<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yeni Çağrı Gazetesi - Güncel Haberler, Son Dakika ve Özel Röportajlar</title>
    <link>https://www.yenicagri.com</link>
    <description>Yeni Çağrı Gazetesi ile son dakika haberleri, güncel gelişmeler, ekonomi, politika, spor ve dünya gündemini anında takip edin. Doğru ve hızlı haberin adresi!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenicagri.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Yeni Çağrı Gazetesi © 2026 | Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalama ve yayımlama yasaktır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 16 Aug 2026 12:19:54 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kronik pulmoner emboli hastası balon anjiyoplastiyle yeniden rahat nefes aldı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/kronik-pulmoner-emboli-hastasi-balon-anjiyoplastiyle-yeniden-rahat-nefes-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/kronik-pulmoner-emboli-hastasi-balon-anjiyoplastiyle-yeniden-rahat-nefes-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kronik pulmoner emboli nedeniyle uzun süredir nefes darlığı yaşayan 75 yaşındaki İsmet Toker, akciğer damarlarına uygulanan ameliyatsız balon anjiyoplasti tedavisiyle yeniden rahat nefes almaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Akciğer embolisi sonrasında damarlarda kalan pıhtıların zamanla kronikleşerek tıkanıklığa yol açması sonucu gelişen kronik pulmoner emboli hastalığı, yaşamı ciddi şekilde tehdit ediyor.</p><p>Toplumda 100 binde 3 gibi son derece nadir görülen ve ölüm riski yüksek olan hastalık, Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyatsız balon anjiyoplasti yöntemiyle tedavi ediliyor.</p><p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ümit Bulut ve ekibi tarafından uygulanan yöntemle hastaların nefes darlığı şikayetleri aşamalı operasyonlarla ortadan kaldırılıyor.</p><p>Bulut'un tedavisini yürüttüğü 75 yaşındaki kronik pulmoner emboli hastası İsmet Toker'in de 6 seansta tıkalı akciğer damarlarının büyük bir kısmı açıldı. Artık rahat nefes alabilen Toker'in yaşam konforunda da belirgin bir iyileşme sağlandı.</p><p>Dr. Ümit Bulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, daha önceden akciğer embolisi geçiren hastalarda damardaki pıhtının tam olarak erimemesi nedeniyle kronik bir süreç yaşandığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bunun da akciğerdeki basınç artışına yol açtığını ve hastada nefes darlığı şikayeti oluştuğunu aktaran Bulut, 'Bu hastalık aslında ölümcül ve nadir görülen bir hastalık. Toplumda yaklaşık 100 binde 3 gibi bir oranı var. Yani Türkiye'de yaklaşık 3-4 bin arası bir hastamız var. Bu hastaların, işlem yaparak ömrünü uzatıyoruz.' dedi.</p>'Akciğer embolisi geçiren hastaların kontrole gitmeleri gerekiyor'<p>Bulut, hastaların anjiyo yöntemiyle akciğer damarlarına ulaşıldığını, kateter ve balon vasıtasıyla damarlara tek tek girilerek akciğer basıncını düşürdüklerini anlattı.</p><p>İşlemle nefes alması rahatlayan hastanın konforunun arttığını ve ölüm riskinin azaldığını vurgulayan Bulut, şöyle devam etti:</p><p>'Hastaların yüzde 75'inde pulmoner emboli öyküsü oluyor. Ancak yüzde 25'inde hiçbir öykü olmadan da olabiliyor. Hastaların yaş skalası çok geniş, müdahale ettiğimiz 18 yaşından 85 yaşına kadar hastamız var. Genelde hastalar kronik süreç geçirip herhangi bir teşhis konulmadığından dolayı gelişiyor. Özellikle akciğer embolisi geçiren hastaların kontrole gitmeleri ve bunun teşhisi konulması gerekiyor. Teşhis koymak biraz zor. Çünkü bu konuda uzmanlaşmış merkezlere gitmek önemli.'</p><p>Bulut, akciğerin hareketli bir organ olduğunu, nefes alıp verirken değiştiğini dile getirerek, 'İçerideki malzemelerinizi yönetmekte güçlük çekiyorsunuz. Bu yüzden aşırı bir deneyim gerekiyor. Aynı zamanda akciğer çok hızlı kanayan bir organ. Bizim kullandığımız teller orada kanamaya yol açabilir. Bu yüzden tecrübe çok önemli bu konuda.' diye konuştu.</p><p>İşlemin daha kısa seanslarda yapılabileceğini belirten Bulut, şunları söyledi:</p><p>'Ancak akciğerde birçok damarımız var ve hastalarda böbrek hasar riski oluştuğu için seansları kısa tutmak zorundayız. Bir seansta ortalama 5-6 damar açılabiliyor. Seans seans yaptığımızda akciğerdeki damarın büyümesini izleyebiliyoruz. Bu da her seansta basıncın düşüşü demek. Basınç düşüşüyle hastaların nefes darlığı seans seans geriliyor.'</p><p>Bulut, hastadaki tıkalı damar sayısına göre seansların belirlendiğini, bir hastanın 20 damarındaki tıkanıklığın 4-5 seansta açılabileceğini kaydetti.</p>'Her geçen gün nefesim açılmaya başladı'<p>Bursa'da yaşayan ve tedavisinin son aşamasına gelen İsmet Toker de hastalığa 2 sene önce yakalandığını, nefes darlığı ve yürümede güçlük şikayetleriyle göğüs hastalıkları bölümüne başvurduğunu, ancak uygulanan tedavilerden sonuç alamadığını dile getirdi.</p><p>Toker, Bursa'daki doktorun tavsiyesi üzerine Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine geldiğini belirterek, 'Bir senedir tedavi görüyorum. Son aşamaya gelindi. Yürürken hemen kesiliyordum. Nefes alamıyordum, her işi yaparken oturup dinleniyordum. Dik durursam nefes alırım zannediyordum. Öyle devam ediyordum hayatıma. Ama şu anda elhamdülillah, eskisi gibi sağlığıma kavuştum.' ifadelerini kullandı.</p><p>İlk işlemden bugüne yaşam kalitesinin arttığını kaydeden Toker, 'Her geçen gün nefesim açılmaya başladı. Yorgunluk yavaş yavaş üzerimden gitti.' şeklinde konuştu.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Rüveyda Mina Meral</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/kronik-pulmoner-emboli-hastasi-balon-anjiyoplastiyle-yeniden-rahat-nefes-aldi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/kronik-pulmoner-emboli-hastasi-balon-anjiyoplastiyle-yeniden-rahat-nefes-aldi.jpg" type="image/jpeg" length="39490"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze'deki Sağlık Bakanlığı: Bölgedeki 34 tıbbi oksijen istasyonundan 22'si hizmet dışı kaldı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/gazzedeki-saglik-bakanligi-bolgedeki-34-tibbi-oksijen-istasyonundan-22si-hizmet-disi-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/gazzedeki-saglik-bakanligi-bolgedeki-34-tibbi-oksijen-istasyonundan-22si-hizmet-disi-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail'in ablukasını sürdürdüğü Gazze Şeridi'nde tıbbi kullanım için oksijen üreten 22 istasyonun hizmet dışı kaldığı ve geriye kalan 12'sinin durabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>GAZZE (AA) - Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki hastaneler için oksijen üretimi yapan 34 istasyondan 12'sinin hizmet verebildiği belirtildi.</p><p>Halihazırda kullanımda olanların da çok kısıtlı imkanlarla hizmet verdiği vurgulanan açıklamada, İsrail'in sıkı ablukası nedeniyle bölgede yaşanan yedek parça ve ekipman eksiklikleri nedeniyle 22 oksijen istasyonunun hizmet dışı olduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada, bu koşullar altında Gazze Şeridi'ndeki sağlık kurumlarının oksijen ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıkları kaydedildi.</p><p>Gazze Şeridi'nde 30 oksijen tüpü dolum ünitesinden sadece 4'ünün çalışır durumda olduğu aktarılan açıklamada, mühendislik ekiplerinin acil bakım çalışmalarını gerçekleştirememesi nedeniyle makinelerin her an durabileceği uyarısında bulunuldu.</p><p>Tıbbi oksijenin bulunabilirliğinin hastanelerde hayatı kurtaracak temel ihtiyaçlardan biri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, geriye kalan oksijen istasyonlarının durması halinde Gazze Şeridi'ndeki hastanelerde yatan hastaların hayatının tehlikede olacağı belirtildi.</p><p>Açıklamada, oksijen istasyonlarının bakımı için gerekli yedek parçaların ve teknik ekipmanların girişine yönelik kısıtlamaların derhal kalkması talebinde bulunuldu.</p><br><p>Muhabir: Mohamed Majed, Mahmut Geldi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Gazze</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/gazzedeki-saglik-bakanligi-bolgedeki-34-tibbi-oksijen-istasyonundan-22si-hizmet-disi-kaldi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/gazzedeki-saglik-bakanligi-bolgedeki-34-tibbi-oksijen-istasyonundan-22si-hizmet-disi-kaldi.jpg" type="image/jpeg" length="23750"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda açıklanamayan karın ağrısı fındıkkıran sendromu belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/cocuklarda-aciklanamayan-karin-agrisi-findikkiran-sendromu-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/cocuklarda-aciklanamayan-karin-agrisi-findikkiran-sendromu-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün: - 'Özellikle kronik karın ağrısı, sol yan ağrısı ve idrarda kan görülen çocukların mutlaka bir çocuk nefroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, çocuklarda açıklanamayan kronik karın ağrısı, sol yan ağrısı ve idrarda kan görülmesinin fındıkkıran (nutcracker) sendromunun belirtileri arasında yer alabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Akgün, hastalığın nadir görüldüğü için çoğu zaman gözden kaçabildiğini kaydetti.</p><p>Hastalıkta böbrek toplardamarının karın içerisindeki ana damarlar arasında sıkıştığını ve fındık kıracağı görünümü aldığını vurgulayarak, 'Bu durum, kronik karın ağrısına ve idrarda kana yol açabilir. Kanama bazen gözle görülür şekilde olurken, bazen de yalnızca mikroskop altında tespit edilebilir. Özellikle sol yan ağrısı, bu hastalıkta sık görülür. Erkeklerde varikoselle, kadınlarda ise pelvik bölge ağrılarıyla ilişkili olabilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Akgün, özellikle zayıf ve gelişim çağındaki çocuklarda daha sık görülen hastalığın, açıklanamayan sol yan ağrısı, idrarda kan veya protein kaçağı belirtileriyle teşhis edildiğini, tanı sürecinde Doppler ultrasonundan ve gerekli durumlarda MR anjiyografi veya tomografiden yararlanıldığını kaydetti.</p><p>Tanının ardından hastaların bir süre takip edildiğini aktaran Akgün, 'Çoğu zaman çocuk kilo aldıkça damar üzerindeki baskı azalır ve hastalık kendiliğinden düzelebilir. Ancak bazı durumlarda, cerrahi müdahale gerekebilir. Belirtiler, ihmal edilmemeli. Özellikle kronik karın ağrısı, sol yan ağrısı ve idrarda kan görülen çocukların mutlaka bir çocuk nefroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/cocuklarda-aciklanamayan-karin-agrisi-findikkiran-sendromu-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/cocuklarda-aciklanamayan-karin-agrisi-findikkiran-sendromu-belirtisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="63301"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak hava yaşlı kanser hastalarının tedavi sürecini zorlaştırabiliyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/sicak-hava-yasli-kanser-hastalarinin-tedavi-surecini-zorlastirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/sicak-hava-yasli-kanser-hastalarinin-tedavi-surecini-zorlastirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Metcalfe: - 'Kanser tedavisi gören yaşlı hastalar güneşten korunma konusunda daha titiz davranmalıdır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Metcalfe, sıcak havalarda yaşlı kanser hastalarında sıvı kaybının artabileceğini, bazı kanser tedavilerinin de cildi güneşe karşı daha hassas hale getirebileceğini belirtti.</p><p>Gruptan yapılan açıklamaya göre, yaz aylarında yüksek sıcaklık ve nem, yaşlı kanser hastalarının günlük yaşam konforunun yanı sıra tedavi sürecini de etkileyebiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Metcalfe, yaş ilerledikçe susama hissinin doğal olarak azaldığını, sıcak havalarda terlemenin de sıvı kaybını artırdığını kaydetti.</p><p>Bakım verenlerin hastaların günlük sıvı tüketimini yakından takip etmesinin önem taşıdığını vurgulayan Metcalfe, 'Susuz kalmak böbrek fonksiyonlarını bozabilmekte ve tedaviye bağlı yan etkilerin artmasına neden olmaktadır. Yaşlı hastalar günde en az 1,5-2 litre su tüketmelidir. Sıvı takibinde idrar rengi de pratik bir göstergedir. Koyu renkli idrar yetersiz sıvı alımına işaret eder.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>- 'Az ve sık beslenme modeli tercih edilmeli'</p><p>Metcalfe, yaz sıcaklarında beslenme düzeninin de hava koşullarına göre planlanması gerektiğine dikkati çekerek, sindirimi zor, ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmasını önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sıcak havalarda iştahın azalabildiğini ve ağır öğünlerin hastalarda rahatsızlık hissine yol açabildiğini aktaran Metcalfe, şu tavsiyelerde bulundu:</p><p>'Bu nedenle az az ve sık sık beslenme modeli tercih edilmelidir. Taze sebze, meyve ve yoğurt gibi serinletici gıdalar tüketilmelidir. Hastanın zaman geçirdiği odanın sıcaklığı günlük konfor açısından çok önemlidir. Oda sıcaklığı 21-24 santigrat derece aralığında tutulmalıdır. Klima kullanımında cihaz filtrelerinin temiz olmasına, hava akımının doğrudan hastaya gelmemesine ve enfeksiyon riskine karşı gerekli önlemlerin alınmasına dikkat edilmelidir.'</p><p>Metcalfe, kanser tedavisinde kullanılan akıllı ilaçlar ve radyoterapi uygulamalarının cildin güneşe karşı hassasiyetini artırabildiğine işaret ederek, özellikle yaşlı hastaların tedavi sürecinde uzun süre güneşe maruz kalmaması gerektiğini belirtti.</p><p>Tedavi nedeniyle hassaslaşan ciltte uzun süre güneşte kalınması halinde güneş yanıklarının ortaya çıkabileceğini aktaran Metcalfe, 'Yaz aylarında dışarı çıkma saatleri buna göre planlanmalıdır. Güneş ışınlarının en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalıdır. Dışarı çıkılması zorunlu olduğunda geniş siperlikli şapka ve açık renkli, pamuklu giysiler tercih edilmeli. En az 50 faktörlü güneş koruyucu krem kullanılmalıdır. Kanser tedavisi gören yaşlı hastalar güneşten korunma konusunda daha titiz davranmalıdır.' ifadelerini kullandı.</p><p>- Sıcak hava uyku düzenini de etkileyebiliyor</p><p>Metcalfe, yaşlı kanser hastalarında bağışıklık sisteminin güçlü kalabilmesi için uyku düzeninin önemli olduğunu, yaz aylarında aşırı sıcak ve nemin uykuya dalmayı zorlaştırarak gece uykusunun sık bölünmesine neden olabildiğini kaydetti.</p><p>Özellikle sıcak gecelerde yatak odasının uykuya uygun hale getirilmesi gerektiğini belirten Metcalfe, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Gündüz uyku süreleri gece uykusunu kaçırmayacak şekilde 20-30 dakika ile olacak şekilde sınırlandırılmalıdır. Uykudan hemen önce hastaya ağır yemekler verilmemesi ve kafeinli içeceklerden kaçınılması gerekir. Yatak odası serin, loş ve havadar olmalıdır. Sıcak havalarda terlemeyi artırabilecek sentetik kumaşlar yerine yüzde 100 pamuklu çarşaf ve gece kıyafetlerinin tercih edilmesi uyku konforunu destekleyecektir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/sicak-hava-yasli-kanser-hastalarinin-tedavi-surecini-zorlastirabiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/sicak-hava-yasli-kanser-hastalarinin-tedavi-surecini-zorlastirabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="10407"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akademi Saç Terapi’de Saç Dökülmesinde Eksozom ile Hücresel Yenileme]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/akademi-sac-terapide-sac-dokulmesinde-eksozom-ile-hucresel-yenileme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/akademi-sac-terapide-sac-dokulmesinde-eksozom-ile-hucresel-yenileme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saç dökülmesi, günümüzde kadın ve erkeklerde en sık karşılaşılan saç sağlığı sorunları arasında yer alırken, saç köklerini desteklemeye yönelik yeni nesil uygulamalar her zamankinden daha fazla dikkat çekiyor. Hücreler arası iletişimi destekleyen biyolojik yapılar olarak tanımlanan eksozomlar, saç ve saç derisi bakımında öne çıkan yenilikçi yöntemlerden biri.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i>stanbul'un en iyi saç terapi merkezleri arasında gösterilen Akademi Saç Terapi'nin kurucuları trikolog Evrim Bayraktar ve Burcu Çayözü saç dökülmesinde eksozom uygulaması ile ilgili bilgi verdi… </i></p>

