SAĞLIKLI GÜNLER

11 Ekim 2019 Cuma 10:52
6 Okunma
SAĞLIKLI GÜNLER



AMELİYATSIZ BURUN ESTETİĞİ SİZİN İÇİN UYGUN MU?



Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Oygar Aytekin, “Ameliyatsız burun estetiğinin en büyük avantajlarından biri hemen uygulanabilir ve iyileşme sürecine ihtiyaç duyulmuyor” diye konuştu. Aytekin, geçici bir işlem olmasından dolayı düzenli aralıklarla işlemin tekrarlanması gerektiğini de ifade etti.



Burun ameliyatlarında kapalı ya da açık olmak üzere iki yöntemin bulunduğunu belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Oygar Aytekin, burun ameliyatı haricinde ameliyatsız burun estetiğinin de tercih edilebileceğini ifade etti. Aytekin, “Ameliyatsız burun estetiği ile; burun ucu bir tarafa doğru eğik ise ve bu eğiklik, kemiksel yapıya bağlı bir sorundan kaynaklanmıyorsa, burun sırtında yapılacak bir ip işlemi ile burun ucu daha ortada olacak şekilde düzeltilebilir. Bazen burun ucunun düşüklüğü de ipli bir yöntem ile kaldırılabilir.” diye konuştu.



Oygar Aytekin, “Hafif bir burun sırtı kamburu, kamburun daha yukarısına veya aşağısına yapılacak olan dolgu ile kamufle edilerek burun sırtı daha düzgün bir hale getirilebilir. Önceden geçirilmiş bir ameliyata veya travmaya bağlı ya da yapısal olarak burun sırtı çökük ise, bu çöküklük de dolgu ile doldurulup yine düzgün bir burun sırtı elde edilebilir. Burun ucu da farklı işlemler ile daha kalkık görülebilir.” açıklamasında bulundu.



Ameliyatsız burun estetiğini tercih ederken en önemli noktanın burnun ameliyatsız burun estetiğine uygun olması olduğuna dikkat çeken Aytekin, “Bilinmesi gereken bir diğer önemli nokta ise dolgu kullanılarak yapılan burun estetiği ile ameliyat ile elde edilen sonuç çok farklı olacağıdır. Çünkü ameliyatsız burun estetiğinde dolgu ile doldurma işlemi ile hacim kazandırılırken ameliyatta doku çıkarılarak buruna şekil verilir.” dedi.



Ameliyatsız burun estetiğinde önemli olan bir diğer noktanın ise dolgunun kalitesi olduğunu belirten Oygar Aytekin, “Hekim dolgu ile ilgili tüm bilgileri hastasıyla paylaşmalı, dolgunun içinden çıkan iki etiketten birini hastaya saklaması için teslim etmelidir.” diye konuştu.



Her işlemin komplikasyon riski vardır



Burun estetiği ameliyatlarında olduğu gibi ameliyatsız burun estetiğinde de farklı komplikasyonların meydana gelebileceğine vurgu yapan Op. Dr. Oygar Aytekin, “Dolgu işlemi yapılırken yüzeye yakın bir yerde işlem uygulandığı için dolgu işlemi damarı tıkayabilir ve büyük sorunlara yol açabilir. Bu nedenle ameliyatsız burun estetiğinden önce kullanılacak dolgu maddesi, işlemin riskleri, işlemin kalıcılığı hakkında başvuranlar detaylıca bilgilendirilmelidir.” dedi.







Meme Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler



Dünyada ve ülkemizde en sık görülen kanser türü olan meme kanseridir. Peki, meme kanserinin risk faktörleri nelerdir? Önlemek için neler yapılabilir? Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Muhammed Zübeyr Üçüncü, meme kanseri hakkında önemli bilgiler verdi.



Meme kanseri risk faktörleri nelerdir?



Kadınlarda meme kanseri erkeklere oranla 100 kat daha sık görülmektedir. Kadın olmak en önemli risk faktörüdür. Kadınlarda meme kanseri oluşumunda risk faktörü sayılan erken adet görme de önemsenmelidir. Meme kanserinde asıl etken meme dokusunun östrojen hormonuna maruz kalmasıdır. Bundan dolayı erken adet görenler (özellikle 11 yaşından önce) ve geç menopoza girenler meme kanserine yakalanma konusunda daha riskli durumda kabul edilirler. Emzirmemek ya da ilk hamileliğini 30 yaşından sonra yaşamak, aşırı alkol tüketmek ve fazla kilolu olmak da meme kanseri risk faktörleri arasındadır. Ayrıca, özellikle menopoza girdikten sonra menopozun etkilerini azaltmak için kullanılan östrojen hormonu da meme kanseri riskini 1,5 kat artırmaktadır.



