$ DOLAR → Alış: 5,28 / Satış: 5,30
€ EURO → Alış: 6,02 / Satış: 6,05

SON DAKİKA:

ÜMMETİN KEMALİZM İLE İMTİHANI!

Hamza ATLI
Hamza ATLI
  • 19.11.2018
  • 255 kez okundu

Sık sık öğrencilerim tarafından da Atatürk’ün kimliği, kişiliği veya dine bakış açısı ile ilgili sorular alıyorum. Yolda, sokakta, esnaf ziyaretlerimde de konu bir şekilde Atatürk meselesine geliyor.
Mühim ve ince bir mesele. İyice araştırmak, her yönüyle kişiliğini, yaptıklarını, hayatını, birçok kaynaktan okumak gerek.
Konu hassas.
Milletin bir kısmı da bu konuda ayrıca “naif” ve  kırılgan.
Bu konuyla özel olarak ilgileniyorlar.
Bir koruma kanunu da var ki sorma gitsin.
Bir parantez açacak olursak (koruma kanunları kimin için olursa olsun karşıyım).
Başka ülkelerde de devrim yapan önderler bu ve benzeri koruma kanunlarıyla bezenmiş midir bilmiyorum.
Hoş Atatürk yaşasa -belki- kendisi bile bu tarz şeylere karşı çıkar, her yönüyle tartışılsın isterdi!
Ama ne yazık ki Atatürk’ü anlamayanlar ve gerçekleriyle birlikte! anlamak isteyenler arasında amansız bir çekişme öteden beri süregelmiştir.
Ben Atatürk’ün sevilmesine, sayılmasına veya zıttı olan sevilmemesine karşı değilim. Onun önderliğini ve askeri kaabiliyetini de asla tartışmam hatta takdir ederim!
Büyük bir devrimci olduğu muhakkak.
Hele laik bir sistemin temelini atarken yaptığı kritik hamleler onu gözümde ayrıca büyütmüştür.
Bir kritik deha “harf inkılabını” gerçekleştirebilir.
Bir askeri dahi böylesi kökleşen bir sistemin temellerini ölesiye sağlam atabilir.
Din görüşü, dini perspektifi de nettir!
Bu hususu konuşmalarında ve yazılarında kendisi dile getirmiştir.
Siyaseten ve çağının gereklerine göre hilafet makamını koruyacağını söylemiş ve nihayetinde “hiçbir vasfı kalmamış” olan hilafeti kaldırmıştır.
Bu devrimin gereğidir!
Bugün Atatürk’ü sevmediğine adım gibi emin olduğum fakat Atatürkçü görünme çabasına bürünenlere de (özellikle oy devşirme veya farklı çıkarlar sağlama amacıyla) ayrıca hayret ediyorum.
Düne kadar eleştirenler bugün başımıza Atatürkçü kesildiler ya…
Ne diyeyim..!
Kurduğu sistem iyi veya kötü.
Bana göre kötüdür, kimine göre iyi. Bu başka bir husus. (Belki bir başka yazımda kemalist düzeni yazarım)
Bugün Atatürkçü olduğunu iddia eden kişiler onu benim kadar okumamışlardır!
Benimle Atatürk hususunda laf dalaşı yapmaya yeltenenler açıp bir nutuk okumamışlar, onun hatıralarına göz gezdirmemişlerdir.
Biz toplum olarak holiganlığı sever, tribünlere oynamayı şiar ediniriz.
Başardığımızı da sanıyorum!
Üzüldüğüm husus şu ki…
Bir taraf holiganca severken, diğer tarafta acımasız ve fütursuzca saldırganlaşabiliyor.
Elbette kimse Atatürk’ü sevmek zorunda olmaz, olamaz, olmamalı…
Lakin eleştirirken vicdan ve ilmi de bir kenara atamayız, atmamalıyız.
Yiğidi öldür hakkını yeme diye bir söz vardır! Biz hem öldürür hem hakkını yeriz.
Araştırıp, okumayız.
Yok böyleymiş, yok şöyleymiş der sallarız!
Bırakın artık bu konu hakkında dalavere etmeyi.
Sevin veya sevmeyin. Lakin ölçülü olun. Severken de eleştirirken de ölçülü olun!
O bir nesildi. Geldi ve geçti. İyi ya da kötü birçok şey yaptı. Siz ne günahına girin, ne de bu hususta birbirinizi incitin.
O göçtü…
Şimdi Rabbinin huzurunda…
Hesabı da Allah’a ait.
Siz kendinizi ilah yerine koyup yargılamayı terk edin!
O yaptı, etti de sen ne yaptın be adam! demezler mi ha?
Bir davası vardı Atatürkün! Hak veya batıl. Uğrunda çaba sarfetti. Birçok hayalini de gerçekleştirdi.
Şimdi bizÜMMETİN KEMALİZM İLE İMTİHANI!
Sık sık öğrencilerim tarafından da Atatürk’ün kimliği, kişiliği veya dine bakış açısı ile ilgili sorular alıyorum. Yolda, sokakta, esnaf ziyaretlerimde de konu bir şekilde Atatürk meselesine geliyor.
Mühim ve ince bir mesele. İyice araştırmak, her yönüyle kişiliğini, yaptıklarını, hayatını, birçok kaynaktan okumak gerek.
Konu hassas.
Milletin bir kısmı da bu konuda ayrıca “naif” ve  kırılgan.
Bu konuyla özel olarak ilgileniyorlar.
Bir koruma kanunu da var ki sorma gitsin.
Bir parantez açacak olursak (koruma kanunları kimin için olursa olsun karşıyım).
Başka ülkelerde de devrim yapan önderler bu ve benzeri koruma kanunlarıyla bezenmiş midir bilmiyorum.
