$ DOLAR → Alış: 5,78 / Satış: 5,80
€ EURO → Alış: 6,69 / Satış: 6,72

SON DAKİKA:

TAZE SİMİT

Ahmet televizyondaki haberlere kulak kesilmiş ve gördüğü görüntüler karşısında kanı donmuştu.

Kurtuluş BAŞTİMAR
Kurtuluş BAŞTİMAR
  • 27.05.2018
  • 628 kez okundu

Ahmet televizyondaki haberlere kulak kesilmiş ve gördüğü görüntüler karşısında kanı donmuştu. Anarşi yurdun dört bir yanını sarmış, köşe başları tutulmuş ve resmen insanlar birbirini öldürmek için kendilerine has bölgeler tutup dernekler kurmuşlardı. Okul ve üniversite duvarlarının yanı sıra mahalledeki duvarlar da baştan sona “KAHROLSUN FAŞİZM”, “KOMÜNİSTLER MOSKOVA’YA” türü yazılarla dolmuştu. Kardeşin kardeşi öldürdüğü zamanlardı. Üniversiteler birer eğitim yuvası olmaktan çıkmış, karşıt görüşlü öğrencilerin kavga ettikleri anarşi mekânlarına dönmüştü. Gencecik insanlar, aralarına atılan nifak tohumları yüzünden birbirini ezip geçiyorlardı. Bütün bunların dışında fakirlik bütün ülkeyi sarrmış, insanlar hastane kuyruklarında ilaç alamadan bekliyor, sırası gelen ise kendinden başka yakın dost ve akrabanın hastalıklarını da doktora söylüyordu. Çünkü onlara aylarca sıra gelmeyeceği için en azından eşin dostun da teşhisini bu sayede öğrenmiş oluyorlardı. “Şeker ve çay gelince bize biraz ayır” muhabbetleri kıraathane ve dükkân sahipleri arasında dönüyordu. İnsanlar caddeler boyunca tüp ve gaz kuyruklarında bekliyordu. Bu manzaralar resmen insan içini yakan birer kor gibiydi.
Tam bu haberlere dalmışken Hüseyin’in “abi çayın hazır” demesiyle irkildi. “Sağ ol Hüseyin” dedi. Ardından tekrardan haberleri ezmeye koyuldu. O sırada içeriye, yukarıdan aşağıya doğru daralmakta olan yüzü; simsiyah, ışıl ışıl parlayan gözleri ve birkaç tüy seklinde çıkmış bıyıklarına inat gür ve siyah saçlarının olduğu kafası üzerinde taşıdığı tezgâhla simitçi genç girdi. Kahverengi, kendisine geniş gelen tişörtünün altına giydiği gri renkli pantolonu ve yerde sürüye sürüye gezerek taşımakta zorlandığı ayakkabılarla kimsesiz, zavallı bir çocuğunu andırıyordu. Ahmet simitçinin “taze simit, taze simit” diye bağırmasıyla çocuğa baktı.
“Bir simit verir misin?”
“Hemen vereyim abi. Sıcak sıcak, buharı üzerinde.”
“Öyleyse iki tane ver bakalım.”
İki tane sıcak simidi tezgâhının altına sıkıştırdığı kâğıtlardan birini çıkararak simitleri sardı ve Ahmet’e uzattı. Ahmet simit parasını verirken bu gencin, ilk gün sokakta rastladığı simitçi olmadığını fark etti. Simitçi kıraathanede birkaç kişiye daha simit sattıktan sonra yine ayaklarını sürüyerek sokağın kalabalığı ve kargaşası içinde kayboldu. Simitçinin çıkmasının ardından içeriye başında köylülerinkine benzeyen kasketle etrafı derin derin süzen biri girdi. Adamın gür siyah sakallı geniş yüzünü neredeyse yırtıp çıkacakmış gibi duran iri elmacık kemikleri ve buruşuk çukur gözleri vardı. Omuzları geniş, kolları uzun ve kaslıydı. Sarı gömlek üzerine gri süveter, altına da mavi İspanyol paça pantolon giymişti. Herkesin dikkatini çekmenin verdiği gururla camın önündeki boş masaya oturdu. Camdan gelen yakıcı güneş ışınlarından yüzünü korumak için kasketini yüzünü belli bir ölçüde kapatacak kadar indirdi. Ayak ayak üstüne attıktan sonra başını hiç kaldırmadan “Hüseyin! Demli bir çay ver.” dedi. Ağzında, tıka basa yemek yemiş gibi kürdan döndürüyordu. Dişleri aralıklı olduğundan arada bir dişleri arasından tükürme alışkanlığı edinmişti. Çevrenin tepkilerine, bakışlarına aldırış etmez, bu hareketini her zaman yapardı. Hüseyin çay siparişini duyar duymaz kimden geldiğini sesinden anladı. Tezgâhın arkasından fırlayıp Ahmet’in yanında bitti ve kulağına eğilerek “İşte abi sana bahsettiğim arkadaş bu” dedi. Ahmet televizyonu arkasına aldı, masasının diğer tarafındaki sandalyeye adamı görebilecek şekilde oturdu ve Hüseyin’e çayını tazelemesini söyledi.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Taşra ‘taş’la kalkınacak

Konya'da doğadan toplanan yarı değerli taşların işlenerek gelir oluşturması için başlatılan proje kapsamında eğitim gören kursiyerler, yaşadıkları yerlere kurulacak atölyelerde...

Kapat