Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği 25. Devlet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere Çin’e gitmesi çeşitli açılardan değerlendirildi. Doğu Türkistan duyarlığımız ve iç siyasette yaşanan hareketlilik nedeniyle gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında gerektiğince değerlendirilmeyen bu zirveden verilen mesajlar çok önemliydi.
Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25.Devlet Başkanları Zirvesi’nin kapanış töreninde, üye ülke liderlerinin biraraya gelerek oluşturdukları aile fotoğrafı, “Trump’ın ABD liderliğinde hayata geçirmeye çalıştığı tek kutuplu yeni dünya düzenine karşı bir başkaldırı” olarak değerlendirildi.
Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25.Devlet Başkanları Zirvesi sonrasında oluşan aile fotoğrafı, ABD’nin Ortadoğu’ya ilişkin kendi planlarını hayata geçirebilme ve İsrail’i Ortadoğu’nun enerji terminaline dönüştürme, İsrail’in kutlu hedeflerine ulaşmasına yardım ettiği oranda sevap kazanacağına iman etmiş Amerikalı Evanjeliklerin oylarını kazanabilme ve de Çin’in Kuşak ve Yol projesinin önüne Doğu Akdeniz’de de bir barikat kurabilme uğruna görmezden geldiği Gazze katliamına karşı sergilenen bir “Yetti Artık!” duruşuydu.
Bu duruşun sergilenebilmesi, insanlığın soykırıma varan katliamları sorgulama ve durdurma konusunda işbirliği yapabilme pratiğinin geliştirilmesi açısından önemlidir. Devamını insanlık adına, insani değerlerin korunması adına diliyoruz.
ŞİÖ’nün 25. Devlet Başkanları Zirvesi sonrasında oluşan tablo, “ABD’nin, küresel hedeflerini hayata geçirebilmek adına Netanyahu’nun Gazze’de uyguladığı katliamı görmezden gelmesine karşı sergilenen bir insani duruş” olarak değerlendirilse de, bu tablonun arka planındaki gerçek dinamikleri irdelemek ve görebilmek gerekir.
Bu tablonun, Trump’ın hayata geçirmeye çalıştığı tek kutuplu yeni bir dünya düzenine bir başkaldırı cephesi olduğu doğrudur; irdelememiz, sorgulamamız ve görmemiz gereken hangi cephenin daha güçlü olduğu, hangi cephenin hedefine daha yakın olduğudur.
8 AĞUSTOS 2015’TE İMZALANAN TRIPP ANLAŞMASI
Bu sorgulamanın doğru yanıtını bulabilmek için, sorgulamamıza, 8 Ağustos 2025 günü Beyaz Saray’da yaşanan imza töreninden başlayabiliriz.
Neler yaşanmıştı 8 Ağustos 2025 günü Beyaz Saray’da?
8 Ağustos 2025 günü Beyaz Saray’ın Oval Ofisi’nde, ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan Kafkasya’da dengeleri temelden sarsacak bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşmanın en dikkat çekici ve en kaygı verici maddesi, adı Trump Route for International Peace and Prosperity /Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası (TRIPP) olarak değiştirilen Zengezur Koridoru’nun işletim hakkının 99 yıllığına ABD’ye veridiğine ilişkin maddesiydi. BM kayıtlarında Ermenistan toprağı olan “Zengezur/Syunik Koridoru”na yabancı bir devlet başkanının adının verilmesi bir egemenlik ihlali olarak değerlendiriliyordu.
Olayın ilginç olan bir yönü de, 9 Kasım 2020 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in aynı aktörlerle, (Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile) aynı konuda bir ateşkes mutabakatı imzalamış olmasıydı. ABD’ye önemli imtiyazlar veren 8 Ağustos tarihli TRIPP Anlaşmasıyla, Dağlık Karabağ savaşını noktalayan 9 Kasım 2020 tarihli ateşkes mutabakatının 9. maddesi çatışıyordu.
9-10 Kasım 2020’nin gece yarısında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında imzalanan ateşkes mutabakatıyla Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan 44 günlük Dağlık Karabağ Savaşı noktalanmış ve Ermenistan, 30 yıl işgal altında tuttuğu Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan’a geri vermeye razı olmuştu. Ateşkes mutabakatının 9. maddesine göre “Zengezur Koridoru”nun güvenliği 5 yıl boyunca Rus barış güçleri tarafından sağlanacak, ulaşım Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) sınır birliklerinin kontrolünde olacaktı.
HANGİSİ GEÇERLİ?
