Dünyanın en güçlü ülkeleri, ellerindeki petrol rezervlerinin kapısını açtı.
Rakam öyle küçük bir rakam değil:
100 milyon varil.
G7 ülkeleri, küresel enerji piyasalarındaki sarsıntıyı frenlemek amacıyla stratejik rezervlerinden 100 milyon varil petrol ve petrol ürününü piyasaya sürme kararı aldı.
Ve daha çarpıcı olanı şu:
Bunun önemli bir bölümü önümüzdeki 20 gün içinde dizel olarak piyasaya verilecek.
Peki neden?
Dünya neden yıllardır savaş, kriz ve büyük arz kesintileri için sakladığı petrolü şimdi piyasaya sürmek zorunda kaldı?
İşte asıl hikâye burada başlıyor.
BU, SIRADAN BİR PETROL KARARI DEĞİL
Petrol ülkelerin kasasında boşuna tutulmaz.
Stratejik rezervler, enerji sisteminin sigortasıdır.
Savaş çıkar.
Petrol sevkiyatı durur.
Önemli bir geçiş yolu kapanır.
Rafineriler çalışamaz.
Dünyanın enerji tedarik zinciri kopma noktasına gelir.
İşte o zaman depolardaki rezervler açılır.
Şimdi G7 tam olarak bunu yapıyor.
Fransa Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamaya göre 100 milyon varillik koordineli rezerv salımı hemen başlayacak ve dört ay boyunca devam edecek. İlk 20 günde ise önemli miktarda dizelin piyasaya sürülmesi planlanıyor.
Bu nedenle bu kararın büyüklüğünü yalnızca “petrol fiyatı düşecek mi?” sorusuyla ölçmek yanlış.
Çünkü ülkeler bugün yalnızca petrol satmıyor.
Kendi enerji sigortalarından kullanıyor.
DÜNYANIN ASIL KORKUSU: DİZEL
Petrol denildiğinde çoğumuzun aklına otomobil geliyor.
Oysa dünya ekonomisinin ağır yükünü taşıyan başka bir yakıt var:
Dizel.
Kamyonlar dizel yakıyor.
Tırlar dizel yakıyor.
Traktörler dizel yakıyor.
İnşaat makineleri dizel yakıyor.
Jeneratörler dizel yakıyor.
Malı limandan fabrikaya, fabrikadan depoya, depodan markete taşıyan sistemin büyük bölümü dizel olmadan çalışamıyor.
Bu nedenle dizel fiyatındaki yükseliş yalnızca akaryakıt istasyonunda hissedilmiyor.
Market rafına kadar geliyor.
Tarlaya kadar geliyor.
Nakliyeye kadar geliyor.
Ve sonunda vatandaşın mutfağına giriyor.
Dünya şu anda tam da bundan korkuyor.
Reuters'ın aktardığına göre G7'nin 100 milyon varillik kararı, yükselen yakıt fiyatlarını ve özellikle dizel piyasasındaki arz baskısını hafifletmek amacıyla alındı.
TÜRKİYE NEDEN BU HABERİ ÇOK YAKINDAN İZLEMELİ?
Çünkü Türkiye petrol üretiminden çok daha fazla petrol tüketen bir ülke.
Ve vatandaş açısından petrolün dünyadaki fiyatından daha önemli olan bir başka rakam var:
Motorinin litre fiyatı.
Bugün Türkiye'de akaryakıt fiyatları zaten vatandaşın gündeminde.
Google'ın Türkiye'deki canlı trendlerinde “motorine indirim” araması bugün yükselen başlıklar arasında ve 5 binin üzerinde arama hacmine ulaşmış durumda.
4 Ekim itibarıyla İzmir'de motorinin litre fiyatı yaklaşık 96,40 lira seviyesinde. İstanbul ve Ankara'da da fiyatlar 95-96 lira bandında bulunuyor.
Şimdi dünyanın en büyük ekonomileri petrol rezervlerini açıyor.
Dolayısıyla Türkiye'deki vatandaşın aklındaki soru çok basit:
“Bunun benim cebime etkisi ne olacak?”
Cevap ise yalnızca petrol fiyatında değil.
Dolar kurunda.
Vergilerde.
Rafineri maliyetlerinde.
Taşımacılık giderlerinde.
Ve Türkiye'nin akaryakıt fiyatlama sisteminde.
Yani dünyada petrolün ucuzlaması, Türkiye'de pompanın aynı oranda ucuzlayacağı anlamına gelmiyor.
Ama küresel arzın rahatlaması Türkiye açısından önemli bir nefes alanı yaratabilir.
100 MİLYON VARİL NEDEN ŞİMDİ?
Çünkü dünya enerji piyasasında olağan dışı bir dönem yaşanıyor.
İran savaşı nedeniyle enerji tedarik zincirlerinde ciddi baskı oluştu.
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, dünyanın petrol ve petrol ürünlerinin taşınması açısından kritik olan bu güzergâhın önemini bir kez daha ortaya koydu.
