Yeni Çağrı Gazetesi

İş fırsatları için hemen tıkla!

SAĞLIKLI GÜNLER

SAĞLIKLI GÜNLER
Avatar
Dinçer KARACALAR( [email protected] )
40 Kere Okundu
17 Ağustos 2017 - 18:01

TATİLDEN ÖNCE, ÖNCE SAĞLIK

Tatil rotanız riskli bir bölgeyse ya da bir kronik hastalığınız varsa yola çıkmadan önce seyahat hastalıkları kliniklerinden tatile çıkmadan önce destek alabilirsiniz. Tatilinizi planladığınız merkeze göre değişiklik gösterse de tatilcilerin yüzde 5-10’u seyahat hastalıkları nedeniyle evine dinlenmiş değil, daha da bitkin ve ara sıra da ciddi hasta olarak dönüyor.

Sağlık sorunu yaşamak istemeyen, kendisinin ve ailesinin sağlığına önem veren ve özellikle de farklı ekzotik bir tatil rotası seçenler gittikleri yörelerde neyle karşılaşacaklarını bilmek istiyor. Bu gezginlere seyahat hastalıkları klinikleri destek vererek, gerek seyahat eden kişinin ve gerekse dönüşte getirebileceği enfeksiyonlar açısından toplumun sağlığını koruyabiliyor. Seyahat hekimliği, tatil öncesi tavsiyelerin ve uygulamaların yanı sıra dönüşlerde de sağlığı tehdit edebilecek enfeksiyonların erken tanınması ve tedavisi için çalışıyor. Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı; seyahat öncesi yapılması gereken sağlık kontrolleriyle ilgili bilgiler verdi ve önerilerde bulundu:

EN SIK RASTLANAN ENFEKSİYONLAR

Turistik veya iş amaçlı lokal ve uluslararası uzak bölgelere gidildiğinde değişen çevre ve yaşam koşullarına bağlı olarak ortaya çıkması muhtemel hastalıklara seyahat ilişkili hastalıklar deniliyor. Bunların başında çeşitli tropikal enfeksiyonlar, travma, güneş ve ısı çarpmaları ile zehirli hayvan ısırık ve sokmaları geliyor. Mikrobik hastalıklardan ise en sık olarak mide-bağırsak sistemini tutan gastroenteritler (mide ve bağırsak enfeksiyonları), idrar ve solunum yolları enfeksiyonları, deriyi tutan enfeksiyonlar ile cinsel yo

lla bulaşan enfeksiyonlar  gözleniyor.

ÇOCUKLARDA ARAÇ TUTMASI

Bildiğimiz gibi okulların sömestr tatili yaklaşmakta ve bir çok aile tatil planları yapmak için hazırlık yapıyorlar. Ancak bazı aileler için özellikle çocuklar için yapılacak veya gidilecek yerler uza

k veya yakın bir mesafede olup çocuğunuzun taşıt tutması gibi problemi varsa bu gidiş yolu çocuk için tam bir eziyet haline gelmektedir. Aynı şekilde okula servisle giden bir çocuğunuz varsa ve her servise bindiğinde veya vapura binmek zorunda kalıyorsa yani herhangi taşıta bindiği zaman mide bulantısı, kusma ve baş dönmesi problemi yaşıyorsa bu durum çocuklarda okula gitme isteğinde azalmaya veya her sabah yaşayacağı bir kabustan dolayı sorunlara neden olmaktadır.

Şişli Florence Nightingale Hastanesi, çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümünden, Yrd. Doç. Dr. Banu Yazıcı taşıt tutmasının nedenlerine ve tedavi şekillerine dikkat çekiyor;

Vücudumuz denge merkezi beyinciktir ve dışardan gelen belli uyarıları alarak dengede durmamızı sağlar bu uyaranlar gözden ,ayak tabanındaki sinir uçlarından ve en önemlisi diğer bir merkez olan iç kulaktaki vestibül denilen içinde lenf sıvısının ve kristaller oluşan belli yapılardan alır. İç kulaktaki bu kristallerin fazla uyarılması veya bu bölgedeki bir dengesizlik araç tutmasının temel nedenidir. Beyincik bu bölgelerdem gelen uyarıları alır ve vücudun koordinasyonu sağlar. Bu sistemlerin uyum halinde olması gerekmektedir.

