SULTANAHMET CAMİİ’NDEN BÜYÜK ÇAMLICA CAMİİ’NE

SULTANAHMET CAMİİ’NDEN BÜYÜK ÇAMLICA CAMİİ’NE

Bundan 409 yıl önce 4 Ocak 1610 Pazartesi günü, Osmanlı Devleti’nin payitahtı güzel İstanbul çok özel bir gün yaşıyordu. Osmanlı tahtında bulunan 20 yaşındaki genç padişah Sultan I. Ahmed Han, ceddinin geleneğini sürdürerek İstanbul’a muhteşem bir eser daha kazandıracak olmanın heyecanı içindeydi.

Başta Sadrazam Kuyucu Murad Paşa, Şeyhülislam Hocazâde Hacı Mehmed Efendi ve Padişah’ın hocası Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi olmak üzere devletin diğer ileri gelenleri, icra edilecek merasim için yerlerini almışlardı. İstanbul halkı geçen hafta Ramazan Bayramı’yla gelen mutluluğun ardından yeni bir sevinci, denizin kokusunu getiren rüzgârın ezan sesine benzeyen uğultusu ve serpiştiren kar taneleri altında doyasıya yaşıyordu.

 

Nasıl yaşamasınlar ki, Sultan Osman Han Gazi’nin torunu bu genç ve dindar padişah, temeli atılacak cami için At Meydanı’nda bedeli cömertçe ödenerek temin edilen geniş arsada ilk kazmayı, daha üç ay evvel besmeleyle vurmuştu. Daha sonra Has Oda Hazinesi’nde muhafaza edilecek olan bu kazmanın sapı altın kaplamalı ve üzeri kadife kaplıydı. Kazılan toprakları kaftanının eteğiyle taşırken bir yandan da “Yâ Rabbi! Ahmed kulunun hizmetidir, kabul eyle!” diye dua ediyordu. O günden sonra her hafta kazı mahalline düzenli olarak gelmiş ve çalışan işçileri teşvik için bu hizmetini yoruluncaya kadar çalışarak tekrarlamıştı.

İnşaat mahalli nihayet temel atılmak için hazır hâle gelmişti. İşte bu kutlu günün kutlu bir anında Padişah’ın bir göz işaretiyle Şeyhülislam ellerini açmıştı. Dine, devlete ve millete hizmeti geçen, başta ebediyete intikal etmiş Osmanlı padişahları, vezirler, âlimler, şehitler ve gaziler için dualar edilmişti. Yapılacak olan 6 minareli bu caminin temellerine ilk taşı, ahalinin getirdiği tekbirlerle birlikte yine Padişah besmeleyle koymuştu. Bu sırada kendisine Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa yardım ediyordu.

İLK NAMAZDA HERKESE PADİŞAH HEDİYESİ

7,5 yıl kadar süren inşaatın sonunda ortaya muazzam bir külliye çıkmıştı. İstanbul’un minarelerle bezeli o meşhur siluetini meydana getiren en önemli yapılardan biri olan bu mabet, 9 Haziran 1617 Cuma günü yine büyük bir merasimle ibadete açılmıştı. Cami avlusuna Padişah için “Otağ-ı Hümayun” kurulmuş, devlet erkânına ziyafet verilmiş, fukaraya sadakalar dağıtılmıştı. İstisnasız bütün cemaate Padişah’ın hediyesi olarak mercandan ve sandal ağacından yapılmış tesbihler takdim edilmişti. Görevliler bu kıymetli teşbihleri, namaza oturmuş olan herkesin dizi üzerine bırakmak suretiyle dağıtmıştı.

Ne yazık ki genç padişah, temel açma ve temel atma merasimlerinden ibadete açıldığı güne kadar, yakın ilgisini üzerinden eksik etmediği bu zarif caminin bânîsi olmanın hazzını ancak 5 ay kadar tadabildi. 22 Ekim 1617’de 28 yaşını bile doldurmadan genç yaşta vefat etti. Kabri yaptırdığı bu muazzam caminin dış avlusunun kuzeydoğu köşesindeki türbesindedir. Oğulları Sultan Genç Osman ve IV. Murad Han ile hanımı Mahpeyker Valide Sultan’ın kabirleri de bu türbededir.

