Yeni Çağrı Gazetesi

İş fırsatları için hemen tıkla!

SAĞLIKLI GÜNLER

SAĞLIKLI GÜNLER
Avatar
Dinçer KARACALAR( [email protected] )
19 Kere Okundu
01 Ağustos 2019 - 18:00

HAYDİ, HEP BERABER HEDEFE, HEPATİTSİZ BİR DÜNYAYA!….

Hepatitli yüzbinler aramızda dolaşıyor !

Demiroğlu Bilim Üniversitesi, Gastroenteroloji-Hepatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Levent Erdem, “Hepatitsiz Dünya” sloganı ile toplumda farkındalık oluşturulmasının hedeflendiğini dile getirerek, “Kronik B ve C infeksiyonuna bağlı viral hepatitlerde son derece etkili ve kolay alınan ilaçlarla iyileşme ve kür sağlamanın mümkün olduğunu belirtiyor. 

Özellikle hepatit C’de virüsü yok eden tedavinin başarı oranı %95’in üzerindedir:  Bu nedenle herkesi hepatit testlerini yaptırmaya çağırıyoruz. Basit bir kan tahlili ile tanı koyarak, karaciğer yetmezliği ve kansere yol açabilen hepatit B ve C’yi ilaçla tedavi edebilir, kontrol altına alır veya kür sağlayabiliriz. Hepatit B ve C’de erken tedavi son derecede önemlidir. Siroz veya karaciğer kanseri gelişmiş hastalarda tedaviye rağmen istenen iyileşme tam olarak sağlanamayabilir ve bazı riskler ortadan kaldırılamaz. Bu hastaların bazıları ancak karaciğer nakli ile hayatta kalabilir. Bu nedenle siroz oluşmadan gerekli önlemleri almak, erken tanı ile tedaviyi sağlamak yaşamsal önem taşır…

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 verilerine göre;

  • Dünyada 325 milyon viral hepatit B ve C’li hasta var
  • Her yıl yaklaşık 3 milyon yeni infeksiyonlu birey söz konusu
  • Hepatit B ve C’li kişilerin %80’i tanı konmamış durumda
  • Tanı konulanların ancak %10-20’si tedavi alıyor
  • Yılda 1.4 milyon insan hepatit B ve C’ye bağlı siroz ve kanserden kaybediliyor…

Viral Hepatitler içinde yer alan Hepatit B ve Hepatit C’nin yol açtığı kronik infeksiyon,  karaciğer sirozu  ve karaciğer kanserinin  %70-80’inin sebebidir.  İlk infeksiyon hastaların sadece %20’sinde aşikar sarılık yapar, %80 hastada sessiz, sarılık olmaksızın geçirilir. Sıklıkla tanı konulamayan sessiz ilk infeksiyon sonrası oluşan kronik viral infeksiyon 10-50 yıl arası gibi uzun bir belirtisiz dönemden sonra siroz ve kansere sebep olur. Klinik belirtiler ancak hastalık çok ilerlediği zaman ortaya çıkar.

Siroza bağlı karaciğer yetersizliği ve kanser en sık ölüm sebebidir!

Binlerce insanın hayatta kalması ancak karaciğer nakli ile sağlanır. Türkiyede karaciğer nakli konusunda çok deneyimli ve başarılı merkezler vardır. Çalıştığım kurumda karaciğer naklinde önder hastanelerden biridir.  Fakat bizim hedefimiz hastaların karaciğer nakli aşamasına gelmeden saptanması,ve gerekirse tedavi edilmesidir.

İlaçla tedavide sağlanan ilerlemeler ve karaciğer nakline rağmen dünyada her yıl yaklaşık 1.4 milyon kişi bu kronik hepatit B ve C sebebiyle yaşamını kaybediyor. Hepatitleri küresel bir sağlık sorunu haline getiren bu tablo kader değildir. Gerek etkili ve emniyetli hepatit B aşısı uygulaması, gerekse kronik B hepatiti ve kronik C hepatiti için sahip olduğumuz etkili ilaçlarla Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği  2030 yılı hedeflerine ulaşmak mümkündür

Peki hangi engelleri aşmalıyız?

