TBMM (AA) - Türkiye'de habercilik sektörünün gelişimini desteklemek, etik değerlerin korunmasını sağlamak, güvenilir ve kaliteli içerik üretimini teşvik etmek amacıyla Anadolu Ajansı (AA) tarafından TBMM himayelerinde gerçekleştirilen Anadolu Ajansı Haber Ödülleri töreni, TBMM Tören Salonu'nda yapıldı.
Bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmada, geleneksel habercilikte üstün başarı gösteren çalışmaların yanı sıra dijital medya ve modern habercilik tekniklerini yenilikçi bir vizyonla uygulayan projeler değerlendirildi, farklı kategorilerdeki 7 ödül sahiplerini buldu.
'Halide Edip Kadın Gazeteciler Özel Ödülü'ne, 'Tanıdık bir yaşam, çalınmış bir anlatı' haberiyle Fokus Plus'tan Sare Aydın layık görüldü.
'TDK Haberde Türkçe Kullanımı Özel Ödülü'nü, 'Türk kültür tarihine bir ışık: Saraycık Testisi'nde Kutadgu Bilig izleri' başlıklı haberiyle TRT Haber'den Ayşe Şimşek, 'En İyi Yeni Medya Haberi Ödülü'nü 'Gazze'nin Beyaz Önlüklü Direnişçisi' başlıklı haberiyle GZT'den Zeynep Rana Çetin aldı.
'En İyi Televizyon Haberi Ödülü'nü 'Sessiz işgal Chabad' haberiyle Habertürk Televizyonu'ndan Behesti Abdullah Tekin ve Mertcan Öztürk, 'En İyi Yazılı Basın Haberi Ödülü'nü '4 Taksitle Tetikçi' haberiyle Milliyet Gazetesi'nden Çiğdem Yılmaz, 'Parlamento Özel Ödülü'nü Sabah Gazetesi'nden Ali Ekeyılmaz, 'Yılın Haberi Ödülünü' ise 'Mattia Ahmet Minguzzi' haberiyle Sabah Gazetesi'nden Erdoğan Yapık kazandı.
Aydın'a ödülünü AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, Şimşek'e ödülünü İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Çetin'e ödülünü HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Öztürk'e ödülünü İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Çiğdem Yılmaz'a ödülünü eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, Ekeyılmaz'a ödülünü eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Yapık'a ödülünü TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş verdi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: TRT ve Anadolu Ajansının çalışmaları siyonist propagandayı ters yüz etmiştirTBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Gazze'de yaşanan insanlık dramının ve siyonist rejimin gerçekleştirdiği soykırımın dünyaya duyurulmasında TRT ve AA'nın yürüttüğü çalışmaların önemine dikkati çekerek, 'Türkiye'nin iki ana habercilik unsuru olan TRT'nin ve Anadolu Ajansının büyük gayretleriyle hakikati gerçekten ortaya çıkarma çalışmaları, küresel ölçekte herhalde kabili kıyas olmayan fevkalade güçlü siyonist propaganda mekanizmasını ters yüz etmiştir.' dedi.
Bu yıl ikincisi düzenlenen törenin açılışında yaptığı konuşmada Kurtulmuş, AA'nın haber ödüllerinin ikincisini idrak etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, 'Bu salonda çok çeşitli programlar yapıyoruz. Bu programlar içerisinde hiç şüphesiz, Anadolu Ajansının yapmış olduğu haber ödülü programının ayrıcalıklı bir yeri var. Geçen sene ilkini yaptık, bu sene ikincisini yapıyoruz. Eğer nasip olur önümüzdeki sene üçüncüsünü de yapmak mümkün olursa bundan sonra da artık bu iş gelenekselleşmiş anlamına gelir ve inşallah uzun süre devam eder. Anadolu Ajansının değerli yöneticilerini, İletişim Başkanımızı ve bütün emeği geçen arkadaşlarımızı yürekten tebrik ediyorum.' ifadesini kullandı.