Peki önlem olarak neler yapmalıyız?

1.Uzun otobüs yolculuğu yapacaklar için ön koltuğa oturup en uç noktaya bakmak.

2.Ani pozisyon değişikliklerinden uzak durmak.Bu iç kulaktaki kristallerin dengesini bozacaktır.

3.Seyahatten önce fazla baharatlı,yağlı yemek yememek ancak boş mideyle de yola çıkmamak gerkmektedir

4.Çocuğunuzun şikayetleri yolda başladıysa mola verip hava almasını sağlamak yararlı olacaktır.

5.Otobüs,araba ve ya vapurda araccın gidiş yönüne zıt oturmamak gerkm

eltedir.

6.Yolculuk sırasında bir noktaya odaklanmamak örneğin kitap okumamak gerekmektedir.

7.Yolculuk sırasında dikkati başka yöne çevirmek örneğin çocuğunuzu hareketli oyuncaklarla dikkatini dağıtmak yararlı olacaktır.

8.Yolculuktan önce özellikle uzun yolculuklardan yarım saat önce antihistaminik tedavisi verilebilmektdir.

9.Bazen zencefil ve nane içeren doğal gıdalar şikayetleri önlemekte yardımcı olmaktadır.

10.Çocukları özellikle ergenlikle çağında olan çocukları stresten uzak tutmamız gerekmektedir.

Eğer bu önlemlere rağmen iyileşme sağlanamıyorsa mutlaka KBB uzmanına muayene olmak gerekmektedir.

Hamilelikte Besin Zehirlenmesi 

Sağlıklı kalmak için yediğimiz yemekler bizleri sağlığımızdan edebiliyor. Doğal bir besin bir kabus yaşatabiliyor. Hayatımızın en hassas dönemlerinden birindeyseniz örneğin hamileyseniz, tablo daha da korkutucu yaşanabiliyor. Çünkü sizle beraber hayatınızdaki en değerli canlı etkilenebiliyor. Bazen de gereksiz korkular hafif bir besin zehirlenmesini de bir kaosa dönüştürebiliyor. Her şeyin aşırısı zarar olduğunu unutmadan öğrenmeye devam edelim.

Besin zehirlenmesi nedir ?

Gıda maddelerinin  tüketimi sonucu meydana gelen mikroplu veya mikropsuz zehirlenmelere verilen genel isimdir.

Kaç çeşit besin zehirlenmesi vardır?

Mikroplu besin zehirlenmeleri, zararlı mikropların ürediği yiyeceğin tüketilmesi sonucu oluşan besinzehirlenmeleridir. Mikropsuz Besin zehirlenmeleri ise zehir üreten bazı bakterilerin ürettiği toksinli yiyeceğin yenmesi ile oluşan besin zehirlenmeleridir. Besin zehirlenmeleri, halk sağlığını yakından ilgilendiren ve özellikle yaz aylarında artan, yaygın hastalıklardan biridir.

Basit bir hastalık mıdır?

Çoğunlukla hafif seyirli ve kısa süreli hastalıklar olmalarına karşın, zehirlenmeye yol açan besinle ve kişiyle ilişkili bazı faktörler; hastalığın zaman zaman daha ağır seyretmesine hatta ölümcül olmasına yol açabilir.

Kimler için besin zehirlenmeleri tehlikeli olabilir?

Besin kaynaklı hastalığa herkes yakalanabilir, ancak bazı kişiler daha duyarlıdır. Bunlar bebekler, çocuklar, gebeler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerdir. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda kusma ve ishal nedeniyle meydana gelen ani sıvı kayıpları hayatı tehdit edebilir. Bu durumdaki hastaları ihmal etmeden takip etmeliyiz.

