Altın Krallık Lidya

Bu kitap sayesinde yeni bir yazarla tanışmanın mutluluğunu yaşadım. Altın Krallık Lidya, Deniz Hanım'ın okuduğum ilk kitabı oldu.

Kitapla ilgili olarak öncelikle şunu söylemek isterim, bu eserde baştan sona yani kuruluşundan yıkılışına tam bir Lidya tarihi okumuyorsunuz. Daha çok mitolojik olarak ele alınan Lidyalıları; kitapta yer alan dönemiyle beraber kralı, kraliçesi, kralın oğulları ve etraflarında bulunan belli başlı arkadaşlarıyla tanıyacaksınız. Tabii ki Perslerle olan savaşa ve aralarındaki ilişkilere de tanık olacaksınız.

Kitabın akıcılığı muhteşem, elinize aldığınızda sayfaların akıp gittiğini anlamayacaksınız. Sona gelmek için bir an önce okumak istesem de tarih olduğu için bunu yapamadım. Not almanız gereken çok fazla detayla karşılaşacaksınız.

Kitapta karşınıza çıkan tüm karakterleri kim olduklarıyla beraber bir kenara yazarak okumanızı tavsiye ederim. Kitabın tam olarak anlaşılabilmesini ve ele alınan dönemdeki karakterleri iyi bir şekilde tanıyabilmenizi sağlayacaktır.

Hatta Lidyalılar ve Persleri, bir kâğıda altlarına soyağacı diyagramı çizerek ve kişileri bu kısımlarda belirterek kitapta ilerlemeniz, okumayı çok daha keyifli hale getirecektir. Yan karakterleri de kimlerle bağlantılı olduklarını tanımlayarak notlar almanız, eserde ele alınan döneme tam bir hakimiyet sağlayacaktır.

Kitabın mitolojik havası ise esere farklı bir tat katmış. Deniz Hanım, sıradan bir Lidya tarihi anlatmak yerine biraz da mitolojiyle beraber Lidyalıları harmanlayarak, okuyucusuna sıradan bir tarih kitabında olmayan bir ekstra sunmuş.

Kitap akademik bir tarihi çalışma ya da sayfaların altlarında verilen bilgilerin kaynaklarının sunulduğu tarzda yoğun bir Lidya tarihi içermiyor. Daha çok hikâye tarzında bir tarih yer alıyor. Yine de ele alınan dönemiyle beraber Anadolu’nun bu kadim uygarlığı ile ilgili birçok detaya ulaşacaksınız. Ve hemen üstte belirttiğim gibi akademik bir tarihi anlatım veya kaynaklarla sunulan yoğun bir tarihi anlatım olmadığı için de okunması ve anlaşılması kolay bir tarihi kaynak olmuş. Deniz Hanım, mitolojik havasıyla ve yalın anlatımıyla bir Lidya dönemine fener tutarak okuyucusunu aydınlatmış.

Kitapta Lidya’nın son kralı olan Kroisos dönemi ele alınırken, burada entrikaları, ihaneti, bağlılığı ve sadakati karakterleri tanıdıkça göreceksiniz. Kralın büyük oğlu Atys ve küçük oğlu Pythos ile olan farklı ilişkileri, uygarlığın ritüelleri ve inançları, saraydaki yaşamları, Frigliler ve Perslerle olan ikili ilişkiler, uygarlıklar arasında zamanında yapılan stratejik ve siyasi hamleler ve bunların getirdiği sonuçlar, dönemin entrikaları etkileyici bir şekilde anlatılmış.

Perslerle yapılan son savaş ve ağır Lidya yenilgisi ise kitabın son bölümü olmuş. Başlarda kitapta aksiyon ne zaman başlayacak diye düşünebilirsiniz hatta ben bu duruma düştüm ama ilk kısımlarda ele alınan kurgu çerçevesinde Kroisos döneminin önemli karakterlerini tanıyoruz ve uygarlığa ait bazı ritüelleri öğreniyoruz. Frigler ve Perslerle olan ilişkiler ve savaş tansiyonunun hissedildiği bölümler ise tabii en hızlı akan ve sürükleyen kısımlar olmuş.