Gazetecilik mesleğinin önemine dikkati çeken Kurtulmuş, bu meslek için vazgeçilmez olan temel hususlardan birisinin, gerçeğin ve hakikatin peşinde koşmak olduğunu söyledi. Kurtulmuş, 'Gerçeğin, hakikatin peşinde koşmadan habercilik de gazetecilik de yapılamaz.' diye konuştu.
Özverili ve fedakar çalışmalar gerçekleştirmekten asla yılmamak gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, 'Yeri geldiği zaman uykusuz, yeri geldiği zaman zor seyahatler, yeri geldiği zaman baskı ortamlarıyla muhatap olmak ama asla hakikatin ortaya çıkması konusunda fedakar çalışmalardan vazgeçmemek herhalde habercinin en temel şiarlarından birisidir. Haberciliğin de meslek ilkelerinden, temel ilkelerinden birisidir.' değerlendirmesinde bulundu.
Kurtulmuş, adanmışlık duygusuyla hareket ederek gerçeğin ve hakikatin ortaya çıkması için cesur bir şekilde faaliyetleri sürdürmek gerektiğini aktararak, bunlardan birisi eksik olursa tam manasıyla başarılı bir habercilikten bahsetmenin mümkün olmayacağını vurguladı.
Son yıllarda özellikle Gazze'deki insanlık dramlarının, siyonist rejimin soykırımının dünyaya duyurulmasında TRT ve AA'nın ortaya koyduğu çalışmalara dikkati çeken Kurtulmuş, 'Türkiye'nin iki ana habercilik unsuru olan TRT'nin ve Anadolu Ajansının büyük gayretleriyle hakikati gerçekten ortaya çıkarma çalışmaları, küresel ölçekte herhalde kabili kıyas olmayan fevkalade güçlü siyonist propaganda mekanizmasını ters yüz etmiştir.' şeklinde konuştu.
Bugün dünyada siyonist rejimin ve küresel siyonist habercilik mekanizmasının sahip olduğu etkinin başka hiçbir grupla kıyaslanamayacak kadar güçlü olduğuna işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Beşeri anlamda söylüyorum ama bizatihi hakkın, haklı olmanın vermiş olduğu güç ise her şeyin üstündedir. Eskilerin çok sık tekrarladığı bir söz: 'Hak en üstündür. Asla hak olana, haklı olana kimse üstün gelemez.' Dolayısıyla Filistin'de haberci kardeşlerimizin, dostlarımızın canları pahasına ortaya koydukları, hakkı tutup kaldırma faaliyetleri de İsrail'in küresel ölçekteki siyonist propaganda mekanizmasını yerle bir etmiş, onun örtmeye çalıştığı gerçekleri su yüzüne çıkarmıştır. Bundan dolayı da dünyada Filistin davasına destek veren bütün Filistinli gazetecileri ve bütün Filistin dostu gazetecileri tebrik ediyorum, şehitlere Cenabıallah'tan rahmet diliyorum.'
'Her zaman hakkın, hakikatin sözcüsü olmaya devam edeceğiz'Türkiye'nin büyük hedefleri bulunan bir ülke olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, 'Sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye formülüyle ifade ettiğimiz şey sadece tek bir kurumun, sadece tek bir alanın çok güçlü olmasıyla ifade edilemez, gerçekleştirilemez.' diye konuştu.
