<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yeni Çağrı Gazetesi - Güncel Haberler, Son Dakika ve Özel Röportajlar</title>
    <link>https://www.yenicagri.com</link>
    <description>Yeni Çağrı Gazetesi ile son dakika haberleri, güncel gelişmeler, ekonomi, politika, spor ve dünya gündemini anında takip edin. Doğru ve hızlı haberin adresi!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenicagri.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Yeni Çağrı Gazetesi © 2026 | Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalama ve yayımlama yasaktır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 30 Sep 2026 19:10:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorlu’da Fizik Tedavi: İlçenin Öne Çıkan 5 Fizyoterapisti]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/corluda-fizik-tedavi-ilcenin-one-cikan-5-fizyoterapisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/corluda-fizik-tedavi-ilcenin-one-cikan-5-fizyoterapisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik tedavi ve fizyoterapi, hareket kabiliyetini etkileyen kas, eklem ve iskelet sistemi kaynaklı sorunların yönetilmesinde önemli bir sağlık hizmeti olarak öne çıkıyor. Bel ve boyun ağrıları, spor yaralanmaları, ameliyat sonrası rehabilitasyon, duruş bozuklukları ve hareket kısıtlılıkları gibi farklı durumlarda başvurulan fizyoterapi uygulamalarında, kişinin ihtiyaçlarının doğru değerlendirilmesi tedavi sürecinin önemli aşamalarından biri olarak görülüyor. Bu nedenle fizyoterapist ile çalışmak, yalnızca mevcut şikâyetin azaltılması açısından değil, kişinin hareket kapasitesinin desteklenmesi ve günlük yaşam aktivitelerini daha rahat sürdürebilmesi açısından da önem taşıyor. Çorlu’da fizik tedavi ve fizyoterapi hizmeti arayanlar için ilçede öne çıkan en iyi fizyoterapistleri derledik.</p>

<p></p>

<p><img class="" height="322" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/resim1-14.jpg" width="850" /></p>

<p></p>

<p><strong>1. Uzman Fizyoterapist Yusuf Kazar</strong></p>

<p>Uzman Fizyoterapist Yusuf Kazar, akademik birikimi ve klinik deneyimini danışanlarına bütüncül bir yaklaşımla sunuyor. Mesleki gelişmeleri ve modern fizyoterapi uygulamalarını yakından takip eden Kazar, tedavi süreçlerini bilimsel ve etik bir çerçevede ele alırken, uygulamaları bireysel ihtiyaçlara göre planlıyor.</p>

<p>Kendi kliniğinde hizmet veren Yusuf Kazar’ın çalışma alanları arasında manuel terapi, klinik egzersiz yaklaşımları, postür ve duruş odaklı çalışmalar ile fonksiyonel hareket uygulamaları bulunuyor. Bel fıtığı, boyun fıtığı, fibromiyalji, boyun düzleşmesi, lenfödem ve donuk omuz gibi farklı sorunlarda da fizyoterapi hizmeti sunan Kazar, kas-iskelet sistemi kaynaklı hareket kısıtlılıklarının yönetimine yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor.</p>

<p>Kazar’ın yaklaşımında kişiye özel değerlendirme ve planlama öne çıkıyor. Her bireyin fiziksel ihtiyaçlarının ve hareket kapasitesinin farklı olduğu anlayışıyla tedavi sürecinin standart bir uygulama yerine danışanın durumuna göre şekillendirilmesi hedefleniyor. Klinik egzersiz, manuel terapi ve fonksiyonel hareket çalışmaları gibi farklı uygulamalar, kişinin ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilebiliyor.</p>

<p><a href="https://yusufkazar.com/" rel="nofollow">Fizyoterapist Yusuf Kazar</a>’ın yaklaşımında tedavinin günlük yaşamla ilişkilendirilmesi de dikkat çekiyor. Süreçte temel amaç, bireyin hareket özgürlüğünü desteklemek ve yaşam konforunu artırmaya yönelik profesyonel çözümler sunmak olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>2. Fizyoterapist Ayda Seray Pirotlu</strong></p>

<p>Çorlu’da fizyoterapi alanında hizmet veren isimlerden Ayda Seray Pirotlu, fizyoterapi bilgisini pilates uygulamalarıyla bir araya getiren çalışmalarıyla öne çıkıyor. Özellikle hareket kabiliyetinin desteklenmesi, kasların dengeli biçimde çalıştırılması, esnekliğin geliştirilmesi ve kişinin fiziksel ihtiyaçlarına uygun egzersiz programlarının oluşturulması sürecinde kişiye özel yaklaşım önem taşıyor.</p>

<p>Pilates uygulamalarında kişinin mevcut fiziksel durumu, hareket kapasitesi ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesi, programın doğru şekilde planlanmasına yardımcı oluyor. Pirotlu da fizyoterapi temelli yaklaşımı ve pilates uygulamalarıyla Çorlu’da bu alanda hizmet almak isteyenlerin araştırabileceği fizyoterapistler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>3. Fizyoterapist Mehmet Yavuz Yiğit</strong></p>

<p>Çorlu’da özellikle çocuklara yönelik fizyoterapi hizmeti arayan ailelerin değerlendirebileceği isimlerden biri de Pediatrik Fizyoterapist Mehmet Yavuz Yiğit. Pediatrik fizyoterapi; çocukların hareket, denge, koordinasyon ve fonksiyonel becerilerinin değerlendirilmesi ve ihtiyaç duyulan alanlarda desteklenmesini kapsayan özel bir çalışma alanı olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Bu süreçte çocuğun yaşı, gelişim özellikleri ve bireysel ihtiyaçları doğrultusunda planlama yapılması önem taşıyor. Çocuklarla yürütülen fizyoterapi uygulamalarında ailelerin sürece dahil edilmesi ve günlük yaşama uyarlanabilecek çalışmaların belirlenmesi de rehabilitasyon yaklaşımının önemli parçaları arasında bulunuyor. Yiğit, pediatrik fizyoterapi alanındaki çalışmalarıyla Çorlu’da öne çıkan isimler arasında gösteriliyor.</p>

<p><strong>4. Fizyoterapist Şeyda Nur Dede</strong></p>

<p>Skolyoz alanındaki çalışmalarıyla Çorlu’da fizyoterapi hizmeti sunan isimlerden biri de Fizyoterapist Şeyda Nur Dede. Omurganın yana doğru eğriliğiyle karakterize edilen skolyozda fizyoterapi ve kişiye uygun egzersiz programları, hekim değerlendirmesiyle birlikte yürütülen takip sürecinin parçalarından biri olabiliyor.</p>

<p>Skolyozun derecesi, kişinin yaşı, fiziksel durumu ve günlük yaşam ihtiyaçları uygulanacak yaklaşımın belirlenmesinde dikkate alınan faktörler arasında bulunuyor. Bu nedenle standart bir egzersiz programı yerine bireysel değerlendirmeye dayanan çalışmalar önem kazanıyor. Skolyoz üzerine yoğunlaşan Dede, Çorlu’da bu alanda fizyoterapist arayan kişilerin inceleyebileceği isimlerden biri olarak listede yer alıyor.</p>

<p><strong>5. Fizyoterapist Gülçin Dönmez Yeniay</strong></p>

<p>Çorlu’da fizyoterapi hizmeti sunan bir diğer isim Fizyoterapist Gülçin Dönmez Yeniay. Fizyolemis adıyla hizmet veren merkez, fizik tedavi ve rehabilitasyon desteği arayan kişilerin değerlendirebileceği seçenekler arasında yer alıyor.</p>

<p>Fizyoterapi sürecinde kişinin fiziksel ihtiyaçlarının belirlenmesi ve buna uygun bir çalışma planının oluşturulması önem taşıyor. Tedavi sürecinin kişinin günlük yaşamını ve hareket kapasitesini destekleyecek şekilde planlanması, fizyoterapinin temel hedefleri arasında bulunuyor. Gülçin Dönmez Yeniay ve Fizyolemis’in sunduğu hizmetler hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler merkez üzerinden iletişime geçebiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/corluda-fizik-tedavi-ilcenin-one-cikan-5-fizyoterapisti</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/resim1-13.jpg" type="image/jpeg" length="59364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail saldırılarında yaralanan Filistinli Sıla, sağlığına Türkiye'de kavuşacak]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/israil-saldirilarinda-yaralanan-filistinli-sila-sagligina-turkiyede-kavusacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/israil-saldirilarinda-yaralanan-filistinli-sila-sagligina-turkiyede-kavusacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırıda şarapnel parçasının isabet etmesi sonucu omurgasından yaralanarak dik durma ve normal oturma yetisini kaybeden 6 yaşındaki Filistinli Sıla Ebu Kerim, Türkiye'de sağlığına kavuşmayı bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki El-Megazi Mülteci Kampı'na yönelik saldırısında oyun oynadığı sırada şarapnel parçasının isabet etmesi sonucu yaralanan Sıla Ebu Kerim'in tedavisi Adana Şehir, Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sürüyor.</p><p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Semih Kıvanç Olguner, AA muhabirine, Cumhurbaşkanlığı ve Sağlık Bakanlığının girişimleriyle Türkiye'ye getirilen Sıla'nın sağlığına kavuşması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.</p><p> </p><p> </p><p>Sıla'nın yardım çığlıklarının Türkiye tarafından duyulduğunu ifade eden Olguner, 'İlk andan beri Sağlık Bakanımız ve Cumhurbaşkanı'mız süreçle son derece yakından ilgilendiler ve desteklerini her zaman bize ilettiler.' dedi.</p><p>Olguner, şu an tetkikleri devam eden Sıla'nın yürüme fonksiyonlarının normale göre biraz zayıf olduğunu dile getirdi.</p><p>Omurilik ve omurgadaki yaralanmaların tedavisinin zorlu bir süreç olduğunu vurgulayan Olguner, şöyle konuştu:</p><p>'Omurilikteki ve omurgasındaki yaralanmaya bağlı olarak omurgada bir kararsızlık ve zayıflık durumu var. Öncelikle bunun tedavi edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla omurgada yapacağımız işlem bir platinleme cerrahisi. Bu yaş gruplarında titiz, hassas ve özellikli bir cerrahi uygulamak gerekiyor. Yaklaşık 3 saat sürecek bir ameliyat olacak. Sonrasında yoğun bakım süreci olabilir, olmazsa direkt servise alabiliriz.'</p><p>Ameliyatın ardından küçük kızın fizik tedaviye alınacağını ifade eden Olguner, 'Sıla'ya elimizden gelenin fazlasını yaparak, inşallah onu tekrar sağlıklı günlerine kavuşturacağız.' dedi.</p>'Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederim'<p>Sıla'nın annesi Nur Khsmıs Ali Banat da kendilerine yardım eli uzatan Türkiye'ye teşekkür etti.</p><p>Gazze'de kızının ameliyat olmadığı için zor günler geçirdiğini anlatan Banat, şöyle konuştu:</p><p>'Yardım istedik, sadece Türkiye yardımcı oldu, başka devletler yardımcı olmadı. Gazze'den çıktık çıkalı Türkiye bizi bırakmadı, her zaman yanımızdalar. Onlar olmasaydı şimdi burada olmazdık. Türkiye'ye bize yardımcı oldukları için teşekkür ediyorum. Maddi ve manevi bize yardımcı oluyorlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ederim. O olmasa, bize el uzatmasaydı biz şimdi bu durumda olmazdık.'</p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından paylaşmıştı<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da İsrail'in saldırısı sonucu omurgasından yaralanan Filistinli Sıla'nın, Türkiye'de tedaviye alındığını sosyal medya hesabından paylaşmıştı.</p><p>Memişoğlu, paylaşımında şunları kaydetmişti:</p><p>'İnsanlığın Vicdanı Türkiye. İsrail'in insanlık dışı saldırılarında omurgasından yaralanan Filistinli evladımız Sıla'yı Adana Şehir Hastanemizde tedavi altına aldık. Hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız, yavrumuzun yeniden sağlığına kavuşması için gerekli tüm tıbbi süreçleri titizlikle yürütüyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye, masumların ve mazlumların sığınağı, insanlığın vicdanı olmaya kararlılıkla devam edecek. Geçmiş olsun Sıla.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br> </p><p>Muhabir: Yakup Sağlam</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/israil-saldirilarinda-yaralanan-filistinli-sila-sagligina-turkiyede-kavusacak</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/israil-saldirilarinda-yaralanan-filistinli-sila-sagligina-turkiyede-kavusacak.jpg" type="image/jpeg" length="56778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BOĞAZA YERLEŞEN SİNSİ BAKTERİ: BETA]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/bogaza-yerlesen-sinsi-bakteri-beta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/bogaza-yerlesen-sinsi-bakteri-beta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Değerli okuyucularım, Yeni Çağrı gazetemizde devam etden Avrasya Hastanesi “Sağlık Notları” sayfası her hafta olduğu gibi bu hafta da en anlamlı sağlık konusuyla sizlerle. Zeytinburnu Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ece Sennaroğlu Yalçın, ebeveynlere uyarılarda bulunurken dikkat edilmesi gereken noktaları anlatıyor. Herkese sağlık dolu bir hafta diliyorum. Haftaya görüşmek üzere, sağlıkla kalın…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p><span style="background-color:#f1c40f">Mevsim geçişlerinde sıkça görülen beta mikrobu çocukların kabusu olabiliyor. Boğaza yerleşmesi nedeniyle yüksek ateş ve boğaz ağrısına neden olan beta mikrobu tedavi edilmezse son derece tehlikeli olabiliyor.</span></p>