Besin Zehirlenmelerinin belirtileri nelerdir ? Besin zehirlenmeleri genellikle, aniden başlar. Mikropların bulaştığı besinler tüketildikten sonra hastalık belirtileri 30 dakika ile 72 saat arasında ortaya çıkabilir. İshal, bulantı, kusma,baş dönmesi, şiddetli karın ağrıları ve karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren şikayetlerin yanı sıra, bazen ateş de görülebilir.

Besin zehirlenmesi nede

n yaz aylarında daha sık görülür?

Yaz aylarında havanın sıc

aklığı nedeniyle zamanın büyük bölümü ev dışında, açık

havada geçirilir. Dışarıda bırakılan, koruma şartları sağlanmamış gıdalarda mikropların üremesi kolaylaşır. Kolay çoğalan mikropların hastalık yapm

a ihtimali artar.Dolayısı ile ev dışında gıda temini artarken sağlıksız gıdalarla karşılaşma ihtimali artar.

Besin zehirlenmesine  yol açan nedenler nelerdir?

Besin zehirlenmesi yapan mikr

oplar bakterilerdir. Bu bakteriler oda ısısında ve sıcak ortamlarda üreyerek yaşamlarını devam ettirirler. Bu nedenle yiyecekler hazırlanırken bunların yüksek ısılarda ve eşit olarak pişirilmesi gerekir. Her tarafı eşit şekilde pişirme sağlamak için kızartma yerine tencere, fırınlar ve özellikle mikrodalga fırınların kullanılması önemlidir.

Bu bakteriler yüksek sıcaklarda ölebileceği gibi düşük sıcaklıklarda da çoğalmalarını gerçekleştiremezler vebesin zehirlenmesine neden olamazlar. Bu nedenle besinlerin +4′nin altındaki sıcaklıklarda kapalı kaplarda saklanması ve gerekirse derin dondurucu kullanılmasıyla bakteri üremesi engellenmiş olur. Bu şekilde saklanan besinlerin de mutlaka son kullanma tarihinden önce tüketilmesi gerekir. Ayrıca asitli gıdalar ya da ortamlar, nem miktarının düşük olması bakterilerin üremesini engeller.

En sık hangi besinlerle zehirlenme olur?

 

Süt, yoğurt, sütlü tatlılar, kremalı yiyecekler, pasta, et, tavuk, mayonezli yiyecekler, deniz ürünleri besinzehirlenmesine en çok neden olan ve dikkat edilmesi gereken yiyeceklerdir. Bozulduğundan şüphe ettiğiniz herhangi bir besinin tadına bile bakmadan atmalısınız, tadına bakacak kadar az miktarda besinbile zehirlenmeye neden olabilir. Bakteriler gözle görülmediği için normal görünüşlü bir besinde bile çok sayıda bakteri ve toksin bulunabilir.


AKDENİZ MUTFAĞI AKCİĞER KANSERİNE KALKAN…

En sinsi ve en korkulan kanser türlerinden biri akciğer kanseri. Özellikle sigara kullananların büyük tehdit altında olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Ancak uzmanlar genetik fakt

örleri de göz önünde bulundurarak ailede hikayesi olanların da mutlaka 40 yaşından sonar akciğer kanseri taraması yaptırması gerektiğinin altını çiziyor. Ayrıca sigaradan uzak durmak ve doğru beslenmenin de önlem almada en önemli adımlar arasında olduğuna vurgu yapıyorlar.

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Özkan Demirhan akciğer kanserine karşı önlem almanın yollarını ve doğru beslenmenin korunmadaki önemini anlattı.

