ACAYİP & İMER ÖZER

Öncelikle kitabın ön kapağının sol altında yer alan "Marka Satar" yazısını okuyunca bu kitabı sadece bir pazarlama kitabı olarak düşünebilirsiniz ancak öyle değil. Evet pazarlama konusunda bakış açınızı değiştirecek taktikler sunan ve yol gösteren bir kitap ancak ele aldığı konularla ve verdiği şifrelerle pazarlamanın yanında harika bir kişisel gelişim kitabı olmuş.

“Uğur senin açından kitap nasıldı?” diye sorarsanız, ben öncelikli olarak kitaba yetkinliğim olmamasına rağmen pazarlama yönünden bakmaya çalıştım ve bu açıdan kendime tabii ki onlarca not ve fikir çıkardım, pazarlamaya yönelmiş dostlarıma tavsiye ettim. Yetkinliği ve bölümü pazarlama olan arkadaşlar ya da pazarlama alanına yönelecek arkadaşlar için gerçekten çok faydalı olacak bir eser. Diğer taraftan ise bir üretimci ve makine mühendisi olarak kitaba kişisel gelişim açısından baktım. Ve bu kısımda ise kendime birçok konuda kapıları açacak anahtarlar buldum.

Ve kitapla ilgili çok sevdiğim bir yönü de İmer Bey’in kitabı kaleme alış tarzı oldu. O kadar içten, o kadar samimi ki günlük hayatta sanki İmer Bey ile karşılıklı konuşuyormuşsunuz da İmer Bey sizlere bu kitapta yazanları anlatıyor havasını alıyorsunuz. Kitabın her bölümü çok öğretici ve yol gösterici fikirler sunuyor ve bu bölümlerden birkaçına biraz değinmek istiyorum.

Kitabın verdiği şifrelerin en önemlilerinden birisi, bir şeyler başarmak için nereden başlayacağız sorusunu uzun uzun düşünmemek ve basit hatta çok daha basit düşünmek. Yani problemi sadeleştirmek. İmer Bey’in bu kısımda yer verdiği 24/6 formülüne ise bayıldım. Ve buna kendi açımdan “İmer Özer Formülü” başlığını verdim. Sahiden neden 24/6’da boğuluruz? Neden onu sadeleştirmek aklımıza gelmez de 4’ü bulamayız? İmer Bey’in de dediği gibi ne iş hayatı ne özel hayat o dördü bizlere direkt vermiyor, karşımıza çıkan her şey 24/6 olarak gelecektir. O yüzden, “Sadeleştirmek, aritmetikte olduğu gibi hayatta da problemin çözümü için en sade yoldur.” Kitaplardan alıntılar almayı çok sevdiğimi beni tanıyanlar biliyor ve ilk alıntı da gelmiş oldu.

Bir diğer bölümünde ise “ACAYİP”in şifreleri verilmiş. “Hayır şifreleri sakın söyleme ve spoiler verme.” dediğinizi duyar gibiyim ama hiç merak etmeyin tabii ki de vermiyorum şifreleri. Kitabı okuduğunuzda bu muazzam bölümü kendinizin keşfetmesini dilerim.

Kitabın girişimcilikle ilgili bölümünde doğru bir girişimcilik adına birçok fikir bulacaksınız. Ülkede hemen herkes girişimcilik havasında, herkes bir şeyleri üretmenin peşinde. Peki bunların ne kadarı “copy-paste”çi, ne kadarı “bu işte iyi para var”cı yani seçtiği alana bodoslama dalanlardan ve hüsrana uğrayanlardan? Ya da kaçı gerçekten o iş için kişide olması gereken yetkinlik matrislerinin her birine ya da en az yüzde seksenine şu sembolü koyanlardan: “

Cevabı size bırakıyorum. İmer Bey ise şöyle özetliyor, “İlgi toplumu değil de bilgi toplumu olabilmemiz.” Bu haftaki yazım bol alıntılı olacak sanki…

En beğendiğim bölümlerden birine geldim kitapta, “Seçenek Bolluğu Ve Karar Yorgunluğu” Bir tükenmez kalem düşünün, senelerdir aynı formatta ve muazzam çalışıyor. Bu satırları okuyan çoğu okurun aklına gelecek bir tükenmez kalem. Piyasaya tek çeşit bir ürünle de girebilirsin ama o tek çeşit ürün müşterinin ihtiyacını en iyi şekilde karşılıyorsa, golü atarsın ve maçı bitirirsin diyor İmer Bey bu bölümde ve yine muhteşem de alıntılar bulunuyor.

“Zamanınızın çoğunu ve enerjinizi en yetenekli olduğunuz şeyleri yapmaya odaklandığınızda nihayetinde büyük ödüller elde edeceksiniz.”

““Ne yapacağız?” derler genelde ama kimse “Ne yapmayacağız?” demez. İnanın ne yapılmayacağına karar vermek ne yapılacağına karar vermek kadar önemlidir.”

“Bilginin çok olanı değil, herkeste olmayanı kıymetlidir. Herkesin ulaşabildiği bilgiyle fark yaratmak zordur.”