**En önemli ve endişe verici gerçek kronik B ve C hepatitli hastaların %80’inin tanı konulmamış, hastalığından habersiz normal yaşamını sürdürüyor olmasıdır. Dünyada 250 milyon kronik B hepatitli ve 75 milyon civarında da kronik C hepatitli insan var.

**Türkiye’de ise 2.5 milyon kronik B ve 500 bin civarında kronik C infeksiyonlu hastanın olması söz konusudur. Yani milyonlarca kişi  hem karaciğer sirozu ve kanseri gibi ciddi hastalıklara maruz kalma riski altındadır, hem de en başta aile üyeleri olmak üzere diğer kişiler için bulaş kaynağıdır.

**Öncelikle hastalığından habersiz milyonlarca hepatit B ve C’li hastaya tanı konulması gerekiyor. Herkes en az bir kez kendisi ve ailesi için bu hepatit B ve C tarama testlerini yaptırmalıdır. Bu ihmal edilmemesi gereken bir konudur.

 

Dış kulak iltihabında çocuklar ve diyabet hastaları risk altında

 

Kirli havuz sularının yanı sıra kulağı çubukla veya kirli havluyla temizlemeye çalışmak dış kulak iltihabına neden olabilir. Dış kulak iltihabı, kendini korumada yetersiz olan çocuklarda ve diyabet hastalarında daha sık görülür

Yaz aylarında deniz ve havuz sezonunun açılmasıyla birlikte sıkça görülen rahatsızlıklardan biri de dış kulak iltihabıdır. Genellikle orta kulak iltihabıyla karıştırılabilen ve panik yaratan bu durumun tedavisi ise oldukça basittir. Batıgöz Sağlık Grubu’ndan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kaan Akacun, dış kulak iltihabı ile ilgili bilgiler verdi…

KİRLİ SULAR VE PİS HAVLULARDAN UZAK DURUN!

Tıptaki adıyla ‘Otitis Eksterna’ ya da dış kulak yolu iltihabı olarak bilinen hastalık, dış kulak yolu cildinin ve kıl köklerinin iltihaplanması anlamına gelir. Bu hastalığın en yaygın sebepleri; havuz ve deniz suyu gibi kirli, kontamine olmuş sularla temas ya da enfekte materyallerle (pamuklu kulak çubukları, pis havlular gibi) kulağın kurulanması, temizlenmeye çalışılmasıdır. Dolayısıyla yaz aylarında görülme sıklığı artar. Her yaş grubunu içine alabilir ama kendini korumada yetersiz olan çocuklarda daha yaygın olarak karşılaşılır. Ayrıca diyabet hastalarında da daha sık görülür.

ORTA KULAK İLTİHABIYLA KARIŞTIRILIR

Batıgöz Sağlık Grubu’ndan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kaan Akacun, “Hastalığın etmenleri arasında bakteriler, mantarlar, atipik mikroorganizmalar ve nadiren virüsleri sayabiliriz.Belirtiler ise tipiktir; şiddetli kulak ağrısı, dış kulak yolunda şişlik ve kızarıklıktır. Eğer tedavi edilmezse enfeksiyon, kemik ve kıkırdak dokulara yayılarak ciddi sonuçlara yol açabilir. En çok da orta kulak iltihaplarıyla karıştırılır ancak dış kulak yolu iltihaplanmalarında orta kulak sağlam olduğu için işitme kayıpları görülmez. Fakat müdahale edilmez ve hastalık ilerlerse, dış kulak yolunda ödem oluşacağından ileri dönemlerinde işitme kayıpları görülebilir” dedi.

KULAK ÇUBUĞU ‘KULAK İÇİN DEĞİLDİR!’