<p><img height="459" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/ece1.png" width="459" /></p>

<p><strong><span>Beta Mikrobu Nedir?</span></strong></p>

<p>Üst solunum yolu enfeksiyonlarından bademcik enfeksiyonlarına yol açan Beta mikrobu, boğaz enfeksiyonlarının yaklaşık %10’undan sorumludur. Özellikle de mevsim geçişlerinde çok sık görülen beta mikrobu;<span> </span>ateş, boğaz ağrısı ve şişlik ile kendini belli eder. Okul, kapalı oyun alanları, toplu taşıma araçları, servisler gibi ortamlarda kolaylıkla bulaşır ve şikâyetler 1-3 gün içinde ortaya çıkmaya başlar.</p>

<p><img class="" height="442" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-27-160042.png" width="501" /></p>

<p><strong><span>Beta mikrobu bu belirtilerle ortaya çıkıyor;</span></strong></p>

<p>*Yüksek ateş</p>

<p>*Dilin üzerinde beyaz lekeler</p>

<p>*Boğaz ağrısı</p>

<p>*Bademciklerde şişlik ve beyaz görünümlü iltihap</p>

<p>*Boyunda şişlik, dokununca ağrıyan lenf düğümleri</p>

<p>*Mide bulantısı</p>

<p>* Kusma</p>

<p>*İştahsızlık</p>

<p>*Ağız kokusu</p>

<p><span>*Ciltte kızarıklık ve döküntü.</span></p>

<p><img height="363" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-27-155923.png" width="644" /></p>

<p><strong><span>Beta Mikrobu Neden Olur?</span></strong></p>

<p>Çocuklarda sıklıkla görülen beta, daha çok kapalı ortamlarda A Grubu Beta hemolitik streptokokların hızla buluşması sebebiyle ortaya çıkar. Hastalık kolay bulaştığı için korunmak nispeten daha zordur.</p>

<p><strong><span>Beta Mikrobu Nasıl Bulaşır?</span></strong></p>

<p>A grubu beta hemolitik streptokok diğer adıyla beta mikrobu, hava teneffüsü ve damlacık yolu ile bulaşır. Beta mikrobunu taşıyan bir kişiye bir metreden daha az yaklaşmak, öksürük ve salya yolu ile hastalığın bulaşmasını kolaylaştırır.</p>

<p><img height="467" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-27-160531.png" width="627" /></p>

<p><strong><span>Tedavi Edilmezse Sonuçları Kötü Olabilir</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beta mikrobu daha çok 5-15 yaş aralığındaki çocuklarda görülür. 15 yaşında küçük çocuklarda yukarıda belirtilen şikâyetler gözlemleniyorsa mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Her ne kadar basit yöntemlerle hastalık tedavi olsa da en önemli komplikasyonlardan biri olan akut romatizmal ateş nadir de olsa ortaya çıkabilir. Ayrıca, beta mikrobunun salgıladığı toksinler deride kızıl hastalığının ortaya çıkmasına yol açar. Bu iltihaplar tedavi ile kontrol altına alınmazsa;</p>

<p>Kalp romatizması,</p>

<p>Eklem iltihapları,</p>

<p>Böbrek iltihapları,</p>

<p>Sinüzit,</p>

<p>Orta kulak iltihabı,</p>

<p>Zatürre,</p>

<p>Deri iltihaplarına yol açabilir.</p>

<p><img height="438" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-27-160748.png" width="754" /></p>

<p><strong><span>Ebeveynler Çok Dikkatli Olmalı!</span></strong></p>

<p>Eğer ki;</p>

<p>*Beta mikrobu salgını varsa,</p>

<p>*Çocuk veya ailede glomerulonefrit geçiren kişi varsa,</p>

<p>*Enfeksiyon söz konusu ise,</p>

<p>*Çocuk veya aileden biri romatizmal ateş geçiren varsa,</p>

<p>*Çocukta kızıl hastalığı görüldüyse,</p>

<p>*Yakınlarında kızıl hastalığı geçirdiyse mutlaka doktora başvurulmalı, taşıyıcılık testleri yaptırılarak uygun tedaviye başlanmalıdır.</p>

<p><strong><span>Tedavisi</span></strong></p>

<p>Ebeveynlerin çocuklarında gözlemlediği belirtiler doğrultusunda doktor önce fizikî muayene eder. A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabından şüphelenildiği takdirde ise hızlı step testi veya boğaz kültürü yapılır. Yapılan boğaz kültüründe Beta mikrobu üremesi söz konusu ise bunun önleyecek uygun antibiyotikler belirlenir. Eğer A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabı olduğu kesinleşirse, ağızdan ya da enjeksiyon şeklinde uygulanan antibiyotik ile 10 gün boyunca tedavi edilir.</p>

<p><img height="353" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-27-160317.png" width="678" /></p>