PEYGAMBER AŞIĞI

Sultan I. AHmed Han’ın Hazreti Peygamber’e olan bağlılığı o kadar ileri idi ki, onun ayak izlerinin resmi içine bir şiir yazmış ve o şiiri kavuğunda ölünceye kadar taşımıştır. O şiir şudur:

N’ola tacım gibi başımda götürsem daim

Kademi nakşını ol hazret-i şâh-ı rusülün

Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir

Ahmedâ durma yüzün sür kademine o gülün

(kadem: ayak, rusül: resuller, peygamberler, gülzâr: gül bahçesi)

Dört asrı aşkın bir süredir dimdik ayakta duran, İstanbul’un medar-ı iftiharı, ülkemize gelen her yabancının mutlaka ziyaret ettiği ve içindeki nefis çinilerin renginden dolayı “Blue Mosque: Mavi Cami” dedikleri Sultanahmet Camii’ndeki bir sütunda asılı tabloda bu şiiri görebilirsiniz. Merhum Padişah’ın cami-i şerifin temel atma merasiminde kullandığı kazma ise 109 sene sonra 17 Şubat 1719 tarihinde Topkapı Sarayı’ndaki III. Ahmed Kütüphanesi’nin temeli atılırken Has Oda Hazinesi’nden çıkarılarak torunu III. Ahmed Han tarafından tekrar kullanılmıştır. Günümüzde Topkapı Sarayı’nda teşhir edilmektedir.

Aerial View of the Blue Mosque. and a height of 500 feet, the Blue Mosque photo.

SULTANAHMET CAMİİ’NİN BAZI ÖZELLİKLERİ

Caminin mimarı, Mimar Sinan’ın en gözde öğrencilerden Sedefkâr Mehmed Ağa’dır. Külliyenin merkez yapısı olan cami dışında medrese, darü’l-kurra, muvakkithane, sıbyan mektebi, arasta, hamam, imaret, darü’ş-şifa ve türbeden meydana gelen yapılar topluluğu bir dış avluyla çevrelenmiştir.

Caminin esas ibadet mahalli olan harimi kareye yakın dikdörtgen şeklinde olup uzunluğu 72, genişliği 64 metredir. İçten 22,40 m çapında ve 43 metre yüksekliğindeki büyük kubbe 5 m çapında dört büyük fil ayağı üzerine oturur. Camiye bitişik 9 adet kubbenin altındaki son cemaat yeri ile birlikte revaklı iç avlu caminin harimi kadar geniş olup toplam 26 mermer sütun üzerine oturtulmuş 30 adet kubbe ile çevrilidir. Avlunun ortasında altı sütunlu bir şadırvan bulunur. Caminin dört köşesindeki dört minare üçer, avlunun köşelerindeki diğer iki minare ikişer şerefelidir.

Etrafı pencerelerle çevrelenmiş muhteşem mihrap ince işçilikle oyulmuş ve yontulmuş mermerden yapılmıştır. Geometrik geçmeli, kabartmalı ve altın yaldızlı minberi ile sedef kakmalı kapısı, altın yaldızlı çinileri ve ince duvar işlemeleriyle hünkâr mahfili ayrı birer sanat eseridir. İç mekânın kusursuz akustiği, caminin en kalabalık olduğu zamanlarda bile imamın sesinin kolayca duyulmasını sağlar. Caminin içi 260 pencere sayesinde çok aydınlık ve ferahtır. Pencereler öyle ustaca yerleştirilmiştir ki büyük kubbe sanki havada asılı gibi durur.

Sultanahmet Camii’nde İznik ve Kütahya atölyelerinde imal edilmiş 21.043 adet çini kullanılmıştır. Beyaz zemin üzerine çeşitli renklerle meydana getirilen panolardaki serviler, laleler, sümbüller, nar çiçekleri, üzüm salkımları ve Rumi desenlerin güzelliği ziyaretçileri hayran bırakır.

DİĞER ALTI MİNARELİ CAMİLERİMİZ

Minare sayısını esas alırsak Sultanahmet Camii’nde sonra Cumhuriyet devrinde altı minareli dört cami daha yapılmıştır. Bunlardan Mersin Hazreti Mikdat Camii 1992’de, Adana Sabancı Merkez Camii 1998’de, İstanbul Arnavutköy’deki Taşoluk Yeşil Camii 2003’te ve nihayet İstanbul Büyük Çamlıca Camii bu ayın başında ibadete açılmıştır.

Mersin’de bulunan ve halk arasında Muğdat Camii olarak da bilinen Hazreti Mikdat Camii’nin inşaatına 1987’de başlanarak 5 senede bitirilmiştir. Başlangıçta dört minaresi bulunan camiye 2000’li yıllarda iki minare daha ilave edilmiştir. 83 metre yüksekliğindeki minarelerinin hepsi üçer şerefelidir.

