Türk Milleti bin yıllar boyu; istiklal, vatan ve millet kutsaliyetini korumuş bu üç kutsaldan sonra İslamiyet’i kabulü ile birlikte iman ve de sonrasında bayrak kutsalı için yaşamıştır. Bin yıllar boyu bu kutsallarda asla taviz vermemişidir. Canını feda etmiş, kanını dökmüş amma bu kutsalların var olmasını kendi varlığı saymıştır. Bu uğurda yüzlerce savaş vermiş ve zaferler kazanmıştır. Gerek dış düşmana karşı ve gerekse içteki hainlere karşı topyekün gözlerini kırpmadan mücadele etmiştir. Bugünde etmektedir. İstiklal Savaşı, 1974 Kıbrıs zaferi ve en son 15 Temmuz hain kalkışmaya karşı kazanılan zafer, unutulmaz zaferler arasına girmiştir.
Yüce Türk Milleti; bu muhteşem zaferleri kazanan, gerek bireysel kahramanlara ve gerekse binlerce kahramanın kazandırdığı zaferleri gelecekteki nesillere anlatmak için anıtlar dikmiştir. Bu anıtlar balbal, yapı, yazıtlar, mabet, abide, rölyef, heykel ve resimler (tablolar) yaparak muhteşem şehit ve gazileri unutmamış ve unutturmamıştır.
İşte bu zaferlerden en sonuncusu “15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Zaferi’dir.”. Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk Milleti’ne karşı yapılan hain kalkışmaya karşı Türk Milleti topyekün yurdun dört köşesinde 252 şehit ve 2734 gazi olmuştur.
Devlet’in 15 Temmuz şehitlerinin adını yaşatmak için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin bahçesine “15 Temmuz Şehitleri Anıtı” yapılması ve şehitlerin her birisinin isminin anıta ayrı ayrı yazılması 15 Temmuzkalkışmasının Çanakkale Savaşı kadar önemli olduğunu göstermektedir. Benzer şekilde İstanbul’da darbeye karşı sivil direnişin simge mekânlarından biri olan Boğaziçi köprüsünün (15 Temmuz Şehitler Köprüsü) Anadolu yakası çıkısına da şehitler anıtı yapılmıştır. Ayrıca Bursa, Konya, Erzurum, Ordu, Denizli, Sivas, Niğde, Antalya, Hatay, Rize, Bilecik, Isparta ve daha pek çok vilayet ve ilçede 15 Temmuztemalı anıtlar inşa edilmiştir.
Toplumlar sadece içsel iletişim biçimlerinin sahnesi olarak değil, aynı zamanda kimliklerinin sembolü̈ ve hatıralarının dayanak noktası olarak bellek mekânları yaratarak toplumsal hafızayı garanti altına almaya çalışırlar. Grup ve mekân bir araya gelerek ortak bir sembolik yaşam kurarlar. Zaman zaman gruplar kendi mekânından ayrı düşseler de kutsal mekânları sembolik olarak yeniden üreterek bu birlikteliği yasatırlar. Yılın belli dönemlerinde anıtlar ve abideler etrafında düzenlenen anma törenleri ve son derece zenginleştirilmiş̧ semboller eşliğinde icra edilen ritüeller etrafında hissî ve duygusal birlik sağlanır.
2/2
İktidar ile hatırlama arasında ileriye dönük bir ittifak vardır. İktidarlar sadece geçmişte değil aynı zamanda gelecekte de hatırlanmak için kendilerini unutturmayacak işler yaparlar. Bunlar; eylemlerinin anlatılması, müziksel/müzikal olarak işlenmesi, anıtlarda sonsuzlaşması, arşivlenme vb. cabaları içerir. Bunlar üzerinden iktidarlar “kendisine geriye yönelik meşruluk ve ileriye yönelik ebedilik kazandırırlar. Bu anlamda törenler iktidarın yeniden üretim işlevinin gerçekleşmesine önemli katkıda bulunurlar. Törenler bireylerin deneyimlerini yapılaştırmakta, algılamalarını şekillendirmekte ve gelecekten beklentilerini belirlemektedirler. Törenler üzerinden toplumda var olduğu düşünülen uzlaşma onaylanmakta, çatışmalar gizlenmektedir. Böylece hem toplumsal hiyerarşiyi hem de törenlerin içinde geliştiği cemaati pekiştirerek yöneticilerle yönetilenlerin bütünleşmesi sağlamaktadır.