<p><strong><span>Korunmak Mümkün Mü?</span></strong></p>

<p><span>Öncelikle çevrede veya ailede beta mikrobu olan kişi varsa bulaşma riskini en aza düşürmek için yakın mesafede bulunmaktan kaçınılmalıdır. Bunun yanı sıra kapalı ortamlar ve ortak kullanım alanlarından sonra mutlaka çocukların elleri yıkanmalıdır.</span></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/bogaza-yerlesen-sinsi-bakteri-beta</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-27-160421.png" type="image/jpeg" length="57842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda uzun süre idrar tutma alışkanlığı böbrek sağlığını tehdit edebiliyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/cocuklarda-uzun-sure-idrar-tutma-aliskanligi-bobrek-sagligini-tehdit-edebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/cocuklarda-uzun-sure-idrar-tutma-aliskanligi-bobrek-sagligini-tehdit-edebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün: - 'Çocukların en azından iki teneffüste bir tuvalete gitmeleri çok önemli. Gidebiliyorlarsa her teneffüs, gitmiyorlarsa iki teneffüste bir tuvalete gitmeliler']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesinden Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, çocuklarda uzun süre idrar tutmanın yalnızca enfeksiyon riskini artırmakla kalmayıp ilerleyen dönemlerde mesane ve böbrek sağlığını da tehdit edebileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Akgün, çocuklarda düzenli tuvalet alışkanlığının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Akgün, çocukların okul döneminde tuvalet ihtiyacını ertelemesinin sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğunu belirtti.</p><p>Çocukların düzenli tuvalet alışkanlığı kazanmasının önemine işaret eden Akgün, 'Çocukların en azından iki teneffüste bir tuvalete gitmeleri çok önemli. Gidebiliyorlarsa her teneffüs, gitmiyorlarsa iki teneffüste bir tuvalete gitmeliler. Çünkü en iyi mesane boş mesanedir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonlarının sık görüldüğünü vurgulayan Akgün, özellikle küçük yaş grubunda ateşli enfeksiyonların dikkatle takip edilmesi gerektiğini anlattı.</p><p>Akgün, idrar yolu enfeksiyonunun çocuklarda çok sık görüldüğünü belirterek, özellikle ateşli idrar yolu enfeksiyonlarının çocuklarda böbrek hasarına yol açabildiğini ve 0-5 yaş arası çocuklarda bunu sık görüldüğünü vurguladı.</p><p>Okul çağındaki çocuklarda idrar yolu enfeksiyonlarının artmasında tuvalete gitmenin ertelenmesinin önemli bir etken olduğunu aktaran Akgün, şunları kaydetti:</p><p>'Çocuklar arkadaşlarına kavuşuyorlar, oyunlar oynuyorlar, teneffüslerde tuvalete gitmeyi ihmal edebiliyorlar. Bu sırada idrar tutma manevraları gerçekleştiriyorlar. Bu idrar tutmalar bazen saatler sürebiliyor. Bazı çocuklar da hijyen endişesi nedeniyle okulda tuvalete gitmiyor. İdrarın uzun süre tutulması mesanenin kasılmasını bozabiliyor ve bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırarak tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlayabiliyor.'</p><p>Akgün, ailelerin, öğretmenlerin ve okul yönetimlerinin de bu konuda çocukları desteklemesi gerektiğini kaydederek, okul tuvaletlerinin hijyenik olması ve çocukların tuvaleti kullanmaktan çekinmemesinin önemine dikkati çekti.</p><p>- Uzun süre idrar tutma mesaneyi bozabiliyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Prof. Dr. Akgün, uzun süre ve sık tekrarlanan idrar tutma alışkanlığının ilerleyen dönemlerde mesanenin çalışma düzenini bozabileceğini ifade etti.</p><p>İdrar tutma manevralarının çok sık olursa mesanenin kasılmasının bozulduğunu anlatan Akgün, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'İleride gülerken, öksürürken idrar kaçıran çocukları görebiliyoruz. Hatta daha ileri dönemlerde bazen mesanenin çalışması tamamen bozuluyor. İleri vakalarda mesanenin sonda yardımıyla günde birkaç kez boşaltılması gerekebiliyor. Bu durumlar böbrek yetmezliği ve böbrek kaybına kadar ilerliyor. Çocuklar hem alaturka hem alafranga tuvaletleri kullanmayı öğrenmesi gerekiyor. Her okulda hem alaturka hem alafranga tuvaleti olmalı. Ailelerin her iki tuvaleti kullanmayla ilgili eğitim vermeleri gerekmekte.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/cocuklarda-uzun-sure-idrar-tutma-aliskanligi-bobrek-sagligini-tehdit-edebiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/cocuklarda-uzun-sure-idrar-tutma-aliskanligi-bobrek-sagligini-tehdit-edebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="15258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 117 kalp merkeziyle ileri tanı ve tedavi hizmeti sunuyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/saglik-bakanligi-117-kalp-merkeziyle-ileri-tani-ve-tedavi-hizmeti-sunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/saglik-bakanligi-117-kalp-merkeziyle-ileri-tani-ve-tedavi-hizmeti-sunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hastanelerinde faaliyet gösteren 117 kalp merkezinde tanı, tedavi ve takip süreçleri yürütülürken, geçen yıl 46, bu yılın ilk yarısında ise 11 kalp nakli gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, kalp ve damar hastalıkları, vatandaşların yaşam süresini, günlük yaşam aktivitelerini ve genel yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor.</p><p>Özellikle erken yaşlardan itibaren ortaya çıkan sağlıksız yaşam alışkanlıkları, kalp sağlığını olumsuz etkileyerek ilerleyen dönemlerde ciddi hastalıklara zemin hazırlayabiliyor.</p><p>Kalp ve damar sağlığının korunmasında sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve etkili tedavi büyük önem taşıyor.</p>117 kalp merkeziyle ileri tanı ve tedavi hizmetleri sunuluyor<p>Kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hastanelerinde faaliyet gösteren 101 erişkin kalp merkezi ve 16 pediatrik kalp merkezi olmak üzere 117 kalp merkezi ile kapsamlı sağlık hizmeti sunuluyor.</p><p>İleri tıbbi teknoloji ve uzman sağlık ekipleriyle hizmet veren bu merkezlerde, kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi başta olmak üzere ilgili branşların koordinasyonuyla hastaların tanı, tedavi ve takip süreçleri bütüncül şekilde yürütülüyor.</p><p>Kalp merkezleri, erken tanı süreçlerinden ileri tedavi yöntemlerine kadar geniş kapsamlı sağlık hizmetlerinin sunulmasına imkan sağlarken, ileri düzey kalp yetmezliği bulunan ve uygun tıbbi kriterleri taşıyan hastaların değerlendirilmesi ile gerekli durumlarda kalp nakli süreçlerinin yürütülmesinde de önemli rol üstleniyor.</p><p>Geçen yıl 46 kalp nakli, bu yılın ilk yarısında ise 11 kalp nakli gerçekleştirildi. Kalp nakli gerçekleştirilen hastaların nakil sonrası takip ve tedavileri de uzman ekipler tarafından sürdürülüyor. Bu merkezler sayesinde vatandaşların kalp ve damar hastalıklarına yönelik sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişimi sağlanırken ciddi kalp hastalıklarında ileri tanı ve tedavi seçeneklerinden yararlanılmasına imkan sunuluyor.</p><p>Kalp ve damar hastalıkların önlenmesine yönelik çalışmalar, koruyucu sağlık hizmetleri yaklaşımı doğrultusunda sürdürülüyor.</p><p>Bu kapsamda birinci basamak sağlık hizmetlerinde kalp ve damar hastalıklarına yönelik risk değerlendirmeleri yapılıyor, hipertansiyon ve diyabet gibi risk faktörlerinin erken tanısı ve etkin yönetimine yönelik çalışmalar yürütülüyor.</p><p>Tütün kullanımının önlenmesi yönelik kapsamlı mücadele sürdürülüyor, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlıklarının geliştirilmesi teşvik ediliyor ve toplumun sağlık okuryazarlığının artırılmasına yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştiriliyor.</p><p>Kalp sağlığının korunması yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi edilmesini değil hastalık gelişmeden önce risklerin azaltılmasını esas alan bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor.</p>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kalp sağlığını koruyor<p>Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için bireylerin, tütün ve tütün ürünlerinden uzak durması, sağlıklı ve dengeli beslenmesi, günlük yaşamda fiziksel aktiviteyi artırması, ideal vücut ağırlığını koruması, kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol düzeylerini düzenli olarak kontrol ettirmesi, aile hekimine başvurarak kalp ve damar hastalıkları risk değerlendirmesini yaptırması önem taşıyor.</p><p>Ayrıca, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya inme belirtileri geliştiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklanıyor.</p><p>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle hem bireysel yaşam kalitesi artırılabiliyor hem de toplumdaki hastalık yükü önemli ölçüde azaltılabiliyor.</p><br><p>Muhabir: Duygu Yener</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/saglik-bakanligi-117-kalp-merkeziyle-ileri-tani-ve-tedavi-hizmeti-sunuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/saglik-bakanligi-117-kalp-merkeziyle-ileri-tani-ve-tedavi-hizmeti-sunuyor.jpg" type="image/jpeg" length="12728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfından güvenilir beslenme bilgisine erişim değerlendirmesi]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/sabri-ulker-gida-arastirmalari-enstitusu-vakfindan-guvenilir-beslenme-bilgisine-erisim-degerlendirmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/sabri-ulker-gida-arastirmalari-enstitusu-vakfindan-guvenilir-beslenme-bilgisine-erisim-degerlendirmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş: - 'Bireylerin karşılaştıkları bilgiyi sorgulayabilmelerini, güvenilir kaynakları ayırt edebilmelerini ve beslenme konusunda daha bilinçli tercihler yapabilmelerini desteklemeyi amaçlıyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, beslenme alanında güvenilir bilgiye erişimin önemli olduğunu belirtti.</p><p>Vakıftan yapılan açıklamaya göre, sosyal medya ve popüler trendler doğrultusunda sık sık gündeme getirilen mucizevi besinler ya da farklı beslenme önerileri, kulaktan dolma bilgiyle doğru bilgiyi birbirinden ayırmayı zorlaştırıyor.</p><p>Bilimsel bilgi, hangi besinin ne miktarda ve hangi beslenme düzeninin parçası olarak tüketilmesi gerektiğini anlamak açısından yol gösterici oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Begüm Mutuş, gıda ve beslenme konusunda doğru bilgiye ulaşmak kadar, bu bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille paylaşmanın önemli olduğunu aktardı.</p><p>Gıda, beslenme ve sağlık okuryazarlığının gelişmesine 2009'dan bu yana katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Mutuş, 'Bilim insanları ve farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirdiğimiz ulusal ve uluslararası konferans ve eğitim programlarıyla beslenme ve sağlık iletişimine katkı sağlıyor, bilimsel bilginin daha geniş kitlelere ulaşmasını destekliyoruz. Bütün bu çalışmalarla bireylerin karşılaştıkları bilgiyi sorgulayabilmelerini, güvenilir kaynakları ayırt edebilmelerini ve beslenme konusunda daha bilinçli tercihler yapabilmelerini desteklemeyi amaçlıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Mutuş, sosyal medyada bir bilginin sıkça paylaşılmasının, o bilginin bilimsel olarak doğru olduğu anlamına gelmediğini vurgulayarak, sağlık ve beslenme konusunda güvenilir kaynaklara ve bilimsel araştırmalara dayanan bilgilerin rehber alınmasının önemine dikkati çekti.</p><p>- 'Beslenme ve gıdada doğru bilgiyi toplumla buluşturma misyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz'</p><p>Vakfın beslenme ve gıdada doğru bilgiyi toplumla buluşturma misyonuyla çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Mutuş, kalp sağlığı konusunda yaygın olarak doğru kabul edilen 5 yanlış inanışla ilgili Vakfın Bilim Kurulunun kamuoyuyla paylaştığı bilimsel gerçekler olduğuna işaret etti.</p><p>Mutuş, zeytinyağının, içerdiği tekli doymamış yağ asitleri ve antioksidan bileşenler nedeniyle dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeninin önemli bir parçası olduğunu belirtti.</p><p>Zeytinyağının sağlıklı bir besin olmasının, sınırsız miktarda tüketilebileceği anlamına gelmediğine dikkati çeken Mutuş, 'Gereğinden fazla tüketilmesi günlük enerji alımının artmasına neden olabilir. Önemli olan zeytinyağını dengeli bir beslenme düzeni içinde, uygun miktarlarda tüketmektir.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>Mutuş, uzun yıllar boyunca yumurta gibi kolesterol içeren besinlerin kalp sağlığı açısından olumsuz etkileri olduğunun düşünüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p><p>'Ancak güncel bilimsel çalışmalar, kan kolesterol düzeyleri üzerinde besinlerle alınan kolesterolün yanı sıra, özellikle doymuş ve trans yağ tüketimi başta olmak üzere beslenme düzeninin bütününün etkili olduğunu gösteriyor. Yumurta gibi kaliteli protein ve elzem besin ögeleri içeren gıdalar, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeninin parçası olabilir. Bu nedenle yalnızca besinlerin içerdiği kolesterole değil, beslenme düzeninin bütününe odaklanmak önem taşıyor.'</p><p>Kalp ve damar hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan sağlık sorunları olduğunu aktaran Mutuş, 'Ateroskleroz olarak adlandırılan, damar duvarlarında plak birikimiyle ilerleyen süreç genç yaşlarda başlayabilir ve yıllar içinde gelişebilir. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıklarının erken yaşlardan itibaren benimsenmesi önem taşır.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>Mutuş, vücut ağırlığının sağlıklı aralıkta olmasının kalp ve damar sağlığı açısından önemli olduğunu ancak tek başına koruyucu olmadığını anlatarak, kişinin zayıf görünebileceğini ancak karın bölgesindeki iç organların çevresinde yağlanma görülebileceğini, kolesterol, kan şekeri veya tansiyon gibi kardiyovasküler risk göstergelerinin yüksek olabileceğini ifade etti.</p><p>Kalp sağlığını değerlendirirken yalnızca vücut ağırlığına bakılmaması gerektiğine işaret eden Mutuş, beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları, genetik faktörler ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.