<p><strong>Saç dökülmesi tek bir nedene bağlı gelişmiyor</strong></p>

<p>Uzmanlara göre saç dökülmesi yalnızca genetik faktörlerden kaynaklanmıyor. Stres, hormonal değişimler, beslenme alışkanlıkları, çevresel etkenler ve saç derisi dengesindeki bozulmalar da bu süreci etkileyebiliyor. Bu nedenle, saç dökülmesini değerlendirirken yalnızca dökülen saç tellerine değil, saç köklerinin durumu ve saç derisinin genel yapısına da odaklanılması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akademi Saç Terapi'nin kurucuları iki kadın girişimci ve trikolog Burcu Çayözü ve Evrim Bayraktar, saç sağlığında ilk adımın detaylı trikolojik analiz olduğunu vurguluyor. Saçın yoğunluğu, saç tellerinin kalınlığı, saçlı derinin yapısı ve kişinin yaşam alışkanlıkları birlikte değerlendirilerek kişiye özel bakım planları oluşturuluyor. Bu yaklaşım, sorunun kaynağına yönelik uzun vadeli ve bilimsel bir yol haritası hazırlanmasını amaçlıyor.</p>

<p><strong>Eksozom ile saç köklerini hücresel düzeyde desteklemek </strong></p>

<p>Son dönemde öne çıkan ve saç dökülmesinde tercih edilen eksozom uygulamaları, hücreler arası iletişimde görev alan ve büyüme faktörleri ile biyolojik sinyal molekülleri taşıyan mikro yapılar sayesinde saç köklerinin doğal yenilenme süreçlerini desteklemeyi amaçlıyor. Saç derisinin canlılığını artırmaya yönelik bu yaklaşım, saç tellerinin daha güçlü bir görünüm kazanmasına katkı sağlayabilecek destekleyici uygulamalar arasında gösteriliyor.</p>

<p>Trikologlar Evrim Bayraktar ve Burcu Çayözü, eksozom uygulamasının tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini, saç analizi ve kişiye özel planlanan profesyonel bakım programlarıyla birlikte uygulandığında daha bütüncül bir yaklaşım sunduğunu ifade ediyor. Özellikle saç köklerinin desteklenmesi, saç derisi dengesinin korunması ve hücresel yenilenme mekanizmalarının teşvik edilmesi açısından eksozom teknolojisinin dikkat çeken seçeneklerden biri olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Akademi Saç Terapi'de Trikoloji Bilimiyle Kişiye Özel Saç Bakımları</strong></p>

<p>2009 yılında lisanslı trikologlar Burcu Çayözü ve Evrim Bayraktar tarafından kurulan Akademi Saç Terapi, çalışmalarını trikoloji bilimi temelinde sürdürüyor. Merkezde saç dökülmesi, saç incelmesi, kepek, yağlanma ve saç derisi hassasiyetleri gibi farklı problemlere yönelik kapsamlı analizler gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Hazırlanan bakım programlarında saç derisini dengelemeye yönelik profesyonel uygulamalar, bitkisel ve kozmetik aktif içerikler, saç köklerini destekleyen bakım protokolleri ve ihtiyaç halinde eksozom gibi yeni nesil biyolojik yaklaşımlar birlikte planlanabiliyor. Süreç boyunca düzenli kontroller yapılarak saçın verdiği yanıt takip ediliyor ve bakım programı kişiye göre güncelleniyor.</p>

<p>Akademi Saç Terapi'nin kurucuları, saç dökülmesi gibi durumlarda veya genel olarak sağlıklı saçlara ulaşmanın en önemli adımının doğru analiz, bilimsel değerlendirme ve kişiye özel bakım planlaması olduğunu vurgulayarak, saç sağlığının ancak bütüncül bir yaklaşımla sürdürülebilir şekilde desteklenebileceğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/akademi-sac-terapide-sac-dokulmesinde-eksozom-ile-hucresel-yenileme</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/akademi-sac-terapide-sac-dokulmesinde-eksozom-ile-hucresel-yenileme.jpg" type="image/jpeg" length="34409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BİTMEYEN OMUZ AĞRILARININ GİZLİ SEBEBİ; “OMUZ SIKIŞMASI SENDROMU”]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/bitmeyen-omuz-agrilarinin-gizli-sebebi-omuz-sikismasi-sendromu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/bitmeyen-omuz-agrilarinin-gizli-sebebi-omuz-sikismasi-sendromu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Değerli okuyucularım, Yeni Çağrı gazetemizde devam ettiğimiz Avrasya Hastanesi “Sağlık Notları” sayfamızı sizlerle buluşturmanın keyfini yaşıyorum. Bu hafta. Zeytinburnu Avrasya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm Dr. Narangerel Tseveendorj , donuk omuz sendromu ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlatıyor. Herkese sağlık dolu bir hafta diliyorum. Haftaya yine görüşmek üzere, sağlıkla kalın…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img height="640" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/newdoc6.png" width="640" /></p>

<p>Kolunuzu başınızın üzerine kaldırdığınız anda çok şiddetli bir ağrı hissediyor, fermuarınızı çekerken, düğmelerinizi iliklerken bile zorlanıyorsanız omuz sıkışması sendromu ile karşı karşıya kalmış olabilirsiniz.</p>

<p><strong><span>Ev hanımları ve sporcular risk altında</span></strong></p>

<p>İmpingement Sendromu olarak da adlandırılan omuz sıkışması sendromu, kolları kaldırmaya yarayan kasların, tendonların ve omuzu oluşturan kemik yapılarının arasında sıkışması sonucunda ortaya çıkar. Genel olarak omzunu çok sık ya da kötü kullanan kişilerde meydana gelir. Sıklıkla ev işi yapan kadınlarda, voleybol, basketbol, yüzme, gülle atma gibi spor dallarıyla ilgilenen sporcularda görülür. Önlem alınmadığı takdirde tendonların tamamı kopabilir ve omuz hareket kabiliyetini kaybedebilir.</p>

<p><img height="396" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/ev-hanimi.png" width="652" /></p>

<p><strong><span>Omuz sıkışması sendromu neden olur?</span></strong></p>

<p>*Tekrarlayan baş üstü hareketler</p>

<p>*Aşırı kullanım</p>

<p>*Anatomik faktörler</p>

<p>*Yaşlanma ve dejenerasyon</p>

<p>*Kas zayıflığı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>*Duruş bozukluğu</p>

<p>*Travma ve yaralanmalar</p>

<p><strong><span>Ev işi yapan kadınlarda daha sık rastlanıyor</span></strong></p>

<p>Genel olarak tek taraflı olmakla birlikte iki tarafta da ortaya çıkabilen omuz sıkışması sendromunun ortaya çıkmasında en belirleyici neden tekrarlanan hareketlerdir. Omuzu 90 derece yukarıda tutup sürekli aynı hareketi tekrarlama durumunda sıkışmalar meydana gelebiliyor. Bu konuda yapılan araştırmalar evde iş yapan kadınların çok daha sık bu sorunla karşı karşıya kalmasına yol açıyor. Özellikle temizlik için yapılan cam silmek, halı çırpmak, yüksek bir noktada ağır bir eşyayı almak, perde asmak gibi aktiviteler uzun vadede kaslarda ciddi tahribatlara sebep olabiliyor. Diyabetik hastalarda daha sık görülür.</p>

<p><img height="410" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-10-220840.png" width="343" /></p>

<p><strong><span>Omuz sendromu sıkışmasının belirtileri nelerdir?</span></strong></p>

<p>*Kolu kaldırma ile oluşan ani ağrı ve acı,</p>

<p>*Omuz kaslarının güçsüz hissedilmesi,</p>

<p>*Omuz hareketleri esnasında omuzdan sesler gelmesi,</p>

<p>*Kolu başın üzerinde kaldırırken zorlanma,</p>

<p>*Gece ağrıları,</p>

<p>*Güçsüzlük ve hareket kabiliyetinde kısıtlanma.</p>

<p><img height="435" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-10-220858.png" width="617" /></p>

<p><strong><span>Omuz sendromu sıkışmasında tedavi yöntemleri</span></strong></p>