Sadece bir alanda güçlü olmanın 'güçlü, büyük Türkiye' idealinin oluşması için yeterli olmayacağının altını çizen Kurtulmuş, şunları kaydetti:
'Ekonomisiyle, sanayisiyle, ordusuyla, savunma sanayisiyle, demokrasisiyle, Meclis'iyle her alanda güçlü olan bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz. Hiç şüphesiz bunun başında gelen alanlardan birisi de medyanın güçlü olduğu bir Türkiye olmaktır. Medyası güçlü olmayan, medyasının söylediği sözün itibarı olmayan, medyada dile getirilen konuların Türkiye ve dünya gündeminde etkisi olmayan Türk medyasının, güçlü Türkiye hedefine de katkı sunmayacağı aşikardır. Onun için diyoruz ki sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye'nin vazgeçilmez unsurlarından birisi de güçlü bir Türk medyasına sahip olmak, Türkiye'nin medyasının bütün kurumlarıyla, kamu kurumlarıyla, kamu medyacılığıyla ve özel sektör medyacılığıyla güçlü olması için gayret sarf etmektir. Bu çerçevede medyamızda bu niyetle hareket eden herkesi takdirle ifade ediyoruz. Özellikle Anadolu Ajansının bu sürede ortaya koymuş olduğu performansı da takdirle karşıladığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum.'
İsrail'de Netanyahu ve çetesinin Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanması sürecinde sunulan delillerin önemli bir kısmının, AA ve TRT tarafından tespit edilen deliller olduğunu aktaran Kurtulmuş, 'Bu, fevkalade önemlidir. Hakkın, hakikatin ortaya çıkarılması için bu çabayı da takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Anadolu Ajansı ve TRT ile Türkiye'nin kamu yayıncılığı başta olmak üzere Türk medyasının tamamında bu gücü inşallah en güzel şekilde kullanacağız ve her zaman hakkın, hakikatin sözcüsü olmaya devam edeceğiz.' ifadesini kullandı.
Ödül töreninin hayırlı olmasını temennisinde bulunan Kurtulmuş, 'Jüride görev yapan değerli arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. Yarışmaya katılan çok sayıda arkadaşımızın arasında titizlikle seçimler yapıldı ve 7 kategoride biraz sonra ödüllerini tevdi edeceğimiz arkadaşlarımız Anadolu Ajansının Haber Ödülleri'ne layık olacaklar. Kendilerini tebrik ediyorum, Anadolu Ajansını tebrik ediyorum.' diye konuştu.
İletişim Başkanı Duran: Hakikatin görünür kılınması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruzCumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı olarak hakikatin görünür kılınması amacıyla var güçleriyle çalıştıklarını belirterek, 'Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, sahte içeriklerin hızlıca tespit edilmesi ve doğru bilgilendirmenin yapılabilmesi için bütün kamu kurumlarımızla beraber çalışıyor.' dedi.
Duran, konuşmasında, Milli Mücadele günlerinde, Gazi Mustafa Kemal'in talimatıyla kurulan AA'nın ilk yıllarda milletin haklı davasını tüm dünyaya anlatmak gibi stratejik bir sorumluluğu üstlendiğini söyledi.
AA'nın, her geçen gün güçlenen içeriği ve yayın çizgisiyle Türkiye'nin en köklü kurumlarından biri haline geldiğini vurgulayan Duran, bugün dünya çapında bir kapasiteye ulaşan Anadolu Ajansı'nın, son yıllarda hem hakikatin sesini güçlü biçimde duyuran hem de Türkiye'de ve dünyada olanları kayıt altına alan güçlü bir hafızaya dönüştüğünü anlattı.
Duran, '106 yıl önce milletimizin haklı davasına ses olmak için yürütülen mücadelenin bugün, dezenformasyona ve manipülasyona karşı hakikatin sesini yüceltmek sorumluluğuyla devam ettiğine canı gönülden inanıyorum.' değerlendirmesinde bulundu.
Bu dönemde televizyonun ve yazılı basının yerini büyük ölçüde dijital mecraların aldığına dikkati çeken Duran, mecralar değişse dahi küresel aktörlerin medyayı hala 'kitleleri tek tipleştirmenin' bir aracı gibi görmeye devam ettiğini, geçmişte kitle iletişim aracı olarak televizyonların bu yönde bir misyonu bulunduğunu dile getirdi.
Duran, geçmiş dönemlerde televizyonda sunulan bilgilerin kamuoyu tarafından mutlak doğru kabul edildiğini, zaman zaman çıkar çatışmaları ve ideolojik önceliklerin hakikatin kendisi gibi takdim edildiğini aktardı.