“Konulan teşhisin ardından eğer diyabet gibi eşlik eden bir hastalık yoksa tedavide; kulak damlaları, antibiyotikli, kortizonlu merhemler ve ödem giderici (antienflamatuar) ilaçlar kullanılır” diyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kaan Akacun, “Eğer hastalık erken safhada teşhis edilmiş ve yandaş hastalıklar da yoksa ağızdan antibiyotik kullanmadan kolayca tedavi edilir. Önemli olan konu ise hastanın şikayetleri geçse dahi tedaviye bir hafta devam edilmesi gerektiğidir. İlk 48 saat kulağa su kaçırmamak, enfekte sulardan korumak ve kulağı yabancı cisimlerle karıştırmamak korunmada çok önemlidir. Halkımız kulak çubuğu kullanımı konusunda oldukça bilinçsiz davranıyor. Kulakta kullanılmaması gereken bu çubuklarla kulağını karıştırırken zarını delen oldukça fazla hastayla karşılaşıyoruz. Hatta öyle ki kulak içi kemiklerini bile onarılamaz bir şekilde yaralıyorlar. Amerika’da birçok eyalette, hükümet tarafından bu çubukların kutusunun üzerine ‘Kulak için değildir’ ibaresi konulması zorunlu kılınmıştı. Yani göründükleri kadar masum değiller. Dış kulak iltihabından, zar ve kulak kemiği hasarına kadar pek çok duruma yol açıyorlar” diyerek uyardı.

İYİLEŞİP TATİLE DEVAM EDEBİLİRSİNİZ

Op. Dr. Kaan Akacun, “Dış kulak iltihabı, tedavisi oldukça basit ve hastanın rahatsızlığının seviyesine göre farklı prosedürler uygulanan bir rahatsızlıktır. Vakit kaybedilmeden ve durum ilerlemeden teşhisin konulması çok önemlidir. Belirtiler gözlemlendiğinde, size en yakın sağlık kuruluşunda uzman bir hekim tarafında konulacak tanı ile kısa sürede iyileşip tatilinize kaldığınız yerden devam etmeniz mümkündür” dedi.


KAZALAR SONRASI GELİŞEN DİYAFRAGMA FITIKLARINA DİKKAT!

 

Toplumda çok bilinmeyen ve genelde trafik kazası, yüksekten düşme, silahlı ya da delici-kesici yaralanmalar sonucu ortaya çıkan diyafragma fıtıkları kazalardan uzun zaman sonra ortaya çıkıyor. Belirtileri ise nefes darlığı, egzersiz toleransının azalması ve ciddi sindirim sistemi sorunlarına neden olarak kendini gösteriyor.

 

Diyafragma fıtıkları ile ilgili bilinmesi gerekenleri paylaşan Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Özkan Demirhan,”Travmaya bağlı gelişen kronik diyafragma hernilerinin yani diyafragma fıtıklarının (KDF) yüzde 80’ni solda yüzde 20’si sağda bulunur. Kronik diyafragma fıtıklarının sıklığını belirlemek çok zordur. Fıtığın gelişmesi, göğüs kafesi veya göğüs–karın bölgesinin yaralanmasını takiben yeni gelişen diyafragma fıtığı teşhisi zorluğu ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle; yeni gelişen travmatik bir olay sırasında, teşhis edilmemiş ve tedavi edilmemiş bir diyafram yaralanmasının devamıdır. Akut diyafragma fıtıklarının ne kadarının kronik hale geleceğini tespit etmek imkansızdır. KDF’ları  penetran (delici-kesici yaralanma) veya künt bir travmanın sonucu olarak ortaya çıkabilir.” dedi.

 

Kronik Diyafragma fıtıkları neden olur?

