$ DOLAR → Alış: 5,35 / Satış: 5,37
€ EURO → Alış: 6,08 / Satış: 6,11

SON DAKİKA:

ZEYNEP IŞIL KÜÇÜKGÖNCÜ

Bugün başarılı genç ve güzel diyetisyen Zeynep ışıl küçükgöncü ile diyetin püf noktalarını, başarılarının arkasında duran olayları ve mesleğinin perde arkasını konuşacağız. Hem güler yüzüyle hem başarılı diyet listeleriyle adının altını çizdiren bir isim. Başarılarının en büyük şahidi ben; kendisinin verdiği diyet listesiyle 106 kilodan 74 kiloya yakın bir zaman içinde, sağlığımdan hiçbir ödün vermeden düşmüşümdür.

ZEYNEP IŞIL KÜÇÜKGÖNCÜ
  • 18.04.2017
  • 2.989 kez okundu

Röportaj: GİZEM YILDIZ

 

 

Merhaba Zeynep Hanım; öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

  • Merhaba, 1987 Tarsus doğumluyum. Mersin’de  büyüdüm. Mimar anne ve babanın tek çocuğuyum. Üniversiteyi Ankara’da Başkent Üniversitesinde 2006-2010 yılları arasında okudum. 2010’dan bu yana İstanbul’da yaşamaktayım. Kitapları ve kedileri çok severim.
  • Neden diyet uzmanı olmak istediniz? Bu mesleği seçtiğiniz için hiç pişmanlık duydunuz mu?
  • Kendimi bildim bileli ya sağlıkçı olmak ya da sanatla ilgili bir iş yapmak istemiştim. Fakat o senelerde okuduğum  lise ve seçmiş olduğum sayısal alan sebebi ile sağlık daha ağır basan taraf oldu. Sağlıklı beslenme yani diyet, beslenmeye bağlı sağlık problemleri konusu da 2005-2006’da hızla önem  kazanıyordu. Ben de diyetisyenliği inceledim ve bana uygun, onunla mutlu olacağım ve yapmaktan keyif alacağım bir meslek olacağını düşünüp karar verdim. 
    Diyetisyenliği seçmiş olmaktan pişman değilim, bir daha olsa bir daha seçerdim.
     
