30 HAKKARİ’DEYİM Kaçıncı MI? Ben de unuttum…

Öncelikle;

Hakkari’de eko turizm, hızla tırmanan turizm açılımı ve iklim krizine bağlı değişen dinamikler sonucunda alınması gereken önlemler ile ekonomik tırmanış rotalarını ele alan rehberimiz Alpist, dağ fotoğrafçısı, dağ rehberi, yıllardır bize o bölgeyi bıkıp usanmadan tanıtan ve bu misyondan çok büyük bir keyif alan sevgili arkadaşım Hacı

Tansu’ya müteşekkirim. Hayli zaman oldu gel gel.. Bu türkü Erzincan’a ait, son yıllarda sık duyuyoruz ve kulaklarımıza pelesenk oldu, ben ise Hakkari… Hakkari… diye sayıklarken sanki bu türkü ile o rotaya çevrildim.

VEE… YİNE BİR FIRSATINI BULUP UÇTUM CANIM MEMLEKETİMİN BU HIRÇIN AMA HUZUR VE MUTLULUĞU İÇİNDE BARINDIRAN COĞRAFYASINA…

‘Hüznün Sembolü’ olarak bilinen ve soğanlı bitkiler familyasından olan en eski süs bitkisi kabul edilen ters laleleri görmek ve fotoğraflamak adına çıktığımız bu yolculukta, doğusu batısı kuzeyi güneyi Hakkari’yi tekrar yaşamak ve görmediğim yerlerine uzanmak ,yine bir rüyanın bitmemiş soluğu gibiydi.

Hakkari adı, eskiden Van gölünün güneyinde ve bir bölümü de İran’a doğru uzanan yörelere yerleşmiş “Hakkar” kabilesinin isminden gelmekte. Arap dili, coğrafyası ve tarihlerinde bölge adı “Hakkariye”olarak geçmekte olup, “Hakkarlar’ın Şehri” anlamına gelmekte. Bölgedeki araştırmalarda ele geçen belgelerden ve çevrede bulunan kaya isimlerinden bölgenin tarih öncesi çağlarda yerleşim yeri olduğu, sırayla Sümerler, Akadlar, Urartular ve Asurluların uzun süre yaşadıkları anlaşılmakta. İlk çağlarda bir kale gözüyle bakılarak uzun savaşlara sahne olan Hakkari 1514’de Çaldıran zaferinden sonra Osmanlı topraklarına katılmış Birinci dünya savaşı sonrasında 1915’de Rusların işgaline uğrayan Hakkari 1918 tarihinde kurtarılmış. 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile Musul dahil beş bölgesi ulusal hududlar dışında kalmış aynı yıl il statüsü kazanmış, 1933 yılında Van iline bağlanan Hakkari 1936 yılında yeniden il statüsü kazanmış.

Haftaya Hakkari’de biz neler yaptık?

TERS LALELER ÜZERİNE

Bir çok din ve kültür için hüznün sembolü kabul edilmiş, efsanelere konu olmuştur. 19. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı topraklarına has bir çiçek olarak kalan Ters Lale, Anadolu coğrafyasına ait endemik bir türdür. Efsanelerde Hristiyan rivayetlerine göre; Hz.İsa’nın çarmıha gerilişine şahit olan Hz. Meryem’in gözyaşlarının düştüğü yerde Ters Lale yetişmeye başlamış. Müslüman söylencelerine göre; Hz. Hasan ve Hüseyin’in Kerbela’da katledilişlerinden dolayı ve başka bir efsaneye göre ise Ferhat’la Şirin adlı aşık bir çiftin birbirlerine kavuşamaması nedeniyle Ters Lale’nin boynu bükük, rengi kırmızıdır. Ters Lale, Anadolu topraklarının gördüğü büyük acıları efsaneleriyle özetlemektedir. Osmanlı döneminde, Lale, Sümbül ve Nergis kadar popüler olmuş ve 20. yüzyıl başlarında yapılan araştırmalar ve ilerleyen bitki yetiştiriciliği sonucu türleri çoğalmıştır. Bugün humuslu ve kumlu toprakları seven ters lalenin dünya üzerinde bilinen 165 türü ve tür alt kategorisi bulunmaktadır. Nazlı Çiçek Ters Lalenin üretim alanı 1000 – 3000 metre yükseklikte olsa da düşük rakımlı alanlarda da sıcaklık kontrolü sağlanabildiği sürece üretimi yapılabiliyor. Toprağı bol güneş görmeli ve su tutmamalıdır. Bunun için yüksekten akışı sağlayan meyilli arazi gerekir.

YÖRESEL YEMEKLER

Oldukça zengin mutfağıyla biline Hakkari’ de et, yumurta, un, teryağı, süt, kaymak ve şeker bir çok yörede pek çok yemeğin içinde bolca bulunmakta. Önemli tatlardan bazıları; Devin Çorbası, Gulul Yemeği, Lalapet, Çevirmeli Pilav, Keledos, Kepaye, Hakkari Kebabı, Doğaba, Cembeli Tatlısı, Kemikli Kavurma, Aside Tatlısı, Yüksekova Kebabı…

Tabii otlu peyniri de unutmamak gerek.