Aynadaki Gerçek

“Kırılmamak İçin Değil, Olgunlaşmak İçin Mesafeli Ol”

Bazen en büyük yanılgımız, bize iyi geldiğini sandıklarımızdan öğreniyoruz mesafeli olmayı. Herkesi kalbimize yaklaştırmak, iyilik değil; çoğu zaman kendimize yaptığımız en büyük haksızlık oluyor.
Kimseyi gözünüzde büyütmeyin. Zira büyüttüğünüz her şey, bir gün sizi küçültebilir. İnsan bazen birine öyle çok anlam yükler ki, sonunda o anlamın altında kendi kalbi ezilir. Bugün şiirler yazdıran o kişi, yarın aynı kaleme ağıtlar yazdırabilir. Hayat, kelimelerin kaderini bile değiştirir çünkü.

Hiç kimsenin size hayaller kurdurmasına, kalbinizi gereğinden fazla meşgul etmesine izin vermeyin. Özellikle de yara bere içindeyseniz… Kalbinize, onu yeniden kanatacak kadar yaklaşan herkesten bir adım geri durun. Çünkü bir yerde okumuştum:
“Bir binanın birçok camı kırıksa, diğerlerini kırmaktan kimse çekinmez.”
İşte, kalp de o camlardan biridir; kırık görünüyorsa herkes eline taş alır. Elbette insanız, güvenmek istiyoruz. Bir kelimenin sıcaklığına, bir bakışın vaadine inanmak istiyoruz. Fakat hayat, her sözü ciddiye almamayı öğretir insana.

Tam “bitti” dediğiniz anda biri elinizi tutar, ya da öyle sandığınız bir yansıma belirir. Oysa siz ellerinizi kaldırdığınızda gerçeğin sadece kendi siluetinize ait olduğunu görürsünüz.
Ve şunu da unutmayın; İlk zorlukta sizden vazgeçenleri kalbinizden çıkartmakta tereddüt etmeyin.
Biliyorum, söylemesi kolay; uygulaması zor… ama imkânsız değil. Çünkü bazen kalbi korumanın tek yolu, onu terk edenlerin gölgesinden uzak tutmaktır.

Sevmeyi bilmeyenlerin elinde solan bir gönülüm, ama hâlâ yeşertmeye çalışan bir ruhum var. Belki de bu yüzden kırıldıkça değil, direndikçe büyüyor insan…

O yüzden her zaman diyorum ki;
Aynada gördüğüne güven sadece.
Vaadlere değil, yüzündeki izlere inan.
Gerisini ise gülümse ve geç.

Çünkü bazen en sağlam sığınak, yalnızca kendi yansımandır.