 

Kronik diyafragma fıtıklarının oluşma nedenlerine değinen Demirhan,” KDF günümüzde en sık delici-kesici yaralanmaları sonrası olmaktadır. Göğüs kafesinin alt kısım yaralanmalarında travmatik diyafragma fıtığı daha sık görülmektedir. Yeni oluşan delici kesici ve ateşli silah yaralanmaları acil girişim gerektirdiğinden tanı konulma şansı yüksektir. Dolayısıyla tedavisi erken yapılmaktadır. Künt göğüs-karın yaralanmalarında  ise diyafragma fıtığı  gelişimi oranı yüzde 0,8-20 oranındadır. Günümüzde radyolojik inceleme yöntemlerindeki gelişmelere paralel olarak ( USG, BT, MR)  tanı konmamış diyafragma fıtıklarının görülme sıklığı azalmıştır. Künt travma sonrası diyafragma fıtıklarının yüzde 50-80’ni sol diyafragmada, yüzde 12-40 sağda; yüzde 1-9’u iki taraflı görülmektedir. Sol taraf diyafragma yaralanmalarının sık görülmesi karaciğerin koruyucu etkisinden dolayı basıncın sol diyafragmaya daha fazla yansımasındandır. Diyafragma yaralanmasının yeri genellikle, bel ve kaburgaya doğru diyafragmanın embriyolojik gelişimi sırasında birleştiği  zayıf alandır. Künt travma sonrası diyafragma bozuklukları genellikle penetran travmaların neden olduğu durumlara kıyasla daha büyük doku kusurlarına neden olur. Künt ve penetran yaralanmalara bağlı küçük diyafragma defektlerinde travma esnasında tanı konulamayabilir veya herhangi bir şikayete yol açmayabiliyor. Karın içi organların diyafragmatik bir defekt ile göğüs kafesi içine geçişinde: göğüs içindeki negatif basıncın ve karın içi pozitif basınç rol oynar. Göğüs kafesi negatif basınç karın içi içeriğini yukarı doğru çeker, karın içi pozitif basınç ise karın organlarını yukarı doğru iter. Ancak bu göğüs kafesi içine doğru göç derin nefes almada, öksürükte, sık sık kabız olmada veya gebelik sırasında artabilir. Bu iki kuvvetin birleşimi, diyafragma defektinin büyümesine yol açar. Fıtıklaşan organlar sol tarafta omentum, mide, ince bağırsak, dalak, kalın bağırsak; sağ tarafta karaciğer, kalın bağırsak, ince bağırsak ve omentum. Bazen, özellikle büyük defektlerde, birden fazla organ fıtıklaşabilir.” şeklinde konuştu.


Kötü insan yok 
enerjisi düşük insan var.

EFT Duygusal Özgürleşme Teknikleri uzmanı ve eğitmeni Melek Dilek Kırıkkanat, kötü bir olay olduğunda kişinin enerjisinin düştüğünü ve kendini çok kötü hissettiğine iddia ediyor. Kırıkkanat, “İnsan böylece normalde düşünmeyeceği, yapmayacağı şeyleri düşünmeye ve yapmaya başlar. Düşünceleriyle, söylemleriyle yaptıklarıyla kendisine ve çevresine zarar verebilir hale gelir. Esasında kötü insan yoktur. Enerjisi düşük insan vardır” diyor.

Merkezi İngiltere’de olan GOE (Guild of Enerjists)’nin kurucusu ve başkanı Silvia Hertmann’ın lisanslı eğitmeni olan Melek Dilek Kırıkkanat, merkezin “Enerji Ölçme Skalası” geliştirdiği de şöyle anlatıyor;

“Enerji ölçme skalasın da eksi 10’dan artı 10 kadar olan duygu durumları var. Eksi olan duygu durumlarında çok düşük enerji olduğundan orada sevgi yoktur. Kişi doğru ve mantıklı düşünemez. Öfkelidir, kaygılıdır, üzüntülüdür, mutsuzdur. Sıfır duygu durumuna geldiğinde kişi mutsuz değildir ama mutlu da değildir. Kişi sadece nefes alır verir. Hayattan zevk alamaz. Artı 5 den sonra hayat başlar. Çünkü enerji yükselmiştir. Artı 10’da kişi başarılıdır, özgüvenlidir, sevgi doludur, mutludur. Artı 10’da kişi kötü düşünemez, kötü söylemlerde ve eylemlerde bulunmaz.”  

