Yeni Çağrı Gazetesi

İş fırsatları için hemen tıkla!

SAĞLIKLI GÜNLER

SAĞLIKLI GÜNLER
Avatar
Dinçer KARACALAR( [email protected] )
25 Kere Okundu
29 Haziran 2017 - 13:15

Asansör Korkusundan Kurtulabilirsiniz

Asansör korkusu olan bireyler genellikle asansörün yolda kalacağına, nefes alamayarak boğulacağına veya asansörün aşağı düşeceğine inanır. Uzun süre hatta bütün hafta sonu asansörde mahsur kalacağını, kimsenin kendisini fark etmeyeceğini düşünür. Korku o kadar yoğun olabilir ki, birey bir süre sonra asansöre binmekten kaçınır ve çok yüksek katlı binalarda bile merdiveni kullanır. Bu bireyler asansöre bindikleri anda yoğun bir endişe ve çaresizlik duyarlar. Çünkü asansörün yarı yolda kalma ihtimalini çok yüksek hatta kesin olarak görürler. Bir süre sonra çarpıntı, sıcak basması, uyuşma gibi belirtiler ortaya çıkar. Dikkatleri tamamen asansörün düşüp düşmeyeceğine ya da yarıda kalıp kalmayacağına odaklanır. Başka hiçbir şey düşünmezler. Korktukça gerginlik, huzursuzluk artar ve bir kısır döngüye girerler. Ya bir an önce o ortamdan kurtulmak isterler ya da asansöre hiç binmemeyi tercih ederler.

Asansör korkusunun ortaya çıkmasına, çocukluk döneminde ya da sonraki dönemlerde karşılaşılan, asansörde bir tehlike atlatmak, yoğun sıkıntı veren bir durum yaşamak, asansörle ilgili olumsuz hikayeler dinlemek, filmlerde ilgili durumları seyretmek neden olabilir. Evhamlı bir ailede büyüyen ya da bir tanıdığının saatlerce asansörde kaldığını duyan birinde de asansör korkusu ortaya çıkabilir.

Hipnoterapi ile bireyin çocukluğunda ya da sonraki dönemlerinde asansör korkusuna sebep olan durumlar, bilinçaltı düzeyde ortaya çıkarılarak anlamlandırılır ve çözümlenir. Bireyin geçmişine dair herhangi bir durum bulunmuyorsa, asansör korkusu telkinlerle çözümlenir.

                                               Uzman Psikolog Yasemin Aydoğdu

AŞIRI SICAKLAR KAPIDA, PEKİ NASIL KORUNACAĞIZ?

Aşırı sıcaklar kapıda…peki nasıl korunacağız. Ne yiyeceğiz? Ne kadar su içeceğiz? Hangi saatlerde güneşe çıkıp,güneşle dost olacağız?…İstanbul Florence Nightingale Hastanesinden Uzm. Dr. Bülent Yardımcı anlattı;

 

  1. Ne giyelim: Yaza uygun serin tutabilen sentetik içermeyen pamuklu, acik renkli ve ince kıyafetler tercih edin.
  2. Güneşe dikkat! Guneşin  ışınlarının dunyamıza dik geldigi saatlede( ozellikle oğle saatleri) mümkün olduğunca direkt işınlara maruz kalmaktan kaçının.
  3. Ne yiyelim: Ağır yiyeceklerden kaçının, akdeniz mutfağı ile beslenmeyi tercih edin.
  4. Spora sıcaklarda bizraz mola:Özellikle sıcak saatlerde fiziki faaliyetlerinizi azaltın ve spor yapmayın.
  5. Çalışma ortamına biraz hava:Çalıştığınız ortamlarda pencerelerden faydalanarak hava akımını sağlayın.
  6. Kronik hastalığınız var mı?Kronik hastalığınız varsa,  sağlık kontrollerinizi yaptırarak ilaçlarınızın dozlarını ayarlayın.
  7. Sıvı alımına dikkat! Sıvı alımınızı düzenleyin.
  8. Beslenme: Ne kadar tuz ve potasyum içeren gıda tüketeceğinizi öğrenin…
  9. Peki ya sigara ve alkol:Sigara tuketimi yaz kiş aynı zararı verir! Alkol tuketimi ise özellikle sıcakta zaten genişlemiş damarları daha da genişleterek tansiyon sebep olur.
  10. Sebze ve meyvayla muhteşem dans:Yaz aylarında aslında beslenme düzeni oluşturmak daha kolaydir. Çünkü bir çok yaz meyve ve sebzesi çıkar. Bu nedenle sebze ve meyva tuketiminizi artırın.
  11. Şeker hastaları dikkat!Şeker hastasıysanız  aşırı meyva tüketiminden kaçının.
  12. Yağlı gıdalar:Yağlı gıdalara dikkat! Yağ ihtiyacınızı zeytinyağı ve ayçiçek yağı gibi sıvı yağlarla giderin.
  13. Balık:Bol bol balık tüketin. Ancak, karides  kalamar gibi yoğun kolesterol içeren deniz ürünlerinden uzak durun…
  14. Hayatımızın temel taşı:SU: Ortalama bir insan günlük 1,5 litre civarında sıvı tüketir. Yazın 3 litrelere kadar çıkabilirisiniz.
  15.  Unutmayalım:Gereğindenfazla su tüketiminde de su zehirlenmelerine sebep olur…
  16. Düzenli bir ilaç mı kullanıyorsunuz? Belli bir yaşın üzerindeyseniz ve ilaç kullanıyorsanız, sürekli ve acil durumlarda kullanacağınız ilaçlarınızı tatile giderken yanınızda bulundurun.
  17. Güneşle dostluk: Güneşin yükselmediği  sabah 11.00 e kadar  olan saatte veya  saat 16.00- 17:00 den sonra denize girebilirsiniz.