“Erken teşhis diğer kanser tülerinde olduğu gibi akciğer kanserinde de büyük önem taşıyor. Akciğer kanserini erken evrede yakalamak için checkup sayısını arttırmak, akciğer filmleri ve düşük doz tomografiler önemli rol oynuyor. Özellikle 10-20 yıldır sigara kullanan 40 yaş üstü kişiler, ailesinde akciğer kanseri hikayesi olanlar düzenli olarak hekim kontrolünde olmak zorundalar. Risk altında oldukları için bu kişilere kesinlikle tomografi öneririm. Eğer lezyon tespit edilirse veya patolojik bir durum görülürse 6 ayda bir ya da duruma göre 3ayda bir de çekilebilir. Ama düşük doz tomografi olması büyük önem taşıyor çünkü hastalar radyasyona maruz kalıyor.Tomografi ilaçsız çekilse bile hasta radyasyon alır. Erken tanıda bize yol gösteren uluslararası bir formül vardır bu yöntem yüzde 100 olmasa da bizlere bir fikir vermekte. Filmde patoloji saptandığı zaman sigara içimi ve yaş durumu da göz önünde bulundurulur. Sıkıntılı durumları erken tespit etmek için PET CT de  öneribilir. Lezyon tanısı için biyopsiye kadar giden bir sürece de gidebilir eğer ameliyata uygunsa mutlaka cerrahi tedavi tercih edilmelidir.

Akciğer kanserinden korunmak için öncelikle sigaradan uzak durmak, daha sonra da kaliteli beslenmeye dikkat etmek gerekir. İşte kaliteli beslenme tüyoları:

1- Abartılı yemekten kaçının.
2- Şeker tüketimini çok aza indirin.
3- Beyaz et ağırlıklı beslenin. Beyaz et tercihinizi mutlaka balıktan yana kullanın. 

4- Haftada bir kere mutlaka kırmızı et tüketmeye dikkat edin. Ancak etin çok pişmiş ve yanmış halini değil orta pişmiş halini tercih edin.
5- Öğünlerde bol miktarda yeşillik tüketin.
6- C vitamininden zengin gıdaları tercih edin.
7- Akdeniz usulu beslenmeyi yaşam şekli haline getirin.
8- Zeytinyağını sofranızın ve mutfağınızın baştacı yapın. Katı yağlardan uzak durun.
9- İyotlu tuz dahil olmak üzere tuzdan mutlaka uzak durun.”

10-Düzenli spor yapın.

Afyon’da Yaza İncecik Girin

 

Afyonkarahisar’ın saklı cenneti NG Afyon uzman doktor ve diyetisyen tarafından hazırlanan “Zayıflama/ İncelme” ye Yönelik Termal Spa Programı” konuklara stresten uzak, sağlıklı bir zayıflama deneyimi yaşatıyor.

NG Afyon’un uzman doktor ve diyetisyenleri eşliğinde hazırlanan Program, zengin mineralli termal su ile sağlığı desteklerken SPA uygulamalarıyla ruhunuzu stresten arındırmanıza yardımcı oluyor. Antrenörlerle sunulan birbirinden farklı spor aktiviteleri ise hem kendinizi daha iyi hissetmenize hem de formunuza daha hızlı ulaşmanızı sağlıyor.

Otelin ziyaretçileriyle buluşturduğu “Zayıflama/ İncelme Termal Spa Programı”, sağlığa pozitif yönden katkı sağlarken motivasyonu da maksimum seviyeye çıkarıyor. Bu paketler kapsamında NG Afyon’un özel olarak verdiği danışmanlıklar ve çeşitli aktiv

iteler sayesinde, müşteriler kendilerine en uygun diyet ve egzersiz uygulamalarını keşfediyor.

Programda yer alan relaksasyon uygulamaları, ortam değişikliğiyle stresten uzaklaştırarak sağlıklı yaşamı kuvvetli bir şekilde destekliyor. Termal kavramını lüksle buluşuran NG Afyon, Temral Spa Programları ile konuklarının menuniyetini maksimuma çıkartmayı hedefliyor.