Soğuk Savaş'tan sonra tek kutuplu bir dünya kurulurken küresel medyanın, askeri müdahalelerin meşrulaştırılma mecrası olduğunu anlatan Burhanettin Duran, 1991 yılında Körfez Savaşı'nın, taraflı ve tek yönlü biçimde CNN televizyonundan günlerce canlı yayınlandığını kaydetti.
'Öldürenleri naklen ifşa ettiniz'CNN'in yayınları ile savaş ve ölümün insanların eğlencesi haline getirildiğini söyleyen Duran, 'Ekranlarda boy gösteren silah uzmanları ve petrole bulanmış karabatak kurmacası zaten milyonların zihninde başka bir halkın bombalanmasının rızasını oluşturmuştu.' dedi.
Savaş sürerken ünlü Fransız düşünür Jean Baudrillard'ın, televizyonlara çıkarak 'Bu bir komando seremonisidir.' ifadesini kullandığını hatırlatan Duran, Körfez Savaşı'nın, ekran başında izleyenler için bir gösteri olduğunu vurguladı.
İletişim Başkanı Duran, ekranda bu gösteri izlenirken, şehirlerin bombalandığını, izleyicilerin iştahını kaybetmediğini ve uykularının kaçmadığını belirtti.
Savaş döneminde medyanın aktardığı olaylarla toplumları istediği gibi şekillendirdiğini ve dünya çapında istediği algıyı oluşturduğunu ifade eden Duran, şöyle devam etti:
'Peki bu anlattıklarım bugün için hala geçerli mi? İstenen olaylar tek tek bir merkezden ve aktardığım gibi tek yönlü inşa edilebiliyor mu? Benim cevabım, hayır. Clausewitz'in 'Savaş Üzerine' eserini bilirsiniz. O kitapta insanlığın neredeyse neolitikten ateşli silahların icadına kadar benzer yöntemlerle savaştığı anlatılır. Ateşli silahlar, savaş taktiğinin seyrini, mecrasını, sonsuza kadar değiştirmiştir. Ben de benzer bir durumu bugün dijital mecralar için olduğunu düşünüyorum. Bu mecralar, algoritmalara ve teknofaşizme rağmen içerik üretmenin doğasını da geri dönülemez şekilde değiştirmiştir. Körfez Savaşı'nda sahte görüntülerle Bağdat'ın bombalanmasını meşrulaştıran ve kitlelerde rıza oluşturan medya, bugün aynı rızayı Gazze için oluşturamadıysa işte sizlerin, gazetecilerin, Ajansımızın bu mecraları üst düzey kullanılması etkili oldu. Sizler, 7 Ekim'den beri birçok dilde yaptığınız ısrarlı yayınlarla, savaş bölgesindeki varlığınızla, sahadan getirdiğiniz bilgilerle, 'Kanıt, Tanık, Sanık' gibi yayınlarla, hakim bir anlatıyı yerle bir ettiniz. Sizler, ölümü naklen yayınlamadınız, öldürenleri naklen ifşa ettiniz. Uykusu kaçmadan, mağduru ve mazlumu gösteri malzemesi yapan yekpare bir savunma hattını yıktınız. Bugün bu anlatı çeşitlendiyse ve hakikat evlere, kalplere sızdıysa bu, fedakar gazeteciler sayesinde oldu.'
'Gazeteciliğin yol gösterici niteliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz'Duran, yıllarca Gazze'deki hukuksuz ablukayı, Filistin'de hayatı cehenneme çeviren kontrol noktalarını ve kendisine 'Yerleşimci' diyen işgalcileri görmeyenlerin artık hakikati görmeye başladığının altını çizdi.
'Sesi olduğunuz her bir mazlum için gazetecilerimize teşekkür ediyorum.' diyen Duran, İsrail'in, Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarında katlettiği gazetecileri andı.