Hatırlama kültürünün kökeni ölülerin anılmasına dayanmaktadır. Anma törenleri vasıtasıyla dün ile bugün arasında bir ilişki kurulur. Ölüm bu ayrımın mihenk noktasını oluşturur. Bu açıdan ölülerin anılması kültürel hatırlamanın ilk biçimini olusturmaktadır. Anma törenleri esnasında icra edilen ritüeller ve seremoniler sayesinde kolektif bilinç̧ tazelenir. Mesela; Osmanlı döneminde padişahın tahta çıkarken cülus töreninin bir parçası olarak ecdadın türbelerine ziyarette bulunması, yeni padişahın bir öncekinin türbesini yaptırarak “Osmanlı hanedanının meşruiyeti ve sürekliliğini” vurgulayan bir anıt bırakması bu anlamda değerlendirilebilir.
Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşının “Anıt Kabir” şekilinde topluma sunulması, 10 Kasım’da devlet erkânının Anıtkabir’i ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı’nın Anıtkabir Özel Defteri’ne günün anlam ve önemlini belirten bir mesaj yazması, TBMM’nin açılış̧ dönemlerinde Meclis Başkanı’nın Anıtkabir’i ziyaret etmesi bu geleneğin kısmen de olsa (sadece devletin kurucusunun mezarının ziyaret edilmesi anlamında) devam ettiğini göstermektedir. Bunlar kurucu iradeye bağlılığın sembolik bir göstergesi olarak yorumlanabileceği gibi aynı zamanda kolektif hafızanın tazelenmesi olarak da yorumlanabilir.
15 Temmuz kalkışmasının seyrinin değişmesinde kilit rol oynayan şehit astsubay Ömer Halis Demir’in kahramanlığının sembolleştirilmesi etrafında yeni bir hafıza oluşturulmaya çalışılmaktadır. 15 Temmuzsonrasında yayınlanan hemen hemen bütün görsellerde ona yer verilmiş̧, mezarına ziyaretler yapılmış̧, memleketindeki üniversite (Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi) başta olmak üzere çok sayıda kamu binasına onun adı verilmiştir. Ömer Halis Demir kadar simgeleşmese de darbe girişimi esnasında şehit olanların isimlerinin de benzer bicimde kamu binalarına verildiği görülmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı 2016 yılında 40 ilde 47 okula 15 Temmuz’da şehit olan güvenlik güçleri ve sivil vatandaşların adını vermiştir (https://doi.org/10.21497/sefad.756101-Y. Demirhan-M.öztürk).
Kısacası Türk Milleti, kahramanının veya kahramanlarının hakkını her zaman gönlünde yaşattığı gibi gözünde de yaşatmak ve görmek istediği için anıtlar dikmiş ve diktirmiştir. 15 Temmuzşehitlerini de asla unutmamıştır, unutmayacaktır. Bu yazıyı yazmazdan önce İstanbul Rumeli Üniversitesi’indeki 15 Temmuz “ Demokrasi ve Birlik günü” anma törenindeydim. Sayın Rektör Prof.Dr.. Mustafa Kara ve Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Fikriye Balcı şehitlerimizin ve gazilerimizin muhteşem mücadelesine yakışır muhteşem bir tören hazırlamışlardı. Gebze Kaymakamı Sayın Mehmet Ali Özyiğit şehit ve gazilerimizin mücadelesini gözlerimizi yaşartacak bir şekilde dile getirdi.
Evet, Türk Milleti şehitlerimizin isimlerini, şehirlerdeki caddelere, sokaklara, okullara, duraklara, devlet dairelerine, hatta şahsi olarak apartmanlarına bile şehitlerin ismilerini vermiştir. Allah bu vatan için milyonlarca şehidimize ve 252 demokrasi şehidine rahmetlet eylesin. 2734 gazimize uzun ömürler versin.