Meme kanseri risk faktörlerinin en önemlileri, değiştiremeyeceğimiz risk faktörleridir. Özellikle ailesinde meme kanserinin hikayesi olması meme kanseri risk faktörlerinin başında gelmektedir. Birinci derece bir akrabada 50 yaşından önce görülen meme kanseri, kişinin meme kanserine yakalanma ihtimalini 3 kat artırmaktadır. Ailede ne kadar fazla kişi meme kanserine yakalanmış ve ne kadar erken yaşta yakalanmışlar ise risk o kadar artar.



Meme kanserinde bir diğer önemli risk faktörü ise meme dokusunun yoğun olmasıdır. Meme dokusu içerisinde yağ oranı daha az olan kişilerde meme kanseri riski daha çok artar.



Diğer meme kanseri risk faktörleri;



·       Meme kanserinde kadın olmak birinci derece risk faktörüdür.



·       Ailede meme kanseri öyküsü bulunan kişinin meme kanserine yakalanma riski diğer insanlara göre daha fazladır.



·       Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme riski artar.



·       Beyaz tenli kadınlar, esmer tenli kadınlara göre %20 daha fazla risk altındadır.



·       Meme kanseri vakalarının %5-10’u genetiktir. Aileden geçen bozuk genler (mutasyon) sonucu oluşmaktadır.



·       Genetik meme kanserinin en sık rastlanan nedeni, BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyondur. BRCA mutasyonuna sahip aile üyeleri için risk %80 oranındadır.



·       15 yaşından önce radyoterapi tedavisi görmek, 40 yaşından sonra meme kanseri olma riskini %35’e çıkarmaktadır.



·       Uzun süreli fazla sigara tüketiminin meme kanseri riskini arttırdığı tespit edilmiştir.



·       Fiziksel aktivite ve düzenli spordan uzak, hareketsiz bir yaşam meme kanseri oluşum riskini artırmaktadır.



·       Şişmanlık, doğurganlık çağındaki kadınlarda meme kanseri riskini 2 katına çıkarır.



·       Ailesinde meme kanseri olanlarda doğum kontrol hapı kullanımı, kanser riskini 3 kat artırmaktadır.





L’OCCITANE X PIERRE HERMÈ BEKLENMEDİK KARŞILAŞMA...



L’Occitane’ın ilk kez 2016’da sınırlı sayıda ürettiği L’Occitane X Pierré Herme parfüm koleksiyonu yeniden L’Occitane tutkunlarıyla buluşuyor.




İki yaratıcı marka, üç yıl aradan sonra yeniden buluşuyor. L’Occitane, ünlü Fransız pasta şefi Pierre Hermé ile 2016 yılındaki iş birliğinden doğan ve çok sevilen Pierre Hermé koleksiyonu yeniden L’Occitane severlerle buluşuyor. 




Akdeniz ve Korsika adasının güzelliklerini yansıtan, el yapımı, derin ama sade kokular...




14 yaşından beri pastacılık geleneklerini geliştiren ve durmaksızın yeni tatlar yaratan Pierre Hermé, yeni parfüm koleksiyonunda “Tutkuları harekete geçiren içerikler ve keyifli hammaddeler”den ilham aldı. Koleksiyonda pasta kutularını anımsatan şık ve renkli silindir kutuları ile parfüm şişeleri ise L’Occitane’ın kurucusu Olivier Baussan’ın tasarımı.



Tutkularını yeni parfüm koleksiyonunda buluşturan iki marka, ortak amaçlarını, becerilerini ve gelenekleri canlı tutmak konusundaki başarılarını L’Occitane X Pierré Herme koleksiyonuna aktardılar...





 

ESSENTIAL LOOKS’TAN SEZONUN RUHUNU SAÇLARA YANSITAN TRENDLER…



En çekici podyum trendlerinden ilham alan kozmetik devi Schwarzkopf Professional, yeni Essential Looks koleksiyonu ile sezonun saç trendlerini belirlerken, çarpıcı yorumlarla benzersiz görünümler sunuyor. The Most Hair Design Studio’nun kurucularından kuaför Emrah Demirci “Essential Looks’ta bu yıl herkese hitap eden farklı ve özgün modeller var. 3 trend ve 8 görünüm ile tüm meslektaşlarıma ilham olacak yeni koleksiyon gerçekten muhteşem!” diyor.





VÜCUT SAĞLIĞININ KİLİT NOKTASI "SAĞLIKLI BAĞIRSAKLAR"...  



Aşırı stres, sağlıksız ve endüstriyel beslenme, bilinçsiz antibiyotik kullanımı gibi etkenler bağırsak florasını olumsuz etkiliyor. Bu durum da obeziteden diyabete, alerjik hastalıklardan depresyona ve bağışıklık hastalıklarına kadar pek çok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Bunlardan korunmak için ise son yıllarda uzmanların da çok tartıştığı prebiyotik ve probiyotikler gündeme geliyor. Konu ile ilgili Medigold Sultan Hastanesinden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Fatih Kar bilgi verdi.