<p>Hastalığın seyrine göre tedavi şekli değişir. 3 haftalık ilaç tedavisi sonunda ağrıların azalması ile kaslar güçlendirilir. Konservatif tedavi ile İyileşmezse cerrahi tedavi uygulanır. Bu dönemde hastaya ağrı kesiciler, lokal sıcak-soğuk uygulamaları, omuz eklemi içi steroid enjeksiyon uygulamaları ve fizik tedavi uygulanabilir. Ağrıların artık dayanılmayacak hale geldiği durumlarda ise bu tip uygulamalar hastalığın seyrini değiştirmeye yetmeyebilir. Bu durumda hastaya cerrahi müdahale yapılır. Eğer tedavi edilmez ise çok daha ciddi bir problem olan donuk omuz sendromuna dönüşebilir.</p>

<p><img height="432" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-10-220920.png" width="593" /></p>

<p><strong><span>Korunmak mümkün mü?</span></strong></p>

<p>Günlük hayat içinde farkında olmadan yaptığımız bazı davranışlar, omuz sıkışması sendromuna neden olabiliyor. Bu noktada günlük rutin içinde sergilediğimiz bazı davranışlara dikkat edersek, önlem almak için etkili adımlar atmış oluruz. Bu önlemler;</p>

<p>*Uzun süre aynı pozisyonda bilgisayar başında durulmamalı,</p>

<p>*Ağırlığı 2 kilogramı geçen çantalar kullanılmamalı, eğer kullanılıyorsa 15–20 dakika arayla çantanın yeri değiştirilmeli,</p>

<p>*Çok yüksek yerlere uzanmaktan kaçınılmalı,</p>

<p>*Ev işlerinde özellikle cam silme, perde takma gibi aktivitelerde yüksekliği azaltmak için merdiven kullanılmalı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/bitmeyen-omuz-agrilarinin-gizli-sebebi-omuz-sikismasi-sendromu</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-10-220708.png" type="image/jpeg" length="96872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ANKİLOZAN SPONDİLİT İÇİN DİKKAT ÇEKEN UYARI]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/ankilozan-spondilit-icin-dikkat-ceken-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/ankilozan-spondilit-icin-dikkat-ceken-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Osteopat ve fitoterapist Dr. Ceyhun Nuri, özellikle genç yaşlarda ortaya çıkan Ankilozan Spondilit konusunda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Nuri, hastalığın belirtilerinin yalnızca yetişkinlik döneminde değil, hareket gelişiminin başladığı bebeklik döneminden itibaren değerlendirilmesi gerektiğini savundu.</p>

<p>Ankilozan Spondilit'in çoğunlukla 20-40 yaş arasında görüldüğünü belirten Dr. Nuri, erken değerlendirme kavramının yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti. Nuri, ‘Bizim öngörümüz, hasta değerlendirme yaş aralığımızı bebeklik günlerine kadar indirmemiz gerekir. Çünkü Ankilozan Spondilit'in bebeklikte temeli atılan bir hastalık olduğunu düşünüyoruz’dedi.</p>

<p><strong>ÇAPRAZ EMEKLEME ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Bebeklerin emekleme ve yürüme sürecindeki hareket gelişimine dikkat çeken Nuri, homolateral yani aynı taraflı hareketlerden kontralateral, diğer bir ifadeyle çapraz hareketlere geçişin önemli olduğunu belirtti. Nuri’ye göre sağ el-sol bacak ve sol el-sağ bacak şeklindeki çapraz hareketler, bebeğin vücudunun bir bütün halinde koordinasyon geliştirmesinde önemli rol oynuyor.</p>

<p>Tek taraflı hareket düzeninden çapraz harekete geçişte yaşanan sorunların ilerleyen dönemlerde denge ve koordinasyon problemleriyle ilişkilendirilebileceğini ifade eden Nuri, boyun ve sırt bölgesinde katılık, postür bozuklukları ve bazı öğrenme güçlükleri gibi farklı sorunların da görülebileceğini öne sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BEBEKLERİ YÜRÜMEYE ZORLAMAYIN</strong></p>

<p>Ebeveynlerin iyi niyetle yaptıkları bazı müdahalelerin çocukların doğal gelişim sürecini etkileyebileceğine dikkat çeken Dr. Nuri, özellikle bebekleri hazır olmadan yürümeye teşvik etmenin doğru olmadığını savundu. Nuri, bebeğin emekleme döneminin tamamlanmadan yürümeye zorlanmasının hareket gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, ebeveynlerin çocuklarının doğal gelişim aşamalarına uygun hareket etmeleri gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>HAREKET GELİŞİMİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ</strong></p>

<p>Dr. Ceyhun Nuri, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek kas-iskelet sistemi sorunlarının değerlendirilmesinde çocukluk dönemindeki hareket gelişiminin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Nuri, ‘Çocuklarımız ve kendi üzerimizde fiziksel çalışmanın ana hedeflerinden biri kontralateral, yani çapraz yürüyüşün geliştirilmesi olmalıdır’diyerek, çapraz hareketlerin sinir sistemi koordinasyonu, dikkat ve konsantrasyon açısından da önemli olduğunu savundu. Dr. Nuri, sözlerini şu mesajla tamamladı: ‘Çocuklarımız ve kendimiz açısından hareket biçimimizi gözden geçirelim. Sağlıklı hareket gelişimi, yaşamın ilk dönemlerinden itibaren önemsenmelidir.’</p>

<p><strong>HABER: Almina Besra BABAR</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/ankilozan-spondilit-icin-dikkat-ceken-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/drnuri.png" type="image/jpeg" length="83016"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kontrolsüz yüksek doz D vitamini kullanımı sağlık sorunlarına yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/kontrolsuz-yuksek-doz-d-vitamini-kullanimi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/kontrolsuz-yuksek-doz-d-vitamini-kullanimi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Ataköy Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. İdris Kuzu: - 'D vitamini önemli bir vitamindir ancak mucize değildir. Eksikliği mutlaka değerlendirilmeli ve gerektiğinde tedavi edilmelidir. Bununla birlikte bilinçsiz ve yüksek doz kullanımından da kaçınılmalıdır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Ataköy Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. İdris Kuzu, kontrolsüz şekilde yüksek doz D vitamini kullanmanın yanlış olduğunu, bunun, kanda kalsiyum yüksekliği, böbrek taşı ve böbrek hasarı gibi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Kuzu, yağda çözünen ve vücutta hormon benzeri görevler üstlenen D vitamininin en önemli kaynağının güneş ışınları olduğunu aktardı. </p><p>Kuzu, D vitamininin, güneşten gelen UVB ışınlarının ciltle temas etmesiyle vücutta sentezlendiğini, bazı besinlerden ve gerektiğinde takviyelerden de alınabildiğini kaydetti.</p><p>D vitamininin vücutta aktif hale geldikten sonra kalsiyum ve fosfor dengesinin düzenlenmesine, kemik ve diş sağlığının korunmasına ve kasların sağlıklı çalışmasına katkı sağladığına işaret eden Kuzu, aynı zamanda bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde de rol oynadığını anlattı. </p><p>Kuzu, D vitamini eksikliğinin yalnızca kemik sağlığını etkileyen bir durum olmadığını, özellikle uzun süre devam eden eksikliğin çocuklarda raşitizme, erişkinlerde ise osteomalazi, kemik kaybı ve kırık riskinde artışa neden olabileceğini aktardı. </p><p>- 'Kişiye özel tedavi' uyarısı</p><p>D vitamini düzeyinin düşük çıkması halinde kişiye özel bir tedavi planlanması gerektiğinin altını çizen Kuzu, yaş, kilo, kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden sağlık sorunlarının tedavi planında dikkate alınması gerektiğini vurguladı.</p><p>Kuzu, günlük düşük doz takviyenin bazı kişilerde yeterli olabilirken, daha ileri eksikliklerde hekim kontrolünde yükleme tedavilerinin uygulanabileceğini belirterek, 'Burada önemli olan, D vitamini düzeyini bir an önce yükseltmek amacıyla kontrolsüz şekilde yüksek doz kullanmamak. Çünkü D vitamini fazlalığı da sağlık açısından ciddi sonuçlara yol açabilir. Kanda kalsiyum yüksekliği, böbrek taşı ve böbrek hasarı gibi sorunlar görülebilir.' ifadelerini kullandı.<br></p><p>D vitamini eksikliğinde güneş ışığı, beslenme ve gerektiğinde hekim kontrolünde uygulanan takviye tedavisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Kuzu, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'D vitamini önemli bir vitamindir ancak mucize değildir. Eksikliği mutlaka değerlendirilmeli ve gerektiğinde tedavi edilmelidir. Bununla birlikte bilinçsiz ve yüksek doz kullanımından da kaçınılmalıdır. Sağlıklı D vitamini düzeylerine ulaşmanın en güvenli yolu, kişinin ihtiyaçlarının belirlenmesi, düzenli takip, dengeli beslenme, uygun ve kontrollü güneşlenme ve gerektiğinde hekim önerisiyle kullanılan takviyelerin bir arada değerlendirilmesidir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/kontrolsuz-yuksek-doz-d-vitamini-kullanimi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/kontrolsuz-yuksek-doz-d-vitamini-kullanimi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir.jpg" type="image/jpeg" length="25573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında kalp sağlığı için 'su tüketimi' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan: - 'Özellikle gizli susuzluk, kalbin iş yükünü artıran önemli bir faktördür. Düzenli sıvı alımı, sıcak saatlerden korunma ve uyarıcı belirtileri ciddiye alma, yaz aylarında kalp sağlığını korumada büyük önem taşır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, düzenli sıvı alımı, sıcak saatlerden korunma ve uyarıcı belirtileri ciddiye almanın yaz aylarında kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını belirtti. </p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erkan, sıcak havalarda kalbin daha fazla çalışmak zorunda kaldığını vurguladı. </p><p>Erkan, vücut ısısını dengeleyebilmek için damarların genişlediğini ve terlemenin arttığını anlatarak, 'Bu süreçte sıvı kaybı yeterince yerine konulmazsa kan hacmi azalır. Kalp, organlara yeterli kanı ulaştırabilmek için daha hızlı ve daha güçlü çalışmak zorunda kalır. Özellikle koroner arter hastalığı, hipertansiyon, diyabet ve kalp yetersizliği bulunan kişilerde bu durum ciddi sonuçlara yol açabilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, dikkat dağınıklığı ve koyu renkli idrarın, vücudun sıvı ihtiyacının arttığının göstergesi olabileceğine işaret eden Erkan, bu belirtilerin sıcak havayla ilişkilendirilip göz ardı edilmemesi gerektiğini aktardı. </p><p>Erkan, sıcak havanın etkilerinin herkeste aynı düzeyde görülmediğini ve bazı gruplarda sıvı kaybının çok daha hızlı gelişerek, kalp üzerindeki yükün belirgin şekilde artabildiğini kaydetti.</p><p>Özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireyler, hipertansiyon ve diyabet hastaları, koroner arter hastalığı bulunanlar, kalp yetersizliği olan kişiler, idrar söktürücü ilaç kullananlar ve kronik böbrek hastalığı bulunanların daha yüksek risk altında olduğuna işaret eden Erkan, bu kişilerin sıcak saatlerde uzun süre dışarıda kalmaması, sıvı tüketimini düzenli aralıklarla sürdürmesi ve ilaçlarını hekim önerisi dışında kullanmaması gerektiğini anlattı.</p><p>- Sıcak havalarda kalp sağlığı için sıvı dengesi önem taşıyor</p><p>Erkan, yaz aylarında sıvı ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Terlemeyle birlikte mineral kaybı da olduğu için sıvı alımında denge önemlidir. Şekerli ve yoğun kafeinli içeceklerin aşırı tüketimi uygun değildir. Su temel sıvı kaynağı olmalıdır. Gerektiğinde ayran veya sade maden suyu uygun miktarlarda tercih edilebilir. Kalp yetersizliği veya böbrek hastalığı olan kişiler ise sıvı miktarını hekim önerisine göre ayarlamalıdır.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kalp krizi riskinin azaltılmasındaki en önemli adımlardan birinin, belirtilerin erken fark edilmesi ve gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılması olduğunu vurgulayan Erkan, yaz sıcaklarında gelişen her göğüs rahatsızlığının basit bir mide sorunu veya sıcak çarpması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. </p><p>Erkan, sıcak havanın tek başına kalp krizi nedeni olmadığını ancak mevcut riskleri belirginleştirebildiğine işaret ederek, 'Özellikle gizli susuzluk, kalbin iş yükünü artıran önemli bir faktördür. Düzenli sıvı alımı, sıcak saatlerden korunma ve uyarıcı belirtileri ciddiye alma, yaz aylarında kalp sağlığını korumada büyük önem taşır.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="37236"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Libyalı hasta doku nakli ameliyatıyla elini yeniden kullanmaya başladı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/libyali-hasta-doku-nakli-ameliyatiyla-elini-yeniden-kullanmaya-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/libyali-hasta-doku-nakli-ameliyatiyla-elini-yeniden-kullanmaya-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan: - 'Ameliyat başarılı geçti, dikişler iki haftada alındı ve hasta artık fizik tedavi sürecine geçiyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Libya'da geçirdiği iş kazasının ardından avuç içindeki doku kaybı ve hareket kısıtlılığı nedeniyle elini kullanmakta güçlük çeken 55 yaşındaki Libyalı Suat Abdullah Tahir, Medipol Mega Üniversite Hastanesinde uygulanan doku nakli ameliyatının ardından el fonksiyonlarını yeniden kazanmaya başladı.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, daha önce farklı ülkelerde tedavi gören ancak sonuç alamayan Tahir, Medipol Mega Üniversite Hastanesine başvurdu. Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan ve ekibi, hastanın kolunun yan bölgesinden aldıkları ince dokuyu avuç içine naklederek hastanın sağlığına kavuşmasına yardımcı oldu.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Özkan, hastanın yıllar önce geçirdiği iş kazasının ardından avuç içinde doku kaybı ve ilerleyici enfeksiyon geliştiğini belirtti.</p><p>Hastanın uzun süre fizik tedavi görmemesi nedeniyle elin iç yapısının sertleştiğini ve hareketlerinin kısıtlandığını belirten Özkan, bu nedenle öncelikle eldeki sert dokuları temizlediklerini ve kolun yan bölgesinden aldıkları ince bir dokuyu elin iç yüzeyine yerleştirdiklerini aktardı.</p><p>Özkan, ameliyatın en önemli noktalarından birinin, el fonksiyonlarını bozmadan doku transferini gerçekleştirmek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Avuç içi yapısı çok ince olduğu için buraya kalın dokular uygulanamaz. Biz de hem estetik hem işlevsel sonuç almak için koldan aldığımız ince dokuyla bu bölgeyi onardık. Ameliyat başarılı geçti, dikişler iki haftada alındı ve hasta artık fizik tedavi sürecine geçiyor.'</p><p>Hasta Suat Abdullah Tahir de kaza sonrası yaşadığı zorlu sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede, daha önce farklı ülkelerde birkaç hastaneye başvurduğunu ancak sonuç alamadığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tahir, 'Dikiş atıldı ama fayda görmedim. Yaralar kapandıktan sonra apse oluştu. En sonunda Türkiye'ye geldim. Burada çok güzel karşılandım, ameliyatım başarılı geçti. Şimdi fizik tedaviye başlayacağım. Burak Hoca ve tüm ekibine çok teşekkür ederim.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/libyali-hasta-doku-nakli-ameliyatiyla-elini-yeniden-kullanmaya-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/libyali-hasta-doku-nakli-ameliyatiyla-elini-yeniden-kullanmaya-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="28844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa’da Protez Tırnak Tartışması Büyüyor: Podolog Elif Demir’den Sağlık Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/avrupada-protez-tirnak-tartismasi-buyuyor-podolog-elif-demirden-saglik-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/avrupada-protez-tirnak-tartismasi-buyuyor-podolog-elif-demirden-saglik-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda güzellik sektörünün en hızlı büyüyen alanlarından biri olan protez tırnak uygulamaları, Avrupa’da sağlık tartışmalarının merkezine yerleşti. Almanya, Hollanda, Belçika ve bazı İskandinav ülkelerinde protez tırnak uygulamalarına ilişkin denetimlerin sıkılaştırılması, kullanılan kimyasal ürünlere yönelik kısıtlamalar ve hijyen standartlarının artırılması dikkat çekiyor. Avrupa’da tartışmalar sürerken, Türkiye’nin ilk podologlarından Elif Demir, konunun yalnızca estetik değil, aynı zam]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan dermatolojik ve podolojik değerlendirmelerde; yanlış uygulama, yetersiz sterilizasyon ve uzun süre kapalı kalan tırnak yüzeyinin mantar enfeksiyonları, bakteriyel enfeksiyonlar, alerjik reaksiyonlar ve tırnak deformasyonları açısından risk oluşturabileceği belirtiliyor. Özellikle ayak tırnaklarına uygulanan protez işlemlerinde, spor yapan bireyler, diyabet hastaları ve dolaşım problemi yaşayan kişiler için riskin daha yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre en büyük sorun, protez tırnağın tek başına değil, “sürekli ve kontrolsüz kullanım alışkanlığı” ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği. Tırnak yüzeyinin uzun süre hava almaması, alttaki dokuda oluşan renk değişimlerinin geç fark edilmesi ve enfeksiyon belirtilerinin gizlenmesi, erken teşhisi zorlaştırabiliyor.</p>