Duran, şunları kaydetti:
'İletişim Başkanlığı olarak bizler de hakikatin görünür kılınması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, sahte içeriklerin hızlıca tespit edilmesi ve doğru bilgilendirmenin yapılabilmesi için bütün kamu kurumlarımızla birlikte çalışıyor. Bizim nazarımızda dezenformasyondan daha önemli bir konu ise vatandaşlarımızın medya okuryazarlığı refleksini kazanabilmesidir. Bu konuda eğitimlerimiz ve projelerimiz devam ediyor. Asıl amacımız, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda sağlıklı iletişimi güçlendirmek ve ülkemizin iletişim ekosistemini çok daha güçlü hale getirmektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettikleri gibi 'Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hale geldiği bir medya düzeninde gazetecilik, toplum için adeta pusula işlevi görür.' Bu bağlamda gazeteciliğin yol gösterici niteliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.'
Anadolu Ajansı Haber Ödülleri'nin, nitelikli gazeteciliği teşvik etmesi ve mesleki başarıyı takdir etmesi açısından önemli bir işe imza attığını belirten Duran, bu ödüllerin, hakikatin peşinden giden ve meslek ilkelerinden taviz vermeyen gazeteciliğin her zaman destekleneceğine dair bir umudu da diri tuttuğunu vurguladı.
Duran, 'İletişim Başkanlığı olarak gazetecilerin sorunlarını yakından takip ediyor, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve mesleki imkanlarının geliştirilmesi için gayret gösteriyoruz. Bu anlayışla gazetecilerimizin ve medya kuruluşlarımızın yanında olmaya ve nitelikli, sorumlu haberciliği her zaman desteklemeye devam edeceğiz. Gazeteciliğin geleceğinin hala parlak olduğunu ve olması gerektiğini düşünmek istiyorum.' şeklinde konuştu.
Ödül alan gazetecileri tebrik eden Duran, Haber Ödülleri platformunun oluşturulmasında emeği olanları, jüri üyelerini ve Anadolu Ajansı'nı kutladı.
Burhanettin Duran, himayeleriyle Anadolu Ajansı Haber Ödülleri'ne ev sahipliği yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a teşekkür etti.
'Benim için gurur verici bir şey''En İyi Yazılı Basın Haberi' ödülünü '4 Taksitle Tetikçi' başlıklı haberiyle alan Milliyet Gazetesi'nden Çiğdem Yılmaz, dönem dönem silah ve uyuşturucu satışlarıyla ilgili haber yaptıklarını anlattı. Yılmaz, 'Özellikle Telegram gruplarına bu tür satışı yapılan şeylere ulaşmak çok kolay. Yine bir gün İstanbul'da bir kuyumcu dükkanına bir saldırı gerçekleşmişti. Saldırıyı yapana da işte para karşılığında tutup yapılmış. Biz de bunun üzerine 'acaba gerçekten böyle tetikçiler var mı?' diye düşündük. Direkt Telegram gruplarına 'tetikçi arıyorum' yazdığımızda onlarca ilanla karşılaştık. Bunların 4-5 kişisiyle iletişime haline geçtik. Haber aslında böyle oldu.' diye konuştu.
Ödülün kendisi için çok anlamlı olduğunu belirten Yılmaz, ''Anadolu Ajansı'nın düzenlemiş olduğu ödül törenlerinde ödül aldım' diyebilirim. Benim için gurur verici bir şey.' değerlendirmesinde bulundu.
'Daha fazla üzerine gideceğiz inşallah''Türk Dil Kurumu (TDK) Haberde Türkçe Kullanımı Özel Ödülü'ne, 'Türk kültür tarihine bir ışık: Saraycık Testisi'nde Kutadgu Bilig izleri' haberiyle layık görülen TRT Haber muhabiri Ayşe Şimşek ise Türk tarihine çok meraklı olduğunu ve Türk dünyası ile ilgili çalışmalar yaptığını söyledi.