    Sadece diyet yani beslenme konusu tamamen teknik bir mesele değil, sizlerin de bildiği üzere psikoloji ile de çok alakalı. Bazen bir teselli, bazen bir motivasyon kazandırmak gerekiyor. İşte bu noktada elimden gelenleri yapsam da bazı kişilerdeki direnci kıramayabiliyorum. Böyle zamanlarda da yetersiz hissettiğim, üzüldüğüm zamanlar olabiliyor.
  • Gelen danışanlarınızın arasında diyet serüveni sizi en çok etkileyen biri oldu mu? Olduysa bu hikayeden bize biraz bahseder misiniz?
  • Biraz özel olduğu için detaya girmeden belirteyim, evlilik sonrası bir şekilde alınan kilolar ve ihanete uğrayan bir kadın. Üstelik hamileyken… Sonra da kısıtlı bir sürede bu kiloyu verme çabası ve belirlenen sürede de hedef kiloya ulaşmış olmamız beni çok etkilemişti. 
  • Sizce kilo vermenin insana verdiği mutluluk ne ile eş değerdir? Özellikle bir kadın için arzu ettiği kiloya adım adım yaklaşmak hangi başarı duygusunu hissettirir?
  • Bu sorunun yanıtını aslında en iyi siz ve sizin gibi anlamlı şekilde sağlıklı kilo kaybeden ve sağlıkla da kilosunu koruyup, sağlıklı beslenmeyi sürdüren kişiler bilir diye düşünüyorum. 
    Fakat empati kurmam gerekirse; bence kilo vermenin insana verdiği mutluluk insanın özgüvenini besleyecek en önemli faktörlerden biri. En önemli noktalar beden ağırlığı, fiziki görünüm, sağlıklı bir beden ve sağlıklı organlardır. Eğer ki yapılan program ile bu  noktalar ideal değerlere ulaşmışsa mutluluk tarif edilemez. Fazla kilo kadınlarda ve erkeklerde her zaman için verilmesi gereken, düzeltilmesi gereken bir sağlık problemi gibidir. (Uzman olarak bunu her zaman böyle görmediğim durumlar elbette var. Sağlıksız olmakla beraber de ne yazık ki dış görünüşümüz negatif etkileniyor.
  • Peki, siz danışanlarınızı istedikleri kiloya ulaştırdığınızda, bu size en çok hangi duyguyu hissettiriyor? Birilerini o başarıya ulaştırmak, sizde nasıl bir mutluluk yaşatıyor?
  • Evet, aslında kendi duygularımı daha net anlatabilirim. Ben çoğu zaman danışanlarımın ofisime ilk kez başvurdukları kilolarını yani o kilodaki görünümlerini hatırlamıyorum. Aklımda hep son halleri kalır. Arada, öncesi ve sonrası olarak çekilmiş fotoğraflarını yan yana getirdiğimizde hem oradaki pozitif tabloyu görmek, kişinin bir şeyleri başardığı için kendine olan güvenini kazanmasını görmek çok güzel  ve hem kendi adıma hem danışanım adına çok gurur verici. Kilo artışına ya da dengesiz ve yanlış beslenme ile şeker hastası olmuş bir bireyin kan tahlili sonuçlarının daha iyiye gittiğini gördüğümde gerçekten benim için fazlası ile yeterli oluyor ve başka da bir şey istemeyecek kadar mutlu oluyorum. 
  • Üniversite hayatınız hakkında neler söylemek istersiniz? Bu süreç sizin için nasıl geçti?
  • Üniversite hayatı herkesin söylediği gibi benim de sanırım bu yaşıma kadar ki en güzel, en özgür yaşadığım ve hissettiğim dönemdir. Başka bir şehirde, kendi ayaklarımın üstünde durmak, bir evi ailem dışında başka kişilerle paylaşmayı deneyimlemek, hatta arkadaşlarımız ile yurtta ya da öğrenci evinde aile olmak bir taraftan, diğer taraftan 4 senenin sonunda meslek sahibi olacak olmak çok güzel bir deneyimdi. Yani kendi ailem ile yaşadığım şehirde üniversite okusaydım bu düşüncelere sahip olabilir miydim? Bilmiyorum.
  • Henüz daha öğrenciyken bir çok yerde staj yapmışsınız. Bu durum şuan ki hayatınızda size nasıl bir avantaj sağladı?
  • Aslında bizim mesleğimiz teorinin gerektiği kadar pratiğin de fazlasıyla gerektiği bir meslek. Bu sebeple son sınıfta hep stajda oluyoruz. Bu da bizlere çok fazla gözlemleme, vaka deneyimi, işbaşında eğitim fırsatı sunuyor. Zorlukları nasıl kolaylaştırıp, çözüm üretip karşıdaki kişiye nasıl daha faydalı oluruz, nasıl aynı dili konuşabiliriz gibi özellikleri bizlere kattığını düşünüyorum.
  • Altıntepe Kızılay hastanesinde çalışmışsınız, burada çalışmak mesleğiniz açısından size neler kattı?
  • Eski iş yerim Kızılay Altıntepe Tıp Merkezi bir anlamda sanırım benim bugünlere gelmemde büyük önemi olan, kendimi ve yöntemimi danışanlara tamamen, samimiyetle ifade edebilme şansım olan bir yerdi. Bizler okuldan belirli bir bilgi donanımı ve pratikte öğrendiğimiz metotlar ile mezun oluyoruz fakat bilmeliyiz ki sadece hastalık yoktur. Bir de hasta vardır. 
    Yani kişilerle karşılaştıkça ona göre bir yöntem geliştirebiliyoruz. A planı olmuyorsa B planını geliştirip uygulamaya çalışmalıyız. Kızılay Tıp Merkezi de çok hasta potansiyeli olan, insanların güvendiği ve memnun kaldığı bir tıp merkeziydi.
  • Başarılarınızın arkasında duran en önemli şey nedir?