Hoş Atatürk yaşasa -belki- kendisi bile bu tarz şeylere karşı çıkar, her yönüyle tartışılsın isterdi!
Ama ne yazık ki Atatürk’ü anlamayanlar ve gerçekleriyle birlikte! anlamak isteyenler arasında amansız bir çekişme öteden beri süregelmiştir.
Ben Atatürk’ün sevilmesine, sayılmasına veya zıttı olan sevilmemesine karşı değilim. Onun önderliğini ve askeri kaabiliyetini de asla tartışmam hatta takdir ederim!
Büyük bir devrimci olduğu muhakkak.
Hele laik bir sistemin temelini atarken yaptığı kritik hamleler onu gözümde ayrıca büyütmüştür.
Bir kritik deha “harf inkılabını” gerçekleştirebilir.
Bir askeri dahi böylesi kökleşen bir sistemin temellerini ölesiye sağlam atabilir.
Din görüşü, dini perspektifi de nettir!
Bu hususu konuşmalarında ve yazılarında kendisi dile getirmiştir.
Siyaseten ve çağının gereklerine göre hilafet makamını koruyacağını söylemiş ve nihayetinde “hiçbir vasfı kalmamış” olan hilafeti kaldırmıştır.
Bu devrimin gereğidir!
Bugün Atatürk’ü sevmediğine adım gibi emin olduğum fakat Atatürkçü görünme çabasına bürünenlere de (özellikle oy devşirme veya farklı çıkarlar sağlama amacıyla) ayrıca hayret ediyorum.
Düne kadar eleştirenler bugün başımıza Atatürkçü kesildiler ya…
Ne diyeyim..!
Kurduğu sistem iyi veya kötü.
Bana göre kötüdür, kimine göre iyi. Bu başka bir husus. (Belki bir başka yazımda kemalist düzeni yazarım)
Bugün Atatürkçü olduğunu iddia eden kişiler onu benim kadar okumamışlardır!
Benimle Atatürk hususunda laf dalaşı yapmaya yeltenenler açıp bir nutuk okumamışlar, onun hatıralarına göz gezdirmemişlerdir.
Biz toplum olarak holiganlığı sever, tribünlere oynamayı şiar ediniriz.
Başardığımızı da sanıyorum!
Üzüldüğüm husus şu ki…
Bir taraf holiganca severken, diğer tarafta acımasız ve fütursuzca saldırganlaşabiliyor.
Elbette kimse Atatürk’ü sevmek zorunda olmaz, olamaz, olmamalı…
Lakin eleştirirken vicdan ve ilmi de bir kenara atamayız, atmamalıyız.
Yiğidi öldür hakkını yeme diye bir söz vardır! Biz hem öldürür hem hakkını yeriz.
Araştırıp, okumayız.
Yok böyleymiş, yok şöyleymiş der sallarız!
Bırakın artık bu konu hakkında dalavere etmeyi.
Sevin veya sevmeyin. Lakin ölçülü olun. Severken de eleştirirken de ölçülü olun!
O bir nesildi. Geldi ve geçti. İyi ya da kötü birçok şey yaptı. Siz ne günahına girin, ne de bu hususta birbirinizi incitin.
O göçtü…
Şimdi Rabbinin huzurunda…
Hesabı da Allah’a ait.
Siz kendinizi ilah yerine koyup yargılamayı terk edin!
O yaptı, etti de sen ne yaptın be adam! demezler mi ha?
Bir davası vardı Atatürkün! Hak veya batıl. Uğrunda çaba sarfetti. Birçok hayalini de gerçekleştirdi.
Şimdi biz kendimize bakalım!
Bir davamız var mı?
Uğruna hayatımızı adayacağımız bir inanca bağlı mıyız?
Atatürkü eleştiren kesimin bir kısmı maalesef dünya ve ahiret namına hiçbir kaygısı ve kavgası olmayan zavallılar…
Sevenler de (genel anlamda) holigan, eleştirenler de…
Kaç kez daha söyleyeceğim!
Abartmayın, sevmeyi de sövmeyi de abartmayın! Eleştirin ama edebinizle ve ilminizle…
Okumadan, bakmadan, araştırmadan atıp tutmayın.
Birbirimize töleransı yitirdiğimiz şu günlerde inşaAllah bu yazım ufkunuza bir ışık olur! Aklınıza bir soru işareti getirir! Her konuda “acaba” demeyi öğrenin! Zarar etmezsiniz…
Hele de şu zamanda…
kendimize bakalım!
Bir davamız var mı?
Uğruna hayatımızı adayacağımız bir inanca bağlı mıyız?
Atatürkü eleştiren kesimin bir kısmı maalesef dünya ve ahiret namına hiçbir kaygısı ve kavgası olmayan zavallılar…
Sevenler de (genel anlamda) holigan, eleştirenler de…
Kaç kez daha söyleyeceğim!
Abartmayın, sevmeyi de sövmeyi de abartmayın! Eleştirin ama edebinizle ve ilminizle…
Okumadan, bakmadan, araştırmadan atıp tutmayın.
Birbirimize töleransı yitirdiğimiz şu günlerde inşaAllah bu yazım ufkunuza bir ışık olur! Aklınıza bir soru işareti getirir! Her konuda “acaba” demeyi öğrenin! Zarar etmezsiniz…
Hele de şu zamanda…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
BEYAZ SARAYIN SOYTARLARI-3

Çiller döemi misyonunu en ileri seviy çıkardı.Gazeteci Metin Göktepe cinayetinde olduğu  gibi gazeteciler artık alenen polisler tarafından öldürülmeye başlandı. Bugün...

Kapat