</p><p>Mutuş, vitamin, mineral veya omega-3 gibi besin takviyelerinin, sağlıklı ve dengeli beslenmenin yerini tutmayacağını aktararak, şunları kaydetti:</p><p>'Takviye kullanımı, kişinin gereksinimleri ve sağlık durumu doğrultusunda hekim veya diyetisyen önerisiyle planlanmalıdır. Sebze, meyve, tam tahıllar ve kurubaklagiller, lif, vitamin, mineral ve çeşitli biyoaktif bileşenleri bir arada içerir. Bu nedenle kalp ve damar sağlığını desteklemek için öncelik, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeninin sürdürülmesi olmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/sabri-ulker-gida-arastirmalari-enstitusu-vakfindan-guvenilir-beslenme-bilgisine-erisim-degerlendirmesi</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/sabri-ulker-gida-arastirmalari-enstitusu-vakfindan-guvenilir-beslenme-bilgisine-erisim-degerlendirmesi.jpg" type="image/jpeg" length="87202"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp hastalıkları klasik göğüs ağrısı olmadan da belirti verebilir]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/kalp-hastaliklari-klasik-gogus-agrisi-olmadan-da-belirti-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/kalp-hastaliklari-klasik-gogus-agrisi-olmadan-da-belirti-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Zafer Işılak: - 'Özellikle daha önce yaşanmayan bir nefes darlığı, efor kapasitesinde belirgin azalma, göğüste baskı veya sıkışma hissi, çarpıntı, baş dönmesi ya da bayılma gibi belirtiler önemsenmelidir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Zafer Işılak, kalp hastalıklarının her zaman klasik göğüs ağrısıyla kendini göstermediğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kalp sağlığında yalnızca belirti ortaya çıktığında değerlendirme yapılması yeterli olmayabiliyor. <br></p><p>Yüksek tansiyon ve kolesterol gibi bazı önemli risk faktörleri uzun süre herhangi bir belirti vermeden seyredebiliyor.</p><p>Tütün kullanımı, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme, fazla kilo, diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol, kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili başlıca risk faktörleri arasında yer alıyor.</p><p>Kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde yaşam tarzıyla ilişkili risklerin azaltılması önemli yer tutuyor. <br></p><p>Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, tütün ürünlerinden uzak durulması, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve tansiyonla kolesterol düzeylerinin takip edilmesi, kardiyovasküler riskin azaltılmasına yönelik temel yaklaşımlar arasında bulunuyor. <br></p><p>- 'Kalp hastalıklarının mutlaka şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkacağı düşüncesi yanıltıcı'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Zafer Işılak, belirtilerin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kalp hastalıklarının mutlaka şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkacağı düşüncesinin yanıltıcı olabileceğini aktaran Işılak, 'Özellikle daha önce yaşanmayan bir nefes darlığı, efor kapasitesinde belirgin azalma, göğüste baskı veya sıkışma hissi, çarpıntı, baş dönmesi ya da bayılma gibi belirtiler önemsenmelidir.' ifadesini kullandı.</p><p>Işılak, bazı kişilerde kalp kaynaklı sorunların mide bölgesinde rahatsızlık, bulantı, sırta veya çeneye yayılan ağrı gibi farklı yakınmalarla da kendini gösterebileceğine dikkati çekerek, önemli olanın, yeni başlayan, tekrarlayan veya açıklanamayan belirtilerin değerlendirilmesi olduğunu anlattı.</p><p>Özellikle kadınlarda belirti ve ortaya çıkış biçimleri bakımından kalp hastalıklarının farklılaşabilmesinin son dönemde bilimsel gündemin de önemli başlıklarından biri haline geldiğini aktaran Işılak, 'Kalp krizi yalnızca erkeklerde görülen ve her zaman klasik göğüs ağrısıyla başlayan bir durum değil. Bu nedenle nefes darlığı, olağandışı yorgunluk, bulantı, terleme veya göğüs bölgesinde baskı gibi belirtilerin farklı şekillerde ortaya çıkabileceği dikkate alınıyor.' görüşlerini kaydetti. </p><p>Işılak, kardiyovasküler risk değerlendirmesinde kişinin kendisini iyi hissetmesinin tek başına yeterli bir gösterge olmadığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>'Kalp sağlığının değerlendirilmesinde kişinin herhangi bir şikayetinin olup olmamasının yanı sıra tansiyon, kolesterol, kan şekeri, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi ve tütün kullanımı gibi risk faktörleri de dikkate alınmalıdır. Ailede erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsünün bulunması da risk değerlendirmesinde önem taşır. Bu nedenle kalp sağlığı, yalnızca bir yakınma ortaya çıktığında değil, kişinin genel risk profili üzerinden de ele alınmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/kalp-hastaliklari-klasik-gogus-agrisi-olmadan-da-belirti-verebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/kalp-hastaliklari-klasik-gogus-agrisi-olmadan-da-belirti-verebilir.jpg" type="image/jpeg" length="54347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Çocuklarda mide ağrısını sadece okul stresine bağlamak yanıltıcı olabilir' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/cocuklarda-mide-agrisini-sadece-okul-stresine-baglamak-yaniltici-olabilir-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/cocuklarda-mide-agrisini-sadece-okul-stresine-baglamak-yaniltici-olabilir-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak: - 'Göğüs ağrısı deyince kalple ilgili problemler akla geliyor. Ancak ağrı eforla veya spor yapmakla ortaya çıkmıyorsa, beraberinde nefes darlığı ve bayılma gibi durumlar eşlik etmiyorsa daha çok mide ve yemek borusunun tahrişinden, yani reflü veya gastritten kaynaklanabiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak, okul ve sınav dönemlerinde mide ağrısı, bulantı, erken doyma ve dolgunluk hissinin artabileceğini, bu şikayetlerin mide ve yemek borusu problemleriyle stresten kaynaklanabileceğini ifade etti. <br></p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Bayrak, gastritin çocukluk çağında da görülebildiğini aktardı. </p><p>Gastritin mide iç yüzeyinin tahriş olmasıyla ortaya çıktığına işaret eden Bayrak, çocukların en sık mide ağrısı ve yanması şikayetleriyle başvurduğunu anlattı.</p><p>Bayrak, yaş ilerledikçe ağıza acı su gelmesi, göğüste yanma ve göğüs ağrısının da tabloya eşlik edebildiğine dikkati çekerek, 'Göğüs ağrısı deyince kalple ilgili problemler akla geliyor. Ancak ağrı eforla veya spor yapmakla ortaya çıkmıyorsa, beraberinde nefes darlığı ve bayılma gibi durumlar eşlik etmiyorsa daha çok mide ve yemek borusunun tahrişinden, yani reflü veya gastritten kaynaklanabiliyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Çocuklarda gastritin birçok farklı nedeni olabileceğini belirten Bayrak, 'helicobacter pylori' enfeksiyonunun yanı sıra diğer enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar, kimyasal tahriş edici maddeler ve bazı yiyeceklerin de mideyi etkileyebildiğini aktardı. </p><p>- 'Okul ve sınav dönemlerinde mide ağrısı artabiliyor'</p><p>Bayrak, stresin de önemli faktörlerden biri olduğunu vurgulayarak, okul ve sınav dönemlerinde mide ağrısı, bulantı, erken doyma ve dolgunluk hissinin artabileceğini ifade etti. </p><p>Söz konusu şikayetlerin hem mide veya yemek borusu problemlerinden hem de stresten kaynaklanabileceğini anlatan Bayrak, öncelikle nedenin doğru şekilde belirlenmesi gerektiğine işaret etti.</p><p>Bayrak, çocuklarda mide ve yemek borusuyla ilgili şikayetlerin değerlendirilmesinde öncelikle çocuk doktorunun muayenesinin önemli olduğunu belirterek, gerekli görülen durumlarda çocuk gastroenteroloji uzmanlarına başvurulduğunu aktardı.</p><p>Her çocukta hemen endoskopi yapılmadığına dikkati çeken Bayrak, 'Büyüme ve gelişme geriliği, mide ağrısıyla birlikte kanama, dışkıda kan, kan tükürme veya kansızlık önemli bulgularımız. Bunun dışında yeterli tedaviye rağmen düzelme olmuyorsa endoskopi gündeme gelebiliyor.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>Bayrak, çocuklarda mide ve yemek borusu şikayetlerinin azaltılması için beslenme alışkanlıklarının da gözden geçirilmesi gerektiğini kaydederek, kakao içeren çikolata, kahve, kola ve gazoz gibi asitli içecekler, asitli meyve suları, acı ve baharatlı yiyecekler ile çok yağlı ürünlerin şikayetleri artırabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cips, salçalı yiyecekler, çiğ köfte ve noodle gibi ürünlere de dikkat edilmesi gerektiğine dikkati çeken Bayrak, 'Yemek yer yemez yatmamak, geç saatlerde yemek yememek ve şikayetleri artıran gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak önemli. Yakınmaları ihmal edersek ileride kronikleşmeyi maalesef sık görüyoruz.' değerlendirmesini yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/cocuklarda-mide-agrisini-sadece-okul-stresine-baglamak-yaniltici-olabilir-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/cocuklarda-mide-agrisini-sadece-okul-stresine-baglamak-yaniltici-olabilir-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="55068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp kontrolünde fark edilen nadir akciğer tümörü ameliyatla çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/kalp-kontrolunde-fark-edilen-nadir-akciger-tumoru-ameliyatla-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/kalp-kontrolunde-fark-edilen-nadir-akciger-tumoru-ameliyatla-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Karapınar: - 'Tümör, bağışıklık sistemi hücreleriyle ilişkili ve çok agresif değil. Diğer akciğer kanserleri gibi vücutta metastaz yapmıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nde akciğerinde nadir görülen 'inflamatuvar miyofibroblastik tümör' tespit edilen 52 yaşındaki Serkan Yalçın, kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatın ardından sağlığına kavuştu.</p><p>Medipol Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, ailesindeki kalp hastalığı öyküsü nedeniyle herhangi bir şikayeti olmamasına rağmen hastaneye başvuran Yalçın'a kalp damarlarının değerlendirilmesi amacıyla bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografi yapıldı.</p><p>Kalp damarlarında ciddi bir soruna rastlanmayan Yalçın'ın akciğerinde yaklaşık 5 santimetrelik kitle görüldü. Başlangıçta kistik lezyon olduğu düşünülen ve bir süre takip edilen kitlenin, daha sonra yapılan PET incelemesinde tümöral aktivite gösterdiği belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bunun üzerine ameliyata alınan Yalçın'ın kitlesi, kapalı yöntemle çıkarıldı. Ameliyat sonrası yapılan incelemede kitlenin nadir görülen inflamatuvar miyofibroblastik tümör olduğu tespit edildi.</p><p>- 'Bu tümörle ilk kez karşılaştık'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Karapınar, 22 yıllık meslek hayatında bu tümörle ilk kez karşılaştığını belirtti.</p><p>Karapınar, tümörün diğer akciğer kanserlerinden farklı özellikler taşıdığına değinerek, şu ifadeleri kullandı:<br></p><p>'Hastamızın dünyada çok nadir olan bir tümörü olduğu ortaya çıktı. Bu tümöre teorik olarak daha önce birkaç kez rastlandığını biliyordum ancak biz, ilk defa böyle bir vakayla karşılaştık. Tümör, bağışıklık sistemi hücreleriyle ilişkili ve çok agresif değil. Diğer akciğer kanserleri gibi vücutta metastaz yapmıyor, yayılım göstermiyor ancak lokal olarak büyüyebiliyor. Bu nedenle tamamen çıkarılması gerekiyor. Aksi halde yeniden büyüyerek, başka sorunlara neden olabilir.' <br></p><p>Karapınar, hastanın genel sağlık durumunun iyi olması nedeniyle ameliyatı kapalı yöntemle gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:</p><p>'Hastanın tedavisi cerrahiydi ve geniş eksizyon uyguladık. Başlangıçta bunu bir kanser cerrahisi gibi düşünerek, geniş bir şekilde rezeke ettik. Şu anda nüks beklemiyoruz ancak hastamızı yine de 6 aylık periyotlarla takip edeceğiz. Hastamız gayet iyi, yürüyor. Diğer şikayetleri geçti. Kan değerleri iyi, filmi gayet iyi. En yakın zamanda taburcu edeceğiz. Kapalı ameliyat yaptığımız için hastanın yaşamında ciddi bir kısıtlılık beklemiyoruz. Birinci aydan itibaren rahatlıkla işine devam edebileceğini düşünüyoruz.'</p><p>Hasta Serkan Yalçın ailesindeki kalp hastalığı öyküsü nedeniyle 50 yaşını geçtikten sonra kontrol yaptırmak istediğini anlattı.</p><p>BT anjiyografi sonucunda kalp damarlarında ciddi bir sorun görülmediğini belirten Yalçın, ilk teşhisin yapıldığı döneme ilişkin şu ifadeleri kullandı:</p><p>'O inceleme sırasında şans eseri akciğerimde 5 santimetrelik bir kitle tespit edildi. Kitle ilk tespit edildiğinde takip edilmesine karar verildi ancak sonraki süreçte yapılan değerlendirmelerin ardından kitlenin tamamen çıkarılmasına karar verildi. Böyle bir şeyi tabii ki beklemiyorduk. İnsan en basitinden en kötüsüne kadar kafasında çok fazla senaryo oluşturuyor. Çıkan sonuca baktığımızda, kötünün iyisi diyebiliriz.'