<p><strong>Podolog Elif Demir: “Estetik uğruna tırnak sağlığı geri plana atılmamalı”</strong></p>

<p>Avrasya Ayak Sağlığı’nın kurucusu Podolog Elif Demir de protez tırnak uygulamalarına karşı temkinli yaklaşan uzmanlar arasında yer alıyor. Demir, özellikle ayak tırnaklarında yapılan protez uygulamalarının çoğu zaman medikal gereklilikten çok estetik kaygılarla tercih edildiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Demir’e göre sağlıklı bir tırnağın üzerinin sürekli olarak kimyasal materyallerle kapatılması, tırnak yatağındaki doğal değişimlerin gözlemlenmesini zorlaştırıyor. “Tırnakta oluşan sararma, kalınlaşma, ayrılma veya mantar başlangıcı gibi belirtiler protez altında uzun süre fark edilmeyebilir. Bu da kişinin sorunu geç dönemde anlamasına neden olur” diyen Demir, özellikle ayak sağlığı alanında çalışan uzmanların bu konuda daha dikkatli olunması gerektiğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Podolog Elif Demir, yanlış uygulanan protezlerin tırnak plağında incelme ve hassasiyet oluşturabileceğini, çıkarma işlemlerinin de en az uygulama kadar önemli olduğunu belirtiyor. “Kuvvetli çözücüler, agresif törpüleme ve hijyenik olmayan ekipmanlar tırnağa kalıcı zarar verebilir” ifadelerini kullanan Demir, protez tırnağın düzenli bakım yapılmadan aylarca kullanılmasının riskleri artırdığını söyledi.</p>

<p>Demir ayrıca, diyabet hastaları, dolaşım bozukluğu olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler ve sık mantar enfeksiyonu geçiren kişilerde protez tırnak uygulamalarının mutlaka uzman görüşü alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ona göre ayak tırnaklarında estetik müdahaleler yapılmadan önce temel podolojik muayene büyük önem taşıyor.</p>

<p>Güzellik sektöründe sosyal medya etkisiyle hızla yayılan uygulamaların sağlık boyutunun çoğu zaman ikinci planda kaldığını söyleyen Demir, “Güzel görünmek elbette önemlidir ancak sağlıklı olmayan bir tırnağın üzerine yapılan estetik işlem sorunu çözmez, sadece geçici olarak örter” dedi.</p>

<p>Avrupa’daki düzenleme tartışmaları sürerken uzmanlar, protez tırnağın tamamen yasaklanmasından çok; kullanılan ürünlerin güvenliği, uygulayıcıların eğitimi, sterilizasyon koşulları ve tüketicinin bilinçlendirilmesi konularının önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme geleceği görüşünde birleşiyor. Görünen o ki protez tırnak, artık yalnızca bir güzellik trendi değil, aynı zamanda giderek büyüyen bir halk sağlığı tartışmasının da parçası haline geliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/avrupada-protez-tirnak-tartismasi-buyuyor-podolog-elif-demirden-saglik-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 21:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/avrupada-protez-tirnak-tartismasi-buyuyor-podolog-elif-demirden-saglik-uyarisi.jpeg" type="image/jpeg" length="89167"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TEDAVİ ESNASINDA BEKLENMEYEN BİR DURUM: İLAÇ ALERJİSİ]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/tedavi-esnasinda-beklenmeyen-bir-durum-ilac-alerjisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/tedavi-esnasinda-beklenmeyen-bir-durum-ilac-alerjisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Değerli okuyucularım, Yeni Çağrı gazetemizde Avrasya Hastanesi Sağlık Notları sayfamız her hafta sizlerle buluşmaya devam ediyor. Bu hafta Zeytinburnu Avrasya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sedat Işık ilaç alerjisiyle ilgili bilinmesi gereken tüm detayları anlattı. Herkese sağlık dolu bir hafta diliyorum. Haftaya yine görüşmek üzere, sağlıkla kalın…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img height="640" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/uzmdrsedat-isik-ic-hastaliklari-uzmani.png" width="640" /></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir sağlık probleminiz var ve bunu gidermek için uzman bir hekime başvurdunuz. Hatta belki de daha önce defalarca kullandığınız bir ilacı tekrar kullanmanız gerekti ama buna rağmen vücudunuzda ters giden bir şeyler varsa ilaç alerjisinden şüphelenebilirsiniz. Sık sık kullandığınız ilaçların bile alerji yapabileceğini unutmamalısınız!</p>

<p><strong><span>Basit bir ağrı kesici bile ilaç alerjisine neden olabilir</span></strong></p>

<p>Tedavi amacıyla kullandığımız ilaçlar ağrı kesiciden antibiyotiğe kadar her şeyi kapsamaktadır. Hatta bazen bitkisel ürünlerden gıda takviyelerine, vitaminlere kadar aldığımız her ürün vücudumuzun çeşitli reaksiyonlar göstermesine neden olabilmektedir.</p>

<p>Ancak kimi zaman vücudumuz tedavi amaçlı kullandığımız ilaçları yabancı olarak algılar ve o ilaçlara karşı bir savunma mekanizması geliştirir. Tüm bunların sonucunda vücutta çeşitli reaksiyonların da gelişimiyle ilaç alerjisi ortaya çıkar. Aynı ilacı daha önceden defalarca kullanmanıza rağmen bu durumla karşı karşıya kalmanız mümkündür. Bu durum kurdeşen ve alerjik şok kadar ciddi sorunlara yol açabilmektedir.</p>

<p><img class="" height="385" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-02-191818.png" width="611" /></p>

<p><strong><span>Ne zaman ilaç alerjisinden şüphelenmeliyiz?</span></strong></p>

<p>İlaç alerjilerinde belirtiler ilaç alındıktan hemen sonra görülebileceği gibi ilerleyen zamanlarda da görülebilir.</p>

<p><strong>Belirtiler:</strong></p>

<p>*Kaşıntı,</p>

<p>*Deride döküntüler,</p>

<p>*Kurdeşen,</p>

<p>*Nefes almada güçlük,</p>

<p>*Gözlerde kaşıntı,</p>

<p>*Burun akıntısı,</p>

<p>*Karın ağrısı,</p>

<p>*Ateş ve boğaz ağrısı,</p>

<p>*İç organlarda tutulma,</p>

<p>*Ani baş dönmesi, nefes darlığı ve hatta ölümle sonuçlanabilecek durumlara kadar ilerlemektedir.</p>

<p><img height="417" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-02-192508.png" width="637" /></p>

<p><strong><span>İlaç alerjisinde risk faktörleri nelerdir?</span></strong></p>

<p>İlaç alerjisi her ilaçta ortaya çıkabilir ancak her birey bu durumla karşı karşıya kalmaz. Çünkü her ilaç her bireyde aynı sonucu doğurmaz. Özellikle bazı genetik ve çevresel faktörler kişisel anlamda ilaç alerjisinde etkili rol oynamaktadır.</p>

<p>*Kişinin alerjik bir yapıya sahip olması,</p>

<p>*Daha önceden herhangi bir ilaca karşı alerjisinin olması,</p>

<p>*Birden çok ilacı eş zamanlı kullanıyor olması,</p>

<p>*Bir takım kalıtsal özelliklere sahip olmak,</p>

<p>*Ailesinde ilaç alerjisi öyküsü olan bireylerin bu sorunla karşılaşma ihtimalleri daha yüksektir.</p>

<p><img height="357" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-02-192319.png" width="651" /></p>

<p><strong><span>Şüpheli durumlarda derhal doktora başvurulmalı</span></strong></p>

<p>İlaç alerjisinin tespitinde duruma has bir test bulunmasa da özellikle durum değerlendirmesi için daha önce herhangi bir ilaçla karşılaştığınız sorun, ilaç alımından sonra ortaya çıkan reaksiyonların ve bu belirtilerin şiddetinin ne olduğunun bilinmesi gerekir. Bu bilgiler doğrultusunda ihtiyaç duyulan birtakım testler yapılmaktadır. Bunlar deri testleri, ilaç karşılaştırma testleri gibi yöntemleri içermektedir.</p>

