☰
✕

Alzheimer'in Türkiye gerçeği

Unutulan Milyonlar: Türkiye'de Alzheimer Hastalığının Bugünü ve Geleceği

Türkiye'de şu anda 600.000 ila 700.000 arasında Alzheimer hastası olduğu tahmin edilmektedir. 2025 yılında yayınlanan ve Türkiye İstatistik Kurumu verilerine dayanan kapsamlı bir araştırmaya göre, 60 yaş ve üzeri nüfusta Alzheimer prevalansı %3,8 olarak saptanmıştır. Bu oran kadınlarda %4,1, erkeklerde ise %3,5 düzeyindedir. Alzheimer, Türkiye'deki tüm demans vakalarının yaklaşık %70'ini oluşturmaktadır. Türkiye hızla yaşlanan bir ülkedir; 65 yaş üstü nüfus oranı her geçen yıl artmaktadır. Uzmanlar, önümüzdeki beş yıl içinde hasta sayısının 800.000 ila 1.000.000 aralığına ulaşabileceği uyarısında bulunmaktadır. Dünya genelinde ise yaklaşık 60 milyon Alzheimer hastası bulunmakta ve bu sayının her 20 yılda bir iki katına çıkması beklenmektedir.

SEBEPLER: YAŞLILIK DEĞİL, HASTALIK

Toplumumuzda en yaygın ve en tehlikeli yanılgı şudur: "Yaşlılıkta unutkanlık normaldir." Oysa Alzheimer, normal yaşlanmanın bir sonucu değildir. Beyinde beta-amiloid proteininin anormal birikimiyle oluşan plaklar ve tau proteininin aşırı fosforilasyonuyla meydana gelen nörofibriler yumaklar, sinir hücrelerinin ölümüne ve beyin dokusunun küçülmesine yol açan ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır.

Risk faktörleri şunlardır:

· Yaş: En güçlü risk faktörüdür. 65 yaş üzerinde risk belirgin şekilde artar; 85 yaş üzerinde neredeyse her iki kişiden biri etkilenir.

· Kardiyovasküler hastalıklar: Türkiye'de yapılan ulusal bir araştırma, hipertansiyon, diyabet, koroner kalp hastalığı ve hiperlipidemi gibi çoklu komorbiditelerin Alzheimer riskini yaklaşık 2 kat artırdığını ortaya koymuştur.

· Genetik: APOE-e4 aleli, geç başlangıçlı Alzheimer için önemli bir risk genidir. Aile öyküsü olanlarda risk 2 ila 4 kat artabilir.

· Yaşam tarzı: Düşük eğitim düzeyi, fiziksel hareketsizlik, sigara, alkol ve sosyal izolasyon riski artırmaktadır.

Önemli mesaj: Damar sağlığını korumak, beyni korumaktır.

TEDAVİ: YENİ UMUTLAR VE ERİŞİM SORUNU

Alzheimer tedavisinde uzun yıllar yalnızca semptomatik ilaçlar (donepezil, rivastigmin, memantin) kullanılmıştır. Ancak 2023'ten itibaren hastalık modifiye edici tedaviler gündeme gelmiştir.

Lecanemab ve donanemab adlı antikor ilaçları, klinik çalışmalarda hastalığın ilerlemesini yaklaşık %30 yavaşlatmıştır. Ancak bu ilaçlar:

· Yalnızca erken evre hastalarda etkilidir,

· ARIA (amiloid ilişkili görüntüleme anormallikleri) riski nedeniyle sık MRI takibi gerektirir,

· Maliyeti son derece yüksektir.

Türkiye'de durum: Bu yeni tedaviler henüz Türkiye'de ruhsatlandırılmamış ve geri ödeme kapsamına alınmamıştır. Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı, hastaların "yeni tedavilere adil ve zamanında erişebilmesi" için acil düzenlemeler yapılması çağrısında bulunmaktadır. Türkiye, pTau-217 plazma testi gibi biyobelirteçleri erken teşhis için kullanıma sunmuş olsa da, tedaviye erişim konusunda ciddi bir açık bulunmaktadır.

HASTA YAKINLARI: GÖRÜNMEYEN KAHRAMANLAR

Alzheimer'da bakım yükü neredeyse tamamen ailelere, özellikle de kadınlara düşmektedir. 2025 yılında yapılan nitel bir araştırma, Türkiye'deki hasta yakınlarının şu sorunlarla karşılaştığını ortaya koymuştur:

· Bürokratik engeller ve parçalanmış hizmetler,

· Ekonomik zorluklar,

· Sosyal izolasyon,

· Psikolojik tükenmişlik.

Karşıyaka Belediyesi Gündüz Bakım Evi'nde psikolog, hasta yakınlarına şu mesajı vermektedir: "Uçaktaki oksijen maskesi gibi düşünün: Önce kendinize takın. Siz iyi olursanız, hastanız da iyi olur."