</p><p>Yalçın, ameliyatın üzerinden yaklaşık bir hafta geçtiğini ve hayat kalitesinde herhangi bir düşme olmadığını aktararak, 'Taburcu olduktan sonra durumu daha rahat anlayacağım ancak şu anda herhangi bir sıkıntı, ağrı ya da negatif bir etki hissetmiyorum. Ne kadar bilinçli olsam da 5 santimetrelik bir kitlenin ne zaman oluştuğunu veya bu noktaya geldiğini bilmiyorum. Bence reaktif değil, proaktif olmalıyız ki nedeni belirlenemeyen bu tip hastalıkları daha önceden belirleyebilelim, ilerlemesini önleyebilelim.' değerlendirmesini yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/kalp-kontrolunde-fark-edilen-nadir-akciger-tumoru-ameliyatla-cikarildi</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/kalp-kontrolunde-fark-edilen-nadir-akciger-tumoru-ameliyatla-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="41841"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Reflü nedeniyle ağıza ulaşan mide asidi diş minesine zarar verebilir]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/reflu-nedeniyle-agiza-ulasan-mide-asidi-dis-minesine-zarar-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/reflu-nedeniyle-agiza-ulasan-mide-asidi-dis-minesine-zarar-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Naime Bilinç Bulucu: - 'Diş minesinin uzun süre veya tekrarlayan biçimde asitle temas etmesi yüzeyde önce yumuşamaya, süreç devam ettikçe de geri dönüşü olmayan madde kaybına yol açabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Naime Bilinç Bulucu, mide asidinin ağız ortamına ulaşmasının zamanla diş minesinde erozyona neden olabileceğini belirtti. </p><p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Bulucu, dişlerde incelme, yüzeylerin düzleşmesi ve hassasiyet gibi bulguların göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkati çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bulucu, diş erozyonunun bakterilerden bağımsız olarak asitlerin etkisiyle dişin sert dokularında meydana gelen madde kaybı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Diş minesinin uzun süre veya tekrarlayan biçimde asitle temas etmesi yüzeyde önce yumuşamaya, süreç devam ettikçe de geri dönüşü olmayan madde kaybına yol açabilir. Bu asit yalnızca yiyecek ve içeceklerden kaynaklanmaz. Reflü nedeniyle ağıza ulaşan mide asidi de diş yüzeylerinde erozyona neden olabilen etkenlerden biridir.' </p><p>Gastroözofageal reflüde mide içeriğinin yemek borusuna, bazı durumlarda ise ağız boşluğuna kadar ulaşabildiğini aktaran Bulucu, tekrarlayan asit temasının özellikle diş minesinin mineral yapısını etkileyebildiğini belirtti.</p><p>Bulucu, mine dokusunun vücuttaki en sert yapılardan biri olmasına rağmen aside karşı tamamen dayanıklı olmadığını vurgulayarak, 'Tekrarlayan asit maruziyetiyle diş yüzeyinde parlaklaşma, düzleşme, çukurlaşma ve incelme görülebilir. Mine kaybı ilerledikçe alttaki dentin dokusu açığa çıkabilir ve sıcak, soğuk ya da tatlı yiyeceklere karşı hassasiyet artabilir.' ifadelerini kullandı. </p><p>- 'Kaybedilen mine dokusu kendiliğinden yeniden oluşmuyor'</p><p>Dişlerde görülen aşınmanın tek başına reflü tanısı koydurmayacağını aktaran Bulucu, asitli ve gazlı içeceklerin sık tüketimi, bazı beslenme alışkanlıkları, ağız kuruluğu ve mekanik etkenlerin de diş yüzeyindeki kayıplarda rol oynayabileceğini kaydetti.</p><p>Bulucu, erozyonun başlangıç döneminde ağrıya neden olmadan ilerleyebileceğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Burada önemli olan aşınmanın nerede ve nasıl oluştuğunu değerlendirmektir. Diş hekimi yalnızca mevcut madde kaybına değil, aşınmanın dağılımına ve kişinin beslenme ile genel sağlık öyküsüne de bakar. Nedeni açıklanamayan veya ilerleyen erozyonlarda reflü ihtimali de değerlendirilerek gerekli durumlarda hasta ilgili tıp branşına yönlendirilebilir. Dişlerin şeklinde değişiklik, mine yüzeyinde incelme, sararmanın belirginleşmesi, kesici kenarlarda şeffaflaşma ya da sıcak-soğuk hassasiyeti fark edildiğinde diş hekimi kontrolü önem taşıyor. Çünkü kaybedilen mine dokusu kendiliğinden yeniden oluşmuyor. Ama neden erken dönemde belirlenirse ilerlemenin önüne geçmek için koruyucu uygulamalar planlanabiliyor.'</p><p>Asitle temas eden diş yüzeyinin geçici olarak daha hassas hale gelebileceğini vurgulayan Bulucu, reflü veya ağıza asit gelmesi sonrasında dişlerin hemen sert şekilde fırçalanmaması gerektiğine dikkati çekti.</p><p>Bulucu, asit maruziyetinin ardından ağzın suyla çalkalanabileceğini aktararak, 'Diş bakımında yumuşak kıllı fırça ve florür içeren diş macunlarının tercih edilmesi, asitli yiyecek ve içeceklerin tüketim sıklığının azaltılması da önemlidir. Ancak dişlerde mevcut bir erozyon varsa yalnızca evde alınacak önlemlerle yetinilmemeli. Erozyonun nedeni ve düzeyi diş hekimi tarafından değerlendirilmelidir.' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/reflu-nedeniyle-agiza-ulasan-mide-asidi-dis-minesine-zarar-verebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/reflu-nedeniyle-agiza-ulasan-mide-asidi-dis-minesine-zarar-verebilir.jpg" type="image/jpeg" length="19556"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukluk çağı kanserlerinde erken farkındalık hayati önem taşıyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-farkindalik-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-farkindalik-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gülyüz Öztürk: - 'Çocukluk çağı kanserlerinin bazı belirtileri enfeksiyonlarla benzerlik gösterebildiği için beklenenden uzun süren veya giderek belirginleşen yakınmalarda hekime başvurmak önemlidir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gülyüz Öztürk, çocukluk çağı kanserlerinde erken farkındalığın büyük önem taşıdığını belirtti. </p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Öztürk, çocukluk çağında hastalık belirtilerinin değerlendirilmesinin yetişkinlere göre farklılık gösterebildiğini aktardı. </p><p>Öztürk, çocuklarda morluk görülmesinin özellikle hareketli ve oyun çağındakilerde oldukça sık karşılaşılan bir durum olduğunu, burada morluğun varlığından ziyade nasıl ortaya çıktığının önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Travma hatırlanmadığı halde vücudun farklı bölgelerinde giderek artan morluklara burun veya diş eti kanaması, ciltte küçük kırmızı-mor noktalarla solukluğun eşlik etmesi halinde kan hücreleri açısından değerlendirme yapılması gerektiğine dikkat çeken Öztürk, her morluğun, burun kanamasının veya halsizliğin de kanser anlamına gelmediğini kaydetti. <br></p><p>Öztürk, 'Çocuklarda bu şikayetlerin çok sayıda farklı ve daha sık görülen nedeni olabilir. Önemli olan açıklanamayan ve tekrarlayan bulguların göz ardı edilmemesidir.' ifadelerini kullandı.</p><p>- Geçmeyen ateş ve halsizliğe dikkat </p><p>Öztürk, özellikle okulların açıldığı dönemde, çocukların birbirleriyle daha fazla temas etmesinin üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden olacağını, tek başına birkaç kez ateşlenme veya bir kış döneminde sık hastalanmanın ciddi bir hastalık göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ateşin nedeninin açıklanamaması, beklenen sürede düzelmemesi veya çocuğun genel durumunda belirgin bir değişiklik oluşturması halinde değerlendirme yapılmasının önem taşıdığını vurgulayan Öztürk, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Burada yalnızca ateşin derecesine değil, çocuğun ateş dışında genel durumuna, günlük aktivasyonuna, beslenmesine, kilo kaybı olup olmadığına, solukluk, gece terlemesi veya kolay morarma gibi başka bulguların bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır. Çocukluk çağı kanserlerinin bazı belirtileri enfeksiyonlarla benzerlik gösterebildiği için beklenenden uzun süren veya giderek belirginleşen yakınmalarda hekime başvurmak önemlidir.'</p><p>Öztürk, çocukluk çağı lösemilerinde kemik ve eklem ağrılarının görülebildiğini ancak tek bir belirti üzerinden sonuca gidilmemesi gerektiğine işaret ederek, muayenede ağrının yeri, süresi, hareketle ilişkisi ve eşlik eden diğer bulguların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. </p><p>- Lenf bezlerinde büyüme her zaman hastalık anlamına gelmiyor</p><p>Prof. Dr. Öztürk, çocuklarda boyunda ele gelen lenf bezlerinin özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında oldukça sık görülebildiğini anlatarak, bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara verdiği yanıt nedeniyle lenf bezlerinin bir süre büyüyüp ve daha sonra küçülebildiğini belirtti.</p><p>Çocuğun boynunda bir lenf bezinin fark edilmesinin tek başına ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini aktaran Öztürk, şu bilgileri verdi:<br></p><p>'Büyümenin devam etmesi, giderek belirginleşmesi, ağrısız olması veya ateş, kilo kaybı, gece terlemesi ve belirgin halsizlik gibi başka bulgularla birlikte görülmesi halinde doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir. Muayene sırasında yalnızca lenf bezinin boyutuna değil, bulunduğu bölgeye, kıvamına, hareketliliğine, ne zamandır var olduğuna ve çocuğun genel durumuna birlikte bakılmalıdır. Çocukluk çağında lenf bezi büyümesi çok sık karşılaştığımız bir bulgudur. Önemli olan bunun hangi klinik tablo içerisinde ortaya çıktığını doğru değerlendirmektir.'</p><p>Öztürk, anne ve babaların çocuklarıyla ilgili gözlemlerinin değerlendirme sürecinde önemli bilgiler sağlayabildiğini vurguladı. </p><p>Böyle durumlarda paniğe kapılmadan çocuk doktoruna başvurulması gerektiğine dikkati çeken Öztürk, 'Yapılan değerlendirmeler çoğu zaman aileyi rahatlatacak sonuçlarla da tamamlanabiliyor. Bununla birlikte gerçekten araştırılması gereken bir durum varsa bunun zamanında fark edilmesi çok önemlidir.' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-farkindalik-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-farkindalik-hayati-onem-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="72646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çevre ve hava kirliliği romatizmal hastalıkları tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/cevre-ve-hava-kirliligi-romatizmal-hastaliklari-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/cevre-ve-hava-kirliligi-romatizmal-hastaliklari-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Adem Küçük, 'Eskiden hava daha temizdi, romatolojik hastalıklar daha azdı ama artık çevresel kirlilik önemli bir sağlık sorunu olmaya başladı.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KONYA (AA) - Prof. Dr. Adem Küçük, NEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Konferans Salonu'nda düzenlenen 'Hasta-Hekim Buluşması' programında, romatizmal hastalıkların belirtileri, tarihsel gelişimi ve tedavideki yeniliklere ilişkin sunum yaptı.</p><p>Romatizmal hastalıkların tanısında yaşanan gecikmelere dikkati çeken Prof. Dr. Küçük, toplumda farkındalık oluşturmanın önemini vurguladı.</p><p>Küçük, hastaların doğru tanıya ulaşana kadar farklı branşları gezmek zorunda kaldığını belirterek, 'Bazen doktora ulaşmak kolay olmayabiliyor. Tanı gecikince hastalar çeşitli problemler yaşıyor. Bunları aşmamız ancak toplumun bilinçlenmesiyle olur. Bu toplantılarla ve sosyal medya vasıtasıyla farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz.' dedi.</p>'Sigaradan uzak durulduğunda romatizma riski düşecektir'<p>Romatolojik hastalıkların insanlık tarihi kadar eski olduğuna dikkati çeken Küçük, şöyle konuştu:</p><p>'Bu hastalıklar aniden bir trafik kazası gibi ortaya çıkmıyor. Bir belli bir süreç var. Mesela çevre ve hava kirliliği. Eskiden hava daha temizdi, romatolojik hastalıklar azdı ama artık çevresel kirlilik önemli bir sağlık sorunu olmaya başladı. Çevresel kirliliğin romatizma hastalığını tetiklediği anlaşıldı. Sigara sadece akciğer ve kalp rahatsızlıklarına yol açmıyor, antikor oluşumunu ve romatizmal hastalıkları da doğrudan tetikliyor. Çevresel etkenleri kontrol altına almamız şart. Kilo verildikçe ve sigaradan uzak durulduğunda romatizma riski düşecektir.'</p>Erken tanı eklem hasarını önlüyor<p>Prof. Dr. Küçük, günümüzde gelişen tedavi seçenekleri sayesinde kalıcı eklem hasarlarının önüne geçilebildiğini, eklemlerde şişlik, kızarıklık ve bel ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p><p>Etkinlik, Prof. Dr. Adem Küçük'ün katılımcıların sorularını yanıtlamasıyla sona erdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br> </p><p>Muhabir: Abdullah Doğan</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Konya</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/cevre-ve-hava-kirliligi-romatizmal-hastaliklari-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/cevre-ve-hava-kirliligi-romatizmal-hastaliklari-tetikliyor.jpg" type="image/jpeg" length="58987"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara nedeniyle 3 parmağını kaybeden Osman dede pişmanlığını anlattı]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/sigara-nedeniyle-3-parmagini-kaybeden-osman-dede-pismanligini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/sigara-nedeniyle-3-parmagini-kaybeden-osman-dede-pismanligini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya'da yaşayan ve uzun yıllar kullandığı sigara nedeniyle sağ ayağındaki 3 parmağını kaybeden Osman Gülay, yaşadığı pişmanlığı anlatarak, herkese bu zararlı alışkanlıktan uzak durmasını önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAKARYA (AA) - Anadolu Ajansının (AA) 'Bir Nefes Bin Zehir' başlıklı dosyasının bu haberinde, 7 çocuk ve 14 torun sahibi 75 yaşındaki Osman Gülay'ın sigara bağımlılığı nedeniyle yaşadığı sağlık sorunları anlatıldı.</p><p>Vatani görevini 1971-1973 yıllarında yapan Gülay, tezkeresine kısa süre kala sigaraya başladı.</p><p>Sigara nedeniyle zamanla sağlık sorunları yaşayan Gülay'ın damar tıkanıklığı nedeniyle vücudunun bazı yerlerine pıhtı attı. Gülay'ın sağ ayağındaki 3 parmağı, 1988'de İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde yapılan ameliyatla ampute edildi.</p><p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p> </p><p>Bu süreçte 3 kez sigarayı bırakıp tekrar başlayan Gülay'ın sağlık sorunlarının devam etmesi sonucu kalbinde hasar oluştu. Aort kapağının delinmesi ve 4 damarının tıkanması nedeniyle 2010'da ameliyat edilen Gülay'ın aort kapağı yenilendi, tıkanan damarlardan biri açıldı, 3'ü için sol bacak damarı kullanılarak baypas yapıldı.</p><p>Ömrünün büyük bölümünü çiftçilikle geçiren Gülay, sigara nedeniyle yaşadığı sağlık sorunlarının ardından kendi iradesiyle bağımlılığından kurtularak 16 yıldır dumansız hayat yaşıyor.</p>'Şimdi huzurluyum'<p>Osman Gülay, AA muhabirine, gençliğinde çobanlık yaparken sigaraya özendiğini fakat içmediğini, askerdeyken başladığını ve bağımlı olduğunu söyledi.</p><p>Sigara bağımlılığı nedeniyle zamanla sağlık sorunları yaşamaya başladığını anlatan Gülay, 'Ayaklarıma pıhtı attı, damarlarım tıkandı. Parmağım çürümeye başladı. Sonra kalbime sıçradı. Kalp ameliyatı geçirdim. Sigarayı 3 kez bırakıp tekrar başladım. Kalbim tıkanınca içemez oldum.' dedi.</p><p>Gülay, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle sigarayı bırakmaya karar verdiğini dile getirerek, 'Doktor 'Seni bir daha ameliyat edersem 3 ay sırt üstü yatacaksın.' dedi. Bu sefer korktum, 7 çocuğum vardı bakılması gereken. Bunları gençlerimiz bilse inan bana yapmazlar. İnsan bilemiyor bir şey sanıyor, içiyor. Hep öyle yaptık ama Allah'a çok şükür ben bırakabildim. Şimdi huzurluyum, rahatım.' diye konuştu.