YİTİK HAYATLAR

Odanın kapısı büyük bir gıcırtıyla açıldı… Evin salonunda asılı duran lambanın beyaz ışığı sayesinde gölgesi kapkaranlık odanın içinde uzanıyordu yaşanmışlıklara ve acı hatıralara doğru.Bir süre öyle bekledi.

YİTİK HAYATLAR

Odanın kapısı büyük bir gıcırtıyla açıldı… Evin salonunda asılı duran lambanın beyaz ışığı sayesinde gölgesi kapkaranlık odanın içinde uzanıyordu yaşanmışlıklara ve acı hatıralara doğru.Bir süre öyle bekledi. Adım atacak cesareti bulamıyordu kendinde ama girmeliydi odaya eve kadar gelmişken girmemek olmazdı.
Tedirgin adımlarını ürkerek atmaya başladı.Gecenin zifiri karanlığında kimseciklerin olmadığı bu evde…Adımlarını gitmekten korkulan bir yere giden insan misali atıyordu. Neydi onu buraya kadar getiren ve bu odaya girmeye zorlayan?Adımlarını attıkça,hayatta ki her türlü güzelliği,çirkinliği,insan onurunun aşağılandığı yer olan fakirliği ve uyurken kimilerinin başucuna koyarak yattığı zenginlik hayallerini görmüş olan gözleri dolmaya başladı.Bir şeyleri hatırlamaya başladı.
Gözlerinin içinde tarifi zor bir hüzün koşmaya başladı.Odanın ortasına kadar yürüdü.Bu oda bir zamanlar kendisinin ve ailesinin çokca vakit geçirdiği bir yerdi.Kendisi düşündüğü bir hayatı yaşamanın bedelini ödemiş,savaşın ardında bıraktığı ordular kadar ezilmiş ve yorgun bir insan olarak dönmüştü.Hafızasına kazınan en son olay karısı ve çocukları ile bu odanın içerisinde geçirdiği kapıdan,pencereden uçup giden ve bir daha geri dönmeyecek olan mutlu bir aile tablosuydu.
Odanın ışığını açmaktan korkuyordu.Çünkü yarım kalmış sevinçleri,bölünmüş hayatları ve tükenen yaşama ümitlerini görecekti odanın içerisinde ışığın yanması ile.Kendisi sovyet yönetimince çalıştırılma kamplarına gönderilmiş,uzun yıllar Akmescit’e geri dönememişti.Kaçmayı da düşünmüştü ama bu çalışma kamplarından kaçarken vurulan insanların hikayeleri her seferinde engellemişti onu.
Gidenlerini bir daha görmemeye alışmıştı bu topraklar…Ama geleni de aynı samimiyetle ve özlemle bağrına basıyordu.Çok zayıflamıştı.Açlık,bakımsızlık ve yoğun bir çalışmanın hüküm sürdüğü sovyet işci kampları onu tanınmaz bir hale getirmişti.Avurtları çökmüş,ellerinin içini nasırlar doldurmuş,incelmiş kollarındaki damarlar iyice belirginleşmişti.Yüzünde yama gibi duran bir yaşama sevinci…
Odanın içersinde toz toprak kaplamış masanın üzerinde vazoya dayalı bir kağıt parçası duruyordu.İçi bir an çocuklar gibi sevinçle doldu.Mektupla kendi arasındaki mesafe umuda giden bir yol oluverrmişti onun için.Kağıdı aldı üstündeki tozu üfleyerek temizledi.Titreyen ellerle tuttuğu kağıtta yazılanlar her türlü ağırlığı kaldırmış nasırlı ellerine ağır gelmişti sanki.
Kağıtta çok kısa bir not yazılıydı:“Bir daha kavuşur muyuz bilmiyorum ama ben,bende ki seni alıp gidiyorum, bedelini ödeyeceğim her ne ise seni bu gönülde taşımanın,dosta düşmana inat.”

Avatar
Kurtuluş BAŞTİMAR( [email protected] )

YORUM ALANI

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.