil'in şiir, deneme, günlük gibi yazınsal türlerin yanında tiyatro oyunları da yazdığına dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:</p><p>'Maraş Lisesinde öğrenci iken Cevat Fehmi Başkut'un Paydos adlı piyesinde Muallim Murtaza rolünü oynamıştır. Pakdil, kalem oynattığı her edebi türde olduğu gibi tiyatro oyunlarında da insanlığı uyarmayı ve bilinç aşılayarak bir yol göstermeyi amaçlamıştır. Tiyatro oyunu yazmaktaki amacını 'Tanrı Tiyatroya Girecek' adlı yazıda şu şekilde açıklamıştır, 'Tanrısız bir dünya kurmak için herkes birleşmiştir sanki. İşte burada çıkıyor ortaya tiyatro, tiyatronun özgörevi: Tanrı'yı insana yeniden duyumsatmak. Yeniden insanı göğe baktırmak, gökle yer arasında ilişkiler kurdurmak. Tanrı'yı algılatmayı amaç edinmeyen bir tiyatro olamaz, yaşayamaz artık. Çünkü yeryüzü, tanrısızlığa, bundan daha ileri bir noktada dayanamaz artık. Ya Tanrı'yı algılayacağız ya da öleceğiz toptan.''</p><p>'Geleneksel Türk Tiyatrosu', 'Dönemler, İsimler, Eserler', 'Tiyatroya Kavramsal ve Kuramsal Bakışlar', 'Türk Tiyatrosuna Emek Verenler' bölümlerinin de yer aldığı sayı, okuyucuya geniş kapsamlı bir içerik sunuyor.</p><p>Batı tiyatrosu, modern Afrika draması, İran, Arap, Rus, Azerbaycan, Özbek, Kazak ve Tatar tiyatrolarının da ele alındığı sayıda ayrıca 'Tanıklıklar' kısmında Nevra Serezli, Suna Keskin, Füsun Erbulak, Salih Kalyon, Rahmi Dilligil, Melek Baykal, Cem Davran ve Pınar Çekirge ile röportajlar okurlarla buluşuyor.</p><br><p>Muhabir: Aişe Hümeyra Akgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Kültür-sanat</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/turk-tiyatrosunun-gecmisi-ve-bugunu-hece-ozel-sayisinda-mercek-altina-aliniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/turk-tiyatrosunun-gecmisi-ve-bugunu-hece-ozel-sayisinda-mercek-altina-aliniyor.jpg" type="image/jpeg" length="25463"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