Uluslararası hukuka göre yeni anlaşmalar eskileri geçersiz kılıyordu, ama TRIPP Anlaşması nedeniyle Kafkasya coğrafyasında güç kaybeden Putin, 9 Kasım 2020 tarihli ateşkes anlaşmasının Rusyaya sağladığı hakları gündemde tutmaya çalışacaktır. Fakat,. Ukrayna’da başı dertte olan Putin’in, Zengezur ve Laçin’de asker bulundurma konusunda ne kadar ısrarcı olabileceğini zaman gösterecektir.
“Zengezur Koridoru”nun geçeceği Ermenistan’ın en güneydeki bölgenin adı Syunik’tir. Azerbaycan bu bölgeyi Zengezur adıyla anmaktadır. Bölgenin doğusunda Azerbaycan, güneyinde İran, batısında ise, Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti yer almaktadır. “Zengezur Koridoru”, Türkiye’yi, Nahçıvan ve Ermenilerin Syunik dedikleri bölgenin İran sınırı boyunca uzanan bir koridor üzerinden Azerbaycan’a, daha doğrusu Türkistan coğrafyasına bağlamayı hedefleyen projenin adıydı.
TÜRK DÜNYASI’NIN NEFES BORUSU: ZENGEZUR KORİDORU
Zengezur Koridoru Türk Dünyası’nın nefes borusu olarak tanımlanmıştı. 8 Ağustos’ta Beyaz Saray’da imzalanan anlaşmayla adı Trump Route for International Peace and Prosperity /Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası (TRIPP) olarak değiştirilen ve büyük ölçüde ABD’nin kontrolüne girecek olan Koridor’dan Batı’ya pompalanacak petrol ve doğalgaz, vagonlarla taşınacak kritik maddeler Türk Dünyası’na beklenen zenginliği ve refahı getirecek midir? Özetle, “Zengezur Koridoru”, gerçekten “Barış ve refah rotası” olabilecek midir? .
TRIPP ANLAŞMASI KAFKASYA’DA DENGELERİ ALTÜST EDEBİLİR
Çin’i Avrupa pazarına bağlayan “Kuşak ve Yol” projesinin ana güzergahı olan Orta Koridor’un en önemli geçit bölgesinde Rusya’ya çok büyük avantajlar sağlayan ateşkes anlaşmasının 9. maddesi henüz tam anlamıyla hayata geçirilmeden, 8 Ağustos günü gündeme bomba gibi düşen TRIPP Anlaşması, hem bölgesel hem küresel çapta kaygılı bir şok yaşanmasına neden oldu.
“Savaşları bitireceğim” vaadiyle 2. kez başkan olan Tumpın çok önem verdiği Ukrayna-Rusya savaşından önce Kafkasya’ya yönelmesinin nedeni sorgulanmaya başlanmıştı. Herkesin yanıtını merak ettiği soru şuydu: “Adı Trump Koridoru’na (Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası) dönüştürülen Zengezur Koridoru’na ilişkin bu gelişme, Kafkasya’nın yeni bir çatışma alanına dönüşmesine neden olabilir mi?”
TRIPP Anlaşması küresel çapta haklı bir kaygının yaşanmasına neden olmuştu; çünkü Zengezur Koridoru sorunu, yalnızca 43 km’lik bir koridorla sınırlı değildi; ana konusu Zengezur Koridoru olan TRIPP Anlaşması’nın bölgesel ve küresel yansımaları olacaktır.
“HEDEF: ORTA KORİDOR”
ABD ile Çin arasında, “Kuşak ve Yol” projesi bağlamında, yıllardan beri yaşanmakta olan küresel liderlik mücadelesine ilişkin yazılarımızda, 13 günlük bir tren yolculuğu ile Pekin’i Londra’ya bağlayan test edilmiş bir bağlantıya dikkat çekiyor, “Hedef Orta Koridor” diyorduk: 15.02.2024-Hedef Orta Kuşak/ Önce Vatan.