Güzel yemek isimleri kilo aldırıyor

Güzel yemek isimleri fazla yediriyor

Yemeklere güzel isimler vermek, olduğundan daha lezzetli gösterecek isimler koymak daha fazla tüketilmelerine, dolayısıyla kilo artışına ve obeziteye neden oluyor.

İlginç gerçek Stanford Üniversitesi’nde gıda psikolojisi üzerine yapılan araştırmada ortaya çıktı. BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun, araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

“Sebzelerin sağlıklı olduğunu vurgulamak iyi bir fikir gibi görünse de bu aslında ters tepkiye neden olabilir. Stanford’da yapılan deneyde, bir kısım yemekler olduğundan daha lezzetli gösteren isimlerle etiketlendi.

Diğerleri ‘az yağlı, düşük miktarda sodyum içerir, şekersiz’ gibi etiketlerle etiketlendi. Yemeklere verilen isimlerin hepsi doğruydu; sadece katılımcılar, aynı yemeklerin farklı isimlerle etiketlendiğini bilmiyordu.

İnsanların sağlıklı etiketlerle işaretlenen bu yiyecekleri pek yemek istemediği gözlendi. Araştırmalar, insanların sağlıklı yiyecekleri daha az lezzetli olarak düşünme eğiliminde olduklarını gösterdi.

Katılımcılar süslü isimlerle etiketlenmiş yemeklerden ise büyük porsiyonlarla almayı tercih etti.

46 gün süren deneye katılanların üçte biri (yaklaşık 28 bin kişi) deney süresi boyunca sebze yemekleri yemeyi seçti. Üzerinde süslü isimlerin yazılı olduğu etiketleri seçen insan sayısı, sade ve düz isimleri seçenlerden daha fazlaydı.”

Processed with VSCOcam with s2 preset

TELEFONLA KONUŞURKEN BOYNUNUZ EĞRİ KALMASIN

Birçoğumuz eğri duruyoruz. Mutsuzluk bile postürümüzü etkiliyor. Mutlu olduğumuzda daha dik bir vücuda sahip iken, mutsuz veya stresli olduğumuz günlerde kapanık bir vücut tipine, yani omuzlarımızın düştüğü kambur diyebileceğimiz bir pozisyona sahip oluruz. Postürdeki bozukluklar ciddi rahatsızlığa neden oluyor.

Peki nedir postürü etkileyen faktörler? Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, problemi uzakta değil, yakında aramamız gerektiğini söylüyor. Yrd. Doç. Dr. Şenbursa, postürü etkileyen faktörler hakkında şu bilgileri verdi:

“Ayakların pozisyonu, yürüme bozukluğu, denge bozukluğu, ayak tabanındaki basış problemleri hepsi birer etkendir. Yere ayağımızın düzgün temas etmemesi de postürümüzü aşağıdan yukarıya değiştirir. Ayaktaki problem bacak kemiklerinin pozisyonu değiştirir, bacak kemikleri kalça kemiğinin pozisyonunu etkiler, kalça seviyelerindeki eşitlik bozulur. Kalça seviyesinin etkilenmesi omurgayı direkt etkiler ve omurganın eğriliklerinde değişiklikler meydana gelir bunu takiben omuz seviyelerindeki eşitlik de bozulur.

TOPUKLU AYAKKABILAR, ÇANTALAR, HAMİLELİK…

Alışkanlıklar postürün bozulmasını etkileyen faktörler arasındadır. Kadınlarda topuklu ayakkabı kullanımı, tek taraflı takılan çantalar, hamilelik postürü etkiler.

