11 yıllık sessizlik bozuluyor mu?

Türk futbolunun yakın tarihindeki en karanlık gecelerden biri olarak hafızalara kazınan olayın üzerinden tam 11 yıl geçti.

4 Nisan 2015’te, Çaykur Rizespor deplasmanından dönen Fenerbahçe kafilesini taşıyan takım otobüsü, Trabzon’un Araklı ilçesi yakınlarında silahlı saldırıya uğramıştı. O gece yaşananlar basit bir adli olaydan ibaret değildi. Direksiyon başındaki şoförün soğukkanlılığı ve gösterdiği olağanüstü refleks sayesinde büyük bir facianın eşiğinden dönülmüştü. Eğer kontrol kaybedilseydi, bugün belki de Türk spor tarihinin en acı trajedilerinden birini konuşuyor olacaktık.

Ancak, aradan yıllar geçmesine karşın, olayın üzerindeki sis perdesi maalesef kalkmadı. Kamuoyunu derinden sarsan böylesine önemli bir saldırının sorumluları ortaya çıkarılamadı. İlk günlerde büyük yankı uyandıran soruşturma, zamanla gündemin gerilerine düştü, ardından da dosyadan kimse bahsetmez oldu. Dosya kapanmadı belki ama ilerlemedi de. Böylece Türk spor tarihinin en kritik olaylarından biri cevapsız sorularla baş başa bırakıldı adeta.

Hedef alınan otobüsün üzerinde Fenerbahçe’nin adı yazıyor olabilir, ancak sıkılan kurşunların yöneldiği yer çok daha geniş bir alanı kapsıyordu. Sporun güvenliği, devletin otoritesi, hukukun caydırıcılığı ve toplumun ortak huzuru da bu saldırının gölgesinde kaldı. Çünkü futbol, milyonları bir araya getiren bir değerken, o gece yaşananlar tam tersine ayrıştırıcı ve tehditkâr bir tablo ortaya koymuştu.

Bu nedenle Adalet Bakanı Akın Gürlek’in dosyanın yeniden ele alınacağına ilişkin geçtiğimiz günlerdeki açıklaması sıradan bir gelişme olarak görülmemeli. Yıllardır yanıtsız kalan soruların yeniden gündeme taşınması, olayın karanlıkta kalan yönlerinin tekrar araştırılacağı anlamına geliyor.

Belki bugüne kadar ulaşılamayan bilgiler ortaya çıkacak, belki de gözden kaçırılan ayrıntılar yeniden değerlendirilecek. Belki de yıllardır cevap bekleyen sorular ilk kez gerçek anlamda karşılık bulacak.

Adaletin en önemli özelliği, zaman aşımına uğramayan vicdanla birlikte hareket etmesidir. Yıllar geçmiş olabilir ama toplumun hafızasında yer eden olaylar, açıklığa kavuşmadıkları sürece yaşamaya devam ederler.

Bugün yeniden açılması gündeme gelen bu dosya, yalnızca bir soruşturmanın devamı değil, aynı zamanda Türk futbolunun uzun süredir taşıdığı ağır bir yükten kurtulması için bir fırsattır.

Çünkü o gece atılan kurşunların kimler tarafından ve hangi amaçla sıkıldığının ortaya çıkması, sadece bir kulübün değil, spor kamuoyunun beklediği bir adalet meselesidir.

Umarım 11 yıldır karanlıkta kalan o gece, ilk kez gerçek anlamda aydınlanır ve Türk sporu yıllardır beklediği cevaba sonunda kavuşur.

Hoşçakalın…