Temeli 13 Aralık 1988’de atılan Adana Sabancı Merkez Camii, Türkiye Diyanet Vakfı ve Sabancı Vakfı tarafından ortaklaşa yaptırılmıştır. Mimarı Yıldız Teknik Üniversitesi 1969 mezunu Mimar Mühendis Necip Dinç’tir. 18 Aralık 1998’de ibadete açılan cami dıştan Sultanahmet, içten Selimiye Camii’ne benzer. Sekiz fil ayağı üzerine oturan 32 metre çapındaki kubbesinin yüksekliği 54 metredir. Ana gövdeye bitişik üçer şerefeli dört minare 99 metre, iç avlunun köşelerindeki ikişer şerefeli iki minare ise 75 metre yüksekliktedir.

İstanbul Arnavutköy’deki Taşoluk Yeşil Camii’nin inşaatına 1994 yılında başlanmış, 2003’te ibadete açılmıştır. Mimarı Fazıl Konuksever’dir. Bayrampaşa Yeşil Camii İlme Hizmet Vakfı öncülüğünde vatandaşlar tarafından yaptırılan cami Sultanahmet Camii’ne benzemektedir. Minarelerinden 100 metre yükseklikteki dördü üçer, ikisi ikişer şerefelidir.

VE ÜSKÜDAR BÜYÜK ÇAMLICA CAMİİ…

İstanbul’un üçüncü, Türkiye’nin beşinci altı minareli camisi olan Üsküdar Büyük Çamlıca Camii 3 Mayıs 2019 Cuma günü büyük bir merasimle resmî olarak ibadete açıldı. Yapımına 268 rakımlı Çamlıca Tepesi’nde 19 Mart 2013’te başlanan ve temel atma töreni 6 Ağustos 2013’te yapılan cami, minare sayısının da ötesinde, 65 bin kişinin aynı anda ibadet edebileceği, Cumhuriyet tarihinin en büyük camisi olma özelliğine sahip. Fikir projesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait olan ve İstanbul’un her noktasından rahatça görülebilen caminin mimarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi 1988 mezunu Hacı Mehmet Güner.

Açılış törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, kabine üyeleri, yüksek yargı başkanları ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın yanı sıra Arnavutluk Cumhurbaşkanı Ilir Meta, Gine Cumhurbaşkanı Alpha Conde, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, Filistin Başbakanı Muhammed İbrahim İştiyye, Afganistan İcra Heyeti Başkanı Dr. Abdullah Abdullah, Bosna Hersek Başkanlık Konseyi Üyesi Şefik Caferoviç, Libya Meclis Başkanı Halid Elmeshri, çeşitli ülkelerden gelen din adamları ve çok sayıda vatandaşın katıldığı bu muhteşem caminin bazı özelliklerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın törende yaptığı konuşmasından öğrenelim:

“Caminin, imanın şartını temsilen 6 minaresi var. Bunlardan üçer şerefeli 4 minaresi Malazgirt Zaferi’ne ithafen 107,1 metre yüksekliğinde yapılmıştır. Caminin 72 metre yükseklikteki ana kubbesi, İstanbul’da yaşayan 72 milleti, 34 metre çapındaki kubbesiyse İstanbul’un plaka numarasını ifade ediyor. Kubbenin iç yüzeyine 16 Türk devletini temsilen Allah’ın isimlerinden 16’sı, Haşr suresinin son iki ayetinden istifade edilerek yazılmıştır. Ana kubbenin üzerine 3 metre 12 santimetre genişliğinde ve 7 metre 77 santimetre yüksekliğinde, ağırlığı 4,5 tonu bulan bir alem yerleştirildi. Nanoteknolojiyle renklendirilen ve 3 parçadan oluşan alem, kendi alanında dünyanın en büyüğüdür. Bunların yanında camimizin kubbesine, kapısına, minberine, mihrabına işlenmiş daha pek çok özelliği vardır. İnşallah tüm bu vasıflarıyla Büyük Çamlıca Camii, medeniyet mirasımızı daha ileriye taşıyacak mimarların, yeni ustaların yetişmesine de vesile olacaktır.”

Cenabı Hak içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan-ı Şerif ayı hürmetine milletimize, memleketimize ve dinimize hizmet edenlere yardım eylesin. Milletimiz, memleketimiz ve dinimiz için kötülük düşünenlere de fırsat vermesin. Bizleri de bu mübarek ayda af ve mağfiret eylediği kullarının arasına dâhil eylesin.

YORUM ALANI

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.