Türkiye Alzheimer Derneği, 2025 Dünya Alzheimer Günü'nde hasta yakınlarının taleplerini şöyle sıralamıştır:

· Sağlık hizmetlerinde daha fazla anlayış ve destek,

· Engelli raporu işlemlerinin kolaylaştırılması,

· Gündüz bakım merkezleri ve yaşam merkezlerinin artırılması,

· 7/24 acil psikolojik destek hattı,

· Özel bakım evlerinin denetlenmesi ve kalitesinin artırılması,

· Alzheimer hastalarına özel ulaşım ve bakım programları.

Dernek ayrıca Alz-Tag projesiyle akıllı takip cihazları kullanarak hasta kaybolmalarını önlemeyi ve yedi şehirde hasta yakınlarına eğitim atölyeleri düzenlemeyi hedeflemektedir.

ÖNÜMÜZDEKİ 5 YIL: KARANLIK TABLO

Türkiye'nin 65 yaş üstü nüfus oranı şu anda yaklaşık %10'dur. 2050'de bu oranın %23'e çıkması beklenmektedir. Bu demografik dönüşüm, Alzheimer hasta sayısında 2 ila 2,5 kat artış anlamına gelmektedir.

Önümüzdeki 5 yıl için öngörüler:

· Hasta sayısı 800.000 – 1.000.000 aralığına ulaşacak,

· Bakım ihtiyacı olan hasta sayısı katlanarak artacak,

· Mevcut bakım altyapısı yetersiz kalacak.

Akademik araştırmalar açıkça uyarıyor: "Türkiye'nin kamu, yerel ve özel sektör kuruluşları, mevcut ve gelecek projeksiyonları göz önüne aldığında bakım modellerine hazırlıklı değildir." Erken evre için gündüz yaşam merkezleri, orta ve geç evre için bakım evleri yetersizdir. Evde bakım hizmetleri "erişilmesi zor ve pahalıdır." Türkiye'de Alzheimer prevalansı, insidansı ve mortalitesine dair güvenilir istatistiksel veri eksiktir.

PALYATİF BAKIM VE GERİATRİ: SON DÖNEMDE ONUR

Alzheimer, ölümcül bir hastalıktır. İleri evrede hasta yürüme, konuşma ve yutma yeteneğini kaybeder; tamamen başkalarına bağımlı hale gelir.

Bu evrede tıbbi hedef "tedavi" değil, "konfor ve onur" olmalıdır. Uluslararası palyatif bakım konsensüsü, ileri demans hastaları için önceden bakım planlaması yapılmasını önermektedir. Bu planlama şunları içermelidir:

· Hastanın yaşam sonu tedavi tercihleri,

· Yaşam uzatıcı tedavilerin ne zaman durdurulacağı,

· Ağrı ve sıkıntının nasıl yönetileceği.

Araştırmalar, palyatif ve hospis bakımı alan demans hastalarında ağrı ve anksiyete kontrolünün daha iyi olduğunu, hastanede ölüm oranının daha düşük olduğunu ve ailelerin memnuniyetinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Geriatri alanında ise Türkiye'de uzman hekim sayısı yetersizdir. Yaşlı nüfusun hızla artmasına karşın geriatrik bakım kapasitesi aynı hızda genişlememektedir. Alzheimer hastalarının çoğu, geriatri uzmanına erişememekte ya da geç ulaşabilmektedir.

GÖRÜNMEYENİ GÖRMEK

Pencerenin önünde oturan 83 yaşındaki Ayşe, mutfakta duran kadının kızı olduğunu hatırlamıyor. Kızı ise üç yıldır deliksiz bir uyku uyumadı. Annesinin iyileşmeyeceğini biliyor. Ama bilmediği bir şey var: Türkiye'de onun gibi yüz binlerce insan, aynı sessizlik içinde, aynı yükü tek başına taşıyor. Uzun yaşam bir armağan olmaktan çıkıp sonu gelmeyen bir tükeniş savaşına dönüştüğünde, bakıma muhtaç olan yalnızca hasta değildir.

Türkiye'nin acilen ihtiyaç duyduğu şeyler:

1. Ulusal Alzheimer strateji planı ve güvenilir veri altyapısı,

2. Erken teşhis için birinci basamakta tarama ve farkındalık,

3. Gündüz bakım merkezleri ve evde bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması,

4. Hasta yakınlarına psikolojik ve maddi destek,

5. Palyatif bakım ve geriatri alanında kapasite artırımı,

6. Yeni tedavilere erişim için geri ödeme düzenlemeleri.

Unutmak insani bir durumdur. Ancak görmezden gelmek bir tercihtir. Türkiye, bu tercihi bir an önce değiştirmelidir.