Türkiye, jeostratejik konumuyla, binlerce yıllık tarihinin ve engin kültürel coğrafyasının kazandırdığı stratejik derinlikle Ortadoğu’da, Akdeniz havzasında, Afrika’da ve Balkan coğrafyasında yaşanan gelişmelere nasıl bir tepki vereceği hesaba katılan bir ülkedir. ABD Senatosu, yaşadığı ekonomik sıkıntılara, siyaset sahnesinde yaşanan çekişmelere rağmen, Türkiye’nin, bölgesel ve küresel sorunların çözümünde ne ölçüde etkili olabildiğini bildiğinden, TRIPP Anlaşması’nın hemen öncesinde, parasını ödediğimiz F-35’ler konusunu unutmuş görünerek, F-16’ların satışına onay vermişti. Bu, “bayram değil, seyran değil” yaklaşımının arka planında “Terörsüz Türkiye” sürecinin, Avrupa’nın enerji ihtiyacını en kısa zamanda çözme arayışlarının ve özellikle “Kuşak ve Yol”un Orta Koridoru’nu kontrol altına alma operasyonunun yansımları vardı.
Çin’i küresel ekonomonin lideri yapacak olan “Kuşak ve Yol” projesinin hayata geçirilmesini egellemek amacıyla, Rusya’nın Ukrayna’yı, İsrail’in Gazze’yi işgal etmesine göz yumarak buralarda barikatlar oluşturan ABD, tedavülden kaldırmaya hazırlandığı F-16’ların Türkiye’ye satılmasına izin vererek, küresel hedeflerine yürümeye çalışıyordu.
Neydi bu hedefler? Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuşatacak olan “Büyük Kürdistan” görünümlü bir “Büyük İsrail” oluşturmak ve Pekin’i 13 günlük bir tren yolculuğu ile Avrupa’ya bağlayan “Kuşak ve Yol”un en önemli kollarından biri olan “Orta Koridor”u Kafkasya’da, yani Azerbaycan-Türkiye bağlantısında kontrol altına almak..
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesine göz yumarak Doğu Avrupa’da, İsrail’in Gazze’yi haritadan silmesini görmezden gelerek Doğu Akdeniz’de, Belucilerin Pakistan’dan bağımsızlıklarını ilan etmelerine destek vererek Basra Körfezi’nde ve İran destekli Yemen Husilerini yanına çekerek Umman Denizi’nde Çin’in Kuşak ve Yol projesinin önüne barikatlar kuran ABD’nin bundan sonraki en önemli hedefi, Pekin’i 13 günlük bir tren yolculuğu ile Londra’ya bağlayan Orta Koridor’un Azerbaycan-Türkiye bağlantısını, yani Kafkasya’yı kontrol altına almaktı.. ABD bunu başardığında bir değil, birkaç kuşu birden vurmuş olacaktı.
ABD açısından, “Kuşak ve Yol”un Orta Koridor’unun Azerbaycan- Türkiye bağlantısını kontrol altına almak, hem kendisi açısından giderek bir beka sorununa dönüşmekte olan uluslararası bir ticaret yolunun önünü kesmek, hem Astana Süreci’ni sona erdirmek, hem de Rusya’yı Kafkasya bölgesinden çevrelemek demekti. TRIPP Anlaşması çerçevesinde ABD, güney sınırları boyunca komşu olduğu Türkiye’ye kuzeydoğu sınırında da komşu oluyordu.
Ayrıca.. ABD, Azerbaycan-Ermenistan barışının garantörü olarak Zengezur/Trump Koridoru’na yerleştiğinde, Avrupa’nın enerji sorununu da kolayca ve kısa yoldan çözmüş olacaktı. Avrupa ülkelerinin ihtiyacı olan petrol ve doğalgaz Azerbaycan ve Türkistan coğrafyasındaki kaynaklardan sağlanacak ve Anadolu coğrafyasındaki mevcut boru hatları aracılığı ile kısa sürede bu ülkelere pompalanabilecekti.
8 Ağustos 2025 günü, İlham Aliyev ile Paşinyan’ın Beyaz Saray’da, Başkan Trump’ın garantörlüğünde imzaladıkları anlaşmasıyla Kafkasya’ya barış gelecek mi? Aliyev ile Paşinyan Zengezur Koridoru’nun Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası (TRIPP) adıyla 99 yıl boyunca ABD tarafından işletilmesine karşı değillerdi, ama Rusya, İran ve Türkiye “yeni komşudan” ne yönde ve ne derece etkilenecek?
Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25. Devlet Başkanları Zirvesi’ni ve Zirve sonrasında oluşan aile fotoğrafını; Doğu Avrupa’da (Ukrayna’da), Doğu Akdeniz’de, Ortadoğu’da ve 8 Ağustos günü Beyaz Saray’da imzalanan TRIPP Anlaşması bağlamında Kafkasya’da yaşanması beklenen gelişmeler çerçevesinde değerlendirmek gerekir.
Dünyamızı çok daha hareketli günler bekliyor. Allah yardımcımız olsun.