Şimşek, Genel Türk Tarihi alanında yüksek lisans yaptığını belirterek, şunları kaydetti:
'Prof. Dr. Mesut Karakulak hocam Kazakistan'daki seyahatinde bir müzede Saraycık Testisi üzerinde Kutadgu Bilig'den sözler olduğunu keşfetmiş. Ben de Türk dünyasının bunu öğrenmesi gerektiğini düşündüm. Türk halkının, edebiyat, tarih okuyan öğrencilerin Kutadgu Bilig'in aslında sadece kitaplarda yer almadığını, herkesin bildiğini, her taşın üzerinde yer aldığını öğretmek istemiştim.'
Ödülü kazandığını duyduğunda çok heyecanlandığını dile getiren Şimşek, 'Türk diline, Türkçeye ve Türk dünyasına önem verilmesi benim için büyük gurur. Dilimiz, kimliğimiz. Türkçe, yaşayan hazinemiz. Meslek hayatımın ilk ödülü. Bu ilk ödülü Anadolu Ajansı tarafından almak, TBMM'de almak büyük bir gurur oldu.' dedi.
'En İyi Televizyon Haberi Ödülü'ne 'Sessiz İşgal Chabad' başlıklı haberiyle layık görülen Habertürk TV muhabiri Behesti Abdullah Tekin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki İsraillilerin yerleşimleriyle alakalı bir haber paketi yaptıklarını söyledi. Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Aslında biraz çekindiğim bir alandı. Kritik ve stratejik bir konuydu. Asimetrik bir hamle yapmaya çalıştık. Bu noktada aslında birçok farklı ödül programı var. Anadolu Ajansı'na özellikle dosya haberimi göndermek istedim. Çünkü hem Genel Müdür Serdar Karagöz'ün vizyonunu bildiğim için hem de Anadolu Ajansı'nın bugüne kadar yapmış olduğu projelerdeki detay noktasında ne kadar ehemmiyet verdiğini yani bir konu işleyişine, arka planına, geliş sürecine ve teknik aşamalarına dikkat ettiklerini bildiğim için 'bu haberle katılacağım' dedim. Ödülle alakalı telefon geldiğinde çok şaşırdım, çok mutlu oldum. Türkiye'nin medya alanındaki en stratejik, anlamlı, prestijli ödüllerinden bir tanesi. Anadolu Ajansı'nın bu haberimize layık görmesi bizi gururlandırdı ve motivasyon olmuş oldu. Daha fazla üzerine gideceğiz inşallah.'
'En İyi Televizyon Haberi Ödülü'nü 'Sessiz İşgal Chabad' başlıklı haberiyle alan Habertürk TV kameramanı Mertcan Öztürk ise Türkiye'nin en prestijli ödüllerinden birine layık görülmekten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Öztürk, 'Bu işe başlama amacımız, edindiğimiz bilgiler doğrultusunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde İsrailli vatandaşların toprak satın alımları gerçekleştirdiğini öğrendik. Bir basın mensubu olarak ne yapabiliriz diye harekete geçtik. Konutları, belgeleri, İsrailli vatandaşlara verilen Türk vatandaşlıklarını görüntüledik. Aldıkları Türk vatandaşlıkları sayesinde yüzde 50 artı 1 toprak satın alma hakkına sahip oluyorlardı, vatandaşlarla konuştuk, halkın nabzını tuttuk.' şeklinde konuştu.
Parlamento Özel Ödülü'ne layık görülen Sabah Gazetesi'nden Ali Ekeyılmaz, 'Anadolu Ajansı yönetimine çok teşekkür ediyorum. Beni gururlandırdı. Çok ödüllerim var ama bunun yeri ayrı tabi. Meclis'te çalışmak tecrübe istiyor. Sanırım onu gözeterek verdiler.' ifadelerini kullandı.