 

AŞIRI SICAKLAR KALBİ VURUYOR…

Yazın en kavurucu sıcaklarını yaşadığımız şu günlerde termometreler artık 40’lı dereceleri gösteriyor. Sağlıklı kişilerin bile tahammül sınırları zorlanırken özellikle yaşlılar ve kalp hastaları için durum biraz daha ciddi. Zira kalp, sıcağı çok sevmiyor… Tansiyon düşmesinden kan akımı dengesizliğine kadar birçok hastalığının tetiklenmesine neden olarak kalp sağlığını olumsuz etkiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Batur, özellikle kalp hastalarının aşırı sıcaklardan mümkün olduğunca az etkilenmesine yardımcı olacak öneriler verdi…

Aşırı sıcaklar herkesin sağlığını aynı oranda etkilemiyor. Yapılan bir araştırmada 65 yaş üzeri kişilerde 20 santigrat derece üzerine her 1 santigrat derece artışın ölüm oranında yüzde 2 artırdığı belirtiliyor. Sıcaklık artışlarından özellikle yaşlı hastalar daha çok etkileniyor. Bunun üzerine olası kalp hastalıkları da eklenince risk daha da artıyor. Ortam sıcaklığının yükselmesiyle birlikte kalp, vücudu soğutmak ve terlemeye yardımcı olmak için daha fazla kan pompalamak yani çalışmak zorunda kalıyor. Sağlıklı kişilerde bile bu mekanizma aşırı sıcaklardan etkilenebilirken kalp hastaları için durum çok daha ciddi boyutlara ulaşabiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Batur, aşırı sıcak havalar, tansiyon düşmelerine, damarlarda genişlemeye ve kalbe giden kan akımı dengesinin bozulmasına neden olarak kalp sağlığını doğrudan etkilediğine işaret ediyor.

Kan basıncı düşüyor…

İnsan vücudu genelde 36-37 santigrat derece olan sıcaklığı korumaya göre çalışıyor. V

e herhangi bir sıcaklık artışında vücut kendisini soğutmaya çalışıyor. Vücut bunu terleme ve kan damarlarının genişlemesi yoluyla gerçekleşiyor. Bu nedenle özellikle aşırı sıcak ortamlarda terleme ile kaybedilen sıvı ve kan damarlarının genişlemesi nedeniyle, kan basıncında düşme ve kalp hızında artış yaşanıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Batur, bu durum özellikle kalp krizi geçirmiş, kalp yetersizliği olan ve hipertansiyon tedavisi gören hastalarda önemli sorunlara yol açabileceğini belirtiyor.

Sıvı kaybına dikkat!

Kalp hastalıkları nedeniyle idrar söktürücü ilaç kullanmak zorunda olan kalp hastalarında ise sıcak havanın sebep olacağı sıvı kaybının yaratabileceği sorunlar gündeme geliyor. Bu durumda kandaki elektrolit miktarlarında tehlikeli değişiklikler yaşanabileceğine dikkat çeken, hayati risk oluşturan ritim bozukluklarının ortaya çıkabileceğine işaret ediyor. Sıcak havalardaki bir diğer sorun da sıvı kaybının etkisi ile kanda oluşabilecek pıhtılaşma eğilimi. Bu durum ise özellikle kalp krizi geçirmiş, stent takılmış ya da açık kalp ameliyatı olmuş hastalar için önem taşıyor.

Sıcaklarda mutlaka bu önlemleri alın!

Bu nedenle sıcak hava ve kalp hastalıklarının yan yana gelmemesi gereken kombinasyon olduğunu söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Batur, özellikle şu günlerde kalp hastalarının aşağıdaki önlemleri almasının hayati önemi olduğunu hatırlatıyor…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

Hangi işletim sistemli telefonu kullanıyorsunuz?

  • iOS (iPhone) --> 4
  • Android --> 4
Gönder
Sonuçlar

Yeni Çağrı Gazetesi © 2019 - Web Tasarım : GNS Ajans