  • Yaptığım işte eğer başarım varsa bunu; çalışıp araştırmakla beraber samimiyetime, faydalı olmak için her zaman empati kurmama bağlıyorum. Çünkü uygulanması gereken yöntem tek değildir. Karşıdaki kişinin yerine kendimizi koyup ona göre bir çare üretmemiz gerekir.
  • Başka bir mesleği seçme hakkınız olsaydı, hangi mesleği tercih ederdiniz?
  • Bir girişimim güzel sanatlar fakültesi moda tasarımı için olmuştu. Böyle bir tasarım konusunda başarılı olabileceğimi ve keyifle çalışabileceğimi düşünmüştüm; ama son anda yetenek sınavlarına girmekten vazgeçip tekrar sayısal alanıma geri döndüm
  • Gri diyet ofis beslenme ve diyet merkezini açmayı nasıl planladınız? Ofisin adını Gri diyet koymanızın özel bir nedeni var mı?
  • Bir hastane veya tıp merkezi bünyesinde çalıştığımız zaman çoğunlukla oranın sistemine uymak durumunda oluyoruz. Bazen uygulatacağınız diyet programı süresinden tutun da, randevu sistemine kadar aksaklıklar olabiliyor. Ben de 4,5 sene aynı yerde çalıştım ama kendi  diyet danışmanlık merkezimde kuralları kendim belirleyip, daha etkili çalışıp, danışanlarla daha sık diyalogda olacağımı düşünerek, kendi diyet danışmanlık merkezimi hayata geçirdim. Bu arada ismi ile ilgili yani neden ‘’gri’’ ile ilgili sayfalarca yazabilirim ama kısaltayım; 
    Gri benim için denge demek. Ne siyah ne beyaz… İkisinin de belki ideal buluşma noktası. 
    Benim düşünceme göre, tabi sağlıklı beslenmeye göre de, biraz gride kalmak bizi daha iyiye götürecektir diye düşündüm.
    Yani ne çok zayıf olmak ne de fazla kiloyu önemsememek. Ne kendini sağlıklı beslenmek için çok kısıtlamak ne de yarın olmayacakmış gibi kötü beslenmek.
  • Bir insana kilo aldıran en önemli faktör nedir? İnsanlar nelerden kaçıp yemeğe sığınırlar?
  •  Aslında insanlara kilo aldıran epey çok faktör vardır; Bunlar kimi zaman hormonal sebepler olabilir, kimi zaman da psikolojik sebepler, bazen de herhangi bir ilaç tedavisi olabiliyor. Bir de unutmadan en önemli sebeplerden biri genetik yatkınlıktır. Anne ya da babadan biri obez ise çocuğun obez olma ihtimali %40, her ikisi obez ise bu ihtimal %80’dir. Yalnız bunlar kilo vermek için asla bir engel değildir.
  • Kilo verme başladıktan sonra yemek yemeye karşı direnç ne zaman kırılmaya başlıyor? Danışanların sizin verdiğiniz listeye alışma süreci ne kadar sürüyor? Bu süre zarfında ne gibi etkenler ortaya çıkıyor?
  • Diyete ilk kez başlayan kişiler özellikle ilk haftalarda çok iradeli oluyorlar, hatta çok da hevesli… Çoğunlukla toplumun algısı ‘’diyet yapılıp bırakılan’’ bir şey olduğu için bundan sıkılmaları da çok kolay oluyor. Sıkılma durumu kişiden kişiye göre değişiyor. Kimi kişilerin kilo kayıp hızları yavaş olunca motivasyonları kayboluyor ve diyetten hemen sıkılıp diyeti bırakabiliyorlar. Kimisinin de hedefi gerçekten çok gereksiz ve sağlıksız şekilde hızlı kilo vermek olduğu için hedefinden daha az kilo kaybedince –ne kadar başarılı bir ilerleme kaydetmiş olursa olsun- hedefin aşağında kaldığı için yeterli motivasyonu bulamıyor. Sıkılma kısmını bir yana bırakırsak kişi kilo verdikçe yani yağ kütlesinden zayıfladıkça azalan bu yağ oranı ile beraber vücutta leptin hormonu direnci dediğimiz bir durum gelişir.
    Yani kişi örneğin 1-2 ay önce doygun hissettiği bir program ile 1-2 ay sonra aç hissedebilir. Kişilerin listeye alışma süreleri aslında ortalama 1 hafta kadar oluyor. Tam adapte olma süresi de 20-21 günü buluyor. Bu sürede damak tadı değişiminde kalıcı değişiklikler olabiliyor. 
  • Bugüne kadar mantığınızın sesine mi? Yoksa duygularınızın sesine mi kulak verirsiniz? Bunun olumsuz yanlarını gördünüz mü?
  • Geçmişe dönüp baktığımda aslında belli bir yaşa kadar, çoğunlukla duygularım ile karar vermişim. Bu durumun fazla sıkıntısı olmadı bana. Bazen duygular ile karar verdiğimde insanlara kırılınca, çok çabuk onlara küsüp iletişimi kestiğimi ve çoğu zaman da hayatımdan çabucak çıkarttığımı fark ettim. Mantığım ile düşününce bunun aslında ne kadar gereksiz olduğuna karar verdim. Bazen griler de olmalı insanın hayatında.
  • Buradan diyet yapmak isteyen okurlarınıza, diyet ile ilgili bazı püf noktalarını söyler misiniz?
  • Eğer uygulayacakları metot, geleneksel diyet dışında bir yöntemse çok çok iyi araştırmalarını tavsiye ederim. Kulaktan dolma bilgilere asla güvenmesinler çünkü neticede ciddi sağlık problemleri yaşanabiliyor. 
    Herkesin kendi metabolizmasına, yaşam tarzına, arzuladığı ya da nefret ettiği besinlere göre şekillenen bir diyeti olmalıdır. Buna göre bir yöntem izlemelidirler. Çünkü böyle bir yöntem sürdürülebilir bir yöntemdir.
  • Mesleğinizin zor yanlarından biraz bahseder misiniz? diyetisyenliği, bir diyet uzmanı olarak nasıl tanımlarsınız?