'Türkiye'de ciddi bir farkındalık uyandırdı'En İyi Yeni Medya Haberi Ödülü'ne 'Gazze'nin Beyaz Önlüklü Direnişçisi' başlıklı haberiyle layık görülen GZT Özel İçerik Editörü Zeynep Rana Çetin, haberinde, Gazze'deki Kemal Advan Hastanesi Müdürü Husam Ebu Safiyye'nin hikayesini anlattığını söyledi.
Safiyye'nin halen tutuklu olduğunu belirten Çetin, 'Haberi yaptığım zaman çok büyük bir geri dönüş aldım. Türkiye'de ciddi bir farkındalık uyandırdı. Aynı zamanda Gazze'den de çok fazla destek ve teşekkür yorumu aldım. İnsanların hikayelerini duydukça konuya olan duyarlılığın arttığını fark ettim.' dedi.
Çetin, Anadolu Ajansı Haber Ödülleri'nin düzenlenmesinden dolayı AA'ya teşekkür etti.
'Halide Edip Kadın Gazeteciler Özel Ödülü'ne, 'Tanıdık bir yaşam, çalınmış bir anlatı' haberiyle layık görülen Fokus Plus'tan Sare Aydın, Filistin asıllı bir Türk olduğunu, İstanbul'da doğduğunu, 6 yaşında gittikleri Gazze'de 5 yıl kaldıklarını, sonra Türkiye'ye döndüklerini anlattı.
Gazze'de yaşadıkları sürede İsrail'in saldırılarına maruz kaldıklarını dile getiren Aydın, bu durum dolayısıyla gazeteci olduğunu kaydetti.
Filistinlilerin yaşadığı zulmü anlatmaya devam edeceğini vurgulayan Aydın, şöyle konuştu:
'Yaptığım çalışma tamamen tesadüf eseri karşıma çıkan bir videoyla oldu. Yahudi bir kadın, normal bir yaşam sürdürüyormuş gibi işgal edilmiş Filistin topraklarında yemek yaptığı, çocuğuyla ilgilendiği videolar çekiyordu. Ama bu kesitlerin arkasında aslında tamamen hiç normal olmayan şeyler yaşanıyor. İşgal genişliyor, bir sürü Filistinli'nin evleri gasbediliyor, zorla çıkartılıyor, hapse atılıyorlar ve bunu tamamen normal bir şekilde, normal hayat sürdürüyorlarmış gibi sosyal medyaya yansıtmaya çalışıyorlar. Ben de bunun arka planını, normal olmadığını, Filistinlilerin hayatı üzerinden kurulmuş bir yaşam olduğunu anlatmaya çalıştım.'
'Bu denli büyük etkiye neden olması çok sürpriz oldu''Yılın Haberi Ödülü'nü, 'Mattia Ahmet Minguzzi' haberiyle kazanan Sabah Gazetesi'nden Erdoğan Yapık, Kadıköy'de bıçaklanarak öldürülen Mattia Ahmet Minguzzi'nin anneannesinin sosyal medyada yaptığı yorumu gördükten sonra haberin ortaya çıktığını ifade etti.
Haberin çok büyük ses getirdiğini ve büyük gelişmelere sebep olduğunu aktaran Yapık, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Gazeteciliğin, gazetecilerin, muhabirlerin böyle ödüllendirilmesi çok değerli ve kıymetli. Bu anlamda Anadolu Ajansı'na ve jüri üyelerine çok teşekkür ediyorum, onore ettiler. Sağ olsunlar. Gazeteci, bir plan, program üzerine haber yapmaz, kamuoyunu bilgilendirmek amaçlı yapar. Tabii ki etki bırakmasını, gündeme gelmesini ister fakat öyle bir planla da yola çıkmaz. Tek görevi kamuoyunu doğru bilgilendirmektir. Bu haberin muhteviyatının gerçekten önemli olduğunu biliyordum. Zaten görür görmez de yazdım fakat bu denli büyük etkiye neden olması çok sürpriz oldu.'
Muhabir: Huzeyfe Tarık Yaman, Ali Kemal Akan, Meriç Ürer, Kemal Karadağ