<p>Tespit edilen ilaç alerjisine göre yapılacak ilk şey doktor kontrolünde alınan ilacı kesmektir. Vücutta meydana gelen döküntüler medikal yollarla giderilebilmektedir. Anafilaksi acil müdahale gerektiren bir durumdur ve derhal müdahale edilmesi gerekmektedir. Ancak kanser, kan hastalığı ya da romatizmal hastalıkları bulunan kişilerin ilaç alerjisi olsa dahi bu ilaçları almaları gerekmektedir. Bu durumda hasta hastanede gözetim altına alınarak ve ilaçlar yavaş yavaş verilerek tedavi süreci gerçekleştirilir.</p>

<p><img height="417" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-02-192508-1.png" width="637" /></p>

<p><strong><span>Tavsiyeler</span></strong></p>

<p>*Uzman tarafından alerjinizin olduğu kesinleştirilen ilaçlardan uzak durmalısınız.</p>

<p>*Alerjinizin olduğu ilaçları listeleyip daima yanınızda taşımalısınız.</p>

<p><span>*Çapraz ilaç reaksiyonuna karşı doktorunuzu ilaç alerjiniz hakkında bilgilendirmelisiniz</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/tedavi-esnasinda-beklenmeyen-bir-durum-ilac-alerjisi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/ekran-resmi-2026-08-02-192036.png" type="image/jpeg" length="77032"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanlış klima kullanımı sinüzit riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cenk Evren: - 'Ortam sıcaklığının dengeli tutulması, filtre bakımının düzenli yapılması ve doğrudan hava akımına maruz kalınmaması sinüs sağlığının korunmasına katkı sağlıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cenk Evren, klima kullanımında, ortam sıcaklığının dengeli tutulması, filtre bakımının düzenli yapılması ve doğrudan hava akımına maruz kalınmamasının sinüs sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirtti. </p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz aylarında klima kullanımıyla birlikte burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yüz ve baş ağrısı gibi şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurular artabiliyor.</p><p>Serinlemek amacıyla kullanılan klimalar yaşam konforunu artırırken, yanlış kullanım alışkanlıkları burun ve sinüs sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ortamın aşırı soğutulması, havadaki nem oranının azalması ve düzenli bakımı yapılmayan klima sistemleri, özellikle hassas bireylerde burun mukozasının doğal savunma mekanizmasını zayıflatarak sinüzit gelişimine zemin hazırlayabiliyor.<br></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Cenk Evren, yanlış klima kullanımının yalnızca geçici burun şikayetlerine neden olmadığını, klimaların oluşturduğu kuru ve soğuk havanın burun mukozasında kuruluk ve ödem oluşturarak sinüslerin doğal havalanmasını bozabildiğini belirtti.</p><p>Evren, özellikle kronik sinüzit, alerjik rinit, astım ve KOAH gibi hastalıkları bulunan kişilerde bu etkinin daha belirgin görülebildiğini vurgulayarak, doğru klima kullanım alışkanlıklarının burun ve sinüs sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını anlattı.<br></p><p>Evren, sinüslerde doğal hava dolaşımının bozulmasıyla içeride biriken salgının dışarı atılamamasının bakterilerin çoğalmasına uygun bir ortam oluşturabildiğine dikkati çekerek, bu durumun zamanla alın, yanak ve göz çevresinde basınç hissi, yüz ağrısı, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı gibi sinüzit belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olabildiğini aktardı.</p><p>- Filtre bakımı enfeksiyon riskini azaltıyor</p><p>Düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde birikebilen toz, polen ve diğer partiküllerin alerjik bünyeye sahip kişilerde burun tıkanıklığı, hapşırık ve mukozada şişlik gibi yakınmaları artırdığına işaret eden Evren, merkezi havalandırma sistemlerinin yoğun kullanıldığı iş yerlerinde çalışan kişilerin doğrudan hava akımına uzun süre maruz kalmamaya özen göstermeleri gerektiğini, ani sıcaklık değişimlerinin de burun mukozasını olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.</p><p>Evren, klima kullanımında yapılan basit hataların sinüzit gelişimini kolaylaştırabileceğinin altını çizerek, şunları kaydetti:</p><p>'Cihazın ortamı gereğinden fazla soğutacak şekilde düşük sıcaklıklarda çalıştırılması ve hava akımının doğrudan yüze yönlendirilmesi burun ile sinüs mukozasını olumsuz etkileyebiliyor. Ortam neminin korunmaması nedeniyle sinüs salgıları koyulaşarak doğal yollarla dışarı atılamayabiliyor. Ortam sıcaklığının dengeli tutulması, filtre bakımının düzenli yapılması ve doğrudan hava akımına maruz kalınmaması sinüs sağlığının korunmasına katkı sağlıyor.'</p><p>Burun tıkanıklığı, yüz ağrısı ve geniz akıntısı gibi şikayetlerin uzun süre devam etmesi halinde mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini belirten Evren, 'Erken tanı ve uygun tedaviyle kronikleşebilecek sinüs hastalıkları önlenebilir. Yaz aylarında klima kullanımında alınacak basit önlemlerle hem burun hem de sinüs sağlığının korunması mümkün.' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/yanlis-klima-kullanimi-sinuzit-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="22676"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanovel uluslararası yatırımlarla küresel pazarlardaki konumunu güçlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/sanovel-uluslararasi-yatirimlarla-kuresel-pazarlardaki-konumunu-guclendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/sanovel-uluslararasi-yatirimlarla-kuresel-pazarlardaki-konumunu-guclendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Sanovel CEO'su Hülya Yalın: - 'Vizyonumuz kapsamında 2035'e kadar etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Sanovel Üst Yöneticisi (CEO) Hülya Yalın, yerli bir şirket olarak uluslararası yatırımcıların hissedarları arasında yer almasının, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye'nin üretim gücünün uluslararası arenadaki gücünü tescil ettiğini belirtti.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türkiye ilaç sektöründe faaliyet gösteren Sanovel, uluslararası yatırımlarla güçlenen yapısı, AR-GE yatırımları ve ihracat odaklı büyüme stratejisiyle küresel pazarlardaki konumunu pekiştiriyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Sanovel CEO'su Hülya Yalın, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biri olduklarını aktardı.</p><p>Kökleri bu topraklarda olan şirketin şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyüdüğünü belirten Yalın, bugün hem Türkiye hem de küresel pazarlar için güvenilir bir çözüm ortağı haline geldiklerini vurguladı.</p><p>Yalın, gücünü Türkiye'den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkenin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketi olduklarına dikkati çekerek, faaliyetlerini Türkiye merkezli sürdürdüklerini, AR-GE, üretim, kalite süreçleri ve tüm ihracat operasyonlarını İstanbul Levent'teki genel müdürlük ile Silivri'deki yüksek teknolojili AR-GE merkezinden ve üretim kampüsünden yönettiklerini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapıyla hareket ettiklerine değinen Yalın, yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye'nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden daha çok milli bir görev olarak kabul ettiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz, nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. Toplam 60'tan fazla marka ve 180'i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400'ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. Türkiye'nin yanı sıra 5 kıtada 50'den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz.'</p><p>- 'AR-GE çalışmalarını 80 bilim insanıyla yürütüyoruz'</p><p>Son 5 yıldaki büyüme rakamlarına değinen Yalın, IQVIA verilerine göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdiklerini, diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumda olduklarını aktararak, 'Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında ikinci, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında ikinci sırada, total pazarda ise üçüncü sırada yer alıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Yurt içi pazarda yükselişlerini sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatı yaklaşık 4 kat büyüttüklerini anlatan Yalın, üretim miktarını 60'tan 91,5 milyon kutuya taşıdıklarını, son 5 yılda fabrikaya yaptıkları 26 milyon dolar yatırımla yeni ekipmanlar temin ettiklerini kaydetti.</p><p>Yalın, 2035 vizyonu doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerlediklerini belirterek, 'Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek, bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. Vizyonumuz kapsamında 2035'e kadar etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>İhracat yolculuğuna 2005 yılında başladıklarını ve bugün çok ileri bir boyuta taşıdıklarını vurgulayan Yalın, şu anda 400'ün üzerinde ruhsatla Kanada'dan ABD ve Avrupa'ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerini sürdürdüklerini, Türkiye'nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına katkıda bulunduklarını anlattı.</p><p>Yalın, fabrikadaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu tescillediklerine değinerek, 'Avrupa'da EMA ve EU GMP, ABD'de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyuyoruz. Bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>AR-GE çalışmalarını 80 bilim insanıyla yürüttüklerini ve sektörde bu alana en fazla kaynak ayıran şirketlerden biri olduklarını bildiren Yalın, Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisteki AR-GE merkezinde, konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ağızda dağılan tablet projeleri geliştirdiklerini belirtti.</p><p>- 'Sürdürülebilirlik hedeflerimizde önemli atılımlar gerçekleştirdik'</p><p>Tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nı rehber aldıklarına dikkati çeken Yalın, çevresel performansı düzenli takip ederek, 2025 yılında karbon ayak izinde yüzde 14,3, su ayak izinde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladıklarını ifade etti.</p><p>Yalın, Cumhuriyet'in 102'nci yılında 102 kız öğrenciye profesyonel koçluk desteği verdiklerini belirterek, Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası'nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımını tescillediklerini, Forbes Türkiye ve Statista işbirliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye'nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyduklarını aktardı.</p><p>Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını kaydeden Yalın, her şirkette olduğu gibi idari süreçlerle ilgili oluşan değişimlerin, güçlü geleceği desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımları olduğunu anlattı.</p><p>Bazı dönemler gündeme getirilen geçmiş hissedarlarla ilgili süreçlerin tüzel kişiliği ve bugünkü operasyonel faaliyetleri ilgilendiren bir konu olmadığına işaret eden Yalın, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Şirketimiz, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış, büyüme, globalleşme ve sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecek. Sanovel bu ülkenin milli bir değeri ve geleceğini kararlılıkla Türkiye'de inşa ediyor.'</p><p><br></p><p><br></p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/sanovel-uluslararasi-yatirimlarla-kuresel-pazarlardaki-konumunu-guclendiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/sanovel-uluslararasi-yatirimlarla-kuresel-pazarlardaki-konumunu-guclendiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="14580"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz ve kalça protezi enfeksiyonlarında cerrahi çözümler değişebiliyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/diz-ve-kalca-protezi-enfeksiyonlarinda-cerrahi-cozumler-degisebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/diz-ve-kalca-protezi-enfeksiyonlarinda-cerrahi-cozumler-degisebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy: - 'Ameliyat öncesi vücuttaki enfeksiyon odağının tespit edilip tedavi edilmesi, varsa vitamin eksikliklerinin düzeltilmesi, sigaranın bırakılması ve şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların kontrol altına alınması büyük önem taşıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy, diz ve kalça protez operasyonları sonrası gelişen enfeksiyonların evresine göre farklı yöntemlerle tedavi edilebileceğini belirtti.</p><p>Medipol Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, halk arasında yaygınlaşan diz ve kalça protezi ameliyatları, yaşam kalitesini artırmasına rağmen bazı hastalar için ciddi riskler barındırabiliyor. </p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Azboy, protez ameliyatlarının başarısını etkileyen en önemli komplikasyonlardan birinin enfeksiyon olduğunu vurguladı.<br></p><p>Azboy, 'Ameliyat öncesi vücuttaki enfeksiyon odağının tespit edilip tedavi edilmesi, varsa vitamin eksikliklerinin düzeltilmesi, sigaranın bırakılması ve şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların kontrol altına alınması, büyük önem taşıyor. Ayrıca ameliyatın yapılacağı ortamın steril olması, cerrahın titiz çalışması ve yumuşak dokulara saygı gösterilerek işlemin gerçekleştirilmesi de gerekiyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Enfeksiyonları üç gruba ayıran Azboy, erken dönemde gelişen enfeksiyonlarda implantın çıkarılmadan da tedavi edilebileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:<br></p><p>'Bu durumda modüler parçalar çıkarılıp, diz ya da kalça antiseptik solüsyonlarla yıkanarak antibiyotik tedavisi uygulanabiliyor. Şikayetlerin bir aydan uzun sürdüğü vakalarda ise kronik enfeksiyonlardan söz edilir. Bu noktada, iki farklı tedavi yolu izlenir. Ya tüm protez çıkarılıp aynı seansta yenisi takılır, yani tek aşamalı değişim yapılır, ya da iki aşamalı yöntemde önce geçici antibiyotikli çimento yerleştirilip ardından yeni protez uygulanır.'<br></p><p>Azboy, tedavi protokolünün hastanın yaşı, geçirdiği cerrahi opresayonlar, kemik kaybı düzeyi, yara genişliği gibi çok sayıda parametreye göre şekillendiğini ve her hastaya aynı tedaviyi uygulamanın doğru olmayacağını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Azboy, operasyon sonrası yaranın düzenli kontrol edilmesinin de enfeksiyonla mücadelede kritik rol oynadığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/diz-ve-kalca-protezi-enfeksiyonlarinda-cerrahi-cozumler-degisebiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/diz-ve-kalca-protezi-enfeksiyonlarinda-cerrahi-cozumler-degisebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="24232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında açıkta bekleyen gıdalar bağırsak enfeksiyonu riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/yaz-aylarinda-acikta-bekleyen-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/yaz-aylarinda-acikta-bekleyen-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla bakteri, virüs ve parazitlerin daha hızlı çoğaldığı, uygun koşullarda saklanmayan ve uzun süre açıkta bekletilen gıdaların bağırsak enfeksiyonu ile besin zehirlenmesi riskini artırdığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Adalet Altunsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bağırsak enfeksiyonları, gıda zehirlenmeleri ve bunlara bağlı gelişebilecek sıvı ve elektrolit kaybına karşı uyarılarda bulundu.</p><p>Artan hava sıcaklıklarının gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu belirten Altunsoy, 'Yaz ayları, bağırsak enfeksiyonları ve gıda zehirlenmelerinin arttığı bir dönem çünkü bakteriler, virüsler ve parazitler de sıcağı çok seviyor ve daha fazla çoğalıyorlar. Gıdalar pişmiş bile olsa açık havada birkaç saat içerisinde milyonlarca bakteri çoğalabiliyor ve hastalık oluşturacak duruma geliyor.' dedi.</p><p>Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarından korunmada gıda güvenliği kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, 'Soğuk zincir kuralına uyulmamış, uygun koşullarda saklanmamış, yeterince pişirilmemiş ya da uzun süre açıkta bekletilmiş gıdaların tüketilmesi bağırsak enfeksiyonu riskini artırabiliyor.' bilgisini verdi.</p><p>İshal ve kusmaya bağlı gelişen sıvı ve elektrolit kaybının önemine işaret eden Altunsoy, şunları kaydetti:</p><p>'Çocuklarda, yaşlılarda ve böbrek hastalığı, diyabet ya da kalp hastalığı bulunan kişilerde ishal daha ağır seyredebilir Hastalarımız ishal ya da bağırsak enfeksiyonlarından sonra sadece sıvı kaybetmez aynı zamanda sodyum, potasyum, bikarbonat gibi elektrolitler de kaybeder. İshalde yeterli sıvı alımına rağmen özellikle çocuklarda ve yaşlılarda gözlerde çökme, dilde kuruluk, halsizlik ve bilinç bozukluğu gelişiyorsa, bağırsak enfeksiyonuna eşlik eden ateş 2-3 günden uzun sürüyorsa, kanlı ishal veya şiddetli kusma varsa mutlaka vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.'</p>'Besin zehirlenmeleriyle bağırsak enfeksiyonlarının belirtileri benzerlik gösteriyor'<p>Besin zehirlenmeleriyle bağırsak enfeksiyonlarının benzer belirtilerle seyrettiğini ifade eden Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarında karın ağrısı ve ishalin ön planda olduğunu, besin zehirlenmelerinde ise şüpheli gıda tüketiminin ardından önce kusma, daha sonra ishal görülebildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarında yapılan yaygın hatalardan birinin antibiyotik kullanımı olduğunu belirterek, antibiyotiklerin bağırsak florasını bozabildiğini, ishal süresini uzatabildiğini ve antibiyotik direncine yol açabildiğini, tedavide ise önceliğin kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konulması olduğunu dile getirdi.</p><p>Öte yandan Altunsoy, özellikle küçük çocuklarda ishal sırasında asitli içecekler ve meyve suyu verilmesinin yanlış uygulamalar arasında yer aldığını vurgulayarak, bu tür içeceklerin ishali uzatabildiği uyarısında bulundu.</p><p> </p>'Et ve sebzeler için ayrı kesme tahtası kullanın'<p>Altunsoy, gıda hazırlama ve saklama sürecinde hijyen kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığını ifade ederek, 'Et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerinin iyi pişirilmesi, pişirilen gıdaların uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemesi, çiğ etler ve sebzeler için ayrı kesme tahtalarının kullanılması gerek. Sebze ve meyvelerin tüketilmeden önce iyice yıkanması besin zehirlenmeleri ile bağırsak enfeksiyonlarından korunmada önemli rol oynuyor.' diye konuştu.</p><p>Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarından korunmada el hijyeninin temel önem taşıdığına dikkati çekerek, yemek hazırlamadan ve yemek yemeden önce, tuvalet sonrası ile bebek ve küçük çocuklarda bez değişiminin ardından ellerin en az 20 saniye sabun ve suyla yıkanmasının çapraz bulaşmayı önlediğini ve enfeksiyon riskini azalttığını belirtti.</p><p>Yaz aylarında havuz kullanımına ilişkin de uyarılarda bulunan Altunsoy, çocuklara havuz suyunu yutmamaları gerektiğinin mutlaka öğretilmesi gerektiğini, ishali bulunan bebek ve çocukların ise hem kendi sağlıklarını korumak hem de enfeksiyonun başkalarına bulaşmasını önlemek amacıyla havuza sokulmaması gerektiğinin altını çizdi.</p><p> </p><p> </p><p><br> </p><p>Muhabir: Dilhan Türker Yıldız</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/yaz-aylarinda-acikta-bekleyen-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/yaz-aylarinda-acikta-bekleyen-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="46787"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hijyenik olmayan soğuk gıdalar çocuklarda bağırsak enfeksiyonuna neden olabilir]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/hijyenik-olmayan-soguk-gidalar-cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonuna-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/hijyenik-olmayan-soguk-gidalar-cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonuna-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak: - 'Aileler yaz aylarında çocuklarına tükettirecekleri ürünlerin güvenilir markalara ait olmasına, hijyen kurallarına uygun şekilde hazırlanmasına ve uygun koşullarda muhafaza edilmesine özen göstermeli']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak, hijyenik koşullarda üretilmeyen veya soğuk zinciri bozulan dondurma, meyveli buz ve soğuk içeceklerin çocuklarda bağırsak enfeksiyonuna neden olabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Bayrak, yaz aylarında çocukların serinlemek amacıyla sıklıkla tükettiği soğuk gıdaların güvenilir koşullarda üretilip uygun şekilde muhafaza edilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Soğuk yiyecek ve içeceklerin tamamen yasaklanmasının gerekmediğini aktaran Bayrak, ancak aşırı tüketimden kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.<br></p><p>Bayrak, 'Özellikle hijyenik olmayan koşullarda hazırlanan ürünler, yaz aylarında sık gördüğümüz bağırsak enfeksiyonlarının en önemli nedenleri arasında yer alıyor.' ifadesini kullandı.</p><p>Dondurulmuş gıdaların çözüldükten sonra yeniden dondurulmasının bakteri yükünü artırdığına dikkati çeken Bayrak, özellikle dondurma ve meyveli buz gibi ürünlerin uygun sıcaklıkta saklanmasının gerektiğini belirtti.</p><p>Bayrak, yaz döneminde bu ürünlere bağlı ishal vakalarında artış gözlendiğini aktararak, 'Bazı çocuklarımızı sıvı kaybı nedeniyle hastaneye yatırmak ve damar yoluyla tedavi etmek zorunda kalabiliyoruz. Bu nedenle ailelerin ürünlerin saklanma koşullarına dikkat etmesi büyük önem taşıyor.' uyarısında bulundu.</p><p>Kaynağı belli olmayan ve merdiven altı üretimlerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Bayrak, şu tavsiyelerde bulundu:</p><p>'Kaynağı belli olmayan ürünlerde hijyen sorunlarının yanı sıra katkı ve koruyucu maddeler de çocuk sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu maddeler mide ve bağırsak sistemi başta olmak üzere karaciğer üzerinde de olumsuz etkilere neden olabiliyor. Aileler özellikle yaz aylarında çocuklarına tükettirecekleri ürünlerin güvenilir markalara ait olmasına, hijyen kurallarına uygun şekilde hazırlanmasına ve uygun koşullarda muhafaza edilmesine özen göstermeli.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/hijyenik-olmayan-soguk-gidalar-cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonuna-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/08/hijyenik-olmayan-soguk-gidalar-cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonuna-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="34565"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğal Saç Ekimi Sonuçlarıyla Öne Çıkan Dünyanın En İyi Saç Ekimi Doktorları]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/dogal-sac-ekimi-sonuclariyla-one-cikan-dunyanin-en-iyi-sac-ekimi-doktorlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/dogal-sac-ekimi-sonuclariyla-one-cikan-dunyanin-en-iyi-sac-ekimi-doktorlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saç ekiminde başarı, ekilen greft sayısıyla değil, elde edilen sonucun ne kadar doğal göründüğüyle ölçülüyor. Uzmanlara göre, doğal görünümlü bir sonuca ulaşmada donör yönetimi kilit faktörlerden biri olsa da, başarılı bir operasyonun yalnızca bir parçasını oluşturuyor. Manuel FUE tekniği sayesinde donör bölgedeki her bir foliküler ünite ayrıntılı şekilde değerlendirilebiliyor; böylece tekli ve ikili greftler seçici biçimde alınırken, çevredeki foliküller korunabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i>Özellikle tekli foliküler üniteler, daha doğal bir görünüm oluşturmak amacıyla ön saç çizgisine stratejik olarak yerleştiriliyor. Bunun yanında, donör bölgede travmanın en aza indirilmesi, alıcı kanalların saçın doğal çıkış yönüne uygun ve mümkün olan en yatay açıyla açılması ve greftlerin bu doğrultuda yerleştirilmesi, doğal saç açısı ve yoğunluğu elde etmede kritik rol oynuyor. Uzmanlar, doğal görünümlü sonuçlar ve donör bölgenin uzun vadeli korunmasının tek bir tekniğe değil, bu faktörlerin birlikte uygulanmasına bağlı olduğunu vurguluyor.</i></p>

