20 TEMMUZ 1974 GÜNÜ YUNANİSTAN’IN ŞAŞKINLIĞI!..

20 Temmuz 1974 günü, yani günümüzden 52 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kıbrıs Barış Harekâtı ile Kıbrıs Türkleri’nin özgürlüğe kavuştuğunun ve müjdelendiğinin ve de zaferle sonuçlandığı günün başlangıcı olmuştur. Kıbrıs'ta 1963-1974 dönemi, Kıbrıs Türkleri için kan, gözyaşı, katliam, toplu mezar ve göç demekti. Kıbrıs Türkleri 11 yıl süren bu sancılı dönemde adanın yüzde 3'lük bir kısmına hapsedildi. Kıbrıslı Rumların anayasayı feshetmesinin ardından 1963'te Kıbrıs Cumhuriyeti’nin fiilen son bulmasıyla beraber Kıbrıs Türkleri devlet yönetiminden uzaklaştırıldı ve sürecin devamında Rumlar içerisinde fikir ayrılıkları başladı.
EOKA mensupları arasındaki fikir ayrılıkları, Türkiye'nin adaya müdahalesinden çekinen ve Kıbrıs Türkleri'ni ekonomik açıdan bitirmeyi planlayan Makarios ve daha çabuk somut netice almak isteyen eski cuntacılardan oluşan EOKA-B mensuplarının karşı karşıya gelmesine sebep olacaktı. Yunan cuntasının desteğini arkasına alan EOKA lideri Nikos Sampson 15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak amacıyla başlatılan Enosis hareketinin önderlerinden Makarios'a karşı darbe yaptı ve iktidarı ele geçirdi. 15 Temmuz 1974’te yaşanan darbe sonrası, Türkiye süreci yakından izlemeye başlamıştı. Dozu gittikçe artan insanlık dışı katliamlar karşısında askerî harekâta karar verildi.
20 Temmuz 1974’te Türkiye ve Kıbrıs’taki Türkler zaferin başlangıcı dediğimiz günü heyecan ve sevinçle yaşarken Kıbrıs Türk halkına yapılan işkenceler göz yuman Yunanistan’da acaba o günlerde neler yaşanmıştı hiç merak ettiniz mi? İşte bu sorunun cevabını o günleri yaşayan Rum asıllı Türk gazeteci Stelyo Berberakis şöyle anlatıyor:
“Yıl 1974, günlerden 20 Temmuz Cumartesi. Atina'da sıcaklık 39 derece. Saatler 13:00'ü gösterdiğinde, Atina Teknik Üniversitesi'ne başlamadan önce Yunancamı geliştirmek için yabancıların eğitim gördüğü dil kursundayım. Yunancayı sökebilmek için aynı kursta eğitim gören ve yanımda oturan İngiliz sefaretinin iki elemanı "Seninkiler adaya çıktı haberin var mı?" diye sordu. Hangi adaya kimler çıkmış?
19 yaşımda "ada" deyince aklıma hep uzun sahiller, pırıl pırıl deniz ve çadır kurmak gelirdi. İngiliz diplomatlar, "Türkler Kıbrıs'a çıktı. Haberin yok mu?" diye açıklık getirince, "Allah Allah! dedim. "Yunan radyoları bir şey söylemiyor ki" diye saf halimle etrafıma bakındım. Kimsede öyle bir panik hali yoktu. İngiliz diplomatlar "Evine dönsen iyi olur. Birazdan haber yayılınca panik yaşanacak" diyerek sınıftan ayrıldılar. Ben de çıktım. Üç kilometre mesafedeki evime troleybüsle gidene kadar, saat 15:00 gibi "Türk askerleri Kıbrıs'a çıktı, savaş başlıyor" şeklindeki anonsların eşliğinde marşlar çalmaya başladı. Yunanistan'da hala 1967'de darbe yapan albaylar cuntasının yönetimi vardı. Ablam Sofia haberi duyunca iş yerinden eve gelmişti. Hemen herkesin yaptığı gibi yanı başımızdaki markete girdik. İnsanlar çılgıncasına rafları boşaltıyordu. Süt, yoğurt, ekmek, peynir, pirinç, zeytinyağı, tereyağı, ne varsa çantalara dolduruluyordu.