Stres, kazalar, yaralanma, yanlış spor seçimi, ağrı, duygu-durum bozukluğu, uyku bozukluğu, kötü çalışma koşulları ise herkesi etkileyen geniş bir günlük yaşam aktiviteleri yelpazesidir.

TELEFONLA KONUŞURKEN BOYNUNUZ EĞRİ KALMASIN

2015’te Journal of Physical Therapy Science’da yayınlanan başka bir çalışmada akıllı telefon kullanan ve boyunda ağrısı olan 27 erkeğin, telefon kullanımı sırasında boyun açılarında farklılıklar tespit edilmiştir. Ağrılı grup akıllı telefon kullanırken boynunu daha fazla öne eğmiştir ve ağrıdan dolayı kasların motor kontrolünün etkilendiği tespit edilmiştir.

Gelişen teknolojiye olan bağımlılık; bilgisayar başında uzun süre oturma, yolculukların araçla olması, telefonla konuşma veya sürekli telefon ekranına bakma gibi teknolojik faktörlerin de postürümüzü oldukça olumsuz yönde etkilediği yapılan araştırmalarla gösterilmiştir.

DÜNYA’DA 29.5 MİLYON İNSAN UYUŞTURUCU BAĞIMLISI

Birleşmiş Milletler 26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü dolayısıyla bir rapor açıkladı. Dünya üzerinde 29,5 milyon uyuşturucu bağımlısının olduğu bildirilen raporda, 250 milyon insanın da hayatında bir kez uyuşturucu denediği tespit edildi. Yeşilay topyekun mücadele edilmesi gereken bu tehlikeye karşı önleme, koruma ve rehabilitasyon çalışmalarıyla dünyaya örnek oluyor

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından belirlenen 26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü dolayısıyla uyuşturucuyla mücadele dünyanın ortak gündemi oldu. BM bu güne özel açıklanan raporda dünya üzerinde 29,5 milyon uyuşturucu bağımlısının olduğu bildirdi. Yine bu rapora göre 250 milyon insan da hayatında bir kere uyuşturucu denemiş. Merak, sınırlarını aşma çabası, özenti, duygusal boşluk içerisinde olan gençleri bekleyen en büyük tehlike uyuşturucu. Özellikle son zamanlarda kullanımı giderek artan sentetik uyuşturucuların ilk kullanımı dahi ölüme yol açabiliyor. Uyuşturucu, kullanan kişide fizyolojik, psikolojik ve sosyal anlamda ciddi yıkımlar meydana getiriyor. Yanı sıra toplumsal, ekonomik birçok zarara yol açıyor. Devlet, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, emniyet ve ailelerin topyekun mücadele etmesi gereken bu tehlikeye karşı Yeşilay, önleme, koruma ve rehabilitasyon çalışmalarıyla dünyaya örnek oluyor.

Konserde diş tedavisi

Sanal gerçeklik gözlükleri sayesinde diş hekimi fobisi tarihe karışıyor. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Hastalarımız, sanal gerçeklik gözlüğüyle en çok sevdikleri sanatçıların konserlerini izlemek istiyor. Şovu izleyip müziği dinlerken konser bitmeden tedavi bitmiş oluyor” diyor.

Diş tedavileri, sanal gerçeklik gözlükleriyle artık çok daha konforlu olacak. İngiltere’deki bilim insanları dişçi koltuğundaki insanlara sanal gerçeklik gözlüğü takmanın diş tedavisi sırasındaki stres seviyesini azalttığını kanıtladı. Böylelikle de hastalar diş hekimi randevularını aksatmıyor.

HASTANIN TEDAVİDEN HABERİ BİLE OLMUYOR

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “3 boyutlu sanal gerçeklik gözlükleri ile hastalar kendilerini bambaşka bir ortamda buluyor. Yaptığımız lokal anestezi sayesinde dişi ile ilgili hiçbir ağrı duymadığı için tedavi sonuna kadar tedavinin nasıl ilerlediğinden hastanın haberi bile olmuyor” diyor.

STRESSİZ BİR ORTAMDA TEDAVİ SONLANIYOR

“Kulaklıklardan verilen görüntü ile uyumlu doğal sesler veya müzik ile diş hekimliği cihazlarından çıkan seslerin hastayı ürkütmesi veya rahatsız etmesinin önüne geçilmiş oluyor” diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Hastalarımızın en çok tercih ettiği sanal ortamlar ise sevdikleri sanatçıların konserleri oluyor. Hastalarımız konser şovunu izleyip müziği dinlerken konser bitmeden tedavi bitmiş oluyor” diyerek stressiz bir ortamda tedaviyi sonlandırmaktan mutlu olduklarını belirtti.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

  • iOS (iPhone) --> 4
  • Android --> 4
Gönder
Sonuçlar

Yeni Çağrı Gazetesi © 2019 - Web Tasarım : GNS Ajans