<p>Aynı zamanda modern robotik teknolojiler de artık cerrahın uzmanlığı kadar önem taşıyor. Yapay zekâ destekli robotik tarama sistemleri, mikroskobik analizle en ince saç tellerini dahi tespit edebiliyor ve bunların doğal, düşük açılarla yerleştirilmesine yardımcı oluyor. Bu teknolojiler ayrıca son derece hassas hesaplamalar yaparak, saçlı derinin her bölgesinden güvenli şekilde alınabilecek maksimum greft sayısının objektif olarak belirlenmesini sağlıyor. Böylece donör yönetimi, splitting tekniği, manuel ekstraksiyonun hassasiyeti ve yapay zekâ destekli ölçüm sistemleri, doğal saç restorasyonu hedefini tesadüften çıkarıp öngörülebilir ve bilim temelli bir sürece dönüştürmüş durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu listede, son derece doğal saç ekimi sonuçlarıyla uluslararası alanda tanınan ve çalışmalarını farklı kılan tekniklerle öne çıkan bazı cerrahları inceliyoruz.</p>

<p><strong>1. Dr. Koray Erdoğan (Türkiye)</strong></p>

<p>Türk saç ekim cerrahı Dr. Koray Erdoğan, saç restorasyonu alanında dünyanın önde gelen doktorlarından biri olarak kabul ediliyor. 2001 yılında İstanbul’da ASMED Tıp Merkezi’ni kurduğundan bu yana, modern FUE cerrahisinin küresel gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur.</p>

<p>2005 yılından beri Avrupa Saç Restorasyon Cerrahisi Derneği’nin üyesi olan Dr. Erdoğan, aynı zamanda Uluslararası Saç Restorasyon Cerrahları Birliği’nin (IAHRS) aktif üyelerindendir. 2016 yılında Dr. Ron Shapiro, Dr. Jose Lorenzo, Dr. Jerry Wong, Dr. Hussain Rahal ve Dr. Bijan Feriduni gibi dünyaca tanınmış saç restorasyon uzmanlarıyla birlikte World FUE Institute’un (WFI) kurucu ortakları arasında yer almıştır. Önce başkan yardımcılığı görevini üstlenmiş, ardından 2018 yılında başkan seçilmiştir.</p>

<p>Dr. Erdoğan, dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenen uluslararası saç restorasyon kongreleri ve uygulamalı eğitimlerde eğitmen ve konuşmacı olarak görev almakta, saç ekimi cerrahlarının eğitimine katkı sağlamaktadır. Ayrıca ASMED, Türkiye’de saç ekimi alanında hekimlere eğitim verme ve sertifikasyon düzenleme yetkisine sahip seçkin merkezlerden biridir.</p>