Küçük kardeş Pythos’un üzücü yaşamı ve içsel çöküşü, Kral Kroisos’un savaşlara hep büyük oğlu Atys’i göndermesi ve hep ön planda Atys’i tutması ise kitabın sonunda bizi Pythos’un yaşadıklarıyla beraber okuyucuyu üzecek. Çeşitli entrikalar sonucunda katledilenler ise yine Lidyalıların içlerinde yaşadıkları karmaşayı ve bilmeceyi gözler önüne seriyor.

Ancak bu kitabı okumadan önce Lidya tarihini tam anlamıyla anlatan bir kitap okumanızı ya da Lidyalılar ile ilgili araştırma yaparak, bu kadim uygarlığı tanımanızı tavsiye ederim. Sonrasında Deniz Hanım’ın kitabını okumanızı öneriyorum. Böylelikle bu kitabı daha iyi anlayacaksınız ve tarihin önemli uygarlıklarından olan Lidyalıların son kralı Kroisos dönemini çok daha iyi keşfedeceksiniz.

Çünkü tarih kitapları bir uygarlığın sadece belli bir dönemini ele alınca ya da bir kral ya da padişahın hayatının bir kısmı anlatıldığında, bunların önceleri ve sonraları merak ediliyor, akıllarda soru işaretleri kalıyor.

Ancak sadece belirli bir dönemin ele alınması da o kısa zaman aralığını daha derinlemesine keşfetmeye fayda sağlıyor. “400 sayfaya bir uygarlığı komple sığdırmak mı faydalı yoksa uygarlığın bir dönemini anlatmak mı?” Diye sorsam sanırım çoğunluk ikinci seçeneği söyler. Dolayısıyla Deniz Hanım yaklaşık 450 sayfa süren kitabında sadece son Kral Kroisos dönemini anlatarak, o dönemin en ince detayları ile aydınlatılmasını sağlamış. O yüzden üstte belirttiğim gibi Lidyalıları komple anlatan bir araştırmadan sonra bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Kitabın yalın anlatım tarzı, tarihe katılan mitolojik havayla yaratılan kurgusu, ağır bir tarihsel anlatımdan ziyade hikâyeleştirilerek anlatılması, komple bir uygarlığı değil de o uygarlığın tek bir dönemi incelendiği için o dönemin derinlemesine ele alınması, karakterlerin çok iyi tanıtılması kitabın hoşuma giden, kaliteli bulduğum ve bir tarih kitabında fark yaratan özellikleriydi.

Ancak bu iyi yanlarının yanında, bir tarih kitabında arayıp da bulamadığım iki eksikliği hissettim:

1- Tarih kitaplarında dönemin geçtiği yerlerin, uygarlığın bulunduğu coğrafyanın, önemli savaşların yaşandığı yerlerin kitabın belirli sayfalarında ara ara haritalarda gösterilmesi ise benim beklediğim bir detay oluyor ancak çoğu tarih kitabında bulunmuyor. Bu kitapta da yoktu.

2- Yine uygarlığın kronolojik şekilde en önemli yaşanan olaylarının kitabın sonunda tarihlerle belirtilmesi ve kraliyetin kuruluştan yıkılışına soyağacına yer verilmesi de tarih kitaplarında öğreticiliği çok etkili hale getiriyor ama bu kısım da yoktu.

Kaleminize ve yüreğinize sağlık Deniz Hanım. Mürekkebiniz hiç bitmesin. Kitaptan aldığım ve Deniz Hanım’ın kaleminden dökülen güzel bir alıntı paylaşmak istiyorum:

“Yapabilecekken yapılamayanlar, insanda ne zamana kadar yük olurdu acaba?”

Çok okuyun, kitapla ve sevgiyle kalın…