 

İDRAR KAÇIRMA DÜZELTİLEBİLİR BİR SAĞLIK SORUNUDUR

İlerleyen yaşlarda kadınlarda da erkeklerde de sıklıkla görülen idrar kaçırma, kişilerin sosyal hayatlarını derinden etkiliyor. Yaşadıklarını çevrelerinden saklayan ve doktora bile söylemekten çekinen hastalar için tedavi yöntemlerini Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç.Dr. Hakan Akan  anlattı.

İşte stres ve sıkışma kaynaklı idrar kaçırmanın tedavi yöntemleri ve öneriler…

Kişinin, kendi isteği dışında ve engelleyemediği bir şekilde idrar yapmasına ‘idrar kaçırma’ adı veriliyor. Mesane yani idrar kesesi, böbrekler tarafından sürekli üretilmekte olan idrarı biriktiriyor, uygun zaman ve koşullarda vücuttan atıyor. Ancak belli sebeplerle idrar kesesinin fonksiyonları bozulabiliyor ve idrar depolama fonksiyonunu yerine getiremediğinde idrar kaçırma sorunu başlıyor… Bu sorun hem kadın, hem erkek erişkinlerde görülebiliyor.

Kadınlarda yaş ilerledikçe daha sık görülüyor

İdrar kaçırma riski, kadınlarda yaş ilerledikçe artıyor ve aslında sık görülmekle birlikte çeşitli sebeplerle görmezden gelinip normal karşılandığı da oluyor. Günlük yaşama ne kadar girdiğini ve özellikle kadınlar arasında ne kadar kanıksandığını en iyi, gülmekten altına yapmak deyimi özetliyor. Hatta öyle ki, kadınlar eğer sormazsa bu rahatsızlıklarını doktorlarına bile söylemekten çekinebiliyor.

Enfeksiyon, cinsel fonksiyon bozukluğu ve sosyal sorunlar yaratıyor

İdrar kaçırma, idrar yolu enfeksiyonu, cilt tahrişine bağlı sorunlar ve cinsel fonksiyon bozukluklarının yanı sıra stres, depresyon, günlük aktivitelerden geri kalma ve özgüven azalmasına dek uzanan birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Bu tür bir sorunla yaşayan kişinin kendini insan ilişkilerinden soyutlaması, iş ve sosyal yaşamının olumsuz etkilenmesi en sık görülen durumlar. Bu nedenle idrar kaçırma problemiyle yaşayan kişinin umutsuzluğa kapılmayıp bir an önce tedavi arayışına yönelmesi ya da yöneltilmesi büyük önem arz ediyor.

İdrar kaçırma dünyada oldukça yaygın bir sağlık sorunu ve tedavisi ile ilgili de doğal olarak çok fazla bilimsel çalışma ve araştırma yapılıyor. İdrar kaçırmanın tipi ve nedeni ortaya konulduktan sonra ilaç tedavisinden cerrahi tedaviye, her yaş ve cinsiyete özgü tedavi uygulanabiliyor. Tedavi seçenekleri doktorunuz tarafından belirlenirken sizin de yediklerinize ve içtiklerinize dikkat etmeniz gerekiyor.

  • Kabızlık ve aşırı kilo mesaneyi olumsuz etkileyebiliyor.
  • Bilinçsizce değil, sadece gece sıvı alımını azaltabilirsiniz.
  • Alkol, kafein ve enerji içeceklerini içerken dikkatli olmalı, bunlar idrar kaçırmaya neden olmuyor fakat yakınmaları artırabiliyor.
  • Baharatlı yiyecek ve içecekler mesanenin hassasiyetini artırabiliyor.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

  • iOS (iPhone) --> 4
  • Android --> 4
Gönder
Sonuçlar

Yeni Çağrı Gazetesi © 2019 - Web Tasarım : GNS Ajans