<p>Yalnızca manuel ekstraksiyon yöntemiyle çalışan Dr. Erdoğan, saç restorasyonuna bilimsel yaklaşımı ve son derece doğal görünümlü sonuçlar elde etmesiyle uluslararası alanda tanınmaktadır. Medikal turizmde yaygınlaşan yüksek hacimli “seri üretim” modelini benimsemek yerine, her hastanın kendine özgü anatomisine göre kişiselleştirilmiş cerrahi yaklaşımını sürdürmektedir. Kanıta dayalı yeniliklere ve cerrahi hassasiyete verdiği önem, onu saç ekimi alanında küresel bir referans haline getirmiştir.</p>

<p>Doğal görünümlü sonuçlar elde etme yaklaşımının önemli unsurlarından biri de lateral-slit tekniğidir. Bu yöntemde alıcı kanallar, saçın doğal çıkış yönü ve açısıyla uyumlu olacak şekilde yatay olarak açılır. Böylece greftler daha hassas yerleştirilebilir ve saç yönü, yoğunluğu ve genel görünüm açısından daha doğal sonuçlar elde edilir. Lateral-slit tekniğinin kullanımında ve geliştirilmesinde öncü cerrahlardan biri olarak kabul edilen Dr. Erdoğan, cerrahi hassasiyet ve doğal estetik vurgusuyla modern saç ekiminin gelişimine katkıda bulunmuştur.</p>

<p>Dr. Erdoğan’ı gerçekten farklı kılan unsur ise cerrahi uzmanlığı mühendislik inovasyonuyla birleştirebilmesidir. 2004 yılında saç ekiminde Sequential Technique yöntemini geliştirmiş, daha sonra travmasız greft yerleştirmeyi kolaylaştırmak amacıyla K.E.E.P. (Koray Erdoğan Embedding Placer) adlı kendine özgü implantasyon sistemini tasarlamıştır. KE-Bot robotik analiz platformundan K.E.E.P. implantasyon cihazına kadar uzanan FUE teknolojisine katkıları, dünya çapındaki FUE cerrahları arasında uluslararası ilgi görmüştür.</p>

<p>Dr. Erdoğan ayrıca, bugün uluslararası alanda donör yönetimi için bilimsel bir çerçeve olarak kullanılan Coverage Value kavramını da tanıtmıştır. Bunun yanında, yalnızca manuel ekstraksiyonla uygulanabilen ve son derece ileri uzmanlık gerektiren splitting tekniğini düzenli olarak gerçekleştirebilen az sayıdaki cerrahtan biridir. K.E.E.P., Graft Calculator ve en güncel olarak KE-Hair Analyzer gibi geliştirdiği teknolojiler, dünya genelinde saç ekimi hekimleri tarafından donör değerlendirmesi, cerrahi planlama ve saç restorasyon süreçlerinde kullanılmaktadır.</p>

<p><strong>2. Dr. Munib Ahmad (Hollanda)</strong></p>

<p>Hollanda merkezli FueGenix Hair Clinic’in kurucusu ve baş cerrahı Dr. Munib Ahmad, kısa sürede dünyanın en çok talep gören saç ekim cerrahlarından biri haline gelmiştir. Uluslararası Saç Restorasyon Cerrahisi Derneği (ISHRS) ve Uluslararası Saç Restorasyon Cerrahları Birliği (IAHRS) gibi saygın mesleki kuruluşların üyesi olan Dr. Ahmad, FueGenix’i kurmadan önce uluslararası alanda tanınmış çeşitli saç ekim kliniklerinde deneyim kazanmıştır. Kendi kliniğini kurma kararı, daha yüksek düzeyde doğallık, kalite ve hasta memnuniyetine ulaşılabileceğine olan inancından doğmuştur.</p>

<p>Dr. Ahmad’ın pratiğini tanımlayan en önemli özelliklerden biri, hastanın tüm sürecine kişisel olarak dahil olmasıdır. İlk konsültasyondan son kontrole kadar sürecin her aşamasını bizzat yürütür. Punch insizyonu, greft çıkarımı, alıcı kanal açılması, greft hazırlığı ve implantasyon dahil olmak üzere operasyonun tüm aşamalarını kendisi gerçekleştirerek, baştan sona tam bir tutarlılık ve cerrahi hassasiyet sağlamayı hedefler.</p>

<p><strong>3. Dr. Jean Devroye (Belçika)</strong></p>

<p>Belçika’da çalışmalarını sürdüren Dr. Jean Devroye, Avrupa’nın en saygın saç ekim cerrahlarından biri olarak kabul edilmektedir. Liège Üniversitesi’nden Tıp, Cerrahi ve Doğum alanlarında tıp diplomasını aldıktan sonra, 2000 yılında kariyerini tamamen saç restorasyon cerrahisine adamıştır.</p>

<p>Bu alana olan tutkusu 1990’ların sonlarında, Atlanta’da Dr. John Cole ile eğitim almak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmesiyle başladı. Bu süreçte, Dr. Bradley Wolf, Dr. Ron Shapiro ve Dr. Robert Bernstein gibi uluslararası üne sahip saç restorasyonu öncülerinin kliniklerini ziyaret ederek hem teorik bilgisini hem de pratik deneyimini daha da geliştirdi.</p>

<p>Meslektaşları tarafından Avrupa’nın en seçkin saç ekim cerrahlarından biri olarak görülen Dr. Devroye, her operasyonu benzersiz bir sanatsal çalışma olarak değerlendiriyor ve her hastanın kişiye özel bir çözüme ihtiyaç duyduğuna inanıyor.</p>

<p>Klinik çalışmalarının yanı sıra, Dr. Devroye aynı zamanda bir yenilikçi olarak da tanınıyor. Son altı yılda, FUE enstrümantasyonunu daha da geliştirmek amacıyla kendi motorlu ekstraksiyon sistemi ve kendine özgü greft toplama araçlarını geliştirmeye odaklandı.</p>

<p>Uluslararası kongreler ve uygulamalı eğitimlere düzenli katılımıyla, bilgisini dünyanın dört bir yanındaki meslektaşlarıyla paylaşmayı sürdürüyor. Klinik mükemmeliyet, teknolojik inovasyon ve hasta bakımına olan bağlılığının birleşimi, onu çağdaş saç restorasyonunun önde gelen isimlerinden biri haline getirmiştir.</p>

<p><strong>4. Dr. Scott Alexander (Amerika Birleşik Devletleri)</strong></p>

<p>Biltmore Surgical Hair Restoration’ın kurucusu ve medikal direktörü olan Dr. Scott Alexander, saç ekiminde gelişmiş bir kanal açma yöntemi olan lateral-slit tekniğindeki uzmanlığıyla uluslararası alanda tanınmaktadır.</p>

<p>Geleneksel sagittal kesilerden farklı olarak lateral-slit tekniği, alıcı kanalları yanal bir açıyla oluşturur. Bu sayede cerrah, komşu saçların doğal yönünü ve açısını çok daha doğru şekilde taklit edebilir. Böylece nakledilen her folikül, çevredeki doğal saçlarla uyum içinde uzar ve son derece doğal görünümlü sonuçlar elde edilmesine katkı sağlar.</p>

<p>ISHRS ve American Hair Loss Association gibi kuruluşların üyesi olan Dr. Alexander, tasarım alanındaki sanatsal geçmişini cerrahi hassasiyetle birleştirmektedir. Hem FUT hem de FUE prosedürlerinde geniş deneyime sahip olan cerrah, saç restorasyonunu yalnızca bir tıp bilimi değil, aynı zamanda son derece rafine bir estetik sanat biçimi olarak görmektedir.</p>

<p><strong>5. Dr. Edward Ball (Birleşik Krallık)</strong></p>

<p>Royal College of Surgeons üyesi olan Dr. Edward Maitland Ball, Birleşik Krallık’ta dünya standartlarında cerrahi saç restorasyon tekniklerinin yerleşmesine katkı sağlayan öncü isimlerden biri olarak kabul edilmektedir.</p>

<p>Kozmetik tıp, aile hekimliği ve plastik cerrahi alanlarını kapsayan profesyonel geçmişinin ardından, mikrocerrahi ve dermatoloji alanlarında ileri eğitim aldı ve Southampton Üniversitesi Hastanesi’nde cilt kanseri cerrahisi ekibinin bir parçası olarak on yıl görev yaptı. 2015 yılında yalnızca saç restorasyonuna odaklanan The Maitland Clinic’i kurdu.</p>

<p>Hastalarıyla güçlü bağ kurmasını sağlayan önemli unsurlardan biri, Dr. Ball’ın kendisinin de ARTAS robotik FUE saç ekimi yaptırmış olmasıdır. Saç kaybını ve tedavi sürecini bizzat deneyimlemiş olması, hasta bakımına benzersiz bir empati ve anlayış katmaktadır.</p>

<p>Araştırmaları saygın tıbbi dergilerde yayımlanmış, ayrıca profesyonel kongrelerde düzenli konuşmacı olarak yer almıştır. Dr. Ball, saç restorasyonunu yaşam değiştiren bir işlem ve uzun soluklu bir yolculuk olarak görmekte; hastaların tedavi sırasında ve sonrasında kapsamlı bakım ve uzun dönemli destek alması gerektiğine inanmaktadır.</p>

<p><strong>6. Dr. Özlem Biçer (Türkiye)</strong></p>

<p>25 yılı aşkın deneyime sahip olan Dr. Özlem Biçer, Türkiye’nin uluslararası alanda tanınan az sayıdaki saç ekim cerrahından biridir. Estetik tıbba ilgi duyduktan sonra Paris’te ileri eğitim almış, ardından Türkiye’ye dönerek kendi kliniğini kurmuştur. 2004 yılında ülkenin ilk ruhsatlı saç ekim kliniklerinden birini açmış ve o tarihten bu yana dünyanın dört bir yanından binlerce hastayı tedavi etmiştir.</p>

<p>Dr. Biçer’in pratiğini tanımlayan en önemli özelliklerden biri, her hastaya ayırdığı zamandır. Tamamen kişiselleştirilmiş bakım sunabilmek için günlük programını yalnızca günde bir hasta ile sınırlandırmakta ve saç ekimi sürecinin tüm aşamalarını bizzat kendisi gerçekleştirmektedir.</p>

<p>Felsefesi, objektif hasta değerlendirmesi ve tamamen bireyselleştirilmiş tedavi planlamasına dayanmaktadır. Klinik çalışmalarının yanı sıra, farklı tıp disiplinlerinden binlerce hekim ve sağlık profesyonelinin eğitimine katkı sağlamıştır. Ayrıca Tayland’daki Mahidol Üniversitesi Siriraj Hastanesi Dermatoloji Bölümü bünyesindeki Saç Hastalıkları ve Saç Ekimi Ünitesi’nde başkan yardımcılığı görevini yürütmektedir.</p>

<p>ISHRS üyesi olan Dr. Biçer, yalnızca teknik uzmanlığı ve hasta memnuniyetine verdiği önemle değil, aynı zamanda yeni nesil saç restorasyon cerrahlarının eğitimine yaptığı önemli katkılarla da tanınmaktadır.</p>

<p><strong>7. Dr. Hiram Abif Espinosa Custodio (İspanya)</strong></p>

<p>Madrid’de faaliyet gösteren Instituto Médico del Prado’nun kurucusu Dr. Hiram Abif Espinosa Custodio, modern saç restorasyonunun en saygın genç isimlerinden biri olarak hızla öne çıkmıştır.</p>

<p>Meksika’daki Universidad Juárez Autónoma de Tabasco’dan Tıp ve Cerrahi diplomasını aldıktan sonra birkaç yıl aile hekimliği yaptı, ardından 2016 yılında kariyerini saç ekimine yönlendirdi. Hem FUE hem de DHI tekniklerinde uzmanlaşan cerrah, o tarihten bu yana yüzlerce başarılı operasyon gerçekleştirmiştir.</p>

<p>Dr. Espinosa Custodio’yu farklı kılan özelliklerden biri, minimal invaziv cerrahi, titiz greft yönetimi ve sanatsal saç çizgisi tasarımı prensipleri üzerine kurulu olan Espinosa Custodio Yöntemi’dir. Ultra ince punch enstrümanları kullanılarak donör bölgeden dikkatli folikül çıkarımı yapılır, ardından seyrelmiş veya kellik olan alanlara son derece hassas implantasyon gerçekleştirilir.</p>

