Anadolu’da kurulan ilk Cumhuriyet rejimi hem de tarihsel olarak Türklerin kurduğu ilk cumhuriyet Ankara’da kurulan Ahi Cumhuriyeti’dir. Horasanlı Türkmen Ahiler de ‘halka ve emeğe’ dayanan bir orta çağ cumhuriyetini Ankara’da kurmuşlardı. Tarihte ilk Türk Cumhuriyeti altmış dört yıl süren bu ‘Ahi Türkmen Cumhuriyeti’dir. Türkistan’ın büyük kentlerindeki (Buhara, Semerkant, Taşkent gibi) Türk esnaf ve zanaatkârlar 13. yüzyıl başında Moğol hükümdarı Cengiz’den kaçarak Selçuklu ‘ya sığınır ve Ahi örgütlerini kurarlar. Ahi sözcüğü Arapça “kardeş”, Türkçede “cömert ve yiğit” anlamında kullanılır.
Bu ikinci büyük Türk göçü, Anadolu’ya, özellikle de ticari önemi olan Ankara’ya olur. Ankara’daki askerî otoritenin zayıflamasını fırsat bilen Ahiler yönetimde rol almaya başlar. Sonunda Ahi beyleri Moğollar’ın denetiminde yönetimi de ele alır. Ankara’da 1290’da güçleri eline geçiren Ahiler bu tarihten 1354 yılına kadar Ankara’yı ellerinde tutmuşlar, 1362 yılında da kendilerini feshetmişlerdir. Ünlü gezgin İbn Battuta’ya göre Ahiler, bir belediye başkanı veya bir emir gibi kentte görev yaparlar. Ve ilginç bir şekilde, Ahiler burada bir cumhuriyet idaresi kurmayı başarmıştır.
Osmanlı’nın Ankara’yı fethine kadar burada bir Ahiler Devleti şeklinde gelenek, emek ve barış prensipleri içinde, ilgi çekici bir dürüstlükle devam ettirirler. Ahi hükümeti bir derviş-esnaf cumhuriyeti olup bir bakıma Roma, Yunan site cumhuriyetlerine benzemektedir. Ahi Cumhuriyeti; kendi yasa ve kurallarına uyarak halka hesap veren, kendi askeri ve hukuki gücü olan bir yönetim biçimi oluşturmuştu. Büyük Önder Atatürk, “Fütüvvetname” denilen bir çeşit anayasaları da bulunan ve tarihe “Ankara’nın ilk cumhuriyet deneyimi” olarak geçen Ahi yönetiminden 15 Ocak 1923’te Eskişehir’de gazetecilerle ve halka yaptığı görüşmede şöyle söz eder: “Selçukluların yıkılmasından sonra Anadolu’da küçük değişik yönetimler yanında yalnız Ankara’da bir cumhuriyet yönetimine rastlıyoruz.”
Atatürk yine 6 Mayıs 1924’te gazeteci Yunus Nadi’ye verdiği bir mülakatta şöyle anlatır:
“Ben Ankara’yı coğrafya kitabından ziyade tarihten öğrendim ve cumhuriyet merkezi olarak öğrendim. Hakikaten Selçuklu idaresinin bölünmesi üzerine Anadolu’da teşekkül eden küçük hükümetlerin isimlerini okurken bir ‘Ankara Cumhuriyeti’ni görmüştüm. Tarih sahifelerinin bana bir cumhuriyet merkezi olarak tanıttığı Ankara’ya ilk defa geldiğim o gün gördüm ki, aradan geçen asırlara rağmen Ankara’da hâlâ o cumhuriyet kabiliyeti devam ediyor. Türkiye’nin hemen bütün bölgelerini gezdiğim ve gördüğüm için hükmettim ki, o zaman isimleri cumhuriyet olmayan diğer yerlerin bugünkü halkı da aynı kabiliyetten asla uzak değildir… beni, Türkiye’nin en münasip merkez Ankara olabileceğini düşünmeye sevk eden ilk vesile çok eskidir ve bilimseldir (fennidir.)”
Bir çeşit lonca örgütü olan ve en güçlü merkezi Ankara olarak bilinen Ahiler’in döneminde ticaret çok gelişir. Sofçuluk ve dericilik kente özgü meslekler olarak önem kazanır. Esnaf teşkilatı olan Ahilik, bu dönemde kurumlaşır. Ahiler; göçebe yaşamdan yerleşik düzene, kentleşmeye geçişi hızlandırırlar ve ticarete birtakım ahlaki ve mesleki kurallar getirirler. Ahiler’in aynı zamanda askerî bir eğitim aldıkları da bilinir. Bu teşkilata ilk giren Selçuklu da I. İzzeddin Keykavus olur.
Osmanlı-Ahi bağı Eratna’nın 1352 yılında ölümü üzerine çıkan karışıklıktan Osmanlılar yararlanır. 1354 yılında Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Ankara, geçici olarak “görevli özerklik” verilerek Osmanlı Devleti’ne bağlanır. Kent, 1362 yılında ise Sultan I. Murat Hüdavendigar (1362-1389) tarafından Ahilerden anlaşmayla savaşsız bir biçimde kesin olarak alınır. I.Murat’ın komutanlarından Sunkur Paşa Ankara’yı kuşatır. Bahtiyar Bey’den memnun olmayan Ankaralılar, kaleyi savaşmadan Paşa’ya teslim ederler. I. Murat’ın daha sonraları Ahi olduğuna dair bilgiler vardır.
Bütün Anadolu Beylikleri, Osmanlı’ya katıldıktan sonra Kütahya’da bulunan Anadolu Beylerbeyi merkezi, 1393’te Ankara’ya taşınmışsa da 1462’de merkez tekrar Kütahya’ya nakledilir. Kentte Ortodoks sayısında önemli bir azalma olmasına rağmen, 15. yüzyıl sonlarına kadar Ankara metropolitlik seviyesini korur. Osmanlılar duruma hâkim olsalar da Ahilik kentte yine çok önemlidir. Ahiler, “devlet içinde devlet” gibidirler. Yönetimde hep söz sahibidirler ve Ankara’yı bir “kent devleti” gibi yönetilirler. Ahi Beyliği, Türk tarihinin ilk ve tek kent cumhuriyeti olarak bilinir.
Bu idareye cumhur reisliği yapan isimler sırasıyla şunlardır: 1.Ahi Hüsameddin I. Hüseyin Efendi (1290-1296) 2.Ahi Şerafeddin Mehmed Efendi (1296-1332) 3.Ahi II. Hüseyin Efendi (1332-
Kısacası: Mustafa Kemal ve arkadaşlarının hem Temsil Heyeti oluştuğunda hem TBMM Hükümeti kurulduğunda ve de hem Cumhuriyeti ilan ettikten sonra Ankara’yı başkent seçmesi asla ve asla tesadüfi değildir.