İçinde bulunduğumuz çağa göre düşündüğümüzde sağlıklı beslenmeye çalışmak,bu kadar caydırıcı seçenekleri olan yiyecekler varken,bu yiyeceklere ulaşmak üstelik çok kolayken, gerçekten bu konuda insanın kendisini kısıtlaması zor. Sağlıklı beslenme yolculuğunda da  ne yazık ki her zaman çiçekli yollardan geçmiyoruz. Elbette ya direnç kilosu ya da kişinin dönem dönem hayatında olanlar, psikolojik durumu diyet uygulamasını zorlaştırabiliyor. Bu da hemen kişinin kilosuna yansıyor. Tabi böyle bir durumda kişinin motivasyonunu yüksek tutup başaracağına ondan önce bizim inanıp onu o şekilde motive etmemiz gerekiyor. Bunlarla beraber devamlı bir sağlıklı beslenme modası, bu modayı destekleyen sezonun trend yiyecekleri veya trend yöntemler ortaya çıkıyor. Tabi beslenme işinin içinde olmayanlar da bu yöntemlerden medet umabiliyorlar. 
Bazen hiç etki göstermeyen bu yöntemler bazen kişinin sağlığına zararlı olabiliyor.
 
Mesleğimizin bana göre en zor yanı, bizim mesleğimizden olmayanların hem kendileri hem geliştirdikleri formülleri buna inanmış-güvenmiş kişilere gerçekçi olarak aktarmak, bu kadar bilgi kirliliği varken kişileri sağlıklı beslenmeye teşvik etmek bence zor yanlarından.

Hayatı ikiye ayırırsanız bu iki kısma hangi ismi verirsiniz? Ve hangi kısımda yer alırsınız?

  • İlk aklıma gelen hayatı değil de yaşamı ikiye ayırmak oldu. Koşturarak olgunlaşma ve dinlenme olarak iki bölüme ayırıyorum. Henüz koşturarak olgunlaşma kısmında olduğum için, diğer tarafı tahmin edemedim. Ama hayatın henüz başı, deneyim kazanma, dinamik bir yaşam olduğu için ilk kısmı tercih ederdim.Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
  •  Kilo her şekilde veriliyor; ama sağlıklı bir yöntem mi? Sürdürülebilir bir yöntem mi oluyor? O kısmı tartışılır. Sektör çok geniş, o yüzden lütfen araştırmadan sağlıksız, etkisiz, tuzak yöntemlere kimse aldanmasın.

 BİZİMLE BU GÜZEL SOHBETİ YAPTIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİZ.

BANA BU FIRSATI VERDİĞİNİZ İÇİN BEN TEŞEKKÜR EDERİM.

 

 

 

Etiketler:

Meclisteki ‘küfürlü tartışma’ yargıya taşınacak
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, TBMM Genel Kurulu'nda çıkan tartışmada kendisine yönelik küfürlü ifade kullanan İYİ Partili Öztürk'e dava...
TESK’ten kredi kartı uyarısı
TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Yeni yıla sayılı günler kala kredi kartları limitlerini doldurup borç batağına batmamak için gereksiz alışveriş...
Albayrak: AB ile üçüncü toplantının şubatta yapılmasında mutabıkız
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısının üçüncüsünü şubatta gerçekleştirme noktasında mutabık kaldık." dedi.
Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini istiyoruz
Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, "Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini istiyoruz." dedi.
‘Gümrük Birliği müzakerelerinin başlaması AB ve Türkiye’nin yararına olacak’
5. Reform Eylem Grubu Toplantısı'nın ardından yayımlanan ortak bildiride, "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinin bir an evvel başlaması hem Avrupa Birliği...
Milli Savunma Bakanı Akar, Estonyalı mevkidaşıyla görüştü
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Estonya Savunma Bakanı Jüri Luik ile bir araya geldi.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Vatandaşlarımız Avrupa’ya vizesiz seyahati hak ediyor
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Vatandaşlarımız Avrupa'ya vizesiz seyahati hak ediyor. Haksız uygulamanın kaldırılması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." dedi.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
KURTULUŞ SAVAŞI’NIN ÇOCUK KAHRAMANLARI

“23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” Kurtuluş Savaşı’nda çocuklarımızın kutsal mücadelelerinin anısına hediye edilen ve dünyada örneği olmayan tek...

Kapat