Vücudumuzun ikinci beyni olarak anılan bağırsakların sağlıklı olmasının tüm vücut sağlığımız açısından büyük önemi olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Fatih Kar,” Bağırsaklar gerçekten vücudumuzun ikinci beyni konumunda. 100 milyon sinir hücresine sahip bağırsaklara yerleşmiş çoğunluğu yararlı işleve sahip mikroorganizmalar topluluğuna mikrobiyata denir. Mikrobiyata yaklaşık olarak üç yaşından sonra olgunlaşmaya başlayan kişinin kendisine özel yapıda bir organdır. Vücut sağlığı açısından oldukça önemlidir ve dengesi bozulmaya başladığında başta sindirim sistemimiz olmak üzere vücudumuzun hemen her yerinde hastalık ortaya çıkmaya başlar.” dedi.



Mikroorganizmalar sağlıklı sindirim sisteminin olmazsa olmazıdır.



Sindirim sisteminde yaşayan mikroorganizmaların sağlık açısından önemine dikkat çeken Dr. Kar,”Sindirim sisteminde yaşayan mikroorganizmalar, sağlıklı bir sindirim sisteminin olmazsa olmazlarıdır ve bağışıklık fonksiyonları üzerinde çok önemli etkileri vardır. Bu noktada probiyotikler ve prebiyotikler önemli rol oynar. Probiyotikler canlı bakterileri ve mayaları içerir. Prebiyotikler ise bu mikroorganizmaların gelişmesi için gerekli olan sindirilmeyen gıda bileşenleridir. Yapılan pek çok çalışmaya göre Probiyotikler sindirim etkinliğinin ve gıdalarla alınan bazı vitamin ve minerallerin emiliminin artmasını sağlayabildiği gibi bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olarak kabızlık, iltihaplı bağırsak hastalıkları, enfeksiyonlar ve laktoz intolerasının önlenmesinde, karaciğerin ve böbreğin görev yükünün azaltılmasında ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkili olabilmektedir.” şeklinde konuştu.



Probiyotik zengini kefir ve lahana turşusu…



 



Probiyotik zengini gıdalara ve faydalarına değinen Dr. Fathi Kar,” Probiyotik bakterilerin vücut sağlığı ve bağışıklık sistemi açısından faydasına değinmiştik. Probiyotikler çeşitli gıdaların sindirilmesine yardımcı olduğu gibi vücudumuz için yararlı maddelerin de üretilmesini sağlar. Bu yüzden her gün mutlaka ayran, ev yoğurdu, lahana turşusu, kefir, süzme peynir gibi besinleri tüketmek gerekir. Özellikle yoğun stres altında olan kişilerin bağırsaklarındaki probiyotik bakterilerin sayısında azalma olur. Bu yüzden günde 1-2 bardak kefir veya probiyotik yoğurt tüketmeleri tavsiye edilir. Probiyotikler bağırsak florasını düzenler, sindirim rahatsızlıklarına iyi gelir, enfeksiyonlara bağlı ishalin ve antibiyotiğe bağlı ishalin önlenmesinde yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirir, bağırsak sisteminin düzenli çalışmasını sağlar, soğuk algınlığı ve gribi önler." dedi. 







KOL HAREKETİ İLE GELEN TIKIRTI SESİ SIRT NASIRI BELİRTİSİ OLABİLİR…



Ayakta görmeye alışık olduğumuz nasırlar sırtta da oluşabiliyor. Daha çok kadınları tehdit eden sırt nasırı kol hareketi ile ortaya çıkan tıkırtı sesi, kürek kemiğinin yukarı kalkması ve etrafında şişlik, kolda kuvvetsizlik, kol ve sırt ağrısı olarak kendini gösteriyor.

Nadir görülen bir hastalık olan sırt nasırı tıbbi adı ile Elastofibroma Dorsi daha çok kadınlarda görülüyor. Çoğu zaman iyi huylu seyreden bu tümör günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar ise tanı konulduktan sonra cerrahi ile çıkarılması gerektiğine vurgu yapıyor. Konu ile ilgili bilinmesi gerekenleri Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Özkan Demirhan anlattı.

Sırt nasırlarının oluşum nedenlerini anlatan Demirhan,”Elastofibroma Dorsi nadir görülen iyi huylu ve yavaş büyüyen göğüs duvarı tümörüdür. Kürek kemiği (Skapula) ve göğüs duvarı arasında mekanik sürtünme ve basıya bağlı gelişen, bu nedenle tümöral olmaktan çok reaktif olarak kabul edilen fibroelastik yapıda bir yalancı tümördür (psödotümör). Genellikle orta yaş grubunu etkilemektedir. 40 yaş üstü daha çok kadınlarda görülür (kadın erkek oranı 6/1), çoğunlukla tek taraflı olmasına rağmen (tek ve çift görülme oranı) 3/1’dir. Tek taraflı lezyonların çoğu sağ tarafta görülmektedir.”dedi.

Son Güncelleme: 11.10.2019 10:52
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.