<p>2023 yılından bu yana Dr. Espinosa Custodio ve ekibi, yılda iki kez Meksika’ya giderek cerrahi operasyonlar da gerçekleştirmektedir. Her operasyonun hem ekstraksiyon hem de implantasyon aşamalarını bizzat kendisi yürütmektedir. IAHRS, FUE Europe ve İspanyol Saç Restorasyon Derneği (SERECAP) üyesidir.</p>

<p><strong>8. Dr. Bijan Feriduni (Belçika)</strong></p>

<p>2000 yılından bu yana Belçika’nın Hasselt kentinde çalışan Dr. Bijan Feriduni, Avrupa’nın en deneyimli ve en saygın saç restorasyon cerrahlarından biri olarak kabul edilmektedir.</p>

<p>1994 yılında Almanya’daki J.W. Goethe Üniversitesi’nden tıp diplomasını aldıktan sonra, 1995’ten itibaren kariyerini tamamen saç restorasyon cerrahisine adamıştır. Bugüne kadar 8.000’den fazla saç ekimi operasyonu gerçekleştirmiştir.</p>

<p>Vakalarının %30’dan fazlası, daha önce başka merkezlerde yapılan başarısız işlemlerin düzeltilmesi amacıyla başvuran hastalardan oluşmaktadır. Bu geniş deneyim, onu hem ilk kez saç ekimi yaptıracak hastalar hem de karmaşık düzeltme operasyonlarına ihtiyaç duyan kişiler için güvenilir bir tercih haline getirmiştir.</p>

<p>Dr. Feriduni’nin pratiğinin bir diğer ayırt edici özelliği, her hastaya sunduğu kişisel ilgidir. Kliniği, yüksek düzeyde bireyselleştirilmiş bakım sağlayabilmek amacıyla günlük operasyon sayısını bilinçli olarak yalnızca iki veya üç işlemle sınırlandırmaktadır.</p>

<p>Ayrıca World FUE Institute (WFI) ve American Board of Hair Restoration Surgery (ABHRS) üyesi olan Dr. Feriduni, saç restorasyonu alanının gelişimine olan uzun süreli bağlılığını sürdürmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/dogal-sac-ekimi-sonuclariyla-one-cikan-dunyanin-en-iyi-sac-ekimi-doktorlari</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/dogal-sac-ekimi-sonuclariyla-one-cikan-dunyanin-en-iyi-sac-ekimi-doktorlari.jpg" type="image/jpeg" length="17734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Roche İlaç Türkiye'den akciğer kanserinde farkındalık çalışmaları]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/roche-ilac-turkiyeden-akciger-kanserinde-farkindalik-calismalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/roche-ilac-turkiyeden-akciger-kanserinde-farkindalik-calismalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Roche İlaç Türkiye Medikal Lideri Dr. Mahir Kurt: - 'Akciğer kanserinde erken tanı, hastalığın daha erken evrede saptanmasına olanak sağlarken, hekimin hasta için planladığı tedavi yaklaşımının zamanında uygulanmasını da destekliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Roche İlaç Türkiye, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü kapsamında akciğer kanserinde erken tanının önemine dikkati çekti.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, akciğer kanseri, dünyada ve Türkiye'de kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer almaya devam ediyor.</p><p>Hastalığın çoğu zaman ileri evrede belirti vermesi nedeniyle erken tanı, tedavi başarısını ve hasta yaşamını doğrudan etkileyen önemli faktörlerden biri olarak öne çıkarken, bu kapsamda yürütülen çalışmalar da hastalığa ilişkin toplumsal farkındalığın artırılmasına, risk faktörlerine dikkati çekilmesine ve erken tanının öneminin hatırlatılmasına katkı sağlıyor.</p><p>Akciğer kanseriyle mücadelede tedavi alanındaki gelişmelerin yanı sıra toplumun bilinçlendirilmesi, hasta deneyiminin daha iyi anlaşılması ve sağlık ekosistemindeki işbirliklerinin güçlendirilmesi kritik rol oynuyor. </p><p>Roche İlaç Türkiye, hayata geçirdiği projeler, bilimsel araştırmalar ve farklı paydaşlarla geliştirdiği işbirlikleriyle akciğer kanserinde erken tanı ve farkındalığın güçlendirilmesine yönelik çalışmalarına devam ediyor.</p><p>- Erken tanıya yönelik projeler ve araştırma bulguları</p><p>Roche İlaç Türkiye'nin akciğer kanserinde erken tanı bilincini artırmak amacıyla hayata geçirdiği 'Nefesimiz Kadar Güçlüyüz' projesi, Türk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) ile yapılan işbirliğiyle geniş kitlelere ulaştı.</p><p>Proje kapsamında toplumun akciğer kanserinin risk faktörleri, belirtileri ve erken tanının önemi konusunda bilinçlendirilmesi hedeflenirken, hazırlanan halk sağlığı videosu da dijital kanallarda yayımlandı. </p><p>İstanbul genelinde yürütülen açık hava iletişim çalışmalarıyla erken tanı mesajlarının günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi amaçlandı.</p><p>Kampanya boyunca özellikle risk grubundaki bireylerin geçmeyen öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtileri dikkate alarak zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiği vurgulandı.</p><p>Roche İlaç Türkiye tarafından Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ile Türk Kanser Derneğinin katkılarıyla gerçekleştirilen 'Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası' araştırması, akciğer kanseri yolculuğunu hasta ve hekim perspektifinden ele alıyor. </p><p>Hekim ve hasta görüşmelerinden elde edilen niteliksel bulguları bir araya getiren çalışma, tanı sürecinden tedaviye, hasta deneyiminden psikososyal destek ihtiyaçlarına kadar birçok başlıkta sağlık ekosistemine yönelik veriler sunuyor.</p><p>Araştırma, tanıda yaşanan gecikmelerin başlıca nedenlerinden birinin hastaların hekime geç başvurması olduğunu ortaya koyarken, toplumdaki farkındalığın artırılması ve risk grubundaki bireylerde düzenli taramaların yaygınlaştırılmasının önemine işaret ediyor. </p><p>Öte yandan bulgular, doğru ve zamanında bilgilendirme, güçlü hekim-hasta iletişimi ve bütüncül destek mekanizmalarının hasta yolculuğunda önemli rol oynadığını gösteriyor.</p><p>- 'Hasta yolculuğunun iyileştirilmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Roche İlaç Türkiye Medikal Lideri Dr. Mahir Kurt, akciğer kanseriyle mücadelede erken tanının hastaların yaşamı üzerindeki rolüne dikkati çekti.</p><p>Kurt, bilimsel gelişmelerin toplumsal farkındalık çalışmalarıyla desteklenmesinin önemini vurgulayarak, 'Akciğer kanserinde erken tanı, hastalığın daha erken evrede saptanmasına olanak sağlarken, hekimin hasta için planladığı tedavi yaklaşımının zamanında uygulanmasını da destekliyor. Günümüzde moleküler tanı yöntemleri ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarındaki gelişmeler, hasta bakımında önemli ilerlemeler sağlıyor.' ifadelerini kullandı. </p><p>Erken tanıyı destekleyen farkındalık çalışmalarına değinen Kurt, hasta deneyimlerinden elde edilen içgörülerin söz konusu sürece değerli katkılar sunduğuna inandıklarını aktardı. </p><p>Kurt, 'Bu bilimsel gelişmelerin toplum yararına dönüşebilmesi için farkındalığın güçlenmesi, risk grubundaki bireylerin belirtileri gecikmeden önemseyerek sağlık profesyonellerine başvurması ve hasta yolculuğunun bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması büyük önem taşıyor.' değerlendirmesini yaptı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli de akciğer kanseriyle mücadelede kalıcı etkinin ancak bilimsel ilerlemeyi toplumsal faydaya dönüştüren bütüncül bir yaklaşımla sağlanabileceğini belirtti. </p><p>Bidgoli, akciğer kanseriyle mücadelede sürdürülebilir ilerlemenin, bilimsel gelişmelerin güçlü işbirlikleri ve toplumsal farkındalıkla desteklenmesiyle mümkün olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Roche İlaç Türkiye olarak hayata geçirdiğimiz her çalışmada ortak hedefimiz, bilimsel ilerlemeyi hastalar, sağlık sistemi ve toplum için kalıcı değere dönüştürmek. Bu doğrultuda yürüttüğümüz toplumsal farkındalık projeleri, bilimsel araştırmalar ve sağlık ekosistemindeki paydaşlarla geliştirdiğimiz işbirlikleriyle erken tanı konusunda farkındalığın güçlenmesine ve hasta yolculuğunun iyileştirilmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Çünkü sağlıkta kalıcı dönüşümün, tüm paydaşların ortak sorumluluk anlayışıyla hareket ettiği ve toplumsal faydayı odağına alan bir yaklaşımla mümkün olduğuna inanıyoruz.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/roche-ilac-turkiyeden-akciger-kanserinde-farkindalik-calismalari</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/roche-ilac-turkiyeden-akciger-kanserinde-farkindalik-calismalari.jpg" type="image/jpeg" length="95660"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beta mikrobu çocuklarda kalp kapağı hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/beta-mikrobu-cocuklarda-kalp-kapagi-hastaliklarina-zemin-hazirlayabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/beta-mikrobu-cocuklarda-kalp-kapagi-hastaliklarina-zemin-hazirlayabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Yozgat: - 'Her geçirilen beta enfeksiyonu kalp kapaklarını biraz daha bozuyor. Sonunda 20'li 30'lu yaşlarda kalp kapak ameliyatı gerekebiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Yozgat, çocukluk çağında sık geçirilen boğaz enfeksiyonlarının tedavi edilmediğinde yıllar sonra ciddi kalp hastalıklarına yol açabildiğini belirtti. </p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Yozgat, basit bir boğaz enfeksiyonu sanılan bazı hastalıkların çocuklarda kalp kapaklarına kadar uzanan ciddi sorunlara neden olabildiğini aktardı.</p><p>Beta mikrobunun neden olduğu enfeksiyonların ardından gelişebilen akut romatizmal ateşin erken fark edilmediğinde kalıcı kapak hastalıklarına yol açabileceğini ifade eden Yozgat, şunları kaydetti:</p><p>'Akut romatizmal ateşin temel nedeni beta mikrobudur. Çocuklar özellikle okul döneminde bu mikrobu birbirlerinden nefes yoluyla alabiliyor. Beta boğaza yerleştiğinde ateşli boğaz enfeksiyonu yapıyor ve bu dönemde uygun antibiyotik tedavisi çok önemli. Hastalık eklem ağrılarıyla başlayabiliyor. Bazı çocuklarda boğazdaki beta enfeksiyonundan yaklaşık 2-3 hafta sonra dizler ile ayak bileklerinde şişlik ve ağrılar görülebiliyor. Bazı çocuklarda ise eş zamanlı olarak kalp kapaklarında da hasar yapabiliyor. Eklem tutulumu iz bırakmadan iyileşirken kalp kapak hastalığı kalıcı oluyor ve her geçirilen beta enfeksiyonu kalp kapaklarını biraz daha bozuyor. Sonunda 20'li, 30'lu yaşlarda kalp kapak ameliyatı gerekebiliyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Erken dönemde tedavi edilirse kalıcı hasar gelişmeyebiliyor'</p><p>Yozgat, hastalığın bazen yıllar sonra fark edildiğini belirterek, hastaların muayene sırasında kalpte üfürüm duyulması üzerine kendilerine yönlendirildiğini ifade etti. </p><p>Akut dönemde erken tanının büyük önem taşıdığını vurgulayan Yozgat, 'Ekokardiyografi ile kalp kapağında kaçak tespit ettiğimizde, bunun geçmişte iyi tedavi edilmemiş boğaz enfeksiyonlarına bağlı olduğunu anlayabiliyoruz. Erken dönemde tedavi edilirse kalıcı hasar gelişmeyebiliyor.' değerlendirmesinde bulundu. </p><p>Yozgat, ailelerin eklem ağrılarını çoğu zaman büyüme ağrısı sanabildiğini aktardı.</p><p>Erken tanının ileride gelişebilecek kapak ameliyatlarının önüne geçebildiğine dikkati çeken Yozgat, şunları kaydetti:<br></p><p>'Kapak yetersizliği geliştiğinde tanı alan çocuklarda yeni betaların kalp kapağını daha çok bozmasını engellemek için 21 günde bir şeklinde yıllarca koruyucu antibiyotik iğne kullanması gerekebiliyor. Özellikle 3 yaş sonrası çocukların çocuk kardiyoloji kontrolünden geçmesi ve ekokardiyografi inceleme yapılması önemli.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/beta-mikrobu-cocuklarda-kalp-kapagi-hastaliklarina-zemin-hazirlayabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/07/beta-mikrobu-cocuklarda-kalp-kapagi-hastaliklarina-zemin-hazirlayabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="80494"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