G7 açıklamasında da Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer haklarının yeniden tesis edilmesi çağrısı yapıldı.
Avrupa ise Körfez bölgesinden gelen arzın bozulması nedeniyle ABD'den daha fazla dizel ithal etmeye başladı.
ABD yönetimi de Avrupa ülkelerinin acil durum dizel rezervlerini kullanması için baskı yaptı.
Hatta Washington, Avrupa'nın rezervlerini piyasaya sürmemesi halinde ABD'nin dizel ihracatına sınırlama getirebileceği mesajını verdi.
Sonunda G7 masaya oturdu.
Ve 100 milyon varil çıktı.
FAKAT RAKAMIN DAHA ÇARPICI BİR TARAFI VAR
Bu yılın mart ayında Uluslararası Enerji Ajansı koordinasyonunda 400 milyon varillik tarihi bir stratejik rezerv salımı kararı alınmıştı.
Şimdi o rezervlerin yaklaşık 325 milyon varili zaten piyasaya sürülmüş durumda.
Yani daha önce açılan büyük rezervlerin ardından yeni bir 100 milyon varillik hamle geliyor.
İşte bu ayrıntı, haberin en önemli noktalarından biri.
Çünkü stratejik rezervler sınırsız değil.
Bugün piyasayı rahatlatmak için depodan çıkarılan her varil, yarının acil durumunda kullanılabilecek stoktan eksiliyor.
Başka bir ifadeyle:
Dünya bugünün yangınını söndürürken yarının yangın söndürme kapasitesini de azaltıyor.
Asıl soru burada.
PEKİ PETROL UCUZLAYACAK MI?
İlk işaret olumlu.
Rezervlerin piyasaya sürüleceğinin açıklanmasının ardından petrol ve dizel vadeli fiyatlarında düşüş görüldü.
IEA Başkanı Fatih Birol da kararın ardından petrol fiyatlarının düşmeye başladığını açıkladı.
Fakat petrol piyasasında bir günlük düşüş, krizin sona erdiği anlamına gelmez.
Savaş devam ederse fiyat yeniden yükselebilir.
Hürmüz'deki risk büyürse fiyat yeniden yükselebilir.
Rafineri üretiminde yeni aksaklıklar yaşanırsa fiyat yeniden yükselebilir.
Petrol arzında yeni bir kesinti olursa bugün piyasaya sürülen 100 milyon varilin etkisi beklenenden çok daha kısa sürebilir.
Yani dünya aslında çok büyük bir kumar oynuyor:
Piyasaya daha fazla petrol vererek fiyatı düşürmeye çalışıyor.
Ama bu hamlenin ne kadar süre işe yarayacağını kimse garanti edemiyor.
ASIL HESAP POMPADA DEĞİL, MARKETTE YAPILACAK
Bir litre motorinin fiyatını yalnızca otomobil sahibi düşünmez.
Çiftçi düşünür.
Nakliyeci düşünür.
Esnaf düşünür.
Fabrika düşünür.
Market düşünür.
Ve sonunda tüketici öder.
Çünkü mazot pahalanınca taşıma pahalanır.
Taşıma pahalanınca ürünün maliyeti yükselir.
Maliyet yükselince fiyat yükselir.
Bu yüzden petrol krizi aslında bir akaryakıt krizi değildir.
Hayat pahalılığı krizidir.
Dünyanın bugün verdiği kararın Türkiye açısından en önemli tarafı da budur.
Eğer petrol ve dizel fiyatları kalıcı biçimde düşerse Türkiye'nin üretim ve taşımacılık maliyetlerinde bir rahatlama yaşanabilir.
Fakat düşüş geçici kalırsa, piyasaya sürülen 100 milyon varil yalnızca kısa süreli bir pansuman olur.
TARİHE GEÇECEK SORU
Bugün dünyanın önünde iki gerçek var.
Birincisi:
Enerji fiyatlarını düşürmek zorunda.
İkincisi:
Bunun için stratejik rezervlerini kullanıyor.
Bu ikisi aynı anda gerçekleşiyorsa, ortada sıradan bir piyasa dalgalanması yoktur.
Bir alarm vardır.
G7'nin 100 milyon varillik kararı belki petrol fiyatlarını aşağı çekecek.
Belki motorine nefes aldıracak.
Belki Türkiye'deki vatandaşın cebine de zamanla yansıyacak.
Ama dünyanın önündeki daha büyük soru hâlâ masada:
Ya bu 100 milyon varil yetmezse?
Çünkü depolar bir kez açıldı.
Şimdi bütün dünyanın gözü fiyatlarda.
Ve daha önemlisi, herkes aynı sorunun cevabını bekliyor:
Dünya enerji krizini gerçekten kontrol altına mı alıyor, yoksa elindeki son büyük sigortalardan birini mi kullanıyor?
İşte petrol piyasasının asıl hikâyesi budur.
100 milyon varil piyasaya çıkıyor.
Ama dünyanın beklediği şey yalnızca petrol değil.
Güven.