</p><p>Gençlere sigaradan uzak durmaları tavsiyesinde bulunan Gülay, şunları kaydetti:</p><p>'Sigara damarlarımı kuruttu. Abdest alırken gençler varsa etrafımda ayağımı yavaş yavaş çıkarıyorum göstere göstere yıkıyorum, çocuklar bakışıyor. Sigaradan tıkandığını söylüyorum, 'Sakın, kesinlikle başlamayın.' diyorum. Başka bir şeyle eğlensinler, çerez alıp yesinler. Sigarayla eğlence, gösteriş, kibarlık, kabadayılık olmaz. Hastalıklara kalmadan, canının değerini bilsinler. Gençliğimde içmedim, askerden sonra içtim, kısa zamanda çok zarar verdi. Sigaradan ne arkadaş ne de başka bir şey olur. En son dert bırakır, süründürür. Ecel gelmeden can çıkmaz ama sürünürsün.'</p><p><br> </p><p>Muhabir: Mine Yıldırım</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sakarya</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/sigara-nedeniyle-3-parmagini-kaybeden-osman-dede-pismanligini-anlatti</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/sigara-nedeniyle-3-parmagini-kaybeden-osman-dede-pismanligini-anlatti.jpg" type="image/jpeg" length="21933"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara, kalp krizi ve inme riskini 2 ila 4 kat artırıyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/sigara-kalp-krizi-ve-inme-riskini-2-ila-4-kat-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/sigara-kalp-krizi-ve-inme-riskini-2-ila-4-kat-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, sigara kullanımının kalp damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olduğunu, kalp krizi ve inme riskini 2 ila 4 kat artırabildiğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansının (AA) 'Bir Nefes Bin Zehir' başlıklı dosyasının bu haberinde, tütün ve tütün mamullerinin kalp damar sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı.</p><p>Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Cafer Panç, AA muhabirine, sigaranın toplumda sık kullanılan çok zararlı bir madde olduğunu, toplumun genelde sigaranın akciğerle ilgili bulgularını bildiğini ancak kardiyolog olarak sigaranın çok daha önemli dramatik sonuçlarıyla karşılaşabildiklerini söyledi.</p><p>Sigaranın kalp damar hastalıklarında ciddi bir risk faktörü olduğunu belirten Panç, 'Dünyada kardiyovasküler hastalıklar yani kalp ve damar hastalıkları, ölüm nedenlerinin başında geliyor. Her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Sigara ise yılda yaklaşık 7 milyon ölüme neden oluyor. Kalp ve damar hastalıklarında sigara kullanımının kalp krizi ve inme riskini 2 ila 4 kat artırdığını biliyoruz.' dedi.</p><p> </p><p> </p><p>Panç, sigaranın birçok mekanizmayla damarlara hasar verdiğini vurgulayarak, 'Öncelikle damarın iç duvarına hasar vererek endotel hasar dediğimiz durumu gerçekleştiriyor ki bu damar sertliğinin başlangıcını oluşturan bir mekanizma. Aynı zamanda damar içerisinde inflamasyonu, iltihabi dokuyu artırıyor. Bu da damar sertliğini artıran bir durum.' diye konuştu.</p>'Sigaranın zararlı etkileri ve damar hasarı ilk kullanımdan itibaren başlıyor'<p>Sigaranın düzenli ve uzun süreli kullanımının yanı sıra tek bir sigaranın bile damar yatağına hasar oluşturabildiğine dikkati çeken Panç, şöyle devam etti:</p><p>'Bir tane sigara 20 sigaranın 20'de biri kadar hasar veriyor değil, çok daha fazlasını yapıyor. Aslında bir tane sigara bile bir paket sigaranın oluşturduğu riskin yüzde 40-50'sini oluşturabiliyor tek başına. Sigaranın zararlı etkileri ve damar hasarı ilk kullanımdan itibaren başlıyor. Çalışmalarda 40 yaş öncesinde sigara bırakıldığında, sigaraya bağlı risklerin yüzde 80-90 azaldığı gösterilmiş. Bu da önemli bir bulgu aslında, ne kadar erken bırakırsak o kadar vücudumuz için faydalı oluyor.'</p><p>Panç, nargile, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin de kalp ve damar hastalıkları açısından risk oluşturduğunu belirterek, nikotin bağımlılığının kardiyovasküler hastalıklar açısından risk teşkil ettiğini söyledi.</p><p>Elektronik sigaralardan çıkan aerosollerin de toksik maddeler içerdiğine dikkati çeken Panç, bu maddelerin kalp ve damar sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğini ifade etti.</p><p>Doç. Dr. Panç, kalp ve damar sağlığının korunması için bu ürünlerin tamamından uzak durulması gerektiğini kaydetti.</p>Pasif içicilerde kalp damar hastalıkları riski yüzde 50 artıyor<p>Dünyada sigara kaynaklı rahatsızlıklardan hayatını kaybeden 7 milyon kişiden 1,5 milyona yakınının pasif içicilerden oluştuğunu söyleyen Panç, 'Pasif içicilerde kalp damar hastalıklarının yüzde 40 ila 50 oranda hiç sigaraya maruz kalmayanlara göre arttığını biliyoruz.' dedi.</p><p>Panç, sigaranın bırakılmasıyla zararlı etkilerin zamanla azaldığını ifade etti.</p><p>Kalp hızının dakikalar içerisinde normale döndüğünü belirten Panç, 1 ila 2 yılda kalp damar hastalıkları riskinin belirgin şekilde azalmaya başladığını, 3-5 yılda sigaraya bağlı risklerin neredeyse yarıya düştüğünü bildirdi.</p><p>Panç, 13 ila 15 yılda ise sigaraya bağlı risklerin, neredeyse hiç sigara içmemiş birinin risk düzeyine kadar gerilediğini kaydetti.</p><p>Uzun yıllardır sigara kullanan kişilerin de sigarayı bırakmanın faydalarını görebileceğine işaret eden Panç, sigaranın ne kadar süredir kullanıldığından bağımsız olarak en kısa sürede bırakılması gerektiğini vurguladı.</p><p>Panç, kalp damar sağlığını korumak için tek bir sigara dahi tüketilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>'Sigarayı kullanmaya başlar başlamaz kalp hızımız ilk 20 dakikada yükselmeye başlar'<p>Mehmet Akif Ersoy Kalp Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Taşbulak ise sigara ve tütün kullanımının kardiyovasküler hastalıkların temel sebeplerinden biri olduğunu söyledi.</p><p>Taşbulak, koroner kalp, perifer arter ve beyin damarlarını ilgilendiren karotid şah damarı hastalıklarının doğrudan sigara kullanımıyla ilişkili olduğuna dikkati çekerek, 'Sigarayı kullanmaya başlar başlamaz kalp hızımız ve tansiyonumuz ilk 20 dakikada yükselmeye başlar.' dedi.</p><p>Sigaranın damar duvarlarının iç yüzeyinde bulunan endotel hücrelerine direkt toksik etki yaratarak kardiyovasküler hastalıkların sürecini başlattığını ifade eden Taşbulak, 'İlk sigara kullanımından başlayarak yıllar içinde bir birikim şeklinde ilgili organlarımızda ciddi kalıcı hasarlar oluşturabilmektedir.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Taşbulak, sigaranın damar duvarındaki kolesterol birikintileri ve diğer etkenlerle birleştiğinde aterosklerotik plakları aktif hale getirebildiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Bu durum, günün birinde bu aterosklerotik plaklar kalpteki damarlarda yırtılırsa kalp krizine, beyin damarlarında yırtılırsa inmeye ve diğer organlarımızda da aynı şekilde o organ hasarını başlatmış oluyor. Nargile, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin sigaradan hiçbir farkı yoktur. Aynı şekilde toksinli, sıcak ve zehirli dumanı içimize çekiyoruz. Bu zehirli duman aynı şekilde damar sistemimize ulaşmış oluyor. Bu ürünler damarların iç yüzeyindeki endotel hücrelere direkt toksik etki yaratıyor ve aterosklerotik kalp hastalıklarının sürecine sigarada olduğu gibi katkı sağlıyor.'</p><p>Taşbulak, nargilenin normal sigara kullanımından çok daha yoğun bir duman maruziyetine neden olduğunu, elektronik sigaraların ise kullanım kolaylığı nedeniyle normal sigaradan çok daha sık kullanılabildiğini ifade etti.</p><p>Doç. Dr. Taşbulak, pasif içiciliğin de uzun yıllar maruziyet halinde kalp damar hastalıkları riskini artırdığını belirterek, çocuklar, yaşlılar ve kalp damar hastalığı bulunanların tütün dumanına maruz kalmasının da olumsuz sonuçlara yol açtığını kaydetti.</p><p>Taşbulak, 'Hiçbir zaman sigarayı bırakmak için geç değil. Tabii ki önemli olan en başından hiç içmemek ama kalp damar hastalığınız geliştikten sonra veya inme geçirdikten sonra bile sigarayı bıraktığınız zaman unutmayın ki bu süreç devam eden bir süreç.' ifadelerini kullandı.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Hikmet Faruk Başer</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/sigara-kalp-krizi-ve-inme-riskini-2-ila-4-kat-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/sigara-kalp-krizi-ve-inme-riskini-2-ila-4-kat-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="21049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GSK Türkiye'den klinik araştırmalar alanında işbirliği]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/gsk-turkiyeden-klinik-arastirmalar-alaninda-isbirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/gsk-turkiyeden-klinik-arastirmalar-alaninda-isbirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- TİTCK Klinik Araştırmalar Dairesi Başkanı Dr. Kim. Sevinç Ayla Özsar: - 'GSK Türkiye ve Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi arasında imzalanan işbirliği protokolünün ölçülebilir sonuçlar üreterek Türkiye'nin klinik araştırmalardaki gücüne önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - GSK Türkiye ile Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi arasında işbirliğine yönelik iyi niyet anlaşması imzalandı.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, GSK, Türkiye'de klinik araştırmalar alanında yürüttüğü işbirliklerine bir yenisini daha ekledi.</p><p>Buna göre, şirketle Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi arasında imzalanan protokolle klinik araştırmaların daha etkin, kaliteli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesine yönelik ortak çalışmalar gerçekleştirilmesi hedefleniyor.</p><p>İşbirliğiyle iki kurum arasında bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, araştırma ekiplerinin yetkinliklerinin geliştirilmesi, operasyonel süreçlerin iyileştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması da planlanırken, protokolün Türkiye'nin klinik araştırmalardaki kapasitesinin ve uluslararası gücünün geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.</p><p>Ankara'da gerçekleştirilen imza törenine, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Klinik Araştırmalar Dairesi Başkanı Dr. Kim. Sevinç Ayla Özsar, Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, GSK Türkiye Genel Müdürü Jorge Arevalo, GSK Türkiye Klinik Araştırmalar Direktörü Umut Akbulut ve GSK Türkiye Ülke Medikal Direktörü Uzm. Dr. Devrim Emel Alıcı katıldı.<br></p><p>Açıklamada törendeki konuşmasına yer verilen TİTCK Klinik Araştırmalar Dairesi Başkanı Dr. Kim. Sevinç Ayla Özsar, klinik araştırmalar alanının düzenleyici tarafı ve bir otorite olarak bütün paydaşlarla işbirliği içerisinde olduklarını aktararak, zincirin birer parças olduklarını, sorumluklarının bütün halkaların uyumlu ve uygun hareket etmesini sağlamak olduğunu belirtti.</p><p>Dünyadaki yeni nesil klinik araştırma yaklaşımının sistem bazlı ve kalite mükemmeliyetine odaklı olduğunu gördüklerini anlatan Özsar, 'Bu anlamda Türkiye, güçlü altyapısı, nitelikli araştırmacıları, deneyimli etik kurulları ve Avrupa Birliği ile uyumlu düzenleyici yapısıyla klinik araştırmalar açısından önemli bir potansiyele sahip.' ifadesini kullandı.</p><p>Özsar, potansiyeli ileriye taşımanın yolunun, tüm paydaşların birbirini tamamladığı, kaliteyi ve hızı birlikte gözeten sistemli yapı kurmaktan geçtiğini vurgulayarak, 'GSK Türkiye ve Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi arasında imzalanan işbirliği protokolünün ölçülebilir sonuçlar üreterek Türkiye'nin klinik araştırmalardaki gücüne önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>- 'Türkiye'nin klinik araştırmalardaki başarısını destekleyeceğine inanıyoruz'</p><p>Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş da klinik araştırmalar alanında geliştirilen yapılandırılmış ve sürdürülebilir işbirliklerinin, araştırmacıların bilimsel çalışmalarına, araştırma ekiplerinin yetkinliklerine ve eğitim faaliyetlerine önemli katkılar sağladığını kaydetti.</p><p>Protokolün karşılıklı deneyim paylaşımı ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması yoluyla Türkiye'nin klinik araştırmalardaki başarısını destekleyeceğine inandıklarına işaret eden Altuntaş, şunları kaydetti:<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Nihai hedefimiz, bilimsel araştırmalardan elde edilen bilgi ve yenilikleri hasta yararına dönüştürerek onkoloji alanındaki gelişmelere katkı sağlamaktır. Bu işbirliğinin, ülkemizde yürütülen klinik araştırmaların niteliğinin geliştirilmesine ve uygun hastaların yenilikçi tedavi seçeneklerine erişiminin desteklenmesine değerli katkılar sunmasını temenni ediyoruz.' </p><p>GSK Türkiye Genel Müdürü Jorge Arevalo da bilimsel araştırmaları, yenilikçi tedavilere erişimin artırılması ve sağlık sistemlerinin sürdürülebilir şekilde gelişiminin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini aktardı.</p><p>Türkiye'nin, güçlü sağlık altyapısı, alanında yetkin araştırmacıları ve önemli hasta potansiyeliyle klinik araştırmalar açısından stratejik konuma sahip olduğuna dikkati çeken Arevalo, şunları kaydetti:<br></p><p>'Son dönemde farklı araştırma merkezleriyle hayata geçirdiğimiz işbirlikleri Türkiye'nin klinik araştırma kapasitesine duyduğumuz güvenin ve bu alana yönelik uzun vadeli taahhüdümüzün somut göstergeleridir. İmzaladığımız bu protokolün, klinik araştırma süreçlerinde bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendireceğine, operasyonel mükemmeliyetin desteklenmesine katkı sağlayacağına ve araştırma ekosistemindeki işbirliğini daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz.'</p><p>Arevalo, gelecek dönemde de araştırma merkezleriyle kurdukları güçlü işbirliklerini geliştirmeyi ve Türkiye'nin klinik araştırmalar alanındaki uluslararası konumunun güçlenmesine katkıda bulunmayı hedeflediklerini belirtti.</p><p>GSK Türkiye Klinik Araştırmalar Direktörü Umut Akbulut da 'Bu protokolü tekil bir girişimden ziyade, uzun vadeli işbirliği yaklaşımımızın bir parçası olarak görüyoruz. Amacımız, merkezlerle deneyim paylaşımını artırmak, operasyonel hazırlık ve çalışma başlangıç süreçlerini desteklemek ve hasta erişimini güçlendirmek.' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/gsk-turkiyeden-klinik-arastirmalar-alaninda-isbirligi</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/gsk-turkiyeden-klinik-arastirmalar-alaninda-isbirligi.jpg" type="image/jpeg" length="85585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Enfeksiyonla alerjinin ayrımında ateş belirleyici olabiliyor]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/enfeksiyonla-alerjinin-ayriminda-ates-belirleyici-olabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/enfeksiyonla-alerjinin-ayriminda-ates-belirleyici-olabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu: - 'Ateşin yanı sıra boğaz ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı, bazen kusma ve ishal gibi durumlar varsa, burada daha çok viral bir enfeksiyon olabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, belirtilerinin birbirine karıştırılabildiği enfeksiyonla alerjinin ayrımında ateşin önemli bir gösterge olduğunu belirtti.</p><p>Medipol Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, okulların açılmasıyla çocukların kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi, birbirleriyle temasının artması ve viral enfeksiyonların daha kolay yayılması, beraberinde bazı sağlık sorunlarını getirebiliyor.</p><p>Sonbahar aylarında polenlerin de etkisini sürdürmesiyle burun akıntısı, hapşırma, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi şikayetler, çocuklarda hem viral enfeksiyonlar hem de alerji nedeniyle ortaya çıkabiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, özellikle ateş, boğaz ağrısı, kas ve eklem ağrısı gibi belirtilerin enfeksiyon açısından önemli ipuçları verdiğini aktardı.</p><p>Nacaroğlu, viral enfeksiyonlarla alerjik hastalıkların bazı belirtilerinin birbirine benzeyebildiğine değinerek, 'İkisinin ayrımında ateş, önemli bir gösterge. Ateşin yanı sıra boğaz ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı, bazen kusma ve ishal gibi durumlar varsa, burada daha çok viral bir enfeksiyon olabilir. Ateş ve boğaz ağrısı yoksa, sabah kalktığında hapşırık, burun akıntısı, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı varsa, bu durumda saman nezlesi, yani alerjik nezle olabilir.' değerlendirmesini yaptı.<br></p><p>Sonbahar ve ilkbahar aylarında polen kaynaklı alerjik şikayetlerin yoğunlaşabildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Nacaroğlu, özellikle sabah saatlerinde artan belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.<br></p><p>Nacaroğlu, 'Bu dönemlerde sabahları kalktığımızda şikayetlerimiz çok yoğunsa, hapşırıklarımız ve göz kızarıklıklarımız varsa, burada tetikleyici bir alerjimiz var mı diye değerlendiriyoruz. Alerjinin tespitinde yararlanılan deri testleri, çok kolay ve ağrısızdır. Çocuklarda çok kolay uygulayabildiğimiz ve hemen sonuç alabildiğimiz testlerdir. Çayır, çimen ve polen alerjisi ya da evde kedi, köpek gibi hayvanlara karşı alerji olup olmadığını bu testlerle değerlendirebiliyoruz.' ifadelerini kullandı. <br></p><p>- 'Alerji astıma dönüşebiliyor'</p><p>Bazı çocuklarda alerjenlere yoğun maruziyetin ilerleyen dönemlerde astıma yol açabileceğini vurgulayan Nacaroğlu, özellikle şikayetleri devam eden çocukların takip edilmesi gerektiğini ve bu durumun engellenmesi için alerjen immünoterapi tedavisi uygulandığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Okulların açılmasıyla sık enfeksiyon geçiren çocuklarda yaşam düzeninin de önem kazandığına işaret eden Nacaroğlu, 'Çocuklarda düzenli uyku ve sağlıklı beslenme, bağışıklık sistemi açısından önemli. Özellikle işlenmiş gıdalar ve abur cubur olarak tüketilen ürünlerin sınırlandırılması gerekiyor.' değerlendirmesinde bulundu.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/enfeksiyonla-alerjinin-ayriminda-ates-belirleyici-olabiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/enfeksiyonla-alerjinin-ayriminda-ates-belirleyici-olabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="47418"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: Dünyanın her ülkesinden Türkiye'ye sağlık hizmeti almaya geliyorlar]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/saglik-bakani-memisoglu-dunyanin-her-ulkesinden-turkiyeye-saglik-hizmeti-almaya-geliyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/saglik-bakani-memisoglu-dunyanin-her-ulkesinden-turkiyeye-saglik-hizmeti-almaya-geliyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Bizde sağlığa herkes ulaşabiliyor. Dünyanın her ülkesinden Türkiye'ye sağlık hizmeti almaya geliyorlar. İnşallah ABD ile özellikle teknoloji alanında iyi işler yapacağız.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NEW YORK (AA) - Bakan Memişoğlu, ABD'nin New York kentindeki Türkevi'ne girişinde gazetecilere açıklamada bulundu, soruları yanıtladı.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ülkelerin liderleri ve üst düzey temsilcilerini New York'ta bir araya getiren BM 81. Genel Kurulu'ndaki hitabını anımsatan Memişoğlu, Erdoğan'ın insanlığın sesi olduğunu belirtti.</p><p>'Dünya 5'ten büyüktür' ifadesinin sadece bir cümle olmadığını, insanlığı ifade ettiğini dile getiren Memişoğlu, şunları kaydetti:</p><p>'Sağlık her şeyin başı. Onun için elimizden geldiğince Türkiye'de sağlık hizmetlerini dünyanın en iyi sağlık hizmetlerinden birisi yapıyoruz. Sağlığın teknolojisini, ilacını, malzemesini üretmek için de Amerika'daki ticaret erbabıyla, sanayiciyle buluştuk. Washington City'de Amerikan Sağlık Bakanı Robert Francis Kennedy Jr. ile görüştük. İnşallah sağlıkla ilgili işbirliği yapacağız. Çünkü Amerika'da sağlığa ulaşım çok sorun. Bizde ise sağlığa herkes ulaşabiliyor. Dünyanın her ülkesinden Türkiye'ye sağlık hizmeti almaya geliyorlar. Biz hizmette çok iyiyiz, teknolojisini de yavaş yavaş geliştiriyoruz. İnşallah ABD ile beraber özellikle teknoloji alanında iyi işler yapacağız.'</p>'Herkesin kazanacağı bir işbirliğine gideceğiz'<p>Türkiye'nin sağlık alanında artık bir pazar değil, bir ortak olduğunu belirten Memişoğlu, 'Ortak olmak için de herkesin kazanacağı, bizim de kazanacağımız işbirliklerinin olacağını ümit ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ekibine teşekkür ederiz.' dedi.</p><p>Sağlık teknoloji firmalarıyla toplantılarının olacağını dile getiren Bakan Memişoğlu, Türkiye'yi sadece sağlık hizmetinde değil, üretim ve teknolojide de bölgenin merkezi yapacaklarını vurguladı.</p><p>Bir gazetecinin 'Kovid-19 döneminde Amerika'da maskeye ulaşılamadığını ve Türkiye'nin ABD'ye maske gönderdiğini' anımsatması üzerine Memişoğlu, 'Amerika'nın temel sağlık, koruyucu sağlık dediğimiz birinci basamağı maalesef çok yeterli değil. Bakan Bey'le de görüştük, onlara o açıdan destek vereceğiz, onlar bize teknoloji açısından verecek. Esasında iki ülkenin de tamamlayıcı anlamında birbirine ihtiyacı var. Herkesin kazanacağı bir işbirliğine gideceğiz inşallah.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br> </p><p>Muhabir: Zafer Fatih Beyaz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/saglik-bakani-memisoglu-dunyanin-her-ulkesinden-turkiyeye-saglik-hizmeti-almaya-geliyorlar</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 00:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/saglik-bakani-memisoglu-dunyanin-her-ulkesinden-turkiyeye-saglik-hizmeti-almaya-geliyorlar.jpg" type="image/jpeg" length="37281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası 21. Adli Tıp Günleri'nde üçüncü gün oturumları gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/uluslararasi-21-adli-tip-gunlerinde-ucuncu-gun-oturumlari-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/uluslararasi-21-adli-tip-gunlerinde-ucuncu-gun-oturumlari-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da bu yıl 21'incisi düzenlenen 'Uluslararası Adli Tıp Günleri'nde üçüncü gün oturumları sona erdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Antalya Eğitim ve Sosyal Tesisi'nde düzenlenen, Anadolu Ajansının (AA) 'Global İletişim Ortağı' olduğu ve adli tıp başkanları, akademisyenler, yargı mensupları, ceza hukukçuları, avukatlar ile kriminal uzmanlarının katıldığı kongre devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Başkanlığını Jandarma Kriminal Başkanı Tuğgeneral Sinan Şen ve Adli Tıp Kurumu (ATK) Malatya Grup Başkanı Doç. Dr. Mucahit Oruç'un yaptığı 'Kitlesel Felaketlerde Adli Tıp Hizmetleri ve Bilirkişilik' oturumu gerçekleştirildi.</p><p>Oturumda, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan 'Türkiye'nin Afet Yönetim Sistemi', Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Avrasya Adli Bilimler Bölge Müdürü Melahat Elif Günçe Eskiköy 'Kitlesel Felaketlerde Uluslararası Kızılhaç Komitesinin Faaliyetleri', Ukrayna Adalet Bakanlığı Adli Bilimler Enstitüsü Ulusal Bilimsel Merkezi Uluslararası İşbirliği ve Yabancılarla Çalışma Bölümü Başkanı Dr. Ihor Sych 'Ukrayna'da Adli Antropoloji Alanında Ulusal Kapasite Geliştirme: Dijital Dönüşüm, Kimliklendirme ve Uluslararası İşbirliği', Amerikan Adli Bilimler Akademisi (AAFS) Başkanı ve Denver Adli Tıp Ofisi Baş Uzmanı Uzman Dr. James Caruso 'Uçak Kazalarında Ölü Muayene ve Keşif' ve Adli Tıp Kurumu Gaziantep Grup Başkanı Uzman Dr. Murat Kamalak 'Kahramanmaraş 6 Şubat 2023 Depremlerinde Adli Tıp Hizmetleri ve Bilirkişilik' konularında sunumlar yaptı.</p><p>'Adli Genetik ve Bilirkişilik' konulu ikinci oturuma Gazi Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Akar ve Ankara Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersi Abacı Kalfoğlu başkanlık etti.</p><p>Oturumda, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu Üyesi Prof. Dr. Selçuk Daşdemir 'Adli Genetikte Genotip Bilgisinden Fenotip Tayini ile İlgili Güncel Gelişmeler', Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu Üyesi Doç. Dr. Nihan Hande Akçakaya 'Adli Tıp Kurumunda Moleküler Otopsi Çalışması ve Güncel Gelişmeler', Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu Üyesi Doç. Dr. Esra Güzel Tanoğlu 'Büyük Veriden Adli Kanıta: Yapay Zeka Destekli Yeni Nesil Dizileme (NGS) Yaklaşımları', Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Burak Taştekin 'Kan ve Semen Lekeleri Analizinde Güncel Gelişmeler' ve İngiltere Edge Hill Üniversitesi Akıllı Görsel Hesaplama Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ardhendu Behera 'Adli İncelemelerde Yapay Zeka Kullanılarak Tek Hücre Segmentasyonu ve Sınıflandırması' konularında sunumlar yaptı.</p><p>Başkanlığını TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Doç. Dr. Ali Görçin ve Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı Muhammed Şimşek'in yaptığı günün üçüncü oturumunda 'Adli Bilişim ve Bilirkişilik' görüşüldü.</p><p>Oturumda, Saint-Petersburg Sivil Havacılık Üniversitesi Kıdemli Öğretim Görevlisi Dr. Ivan Sıparov 'Deepfake ile Üretilen Seslerin Tespitinde Güncel Gelişmeler ve Karşılaşılan Zorluklar', TÜBİTAK BİLGEM Veri Kıymetlendirme Birimi Sorumlusu Dr. Emrah Başaran 'Deepfake ile Üretilen Görüntülerin Tespitinde Güncel Gelişmeler ve Karşılaşılan Zorluklar', Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi Başkanı Adnan Keçe 'Adli Bilişimde Yapay Zeka Ajanlarının Kullanılması: Dijital Delillerin Ön İncelenmesi ve İlişkilendirilmesi', Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı Zafiyet Yönetimi Daire Başkanı Dr. İsmail Erkek 'Siber Olay Müdahale ve Dijital Adli Delillendirme Süreçlerinin Yerli Bir Yazılım Platformu ile Bütünleşik Yönetimi' ve TÜBİTAK Uzay Görüntü İşleme Grubu Takım Lideri Dr. Mehmet Ali Arabacı 'TÜBİTAK Adli Kanıt İnceleme Platformu' konularında sunumlar yaptı.</p><p>'Dünyada Adli Tıp / Adli Bilimler ve Bilirkişilik' konulu günün son oturumunun başkanlığını Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Üyesi Muharrem Ürgüp ile Hakimler ve Savcılar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çetin Arslan üstlendi.</p><p>Oturumda, Birleşik Krallık Kent Üniversitesi Adli Bilimler Bölümü Prof. Dr. Robert Edward Green 'Adli Bilimlerde Yapay Zekanın Kullanımı ve Riskleri', Cezayir Mustafa Üniversite Hastanesi Adli Tıp Bölümü Cezaevi Hekimliği Birimi Başkanı Prof. Dr. Djamil Azzouz 'Cezayir Adli Tıp Kurumunun Organizasyon Yapısı ve Bilirkişilik', Somali Emniyet Kriminal Başkanlığı Adli Tıp Birimi Başkanı Albay Mohamed Mohamud Ahmed 'Somali Emniyet Kriminal Başkanlığı Adli Tıp Biriminin Organizasyon Yapısı ve İşleyişi' ve Arnavutluk Adli Tıp Kurumu Başkanı Uzman Dr. Bledar Xhemalı 'Arnavutluk Adli Tıp Kurumunun Organizasyon Yapısı ve Bilirkişilik' konularında sunumlar yaptı.</p><p>Kongre, 27 Eylül'de sona erecek.</p><p><br> </p><p>Muhabir: Sinan Özmüş</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/uluslararasi-21-adli-tip-gunlerinde-ucuncu-gun-oturumlari-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/uluslararasi-21-adli-tip-gunlerinde-ucuncu-gun-oturumlari-gerceklestirildi.jpg" type="image/jpeg" length="62228"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇOCUKLARINIZA OKUL ÇAĞINDA FAYDA SAĞLAYACAK BESLENME ÖNERİLERİ]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/cocuklariniza-okul-caginda-fayda-saglayacak-beslenme-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/cocuklariniza-okul-caginda-fayda-saglayacak-beslenme-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Değerli okuyucularım, Yeni Çağrı gazetemizde devam ettiğimiz Avrasya Hastanesi “Sağlık Notları” sayfamız her hafta olduğu gibi bu hafta da en anlamlı sağlık konusuyla sizlerle. Zeytinburnu Avrasya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Büşra Çengel Ulu sağlıklı bir beslenme çantası için önerilerde bulundu. Herkese sağlık dolu bir hafta diliyorum. Haftaya yine görüşmek üzere, sağlıkla kalın…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okul çağı, çocukların fizyolojik ve sosyal gelişimlerinin en hızlı olduğu ve hayat boyu sürecek alışkanlıkların temellerinin atıldığı bir dönemdir. Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme, çocukların sadece bugünkü sağlığını değil, tüm hayatını doğrudan şekillendirir.</p>

