30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorduk oysa.. Türk halkının esaretten kurtulduğu o muhteşem mücadelenin zafer günü.. Gururlu ve onurluyduk.. Ta ki o kara haber duyulana kadar.. Girne açıklarında bir yolcu gemisi batmıştı.. İçerisinde yüzlerce yolcusuyla birlikte..
Dile kolay yüzlerce can!
Dakikalar saatleri kovaladı, resimler videoları.. Öylesine acı veren görüntüler ortaya çıktı ki; insanlığımızdan utandık yine.
Gemide sıkışıp kalan çocuklar, hareket edemeyen yaşlılar… Evlatlarını kaybeden annenin acı feryadı.. Eşinin çocuğunun akıbetini bilmeden endişe içerisinde bekleyen babayı.. Bu yazı kaleme alınırken hala 18 kişiden haber alınamamıştı.. İnsanın söylemeye dili varmıyor ama bu saatten sonra canlı kalmaları mucize olur.. Keşke olsa!
Kriz masaları oluştu, devlet büyükleri devreye girdi..
Arama kurtarma çalışmalarına hız verildi..
Olay çok büyüktü, acı da öyle..
Kıbrıs açıklarında yaşanan deniz faciasının ardından sosyal medyada yazılan bazı cümleler tam olarak bunu yaptı.
İnsanlığın ne kadar kolay kaybedilebildiğini gösterdi.
Rakamları okumak kolay.
8 ölü.
18 kayıp.
Ama o rakamların arkasında yarım kalan hayatlar var.
Onların hiçbirinin denize düşerken milliyeti yoktu.
Boğulurken pasaportlarının rengi önemli değildi.
Bir insan suyun içinde nefessiz kaldığında Türk, Rum, İngiliz ya da başka bir milletten olmaz.
Sadece yaşamak isteyen bir insan olur.
Ölümün karşısında bile nefret edebilmek
Facianın ardından dünyanın farklı yerlerinden taziye mesajları gelirken Güney Kıbrıs'taki bazı sosyal medya kullanıcılarının yazdığı yorumlar ise insanın kanını dondurdu.
Ölenlerin Türk olduğunu vurgulayan, insanların ölümünden memnuniyet ifade eden ve ölümleri küçümseyen mesajlar paylaşıldı. Sözcü'nün aktardığına göre söz konusu nefret mesajları, Kıbrıslı Rumlar arasında da ciddi tepki gördü. Çok sayıda kişi yorumları kınarken Rum yazar Marinos Nomikos da bu zihniyete sert şekilde karşı çıktı. Aynı zamanda birçok Rum vatandaşı hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajları yayımladı.
İşte tam burada önemli bir çizgi çekmek gerekiyor.
Bu mesele Türklerle Rumların meselesi değil.
Bir tarafta Türkler, diğer tarafta Rumlar yok.
Bir tarafta ölüm karşısında bile nefret kusabilenler var.
Diğer tarafta ise karşısındaki insanın kimliğine bakmadan onun acısını hissedebilenler.
Vicdanın milliyeti olmadığı gibi vicdansızlığın da milliyeti yok.
Nefret bir bayrağın altında doğmuyor.
İnsanlığını kaybeden herkesin içinde büyüyebiliyor.
Yazımı noktalarken, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara geçmiş olsun diliyorum.