Sorun varsa var mısınız? İmer Bey “Varım.” diyor. Hayatta sorunların üzerine giden misin ya da sorun bulan mısın? Bir yerde sorun varsa, bu soruna isyan etmek yerine ben bunu nasıl çözerim bakış açısında olmamız lazım. Ve her bir sorunu çözdüğümüzde de yaratıcılığımızın giderek geliştiğini fark edeceğiz. Her bölümüyle okuyucusuna farklı bakış açısı sunmaya çalışan “Acayip” kitabı, bu bölümüyle de fark yaratmış.  Çok beğendim.

“İşini sıradan yapanlar, sıra dışı yapanlara kızar.”

Ve kitap bu üstte yazdıklarımın dışında çok daha fazla bölümle ve çok kaliteli içeriklerle hem pazarlama alanında çalışanlar için hem de bu kitaptan gerçekten kişisel gelişim adına da yararlanmak isteyenler için bir başucu eseri olmuş. Özellikle “Triyaj” ve “Sonuç” bölümleri ise tüm satırlarını ajandama not aldığım, muazzam iki bölüm olmuş; bu iki bölümle ilgili yine spoiler vermemek adına bir şey yazmadım ve keyfini okurken size bıraktım. Ben bu eseri okuduktan sonra “Hedeflerime ulaşmam için nasıl bir karakter ortaya koymalıyım?” sorusunu kendime sorarak, ajandama şu cevabı yazdım.

Bakış açını değiştir, işinde iyi niyetli ol, yapmak istediğin bir işte ya da kendine hedef koyduğun bir yolda farklı ol, herkesin gittiği yoldan gitmek yerine kendine yeni bir yol çiz, bu yolda her şeyi de sadeleştir, triyajla fark yaratacağın yetkinliklere yönel, hiçbir sorun ve acıda isyan etme ve aksine üzerine git, önce kendini değiştirerek fark yarat ve sonra da hayatı değiştir.

Ardından ajandamda bu kitabı iki bölüme ayırdım ve birinci bölüme “Pazarlama Taktikleri” başlığını verirken, ikinci bölüme de “Uğur’un Kişisel Gelişim Haritası” başlığını verdim. Bu iki bölüm için de kendime madde madde notlar çıkardım, ayrıca her iki bölümle ilgili de hem bu yazımda paylaştığım hem de paylaşamadığım birçok alıntıyı işledim. Gelelim bu iki bölüme.

Pazarlama Taktikleri

1-     Bakış açısı değişikliği.

2-     Herkesin gittiği yolun aksine, farklı ve yeni bir yol bulmak.

3-     Bu yolda fark yaratabilmek.

4-     Her şeyin başında önce iyi niyet.

5-     Müşterinin, ürünümüzle neyi çözebileceğine odaklanmak.

6-     Acayip bölümünde yer verilen o altı harfin altın değerinde şifreleri.

 

Uğur’un Kişisel Gelişim Haritası

1-     Heves olmazsa olmaz.

2-     24/6 İmer Özer formülü yani sadeleştirmek.

3-     İlgi değil, bilgi.

4-     Zamanımızı ve enerjimizi en yetenekli olduğumuz şeyleri yapmaya kullanmak. Zamanımızın çoğunu ilgi alanına değil, etki alanına harcamak.

5-     “Ne yapacağız?” değil, “Ne yapmayacağız?” diyebilmek. Yani bakış açısı değişikliği.

6-     Çok bilgiye sahip olmaktansa, herkeste olmayan bilgiyi edinebilmek.

7-     Bir sorunda isyan etmek ya da vazgeçmek yerine, “Bunu nasıl çözerim?” bakış açısı.

8-     Yaratıcılık için soruların ve sorunların üzerine gitmek.

9-     Sıradan yapma, sıra dışı yap.

10- Değişimine ayak uyduramayan tüm kabuklarını at ki hem değişirken geliş hem de gelişirken değiş.

11- Bu kitabın bir kısmında yer verilen hikâyedeki gibi tavuk ya da tilki olma, ormandaki aslan ol.

12- Sorunlarda ve hedef belirlemede triyaj taktiğini kullan.

“ACAYİP” kitabı sayesinde çıkardığım bu on iki madde, kütüphanemde benim artık her gün görebileceğim bir yerde yazılı duruyor. Bakalım sizler bu kitabı okuduktan sonra kendinize nasıl bir yol haritası çıkaracaksınız?

Bakış açısını değiştirmek isteyene, pazarlama konusunda fark yaratmak isteyene, işletme körlüğünü yenmek isteyene, hangi işle uğraşırsa uğraşsın gerçekten başarılı olmak isteyene acayip bir tavsiyem var: “ACAYİP”i okuyunuz.

Kaleminize, emeğinize sağlık İmer Bey. Okuyucularınıza muhteşem bir başucu kitabı sunmuşsunuz. Daha çok yazmanız dileğimle.

Çok okuyun, kitapla ve sevgiyle kalın…