<p>Beslenme, beyin fonksiyonları ve odaklanma yeteneği ile doğrudan ilişkilidir. Yetersiz ve dengesiz beslenen çocuklarda daha kolay dikkat dağınıklığı, algılama güçlüğü ve konsantrasyon bozukluğu görülebiliyor. Özellikle günün en önemli öğünü olan kahvaltının yapılması, çocuğun okuldaki ders başarısını çok fazla etkilemektedir.</p>

<p><img height="365" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-20-191701.png" width="715" /></p>

<p><strong><span>Okul Çağı Çocukları İçin Temel Beslenme Önerileri</span></strong></p>

<p>Çocuğunuza Kahvaltıyı Şart Koşun; Çocukların güne zinde başlaması için yumurta, peynir, zeytin ve tam tahıllı ekmek içeren bir kahvaltı yapmasını sağlayın.</p>

<p>Çocuğunuza Mutlaka Beslenme Çantası Hazırlayın; Kantindeki işlenmiş, paketli ve aşırı yağlı gıdalardan korumak için yanlarına ev yapımı sağlıklı sandviçler, kuruyemişler, kekler, sebzeli muffinler süt veya ayran verin.</p>

<p>Temel Besin Grubunu Dağıtın; Günlük menülerinde süt ürünleri, et, yumurta, kurubaklagil, taze sebze, taze meyve ve kaliteli tahılların dengeli yer almasına özen gösterin.</p>

<p>Yeterli Sıvı (su) Tüketmesine Önem Verin; Çocukların gün boyu asitli/şekerli içecekler yerine bol su tüketmesini teşvik edin.</p>

<p><strong><span>Örnek Beslenme Çantası Menüsü Nasıl Olmalı?</span></strong></p>

<p>Tam buğday ekmeğine beyaz peynirli ve domatesli sandviç, yanına 5-6 adet ceviz içi ve 1 kutu sade süt ekleyebilirsiniz.</p>

<p>Haşlanmış yumurtalı, patatesli veya tavuklu rulo lavaş dürümü yeşilliklerle zenginleştirebilirsiniz.</p>

<p>Yulaf unu ve muzla yapılmış ev yapımı kurabiye, yanına 1 avuç kuru üzüm veya gün kurusu kayısı ekleyebilirsiniz.</p>

<p>Ev yapımı fırın mücver veya sebzeli/peynirli mini poğaça yanına dilimlenmiş salatalık ve havuç çubukları ekleyebilirsiniz.</p>

<p><img height="421" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-20-192026.png" width="625" /></p>

<p><strong><span>Beslenme Çantası Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler</span></strong></p>

<p>*Sıcak havalarda bozulma riski yüksek olan mayonez veya şarküteri ürünlerini (sucuk, salam) beslenme çantasına eklerken dikkatli olun.</p>

<p>*Çocukların okulda rahatça yiyebilmesi için büyük porsiyonlar yerine mini boy sandviçler, dilimlenmiş meyveler ve akmayan kaplar tercih edin.</p>

<p>* Çantaya her gün mutlaka su ekleyin.</p>

<p><img height="451" src="https://yenicagricom.teimg.com/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-20-192037.png" width="616" /></p>

<p><strong><span>Çocuğunuz Yumurta veya Peynir Yemiyorsa </span></strong></p>

<p>Çocuğunuz yumurta ve peynir yemiyorsa, bu besinleri dönüştürerek tariflere ekleyebilirsiniz.</p>

<p><strong>-Peynir yemiyorsa</strong> yoğurt, ayran veya kefir tüketimini artırın. Okul çantasına koyacağınız ev yapımı meyveli/yulaflı bir yoğurt veya kefir olabilir.</p>

<p><strong>-Yumurtayı doğrudan (haşlanmış veya omlet olarak) yemiyorsa</strong>, köfte harcına, ev yapımı kek, krep, kurabiye ve poğaçalarına ekleyebilirsiniz.</p>

<p><strong>Okul Çağında Bu Meyveleri Tüketmesi Önemli</strong></p>

<p>Muz; beyin fonksiyonlarını destekler ve tok tutar.</p>

<p>Elma ve Armut; Sindirim sistemi ve kan şekerini dengeler.</p>

<p>Mandalina ve Portakal; C vitamini deposudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukların evden beslenme çantası götürmediği veya okulda sağlıklı menülerin sunulmadığı durumlarda kantinlerdeki fastfood tarzı yiyeceklere, şekerli/gazlı içeceklere, cips ve çikolatalara yönelim artar. Karbonhidrat ve doymuş yağ ağırlıklı olan bu beslenme şekli, çocukların vitamin ve mineralleri eksik almasına neden olmaktadır.</p>

<p>En önemli detay çocuğa örnek olmak. Çocuklar çoğu zaman söylediğimizi değil yaptıklarımızı gözlemler. Evde sebze, meyve yoğurt, süt, tam tahıllı ürünler ve su tüketimi destekleniyorsa sağlıklı beslenme çocuk için de doğal hale gelir.</p>

<p><strong>Yeni eğitim öğretim yılında tüm çocuklarımıza enerjili, keyifli, sağlıklı ve başarılı bir okul dönemi diliyorum.</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/cocuklariniza-okul-caginda-fayda-saglayacak-beslenme-onerileri</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/ekran-resmi-2026-09-20-192406.png" type="image/jpeg" length="21988"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meme Kanseri Farkındalık ve Tarama Oranlarını Artırma Eğitim Programı Kahramanmaraş'ta düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.yenicagri.com/meme-kanseri-farkindalik-ve-tarama-oranlarini-artirma-egitim-programi-kahramanmarasta-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenicagri.com/meme-kanseri-farkindalik-ve-tarama-oranlarini-artirma-egitim-programi-kahramanmarasta-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Muhammed Mustafa Beyoğlu: - 'Meme kanserinde tarama hizmetlerinin varlığı kadar kadınların bu hizmetlerden haberdar olması ve düzenli olarak yararlanması da önemli' - Türk Cerrahi Derneği Başkanı ve Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Uzunköy: - 'Türk Cerrahi Derneği olarak meme kanseri konusunda bilimsel ve doğru bilginin yalnızca sağlık profesyonellerine değil, toplumun geneline ulaşmasını da önemsiyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Roche İlaç Türkiye'nin sponsorluğunda Türk Cerrahi Derneği tarafından yürütülen 'Meme Kanseri Farkındalık ve Tarama Oranlarını Artırma Eğitim Programı'nın 5. hekim buluşması Kahramanmaraş'ta gerçekleştirildi.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, meme kanserinde erken tanı, düzenli tarama ve güncel tedavi yaklaşımlarına ilişkin sağlık profesyonellerine yönelik hayata geçirilen program kapsamında düzenlenen eğitim, Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğünün katkılarıyla Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapıldı.</p><p>Etkinlikte meme kanseri hakkında temel bilgiler, belirti ve bulgular, erken tanı ve tarama yöntemleriyle güncel tedavi yaklaşımları katılımcılarla paylaşıldı. <br></p><p>Ayrıca Kahramanmaraş'taki mevcut durumun yanı sıra ulusal ve dünyadaki kanser tarama ve kayıt uygulamaları ele alındı.</p><p>Etkinliğe, Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Muhammed Mustafa Beyoğlu, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz, Türk Cerrahi Derneği Başkanı ve Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Uzunköy, Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak katıldı.</p><p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Taner Kale, Dr. Öğr. Üyesi Ali İşler ve Dr. Öğr. Üyesi Sezgin Topuz, Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Seda Nida Karaküçük, Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neslihan Kurtul ve Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Celal Kuş da etkinlikte yer aldı.</p><p>- 'Eğitimlerle farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz'</p><p>Açıklamada etkinlikteki konuşmasına yer verilen Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Beyoğlu, toplumun tarama hizmetleri konusunda bilgilendirilmesine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p><p>'Meme kanserinde tarama hizmetlerinin varlığı kadar kadınların bu hizmetlerden haberdar olması ve düzenli olarak yararlanması da önemli. Kahramanmaraş'ta daha fazla kadına ulaşmak, tarama konusunda farkındalığı artırmak ve kadınları uygun sağlık hizmetlerine yönlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.'</p><p>Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Uzunköy de eğitimlerin farklı şehirlerde sürdürülmesinin önemine işaret ederek, 'Türk Cerrahi Derneği olarak meme kanseri konusunda bilimsel ve doğru bilginin yalnızca sağlık profesyonellerine değil, toplumun geneline ulaşmasını da önemsiyoruz. Farklı şehirlerde gerçekleştirdiğimiz bu eğitimlerle erken tanı ve tarama konusunda farkındalığın yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.' değerlendirmesini yaptı. <br></p><p>Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çakmak da toplumda meme kanseri farkındalığının artırılmasının erken tanı açısından taşıdığı değere dikkati çekti.</p><p>Çakmak, meme kanserinde erken tanının ilk adımlarından birinin, kadınların kendi meme sağlıkları konusunda bilgi sahibi olması ve olası belirtileri tanıması olduğunu aktararak, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Her değişiklik meme kanseri anlamına gelmese de olağan dışı bir durum fark edildiğinde hekime başvurmak, gerekli değerlendirmelerin zamanında yapılmasını sağlıyor. Bu nedenle doğru bilginin toplumun farklı kesimlerine ulaştırılması ve kadınların tarama konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bu eğitimlerle farkındalığı artırmayı ve daha fazla kadının taramalara zamanında katılmasını desteklemeyi amaçlıyoruz.'<br></p><p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz de üniversitelerin, bilimsel bilgi üretmenin yanı sıra bu bilgiyi toplumla buluşturma sorumluluğu da taşıdığını belirtti.</p><p>Öksüz, 'Meme kanseri gibi erken tanının önemli olduğu bir alanda gerçekleştirilen farkındalık eğitimlerinin, kadınların doğru bilgiye ulaşmasına ve sağlık konusunda daha bilinçli adımlar atmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.' ifadelerini kullandı.</p><p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kale de meme kanseri hakkında doğru ve güvenilir bilgiye sahip olmanın kadınların kendi sağlıkları konusunda daha bilinçli hareket edebilmesinin temelini oluşturduğunu belirterek, hastalığı, riskleri ve izlenmesi gereken süreci doğru anlamanın, erken tanıya yönelik farkındalığın da önemli bir parçası olduğunu aktardı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.yenicagri.com/meme-kanseri-farkindalik-ve-tarama-oranlarini-artirma-egitim-programi-kahramanmarasta-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenicagricom.teimg.com/crop/1280x720/yenicagri-com/uploads/2026/09/meme-kanseri-farkindalik-ve-tarama-oranlarini-artirma-egitim-programi-kahramanmarasta-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" length="15229"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