Yunan halkı, 2. Dünya Savaşı'nın işgal yılları ve daha sonra 1945-47 yılları arasında patlak veren iç savaşta 200 bin kişinin kıtlıktan öldüğünü hatırlıyordu. Biz ablamla Atina'ya yeni gelmiştik. Şaşkınlık içinde ne yapacağımızı bilemeden biz de raflara bir göz attık. İki makarna paketinden başka hiçbir şey kalmamıştı. İki paket makarna ile eve döndük ve hemen Ankara'daki anne ve babamızı telefonla aramaya çalıştık. O dönemlerde telefon hatları oldukça iptidai olduğu için yurt dışı aramalar Yunan PTT'si (OTE) aracılığıyla ve sırada bekleme usulü ile yapıldığı için 3 saat sonra bağlantı kurabildik. Onlar da panik halindeydi. Kıbrıs Harekatı’nı bizden önce öğrenmişlerdi. Karşılıklı olarak “Evden çıkmayın. Sakin olun” dedik. Onlar bize: “Yollarda Türkçe konuşmayın” biz de onlara “Peki ama siz de Rumca konuşmayın” diye öğüt verdik ve konuşmamızı bitirdik. Beklemeye koyulduk. Atina cadde ve sokakları ana baba gününe dönmüştü.
Henüz 5 gün önce, 15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'ta darbe yapan Yunan cunta yönetimi seferberlik ilan etmişti. 'Kimin için, ne için savaşacağız?' Yunanistan'da cunta yönetimine direnen gençler; "Kimin için, ne için savaşacağız? Kahrolsun cunta" sloganları atıyor; bir yandan da Meriç sınırına hareket eden trenlere bindiriliyorlardı. Aynı anda, daha sonra arkadaşlarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla, Bodrum'da "Yunanistan'la savaş çıkıyor" endişesiyle aynı panik ortamı yaşanıyor, insanlar bölgeyi terk etmeye başlıyordu. 20 Temmuz'u takip eden günlerde Yunan cuntası yönetimi bırakmış; Paris'te sürgünde bulunan Yunan siyasetçi Konstantin Karamanlis'i Atina'ya çağırmıştı. Yedi yıllık cunta yönetimi dize gelmişti. Savaş endişeleri arasında Karamanlis'i Paris'ten getiren özel uçak, on binlerce cunta karşıtı tarafından coşkuyla karşılanmıştı.
Karamanlis uçağın merdivenlerinde göründüğünde savaş korkusunu üzerinden atanlar, cunta yönetimini lanetleyen sloganlar atıyordu. Karamanlis başkanlığında toplanan siyasetçiler ve askeri yetkililer, durum değerlendirmesi yaptıklarında, Yunan ordusunun savaşacak güçte olmadığı anlaşıldı. Buna rağmen, Türkiye'nin Kıbrıs'taki askeri harekatının yayılmasını önlemek amacıyla iki askeri uçak dolusu Yunan komandosu Kıbrıs'a gönderildi. Kıbrıs'taki Türk harekâtına direnen Rum askerleri “Türk uçakları” sandıkları Yunan uçaklarını düşürecekti…” Evet Yunan halkının şaşkınlığı bir yana, Yunan ordusu da kendi uçaklarını düşürerek bu şaşkınlığı bir kat daha artırmıştır.
Kısacası; 52 yıl önce ABD, Avrupa ülkeleri ve birçok ülkenin Yunan Hükümeti’nin Kıbrıs Türkleri’ne yapılan katliamlar ve de işkencelere göz yumarak ses çıkarmamaları bir yana üstelik bir de Türkiye’ye ve Kıbrıs halkına karşı cephe almışlardır. Ama Türkiye Cumhuriyeti ne pahasına olursa olsun Kıbrıs Türkleri’nin yanında olmaktan asla geri durmamış ve sonucu 15 Kasım 1983’te KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ Devleti’nin bağımsızlığının ilanı ile, zaferi taçlandırmıştı. Bugün ve bundan sonrada Türkiye Cumhuriyeti; devleti ve hükümeti ile Kıbrıs Türkleri’nin yanında olmaya devam etmektedir-edecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 43 yılı kutlu olsun.